Eksik Kalmasın

Konu sahibi son olarak 3956 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Kendinizi övmelerinize bayılıyorum..: )) Ayna bazılarında ters işliyor galiba..:p

Kedicik ne mi yapıyor? Bilgisayar kablolarıyla oynadığı için yediği fırçadan sonra, gözüne kestirdiği kalem kapağı ile ayağımın dibinde oynuyor yavrucuk..: ) Başıma kaldın velet! Sokağa da atamam seni, pisletme etrafı bir de zırlama çok bir şey istemiyorum senden..
 
Uyudu yine velet.. Azcık süt içiyor, birazcık ayaklarımla ve kağıtlarla oynuyor sonra tekrar uyuyor.. Yerini de öğrenmiş, kartonun içine ben itelemeden giriyor.. Hırlamasını sevdiğim, severken hırpaladığım miniğim.. Bu akşam gidiyorsun, alışmak istemedim sana bu yüzden..

Küçükken de onlarca kedi geçti elimden.. Anneleri doğurur doğurur bırakırdı elimize.. Pembiş karınları, acıtmayan tırnakları, zar zor duyulan viyaklamalarıyla hamura çevirirdik hepsini.. Abimin onlara taktığı isimler ilginçti.. Öklit, Altushier, Troçki, vs.. : )) Özledim nutuklarını diktatör abim.. İlle de 100 alacaksın diye direten, bana inatla cezalar verip sızlanmalarımdan zerre etkilenmeyen katı kalbini de.. Karışsan ya bana yine, sinir etsen ya eskisi gibi... Derin derin uyuyan şu minik bedende, senle anılarımız depreşti yine.. Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, zaman sadece küllendiriyor geçmişi..
 
Öfff konsantrasyon sıfır bu aralar.. Hayat tıkırında akıp gidiyor ama ben nerelerde kayboluyorum, belirsiz...
 
Derin bir nefes, çözsün tüm düğümleri.. Parçalasın tüm tıkanmış yolları.. Yıksın tüm önyargıları.. Aksın girsin damarlarıma, en derinime, tüm arızaları yok etsin..
 
bazen hayatımız bir kaç piano notası gibi ya hüzün dolar yada neşeye boğuluruz ama o bir kaç nota kadar da kısadır her şey sadece bir an gibi...
 
Hep mi yanlış yerde olunur, hep mi yanlış zamanda gelinir? Anlamayan mıyım yoksa talihsizin teki miyim? Beynimde sürekli kelebekler ölüyor, ben onların dönüşümünü izlerken, ölüşleri ile cesetlerini biriktiriyorum.. Kokmuyor hiçbir şey, yalnızca yığılmış şeyler var, artık birbirine karıştırdığım... Ayırt edemediğim.. Getirin fıskiyeyi hepsini sulayıp yeşerteceğim yeniden..
 
Bölük pörçük her şey yine.. Bir orda bir burada... Tam da kendimim, her şey dağınık.. Masamın ne kadar düzenli olduğunu söylerken bana övgüler dizen patronumun eşi, ne kadar yanılıyorsun bir bilsen! O masa düzeni sadece uyduruktan, senin düzeni sevdiğini bilmemden, anlayacağın tüm bunlar sadece göz boyamak, başka da bir şey değil. İnsanı mecburen ikiyüzlü yapıyorsunuz.. Aynen, senin siyasi düşüncene ters düştüğümü ağzımdan kaçırdıktan sonra, bir daha bu konularda "hı hı" tarzı kafa sallamalardan başka ses çıkarmamam gerektiğini öğrendiğim gibi, işte de raconunuza uyuyorum..

Bir de bana dini vaazlar verirken içimden geçenleri bilsen, bir dakika tutar mısın acaba burada?! Sen gözlerin yaşlı halde dualar ederken, ben nasıl bu kadar kendinden geçebildiğine hayretler ediyorum, bilsen, ah bilsen..!!

Not: Hiç iflah olmayacağım galiba..: (((
 
İmrendim user'lara... Bir parçada ben paylaşayım dedim hanımefendi.
Keyifli dinlemeler...
[YOUTUBE]7UEMP6Irs7A[/YOUTUBE]​
 
Vaaoovvv... Mesaja bak :suss:
10245403_10204701461885629_1414231802113430147_n.jpg
 
Kedilere düşkünlüğünüz, içinizdeki nankörlüğü onlarda görüp, bunu kendinizden uzakta sanmanızdan mı acaba?
 


Elleşmemeli bazı şeylere, kurcalamamalı.. Bırakmalı, zihindeki temiz halleriyle kalsınlar. Olanı kaldırabilecek sağlamlıkta değilsen, merak da etmemelisin. İçin içini yememeli. Hiç inmeyeceksin derinlere, hiç bozmayacaksın rahatını.. Sakin, bilmeden, görmeden, duymadan...
 
"Bugünlerde içim sıkıldıkça düşüyorum yollara,
Bugünlerde seni düşünüyorum sık sık, neden?
Bugünlerde pek konuşmuyorum ben kimseyle,
Ortaköy'ü bilirsin aynı kahvedeyim çok zamandır,
Herkes aynı, her şey aynı,
Bir tek, bir tek sen yoksun…"


Eskilere gidiyorum, unutamadığım, silemediğim hatıralara.. Geçmiş, hiç silinmeyecek/mi? Kapılarımı kapattım senden sonra, gelip geçici tüm kayıplar, senin hırsını almak bir nevi.. Yok oluşunun acısını çıkarıyorum hepsinden.. Acıyamıyorum, hissizim..!

"Ağırıma gidiyor sensiz geçen günler"

Yine yollara düşesim var bugünlerde... Takıp kulaklıklarımı, kaybolup gidesim var bilmediğim sokaklarda.. Nerede olduğumu bilmeden, çaresizce etrafı keşfedesim var... Ah Beyazıt, ah Kapalı Çarşı... Ağlama noktasına gelip de kubbeni gördüğümde duyduğum sevinç.. O kendini bilmez yıllarımı geri istiyorum. İçmeyi beceremediğim sigara dumanında zehirlenmeyi, gizlice çantama tıktığım biraları gözyaşları içinde tüketmeyi özledim.. Beni sırtımdan vuracak arkadaşlıklar edinmeyi, akıl verecek ablaların hor gören bakışlarını, süslü kokanaların bana bakıp büzüştürdüğü dudaklarına bakıp da gözlerimi kaçırmayı özledim..

"Gittiğin yağmurla gel.
Küskünüm yağmurlara "


Yine yoklasan beni, yine aklımı çelsen, yine neşemi bulsam, belalarımı okusam sana, küfürlerimi savursam ardarda...
 
(Geriden takip etsin burası..:T:)

Pamuk ipliğine bağlı kişilikler.. Bir laf ile dağları delecek, bir laf ile dağılabilecek yapıda benlikler.. Ne katmışlar bize böyle, eksik kalmış ya da fazla kaçmış bir şeylerin ayarı..
 
Hep övülmekti derdiniz,
Suratınıza çarpınca kimliğinizi,
Bozuluverdiniz..:p
 
Kandırmayı pek seviyoruz. Aldatan da aldatılan da kendimiz olunca, bizden mutlusu olmuyor.. Ohh ne ala..!
 
Yavaş yavaş kapana kısıldığımı hissediyorum. Akıllı adımlar atmalı, yavaş oynamalı bu oyunu.. Piyonları heba etmemeli, en değerli adamları en gerektiği yerde kullanmalı. Çok da güzel oynarım ya, gelmiş ahkam kesiyorum burada..!! Ne önemi var?

Bitkin, bezgin, bedbaht.. 3B'nin muhteşem uyumu..! Şarkılar kesmiyor artık, hayallere dalamıyorum hiçbiriyle.. Bir Faraway ağlatmıyor, bir Shantel gülümsetmiyor, Antique'lar dans ettirmiyor.. Hissizleştim, üstünkörü dinliyorum hepsini... Yazın son hıncını almış sinekler, ısırılmadık yerimi bırakmamış caniler. Faremin kablosu hoparlöre takılıp duruyor, ben kulaklıkla müzik dinlemeye çalışıyorum. Niye hala tutuyorum onları burada? Bilmiyorum.. Mause mu yoksa fare mi yazsam diye düşünürken, ekin fareye daha kolay uyduğunu fakat bu kelimeyi kullanırken yadırgadığımı farkediyorum.. Geeeççç..!

Rüzgar.. Sen daha güzel söylüyorsun bu şarkıyı..

"Çıkmaz sokağın biriyim"

...
 
Yetişemeyeceğimden korkarım, ondan bu kabuslar..
 
İroni yapan insanları seviyorum. Bu ironileri anlamayıp düz mantıkla ilerleyen insanlara üzülüyorum... Algıladıklarımız sınırlarımız olmamalı, çemberin dışında bir şeyler olabileceğini düşünsek.. Merak duygumuz hep taze kalır mı acaba?
 
Minik oyunlar oynayacak yaşı geçtin.. Büyüdün ufak kız.. Bulduğun özün ile uyum içinde yaşamana bak.. Hiçbir cazip ve tehlikeli düşüncelere aldanma... Hadi, şimdi derin bir nefes al ve tüm pislikler karışsın gitsin verdiğin nefes ile sonsuzluğa.. (Bir daha da devrik cümle kullanma, beceremiyorsun.:p)
 
Hastayım, bulaşmayın. En güzel, en sevdiğim tartışmaları kaçırmışım şurada, keyfim kaçık.. Bu kafayla bir süre daha cevapsız bırakacağım, zayıf savunmalarla kendimi yanlış ifade etmek istemiyorum.. Hepinizi değil ama birçoğunuzu seviyorum..: ) (Birçok bitişikti di mi?:dusun:)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri