Duygyusal şiirler arşivi

A
  • Kullanıcı aXi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Şiirler
Azrail'e

Takvimden koparılır yapraklar birer birer;
Bir yıl sonra kocaman takvim tükenip biter.

Bize verilen ömür de tıpkı takvim gibi,
Her geçen gün, yırtıp atılan bir yaprak sanki.

Koparılan her yaprakla insan azar azar,
Aslında her gün biraz daha ihtiyarlar.

Hepimiz her geçen günün ardından son hızla,
Yaklaşırız günbegün koşar adım mezara.

Ve gün olur, vakit biter, ömür mumu söner;
O gün, Azrail’e hoş geldin diyebilmekte hüner!
 
Bahar Mevsimi

Gökte Güneş ışıl ışıl,
Sular akar şırıl şırıl,
Kuşlar öter cıvıl cıvıl,
Ne güzel bahar mevsimi!

Ağaç açar çiçek çiçek,
Uçar rengârenk kelebek,
Yerde gezer bin bir böcek,
Ne güzel bahar mevsimi!

Şimşek çakar çatır çatır,
Yağmur yağar şakır şakır,
Şenleniyor benim hatır,
Ne güzel bahar mevsimi!

Kırmızı, sarı, mor güller,
Ötüşür güzel bülbüller,
Gönlümü açar sümbüller,
Ne güzel bahar mevsimi!

Kış yer yüzünden kürünür,
Her yer yeşile bürünür,
Çiçekler çok hoş görünür,
Ne güzel bahar mevsimi!

Gök gürülder gümbür gümbür,
Kutlanan yeni bir gündür,
Toplu, davullu bir düğündür,
Ne güzel bahar mevsimi!
 
Beled Sûresi - 90

(Allah - 2)
1.Yo, yemin ederim bu beldeye!
2.Sen bulunurken bu yerde,
3.Baba ile çocuğuna birlikte.
4.Gerçekten biz insanı,
Yarattık bir zorluk içinde.
5.Güç yetirmez mi sanıyor,
Hiç kimsenin kendisine?
6.“Ben yığınla mal harcadım.” demekte.
7.Kendisini görmedi mi sanıyor kimse?
8.Biz iki gözle birlikte,
9.İki dudak ve bir dil de,
Vermedik mi kendisine?
10.Gösterdik hayır ve şerri de,
İki tepe halinde.
11.Fakat o sarp yokuşu,
Güç yetiremedi geçmeye.
12.Bildin mi, o sarp yokuş ne?
13.Kurtarmaktır düşeni esarete.
14.Yedirmektir fakire.
Şiddetli bir açlık gününde.
15.Ya da akraba olan bir yetime.
16.Yahut doyurmaktır bir yoksulu,
Açlıktan sürünürken yerde.
17.Sonra iman edip de,
Sabrı ve merhameti birbirlerine,
Edenler tavsiye.
18.Onlar âhiret mutluluğuna,
Erenlerdir işte.
19.Ayetlerimizi inkâr edenler ise,
Onlar batmıştır kötülüğe.
20.Etrafı sımsıkı kuşatılmış bir yerde,
Ateş bastırılır onların üzerine.
 
Ben Anneyim

Besledim öz sütümle,
Küçücük beşiğinde,
Mışıl mışıl uyurken bile,
Kalbim hep seninle,
Çarpar birlikte.
Ben anneyim; ben, anneyim.

Gece tatlı uykuda,
Başladın bağırmaya.
“Inga! ... Inga! ...”
Üşenmeden kalkıp sana,
Yaptım bir mama.
Ben anneyim; ben, anneyim.

Bezin olursa ıslak,
İşin gücün bağırmak.
“Cıyak! ... Cıyak! ...”
Sen ağlarken böyle,
Bana haram uyumak.
Ben anneyim; ben, anneyim!

Dünyaya gelince,
Öğrendiğin ilk kelime.
“Anne! ... Anne! ...”
Her gün, her gece,
Uğraştım seninle.
Ben anneyim; ben, anneyim!

