Hira
Üye
-
- Katılım
- Temmuz 18, 2019
-
- Mesajlar
- 2,063
-
- Tepkime puanı
- 2,138
-
- Puanları
- 288
Yaklaşık 25 dakika sonra görüşmek için sözleştiğimiz saat olacak. Biliyorum, aramayacaksın. O yüzden yatağıma uzanıp, uyku haline geçmeye karar verdim. Ararsan nasıl olsa duyarım; belki de hala bu yazıyı yazıyor olurum.
Bana şu son cümleyi yazdıracak kadar umut etmeyi kim, ne zaman öğretti bilmiyorum. Fakat, böyle olmayı aslında seviyorum. Kalbim olduğundan daha fazla kırılmasın diye sevmiyormuş gibi yapıyorum.
Bugün çok küçük ama aslında çok büyük bir cümle söyledin... “Biliyorum, sen de beni seviyorsun.”
Biliyorsun da, aslında neyini sevdiğimi bilmiyorsun. Beni sevişini seviyorum mesela, çok değerli bir kadın olduğumu hissettiriyor cümlelerin. Yanımda ağlayabilecek kadar bana yakın hissetmeni seviyorum. “Seni seviyorum” diyebilecek kadar yürekli olmanı seviyorum. İlk adımı, kadın olarak, bana bırakmaman, bana çok iyi geliyor. Hayallerin olmasını, onları kovalamanı, beni onlara dahil etmeni seviyorum. Sahiplenmeni seviyorum. Sesini, konuşurken kıkırdamanı, müzik tarzını seviyorum. Yılmadan, gocunmadan, hayata kafa tutmanı seviyorum. Beni kazanmaya çalışmanı seviyorum. Kendi değer yargılarına göre çizdiğin “olman gereken eş” modelini seviyorum. Sen bu yazıyı okuyamayacaksın ya, işte onu da seviyorum
Gel gör ki, deli gibi korkuyorum senden. Ya diyorum bu adam hiç bir sözünü tutmayacaksa? Yerine getiremediğin, olduramadığın, büyük şeylerden bahsetmiyorum. Yapmadığın, küçük ama basit şeylerden bahsediyorum. Birazdan görüşemeyeceğimizden işte bu sebepten dolayı bu kadar eminim. Elbette yapacağım deyip yaptığın şeyler de var ama ya yapmadıkların? Onlar ne olacak?
Şimdilik, işler senin tarafında o kadar karışıkken, benim sana çekilmemde bir yanlışlık olmadığına ikna olmaya çalışıyorum. Bir şeyler hissetmek için her şeyin dört dörtlük olması gerekmez, değil mi? Mükemmel olmayan şartlarda, mükemmel olmayan bir adam da pek ala sevilebilir, değil mi?
Sanırım ilk defa, gözlerim kör olmadan, onu mükemmelleştirmeden, eksikliklerine kılıf uydurmadan birine doğru akıyorum. Ya yaşlandım ve standartlarım düştü ya da olgunlaştım. Hangisi olduğuna henüz karar veremedim.
Bana olan sevgini, benim de sana sevgimi nereye koyarsın hiç bilmiyorum. Ben nereye koymalıyım, bilmiyorum. Bir yere koymalı mıyız onu da bilmiyorum.
Bende durumlar böyle... Bilmiyorumlarla dolu bir takım ruh halleri işte...
Bana şu son cümleyi yazdıracak kadar umut etmeyi kim, ne zaman öğretti bilmiyorum. Fakat, böyle olmayı aslında seviyorum. Kalbim olduğundan daha fazla kırılmasın diye sevmiyormuş gibi yapıyorum.
Bugün çok küçük ama aslında çok büyük bir cümle söyledin... “Biliyorum, sen de beni seviyorsun.”
Biliyorsun da, aslında neyini sevdiğimi bilmiyorsun. Beni sevişini seviyorum mesela, çok değerli bir kadın olduğumu hissettiriyor cümlelerin. Yanımda ağlayabilecek kadar bana yakın hissetmeni seviyorum. “Seni seviyorum” diyebilecek kadar yürekli olmanı seviyorum. İlk adımı, kadın olarak, bana bırakmaman, bana çok iyi geliyor. Hayallerin olmasını, onları kovalamanı, beni onlara dahil etmeni seviyorum. Sahiplenmeni seviyorum. Sesini, konuşurken kıkırdamanı, müzik tarzını seviyorum. Yılmadan, gocunmadan, hayata kafa tutmanı seviyorum. Beni kazanmaya çalışmanı seviyorum. Kendi değer yargılarına göre çizdiğin “olman gereken eş” modelini seviyorum. Sen bu yazıyı okuyamayacaksın ya, işte onu da seviyorum
Gel gör ki, deli gibi korkuyorum senden. Ya diyorum bu adam hiç bir sözünü tutmayacaksa? Yerine getiremediğin, olduramadığın, büyük şeylerden bahsetmiyorum. Yapmadığın, küçük ama basit şeylerden bahsediyorum. Birazdan görüşemeyeceğimizden işte bu sebepten dolayı bu kadar eminim. Elbette yapacağım deyip yaptığın şeyler de var ama ya yapmadıkların? Onlar ne olacak?
Şimdilik, işler senin tarafında o kadar karışıkken, benim sana çekilmemde bir yanlışlık olmadığına ikna olmaya çalışıyorum. Bir şeyler hissetmek için her şeyin dört dörtlük olması gerekmez, değil mi? Mükemmel olmayan şartlarda, mükemmel olmayan bir adam da pek ala sevilebilir, değil mi?
Sanırım ilk defa, gözlerim kör olmadan, onu mükemmelleştirmeden, eksikliklerine kılıf uydurmadan birine doğru akıyorum. Ya yaşlandım ve standartlarım düştü ya da olgunlaştım. Hangisi olduğuna henüz karar veremedim.
Bana olan sevgini, benim de sana sevgimi nereye koyarsın hiç bilmiyorum. Ben nereye koymalıyım, bilmiyorum. Bir yere koymalı mıyız onu da bilmiyorum.
Bende durumlar böyle... Bilmiyorumlarla dolu bir takım ruh halleri işte...
