[YOUTUBE]Mt4ecpWHzGk[/YOUTUBE]
(Bu şarkı eşliğinde okumanız tavsiye edilir.)
(O şarkı hâlâ en sevdiklerimdendir. Yalnızlığa bu denli yakışan başka bir şarkı görmedim şimdiye dek..)
Tuhaf bir kişilik, henüz ben bile kendimi çözebilmiş değilim.
(Evet, tuhaf. Kendimi çözememekle birlikte çoğu zaman anlamakta da zorlanıyorum..)
Baştan söyleyeyim, bu kız büyük falan değildir, aksine yaşı çok küçüktür.
(I ıhh, artık bir nebze de olsa büyüdüm. Foruma yeni geldiğim zamanlarda yaşımı söylemekten çok çekinirdim. Çoğunlukla 22 yaş üstü insanların bulunduğu bir yerdi bu forum ve çocuk etiketi yiyip dikkate alınmamaktan çok korkardım. Yine çocukça bir düşünceymiş.. Artık 20 yaşındayım.)
Bir eylül ayında doğmuştur ve buna çok minnettardır. İzmir'e aşık olmasına rağmen İzmir yerine Manisa'da doğmuştur, en büyük üzüntüsü budur.
(Mm, hâlâ geçerli. Fakat artık İzmir'den kopmuş durumdayım. Canım İzmir.)
Çok fazla taşınan bir ailenin içindedir, kazandığı her okul için farklı yerlere taşınırlar, ama o bundan memnundur.
(Yine İzmir'de bir üniversite okumayı düşünürken hayatın beni bambaşka yerlere getirmesi... 3 senedir yalnız, yurtta yaşıyorum. Bu sefer taşınan yalnızca ben oldum.)
Lise hayatının başlarını çok feci geçirmiş, çok sevdiği birisini kaybetmenin eşiğine gelmiş ve hayatını sonlandırmayı bile düşünmüştür. Sonrasında ne olduğunu ben bile bilmiyorum.
(Çocukluk işte. Çok fazla acı görmeyince yaşadığın en ufak şey bile sana sanki aşılması imkansız gibi geliyor. Şu an gülüyorum yalnızca, kendimi öyle basit şeylere üzdüğüm için..)
Hayatını yavaş yavaş düzene soktu ama eksik kalan çok şey var hâlâ.
(Ne de büyük yanlış...)
(Sonradan ekleme: Bu kız mazoşisttir. Kendine zarar verir. Fiziksel acıdan vazgeçmiş olsa da psikolojik olarak kendine acı çektirmeyi sever.)
(Kendime bu etiketi yakıştırıp buraya yazdığıma inanamıyorum.. Bundan gerçekten utandım. Acılardan uzak durmaya çalıştıkça hani hepsi seni bulur ya.. Bu duruma alışmaya mazoşistlik demişim işte, saçma..)
Bazılarına göre çook neşeli bir insan, bazılarına göre de dışlanan ve depresif birisi. Ama ikisi de değil. Depresif olduğunu kabul eder ancak hayatının tamamını melankoli içinde de geçirmez.
(Bazılarına göre çok neşeli bir insan, bazılarına göre de iflah olmaz bir depresifim. Evet, her ikisi de. Bunu kabul etmem çok uzun sürmüş olsa da bu böyle..)
Herkes müzikle iç içedir, çok bağlıdır. Fakat bu kız hayatını dinlediği müziklere göre şekillendirir. Çok mutsuz olduğu bir anda dinlediği müzik sayesinde normale dönebilir. Tam tersi de geçerlidir.
(Müziklerin insanın içine işlediği, yürek paraladığı bir eşik vardır. Ben o eşiği çoktan aştım. Müzikler çok tehlikeli artık benim için. Fazla dinlememeye çalışıyorum zira çok fazla etkileniyorum. Olumsuz anlamda.)
Çok aptaldır, herkesi iyi niyetli sanır belki de. Kendisiyle, ya da çirkin oluşu ile dalga geçer ancak karşısındaki kişi de dalga geçmeye başlarsa çok kırılır, yine de belli edemez.
(Aptal olduğumu hâlâ açık açık söylemekten korkmuyorum. Aptal, kırılgan, alıngan, dengesiz. Tipik bir terazi işte..)
Yeni insanlar tanımayı sever, tanıştığı kişiyi çok çabuk benimser ve çok çabuk sıkar karşısındaki.
