Günlük Dönüp Dolaşıp Aynı Yere Gelmiyor Muyuz?

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Kaynar suyu boca ediyorum kaynaklarıma. Niye yapıyorum bunu, hiç bilmiyorum.
 
"Hiçbir kitapta, zaten bir şekilde bildiğinden farklı bir şey okuyamazsın. "

- Zaten biliyorum.
- Ama çok çabuk unutuyorsun.
 
Şu kışa hazırlık faslı ne zaman bitecek acaba?
 
Şu yanık kokuları da gelmese, ocakta bir şey olduğunu hiç hatırlayamayacağım.
 
Köksüz bir durağanlık benimki. Rüzgarlara açık, dalgalara zayıf, savrulmaya alışık.
 
İşin yoksa 40 mesaj kas dur. En kolayı özlü sözlerle donatmak sayfayı. Prensiplerime biraz aykırı olacak ama, ne yapalım.
 
"...Türkiye, yıllar önce bir yazarın söylemiş olduğu gibi bir ‘’orta zekâlılar cenneti’’ydi. İleri zekâ da, geri zekâ kadar tehlikeliydi bu ülkede. Ama zekâ için geçerliydi bu durum; kurnazlık için değil elbette. Kurnazların yolu sonuna kadar açıktı."

Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli (Sayfa 317)
 
"Korku içimizdeki en iyi şeydir.Bizi güvende tutar ve gözümüzden kaçırdığımız, yeterince dikkat etmediğimiz durumlarda dahi dünyayı daha iyi anlamamızı sağlar."

Profesör, John Katzenbach (Sayfa 113)
 
"Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor ve benden saklıyor dünyayı. Bırakalım saklasın. Artık ihtiyacım yok ona, dünyada hiç kimsenin bana ihtiyacı olmadığı gibi..."

Genç Bir Doktorun Anıları, Mihail Afansyeviç Bulgakov (Sayfa 130)
 
Çok ender yaşanılan kimi aşklar gibi.Öyle bir aşk yaşamışsındır ki, bir daha artık böylesini yaşayamam dersin.Aşk sözcüğüne anlamını veren,bedeninin tüm hücrelerinde, sinirlerinin her atomunda duyduğun duygudur.Sonra bir gün , bir rastlantı, yeniden aynı heyecan,aynı coşku, aynı yoğunlukta yaşanan anlar... İnanamazsın.Bir düşteyim sanırsın.Kitaplar da benim için böyledir.Eski aşklara dönemezsin , ama eski kitaplara dönebilirsin.. ( Kitapların ölmezliği burdan mı gelir? )Bu nedenle de ,yıllar var ki eski aşklarımı okuyorum. Dostoyevski'yi, Kafka'yı , Rimbaud'yu...

Her Şeyin Sonundayım, Ferit Edgü (Sayfa 40 - sel yayınevi)
 
Sözlerimin kıyısından
Usul usul sızıyorum,
Işığı sen gölgesi ben
Ardın sıra geziyorum...

Reyhan DEMİRCİ
 
Hermine'nin ölü yüzünden, ölü ak omuzlarından, ölü ak kollarından ağır ağır, sinsi sinsi ilerleyen bir ürperti, nefes gibi çevreye yayılıyordu, kış havasına bürünmüş bir ıssızlık ve yalnızlık, yavaş yavaş, yavaş yavaş şiddetlenen bir soğuk. Ve bu soğukta ellerim ve dudaklarım adeta buz kesmişti. Güneşi mi söndürmüştüm? Tüm yaşamın kalbinin canına mı okumuştum? Evrenin ölüm soğukluğu mu dolmuştu içeriye?

Bozkırkurdu, Hermann Hesse
 
"Durmadan başımıza uzak mesafelerden vurmak süratiyle kafamızı sakatlayan vahşi ve cinsel sapık olan bütün insanlara, bizi bu senetaryuma dusuren ahlak düşkünü kardeşlere, derslere biz çalıştığımız halde bizim yerimize diploma alan ve sorumlu yerlere getirilen arkadaşlara elimizden geldigi kadar saldırmak amacıyla bu mektubu düzenlemiş bulunuyoruz. En küçük bir memur olmak icin bile sağlık muayenesi şart oldugu halde, bu deliler nasıl oluyor da kaderimize hükmeden yerlerde bulunabiliyorlar? Bu soruyu açıkça sormak gerekir. Yıkılan binalardan, çöken yollardan, bakımsızlıktan ölen insanlardan, salgın hastalıklardan, sellerden, depremlerden sorumlu kimdir? İnsanlık bu delilerin ellerine mi bırakılacaktır? Sormak isterim size. Bu deliler bizi nasil idare edebilir? Sorarım size. durumu polise bildiririm. Bizi de serbest bırakmanızı rica ederim. Onların işkencesinden aklımızı yitirecek duruma geldik ceza kanununa dayanarak ve medeni kanunun uygulanmasını dileyerek, 4 km. Dahilindeki bütün gizli işkence merkezlerinin kaldırılmasını ve insana insan gibi muamele edilmesini istediğimizi bu dilekçemizde nasıl anlatalım."

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay
 
Severek takip ettiğimiz Sabitfikir, Milan Kundera'yı niçin okumamız gerektiği hakkında ne diyor bakalım.(Bu kısım özgün.:D)

Nazan Maksudyan cevaplıyor...

1. (Varoluşun dehlizleri) Kurduğu muzip ve baştan çıkarıcı anlatı bizi bir anda tedirgin edici bir korku tüneline çektiği için,

2. (Yok hükmünde olmanın cazibesi) Hata yapmanın kaçınılmaz, mutlu olmanın tesadüfi, unutuşun sıradan olduğu hayatlarımızda, bir iz bırakmaktan çok boşluğun çağrısına kapıldığımızı karamsarlığa kapılmadan teslim ettiği için,

3. (Sprachgenie) İki ayrı dilde yazmanın yanı sıra, her zaman bir üçüncü ya da dördüncü dili satırlarına taşıdığı, bundan başka müzik dilinde, beden dilinde, jestlerin ve mimiklerin dilinde de yazdığı için...
 
Bu hurdalar ve bu güzelim kısraklarla birlikte, çekilen acıların tohumu düşecek evine ve günün birinde meyvesini verecek. Seni kurtarabilirdik ama sen bizi iyice ezdin ve günün birinde sende ezileceksin. İşte o zaman seni kurtarmak için biz burada olmayacağız.

Gazap Üzümleri, John Steinbeck
 
Aureliano gülümseyerek, "Sen merak etme," diyordu. "Ölmek sanıldığından çok daha zor." Onun için gerçekti bu. Ecelinin önceden belirleneceği inancı, ona gizemli bir bağışıklık, belirli süreler için ölümsüzlük getiriyor, Aureliano böylelikle savaşın en tehlikeli anlarında korkusuzca öne fırlıyordu.

Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garcia Marquez
 
İnsanda kötü huyların ve davranışların yok olması haline fena denir Molla Kasım. Bu huylar fani oldukları için. Ama aynı zamanda fena da oldukları için... Çünkü fena hem "kötü", hem de "yokluğa mahkum" demektir.

Od, İskender Pala
 
Öğretmenlerin okula gitmeden önce çok iyi beslenmeleri gerekir; çünkü bilgi ağaçlarını genelde verimliden ziyade kısır topraklara dikmek gibi müthiş zor bir işleri vardır.

Kopyalanmış Adam, José Saramago
 
Yoruldum. Yorulmaktan öte sıkıldım. Zorlama alıntılar ile buraya kadar.

Hani tamam okuduklarımdan, gördüklerimden, şahit olduklarımdan kopy paste yapmak neyse de böyle planlı, hesaplı gitmeler bana göre değil. Doğal yollarla artsın. Varsın geç olsun. Ben benle daha mutluyum.:)
 
Vicdan ve suçluluk duygusu. İşte tüm mesele bu ikisini çözmekte.
 
Geri