Eksik Kalmasın

Konu sahibi son olarak 3956 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Ne mümkün seni sevmemek,
Ağırdan adam olmak,
Sevinçlerimi saçmamak,
Siyah incilerle güneşe koşmak
Bir yaşlı ağaç,
Yaprakları dökülüyor dalından,
Ölüm yıllarca mil uzaktan,
Uzaklardan geliyor yüreğim.
Anlat bana şimdi,
Bu kaypak gecelerin bıraktığı acıyı,
Yangınların yüreği yakışını,
Hiç olmamışcasına sevmeyi seni,
Yıllarca dudaklarından uzak durmayı..

#Kartalizm
 
"Bana gelince; bir ölü gördüğümde, ölümü, bir gidiş anına benzetirim. Ceset ise üzerimizden çıkardığımız giysileri hatırlatır. İçimizden biri çekip gitmiş, hem de o benzersiz, biricik giysisini yanına almadan."

Huzursuzluğun Kitabı - Fernando Pessoa - Sayfa 70.
 
Bu insanların televizyon izlemeleri ne kadar saçma ya.. İki dakika yanlarına oturup bir program izleyelim dedik, ne kimin ne söylediğini duyabildim, ne okunan şarkıyı anlayabildim.. Yok Ebru'nun kocası yine hapse giriyomuş, yok Hadise'nin bacaklar çok kalınmış, yok Gökhan'ın dövmeleri yıkanan cinsmiş de, 5 vakit namaz kılıyormuş.. Muşmuş da muşmuşşşş... Föööffff...!!! Ay bayıldım.. Detone olmak lafını öğrenip de ağzından düşürmeyen canlarım, tam dinlemeyi de öğrense keşke..:T:
 
Osho'nun çok sevdiğim tipik Zen hikayelerinden biri daha..

"Onun giderek yaşlandığını farkeden hırsızın oğlu, babasından emekliye ayrıldıktan sonra aile mesleğini devam ettirebilmesi için kendisine bu işi öğretmesini ister. Baba kabul eder ve o gece birlikte bir eve girerler.

Büyük bir dolabı açan baba, oğluna gidip giysileri toplamasını söyler. Çocuk içine girer girmez de dolabı kapatır ve sonra bütün evi ayağa kaldıracak gürültüler çıkarır. Sonra da sessizce sıvışır. Dolabın içinde kilitli kalan çocuk öfkelenir, dehşete kapılır ve şaşkın bir halde oradan nasıl çıkacağını düşünmeye başlar.

Sonra aklına bir fikir gelir - kedi gibi ses çıkarır.

Aile hizmetçilerinden birine bir mum alıp dolabı kontrol etmesini söyler. Kapak açıldığında çocuk dışarı fırlar, mumu üfler, şaşkın hizmetçiyi iter ve koşmaya başlar. İnsanlar peşinden koşarlar. Yolun kıyısında bir kuyu gören çocuk, kuyuya büyücek bir taş attıktan sonra karanlıkta gizlenir. Arkasından gelenler kuyunun etrafında toplanır, kendini kuyuya atan hırsızı görmeye çalışırlar.

Çocuk eve döndüğünde babasına çok öfkelidir ve ona hikayeyi anlatmaya çalışır. "Bana ayrıntıları anlatmaya uğraşma. Burada olduğuna göre, sanatı öğrendin demektir" der baba."

Çamların Kadim Müziği isimli kitaptan..
 
Bir Çarşamba'nın İzlenimleri..

Nereden başlasam... Yine nerelere bulaştım ben... Tüketiyorsunuz, tüketiyorum, tüketiliyorum, tükeniyorum... Ne kadar gereksiz insanla doldurmuşum çevremi!! Bir şeyler almaya çabalarken, kendime katma derdindeyken, hep veren ben olmuşum farkına varamadan... Yoruluyorum..

Kendime olan nefretim mi bu şarkıyı sevmeme sebep olan: "Deserve much better than me". Benden daha iyilerine layıksın... Derdin ne kızım? Niye uğraşıyorsun bu kadar? Soruyorum, canım sıkılıyor galiba.. Başkasına sarmaktansa böylesi daha eğlenceli... Kurup kurup bozuyorum saatimi.. Küçükken sahip olamadığım Barbie bebeklerin hıncını çıkartıyorum..

Kabusumun sesi geliyor aşağıdan. Bugün Çarşamba ve o lanet çenesiyle başımı şişirecek birazdan.. Yok olmak istiyorum şu an..: ((( Gelme, ne olur gelme.. Başımda pinekleme, konuşma ihtiyacını bende giderme..!! Kurbanlık koyunlar da bu hisleri mi hisseder, kesilme öncesinde? Ne berbat bir duygu.. Ben bunları yazmak için gelmedim ki buraya.