En kutsal meslek,
Dünyada tek:
Anne olabilmek.
Yüceltir beni tüm çocuklar,
Bana: “Anne! ....” diyerek
Ben anneyim; ben, anneyim!
 
Birlik-Beraberlik

Duvarlar tutuşunca hep el ele,
Bina olarak yükselir göklere.
Ayrılıklar başlayınca her yerden,
Çatırtılar gelir de her birinden,
Yıkılıp gider sonra hepsi birden.
Hayatta güçlü- kuvvetli olmak,
Birlik-beraberlikle olur ancak.
Yükselmek istersen tutuş el ele,
Başınız değsin birlikte göklere.
 
Birlik

Organlar çalışır birlikte,
Elbette kuvvet vardır dirlikte.
Biri görevini yapamasa,
Koşar diğeri ona yardıma.
Yardımlaşma olmasa vücutta,
Başarı kalır mı hiç ortada?
Onları da yöneten bir baş var,
Aradaki birliği o sağlar.
Her yerde olmalı büyük bir baş,
Diğerleri ona can yoldaş.
Sen, ben deyip ayrı baş çekme,
Güç-kuvvet, birlik beraberlikte.
 
Buşh Oğlu Buşh

Kan ağlıyor kardeş komşumuz Irak;
Akan kanlar sanki bir ırmak!
Özgürlük, demokrasi diye diye,
Doğru olur mu dünyayı kandırmak?

Dinle beni, sözlerime ver kulak:
Amerika boşa yapmıyor yığnak.
Dünyayı ateşe atıp yakacak,
Bush oğlu Bush denen serseri manyak.

Bu sözümü unutma, yazıp sakla:
Bush da aslında sadece bir kukla.
Zalime dur demek istersen eğer,
Kukladan önce, kuklacıyı hakla.

Zalimler böyle zulmeder dünyaya,
Kan içinde Irak, Filistin, Kenya! ...
İnşallah kendileri düşüp boğulur,
Elleriyle kazdıkları derin kuyuya!

NOT: Lütfen bu şiirle ilgili olarak aşağıdaki fıkraları kesinlikle okuyunuz...
 
Büyük Bayram

Çocuklar…
Birer melektir onlar.
Ufacık şeylerden,
Kocaman mutluluk toplar!

Sonra gençlik…
Yavaş yavaş oturur kişilik.
Açılan gonca gibi,
Değişmez artık kimlik.

Derken mevsim döner,
Gençlik güneşi söner.
Hazan yaprakları gibi,
Yerde savrulur gider.

Gelir işte o an;
Büyük bir imtihan!
Kazanırsa insan,
En büyük kahraman!
 
Çanakkale

Ufacık bir kara, sen ey Çanakkale!
Mezar oldun iki yüz elli bin şehide.

Bomba yağdırıyor hep havadan uçaklar,
Göğe fırlamakta el, ayak ve bacaklar.

Durmadan ateş etmekte denizden gemiler,
Yağmakta her yere dolu gibi mermiler.

İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan, Anzak,
Olsa olsa bu kadar vahşi olunur ancak.

Bu ülke bizim, yıllardır da bu yurt bizim,
Ne işiniz vardı öyleyse burada sizin?

Her yer delik deşik, toz duman dağlar, taşlar,
Eğilmedi, eğilmeyecek şehit başlar.

Siper ettik de kendimizi kahramanca,
Unutulmaz bir ders verdik hain düşmana.

Dünyanın en büyük güçlü devletleriyle,
Savaştık kahramanca göğüs göğüse.

Tarihe yeni bir destan daha yazdık da,
Duyurduk ünümüzü yeniden dünyaya.

Yazılan destanı sen yaşadın birlikte,
Ey kutlu toprak, herkes sana imrenmekte!


Not: Mehmet Akif ERSOY'un hayatı ve şiirleri ile ilgili yapmış olduğumuz hemen aşağıdaki videoları izlemenizi önemle tavsiye ederiz.
 
Çelişki

“Ben, başörtüsüne karşıyım şiddetle! ”
Hem de “Atatürkçüyüm! ” Diyen hergele!
Bu nasıl oluyor, biraz düşünsene:
Atatürk’ün eşi ve annesi böyle,
Giyinip dururken örtülü şekilde?


Not: Bu şiirimizle ilgili 1,5 dakikalık aşağıdaki
video'yu izlemenizi tavsiye ederiz.
 
Çocuklar

Gözleri var ışıl ışıl,
Oynarlar hep cıvıl cıvıl.
Uykuları mışıl mışıl,
Ne güzeldir çocuklar!

Hepsi açılan birer gül,
Kokuları birer sümbül.
Evimizde öten bülbül,
Ne güzeldir çocuklar!

Evlerimizdeki çiçek,
Açılırlar hep rengârenk.
Kötülükleri bilmez pek,
Ne güzeldir çocuklar!

Yürekleri var tertemiz,
Düşünceleri bir deniz.
Onları incitmeyiniz,
Ne güzeldir çocuklar!
 
Ders Almalı

Bu dünya hayatı,
Değil bir oyun ve eğlence.
Kim yarattı kâinatı?
Anlarsın, düşünsen güzelce.
O ince sanatı,
Gör de incele iyice.
Nasıl dokunmuş her şey;
İlmik ilmik, hece hece?
Şaşmadan gelir,
Gündüzün ardından gece.
İnceleyip bunları,
Ders almalı böylece.
Her şey açıkça belliyken,
Bunlar nasıl olur bilmece?
 
Doğum

Ay dolanır, dünya döner;
Güneş doğar her gün yeniden.
Karanlık sarınca her yeri,
Aydınlık bir gün gelir peşinden.
Kış gider, bahar gelir,
Yer yüzü şenlenir yeniden.
Ölüm gelip kapıyı çalınca,
Doğarız biz de yeniden.
 
Dönek

“Başörtüsü öğrencilere kötü örnek,
Olur.” diye saçmalamış kuduz bir köpek.
Atatürk’ün başörtülü eşi ve annesi,
Kötü örnek mi oldu bize, bugüne dek?
Bir de kalkıp ‘Ben Atatürkçüyüm! ’ diyerek,
Milleti kandırma hey dönek oğlu dönek!
 
Dünya Değirmendir

Dünya değirmendir, devamlı döner,
İnsanları öğütür birer birer.
 
Dünya Hayatı


Hayat bir nehirdir, durmadan akar.
Birçok insan gelip içine atlar.
Kimi akıntıya kapılıp boğulur,
Kimi de sahile çıkıp kurtulur.
 
Düşman Bilme


Güneş çıkmadan göremezsin gölgeni,
Düşman bilme, eleştirse biri seni.
 
El

Bir iş başaramaz tek bir el.
Dost acırken güler bize el.
Cennet yurdun kıymetini bil,
Vatan olmaz bizlere yâd el.
Yurdunu korumazsan eğer,
Esri olup gezersin el el.
 
En Büyük Hazine

Geçen gün akşam,
Caddeden geçerken tam,
Yanımda görmeyen bir adam.
Tutup kolundan,
Geçirdim karşıya yoldan.
Bilseniz ben ne kadar,
Mutlu oldum o an.

Bu olaydan sonra,
Dolaştım biraz parkta.
Baktım karşıki bankta,
Bir çocuk oturmakta.
Dedim ona:
'Var mısın benimle top oynamaya? '
Şöyle bir gülümsedi bana;
Ama kalkamadı ayağa!

Tutuyor ellerim,
Görüyor gözlerim.
En büyük hazine bize,
İşte bu derim!
 
Engel Olmalısın

Olmalısın engelleri aşan,
Coşkun bir sel.
Sendeki bu coşkuya,
Şaşmalı el.
Dağ demeden, taş demeden,
Esen bir yel.
Yalçın kaya bile olsa,
Hepsini del.
Zalimlerin ayağına,
Takmalı çengel.
Yaptığı her zulme,
Ödetmeli bedel.
Bütün kötülüklere sen,
Olmalısın engel!
 
Geri