Bu yüzdendir ki; çok kolay arkadaş edinir, ondan da kolay kaybeder.
(Bu gerçeğin değişmiş olduğunu yazmayı çok isterdim. Ama her şey can sıkıcı düzeyde aynı, hiçbir değişiklik yok. Arkadaş kaybetmek öylesine üzücü bir şey ki..)
Gerçeklikten kaçmanın tek yolunun kitap okumak olduğunu düşünür.
Beyler bayanlar, karşınızda bir bibliyoman duruyor.
Sürekli kitap alır, popüler kitaplardan kült eserlere kadar her şeyi okumaya çalışır. Son sayıma göre 419 kitaba sahiptir, hayatta hiçbir şeyden övünmeyi sevmez ama kitap hariç. Kitap sayısını az bulur ve almak için çabalar hep.
(Her şey harfi harfine aynı. Hâlâ geniş bir yelpazede elime ne geçerse okumayı çok seviyorum. Kendimi geliştirmeyi de. Minik bir değişiklik var. 419 değil 802 kitaba sahibim artık..)
Her sene kitap fuarında stant görevlilerinin işlerini yapmalarına engel olur, onlarla muhabbet ederek.
(Hâlâ zevk alarak yaptığım nadir şeylerden birisi.)
Farklı müzikler dinlemeyi sever.
Folk metal ve melodic death metal başta olmak üzere birkaç tür hariç metalin her alt dalını dinler.
(Melodic death tamam ama artık folk metal sevmiyorum. Daha depresif daha doom hatta progressive'e yöneldim.)
En büyük zevki de uyurken müzik dinlemektir.
(Evet, evet. Hâlâ öyle.)
8-9 yaşında bir muhabbet kuşuna sahiptir, çoğu arkadaşından daha çok sever onu, zira beraber büyümüşlerdir.
Kuşu onu her sabah "kız eşek" diyerek uyandırır.
(Güzelim.. 2015'in Mayısında 10 yaşındayken kaybettik onu. İlk ve en iyi arkadaşım, tek sırdaşım. Hayvanlara bu denli değer vermeyenler belki anlamayacak fakat içimde bir sızı olarak kaldı onun yokluğu. Çok, çok özlüyorum. Yazarken bile hâlâ bana gözyaşları bahşediyor güzelim. Rahat uyu..)
Hedefleri büyüktür ve her nedense gerçekleştirebileceğine inanır.
(Bunu yazarken hangi hedeften bahsettiğimi çok iyi hatırlıyorum. İTÜ'yü kazanmak idi. O zamanlar bana koskocaman ve ulaşılması imkansız gibi gelirdi. İşte geldim, buradayım.)
Toplum içine çıkmaktan genelde nefret eder.
Geceyi de gündüze tercih eder.
İnsanların içine çıkmaktan hoşlanmasa da farklı yerleri gezmeyi çok sever.
Hatay'a kadar birçok şehrini görmüştür ülkesinin.
Lisede yurt dışına çıkma hayali vardı, ve okul gezisi ile bunu gerçekleştirdi.
Farklı bir kültürü tanımanın ne kadar büyüleyici bir şey olduğunu fark etti ve en az 5 ülkeden onlarca arkadaşa sahip oldu.
Yabancı dillere her zaman ilgisi oldu ancak yazmayı konuşmaya tercih etti.
(Her biri hâlâ geçerli minik minik detaylar..)
Şu an Fince öğrenmeye çalışıyor...
(Başlangıç seviyesinde kaldım, çok zor ya. :p)
İnsanlardan beklentisi çok büyük oldu her zaman, bu yüzdendir ki çok hayal kırıklığına uğradı.
Hayatında bir kere aşık oldu ancak sayısız acı yaşadı, hâlâ da yaşamaya devam ediyor.
(Aşk mı? Çocukluğa bak sen.. Daha aşkın kelime anlamını idrak edememiştim bile bu yazıyı yazdığımda. Kendime gerçekten gülüyorum.)
Ancak bu hayata onu bağlayan en büyük şeyin annesi olduğunu fark etti. Sımsıkı sarıldı ona, hayata sarıldığı gibi. Şu kısacık hayatı boyunca hep normal birisi olmayı istedi ama asla başaramadı...
(Ah, annem. Yaşamaya ya da çabalamaya devam ediyor olmamın tek nedeni. Hastalığı nedeniyle öylesine zor günler geçirdik ki bunların hepsi bizi daha da yakınlaştırdı..)
(Bu şarkı eşliğinde okumanız tavsiye edilir.)
(O şarkı hâlâ en sevdiklerimdendir. Yalnızlığa bu denli yakışan başka bir şarkı görmedim şimdiye dek..)
Tuhaf bir kişilik, henüz ben bile kendimi çözebilmiş değilim.
(Evet, tuhaf. Kendimi çözememekle birlikte çoğu zaman anlamakta da zorlanıyorum..)
Baştan söyleyeyim, bu kız büyük falan değildir, aksine yaşı çok küçüktür.
(I ıhh, artık bir nebze de olsa büyüdüm. Foruma yeni geldiğim zamanlarda yaşımı söylemekten çok çekinirdim. Çoğunlukla 22 yaş üstü insanların bulunduğu bir yerdi bu forum ve çocuk etiketi yiyip dikkate alınmamaktan çok korkardım. Yine çocukça bir düşünceymiş.. Artık 20 yaşındayım.)
Bir eylül ayında doğmuştur ve buna çok minnettardır. İzmir'e aşık olmasına rağmen İzmir yerine Manisa'da doğmuştur, en büyük üzüntüsü budur.
(Mm, hâlâ geçerli. Fakat artık İzmir'den kopmuş durumdayım. Canım İzmir.)
Çok fazla taşınan bir ailenin içindedir, kazandığı her okul için farklı yerlere taşınırlar, ama o bundan memnundur.
(Yine İzmir'de bir üniversite okumayı düşünürken hayatın beni bambaşka yerlere getirmesi... 3 senedir yalnız, yurtta yaşıyorum. Bu sefer taşınan yalnızca ben oldum.)
Lise hayatının başlarını çok feci geçirmiş, çok sevdiği birisini kaybetmenin eşiğine gelmiş ve hayatını sonlandırmayı bile düşünmüştür. Sonrasında ne olduğunu ben bile bilmiyorum.
(Çocukluk işte. Çok fazla acı görmeyince yaşadığın en ufak şey bile sana sanki aşılması imkansız gibi geliyor. Şu an gülüyorum yalnızca, kendimi öyle basit şeylere üzdüğüm için..)
Hayatını yavaş yavaş düzene soktu ama eksik kalan çok şey var hâlâ.
(Ne de büyük yanlış...)
(Sonradan ekleme: Bu kız mazoşisttir. Kendine zarar verir. Fiziksel acıdan vazgeçmiş olsa da psikolojik olarak kendine acı çektirmeyi sever.)
(Kendime bu etiketi yakıştırıp buraya yazdığıma inanamıyorum.. Bundan gerçekten utandım. Acılardan uzak durmaya çalıştıkça hani hepsi seni bulur ya.. Bu duruma alışmaya mazoşistlik demişim işte, saçma..)
Bazılarına göre çook neşeli bir insan, bazılarına göre de dışlanan ve depresif birisi. Ama ikisi de değil. Depresif olduğunu kabul eder ancak hayatının tamamını melankoli içinde de geçirmez.
(Bazılarına göre çok neşeli bir insan, bazılarına göre de iflah olmaz bir depresifim. Evet, her ikisi de. Bunu kabul etmem çok uzun sürmüş olsa da bu böyle..)
Herkes müzikle iç içedir, çok bağlıdır. Fakat bu kız hayatını dinlediği müziklere göre şekillendirir. Çok mutsuz olduğu bir anda dinlediği müzik sayesinde normale dönebilir. Tam tersi de geçerlidir.
(Müziklerin insanın içine işlediği, yürek paraladığı bir eşik vardır. Ben o eşiği çoktan aştım. Müzikler çok tehlikeli artık benim için. Fazla dinlememeye çalışıyorum zira çok fazla etkileniyorum. Olumsuz anlamda.)
Çok aptaldır, herkesi iyi niyetli sanır belki de. Kendisiyle, ya da çirkin oluşu ile dalga geçer ancak karşısındaki kişi de dalga geçmeye başlarsa çok kırılır, yine de belli edemez.
(Aptal olduğumu hâlâ açık açık söylemekten korkmuyorum. Aptal, kırılgan, alıngan, dengesiz. Tipik bir terazi işte..)
Yeni insanlar tanımayı sever, tanıştığı kişiyi çok çabuk benimser ve çok çabuk sıkar karşısındaki.
Bu yüzdendir ki; çok kolay arkadaş edinir, ondan da kolay kaybeder.
(Bu gerçeğin değişmiş olduğunu yazmayı çok isterdim. Ama her şey can sıkıcı düzeyde aynı, hiçbir değişiklik yok. Arkadaş kaybetmek öylesine üzücü bir şey ki..)
Gerçeklikten kaçmanın tek yolunun kitap okumak olduğunu düşünür.
Beyler bayanlar, karşınızda bir bibliyoman duruyor.
Sürekli kitap alır, popüler kitaplardan kült eserlere kadar her şeyi okumaya çalışır. Son sayıma göre 419 kitaba sahiptir, hayatta hiçbir şeyden övünmeyi sevmez ama kitap hariç. Kitap sayısını az bulur ve almak için çabalar hep.
(Her şey harfi harfine aynı. Hâlâ geniş bir yelpazede elime ne geçerse okumayı çok seviyorum. Kendimi geliştirmeyi de. Minik bir değişiklik var. 419 değil 802 kitaba sahibim artık..)
Her sene kitap fuarında stant görevlilerinin işlerini yapmalarına engel olur, onlarla muhabbet ederek.
(Hâlâ zevk alarak yaptığım nadir şeylerden birisi.)
Farklı müzikler dinlemeyi sever.
Folk metal ve melodic death metal başta olmak üzere birkaç tür hariç metalin her alt dalını dinler.
(Melodic death tamam ama artık folk metal sevmiyorum. Daha depresif daha doom hatta progressive'e yöneldim.)
En büyük zevki de uyurken müzik dinlemektir.
(Evet, evet. Hâlâ öyle.)
8-9 yaşında bir muhabbet kuşuna sahiptir, çoğu arkadaşından daha çok sever onu, zira beraber büyümüşlerdir.
Kuşu onu her sabah "kız eşek" diyerek uyandırır.
(Güzelim.. 2015'in Mayısında 10 yaşındayken kaybettik onu. İlk ve en iyi arkadaşım, tek sırdaşım. Hayvanlara bu denli değer vermeyenler belki anlamayacak fakat içimde bir sızı olarak kaldı onun yokluğu. Çok, çok özlüyorum. Yazarken bile hâlâ bana gözyaşları bahşediyor güzelim. Rahat uyu..)
Hedefleri büyüktür ve her nedense gerçekleştirebileceğine inanır.
(Bunu yazarken hangi hedeften bahsettiğimi çok iyi hatırlıyorum. İTÜ'yü kazanmak idi. O zamanlar bana koskocaman ve ulaşılması imkansız gibi gelirdi. İşte geldim, buradayım.)
Toplum içine çıkmaktan genelde nefret eder.
Geceyi de gündüze tercih eder.
İnsanların içine çıkmaktan hoşlanmasa da farklı yerleri gezmeyi çok sever.
Hatay'a kadar birçok şehrini görmüştür ülkesinin.
Lisede yurt dışına çıkma hayali vardı, ve okul gezisi ile bunu gerçekleştirdi.
Farklı bir kültürü tanımanın ne kadar büyüleyici bir şey olduğunu fark etti ve en az 5 ülkeden onlarca arkadaşa sahip oldu.
Yabancı dillere her zaman ilgisi oldu ancak yazmayı konuşmaya tercih etti.
(Her biri hâlâ geçerli minik minik detaylar..)
Şu an Fince öğrenmeye çalışıyor...
(Başlangıç seviyesinde kaldım, çok zor ya. :p)
İnsanlardan beklentisi çok büyük oldu her zaman, bu yüzdendir ki çok hayal kırıklığına uğradı.
Hayatında bir kere aşık oldu ancak sayısız acı yaşadı, hâlâ da yaşamaya devam ediyor.
(Aşk mı? Çocukluğa bak sen.. Daha aşkın kelime anlamını idrak edememiştim bile bu yazıyı yazdığımda. Kendime gerçekten gülüyorum.)
Ancak bu hayata onu bağlayan en büyük şeyin annesi olduğunu fark etti. Sımsıkı sarıldı ona, hayata sarıldığı gibi. Şu kısacık hayatı boyunca hep normal birisi olmayı istedi ama asla başaramadı...
(Ah, annem. Yaşamaya ya da çabalamaya devam ediyor olmamın tek nedeni. Hastalığı nedeniyle öylesine zor günler geçirdik ki bunların hepsi bizi daha da yakınlaştırdı..)