Ne diyorduk? Gereksiz insanlar.. Sen çok mu gereklisin Işıl, da çevrene çamur atıyorsun? Kendimce değerlerim var elbet, küçümseme beni..

Ses yaklaşıyor, ağlamak istiyorum.. Gelme kadın, gelme.. : ((
 
Hastayım, daha da çok hastayım. Benim bünyem bu kadar zayıf değildi.. Öyle iki hava değişimine kapılmazdım bu kadar kolay. Yaşlanıyor muyum, bedenimi ihmal mi ediyorum, nedir bu zayıflığın nedeni? Sporu bırakalı uzun zaman oldu, öyle kendime dikkat etmeyi bırakalı da.. Umursamazlığın boyutunu biraz fazla abarttım galiba.

Kendimle alıp veremediklerim bitmiyor bir türlü... Kes artık şu oyunu.. Kes te huzura erelim..! Huzuru isteyen kim, bu karmaşadan ayrı bir keyif aldığım kesin ya da bir çıkarım da olabilir.. Mantık mı arıyorsun? Arama boşuna.. Ne diyorum ben yine ya.. Aklım; gel yerine de, yeni oyunlar oynayalım seninle..: ))
 
tumblr_mlv6wqJNLz1qhefwfo1_500.jpg
 
Sen böyle güzelken bana söz düşmez,
bakma şiirler yazdığıma
.:dyg:
İbrahim Tenekeci


Hayırlı bayramlar güzelim:srl:
 
Vaatlerle iş görmeye alışmışız, hep bir oyalama halleri, beklenti oluşturmalar.. Düş maskeleri altında, geleceğin esiri olmuşuz.. Tüketip bitirmekten, anlamsızlaştırmaktan, yok etmekten daha iyi mi bu sabitlik? Bir tarafta doyumsuz bir zihin öteki tarafta isteksiz, durağan, ölü bir yığın.. İki zıt kutup.. Ne feda etsinler de ortada buluşsunlar? Biri durmayı öğrenmeli, öteki ise yerinden kalkmayı.. :T:
 
Sevmek sahiplenmek değil ki.. Yanlış anlamışlar.. Sevgi satın alınmaz, verdikçe büyür yalnızca.. Büyür ve kendisine dokunanları kuşatır.. Bu kadar basit..
 
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak dedikleri bu olsa gerek.. Uzak kalmaya çalıştıkça, seyirci koltuğuna yapışmaya çalıştıkça kazımaya çalışanlara direnmek pek zormuş..

Yoruldum Leyla.. Silkele beni, kendime geleyim..!
 
Anlık seçimler ve değiştirilemez sonuçları.. Alakasız görünen düşünce tohumlarının saçtığı büyük kaoslar..

Hep soruyorlar, neden eksik bu cümleler diye? Hayal gücü diye bir şey var, kullanın..

**

Leyla; bugün de bir b.k olmadı.. Geldi geçti aynılarından biri daha.. Sende ne var ne yok? İki ses et, kaybolmayayım içimde..
 
Sorun yaratıp durma.. Bak takılmana.. Sorunların varlığının amacı olmasın, mutsuzluğunu sürekli kılma... Yapma etme, işte bir çizgi daha ekleniyor pamuk ellerine.. Gördün mü bir nefes daha geldi geçti, tek gerçek nefesin. Tek bağın nefesin, yaşamla tek köprün nefesin.. İzle ve yaşa.: ))
 
[YOUTUBE]jFfn2bBkBHA[/YOUTUBE]​
 
İlhan Hocam da bitti... Ne okusam ne okusam?:dusun::dusun::dusun:
 
Midem hayattan ne kadar
bulanıyorsa,
Sana o kadar aşığım.
Seni dünyadan nefret ettiğim
kadar seviyorum .

Hakan Günday
 
Hiç yaprağını kopardıktan sonra pişman olup, ağacından özür dilediniz mi?
 
Geçip gitmeyen, kökünden bağlanmaya yemin etmiş bir şeyler var atamadığım.. İzmir'im.. Maviliklerinde kaybolmak istediğim anlardayım..
 
Her insanda bir cevher vardır derler ya.. Kimini deştiğimde derinlerde dümdüz araziler görüyorum, ne bir ot ne bir su birikintisi var üzerinde.. Derinlerine insem böcek bile bulamıyorum, tepesine baksam, bir tutam saç dahi kalmamış.. Bazen, acaba ben de mi onlardan biriyim diye düşünmüyor değilim..
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri