Günlük Dönüp Dolaşıp Aynı Yere Gelmiyor Muyuz?

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
ama olmadı böyle, önce ben senin hakkında düşündüklerimi yazacaktım. toparlayamadım ki, aklıma geldiği an yazmalıydım, kasınca işler karışıyor..: )) bak az önce de outsinkine yazmaya niyetlendim, iki satır yazınca dur başka sefer daha güzelini yazarım diyip çıktım konudan.
dudağınızın kenarındaki gizli alayın peşindeyim, o çukura insan her şeyi doldurabilir.
sen yine güzel ifade ettin, ben sevince hiç anlatamıyorum...
 
Dene bence.Hic birseyin mükemmeli yoktur.
Icinden geldigi gibi canim.Öptüm.
 
kendimizi anlattıkça anlaşılmadığımızı düşünüyoruz. anlatmasak da daha az yorulsak???
 
"Her zamankinden daha emin bir biçimde, birçok deneysel nedene dayanarak söyleyebilirim ki, insanın temel gereksinimleri sadece ve sadece diğer insanlar aracılığı ile ve onlar tarafından karşılanabilmektedir. Yani, toplum tarafından. Topluluğa duyulan gereksinim (ait olma, etkileşim, gruplaşma) kendi içinde bir temel gereksinimdir. Yalnızlık, yabancılaşma, kendini dışlama ve topluluk tarafından reddedilme, sadece acı verici değil aynı zamanda sağlıksız durumlardır ve doğal olarak yüzyıllardır bilinmektedir ki, insanların ve yetişkinlerin oluşturduğu türler sadece bir potansiyeldirler ve toplum tarafından gerçekleştirilmek zorundadırlar."

Abraham Maslow - Dinler, Değerler, Doruk Deneyimler
 
Jung, 1909'da Eski Yunan mitolojisi araştırmalarına daldı. Bütün o perileri ve santorları çözümlemek, onun kafasını karıştırmakla ve heyecanlandırmakla sonuçlandı. Jung şöyle der: "Akıl hastalarının ifadeleriyle bu mitler arasında birçok benzerlil olduğunu gördüm".
Maggie Hyde - Yeni Başlayanlar İçin Jung
 
Bilinçdışı bir unsur, sık sık hiç yoktan dışsallaştırılabilir ve ortaya çıkabilir, buna yansıtma denir. Bu, aşık olmak veya birinden nefret etmek gibi başka bir kişiye veya duruma karşı aşırı duygusal tepkileri getirir. Bu gibi güçlü duygusal tepkiler, bilinçdışı bir içeriğin bilince çıkmak, patlamak için fırsat kolladığını gösterebilir, ama yalnızca dışssaltırılmış veya başka bir kişiye yansıtılmış olarak ortaya çıkabilir. Sevdiğimiz veya nefret ettiğimiz başka bir insan değil, kendimize ait olan ve karşımızdaki kişiye yansıttığımız parçamızdır.

Maggie Hyde
 
:mlk:

Belki ne lan bu dersin.Lan kelimesini icinden telaffuz ederek.

Hayal gurmahta mi yasah?

[YOUTUBE]/QRLicHKhLYI[/YOUTUBE]
 
ses mükemmel!
yok lan demedim, neymiş acaba bu diye yumuşattım.ddd
içimden telaffuz ettiğim o kadar çok şey var ki şurada. tüm bastırdıklarımın ne zaman ve nasıl fışkıracaklarını ben de merak ediyorum.:)
ses cidden güzel, teşekkür ettim.
 
O günü beklesem mi daha uygun,beklemesem mi döngüselcim?

Rica ederim.
 
"Saklamak değil, paylaşmak olsun özün
Eleştirmek değil, çözümü göstermek olsun sözün
Yıkmakta değil, yapmakta olsun gözün
Saldırmak değil, sarılmaktır çözüm"

Osho
 
"Kutsal sözcüğü de sağlıksız bir biçimde ayırmaya ve ayrıştırmaya bir örnektir. Eğer kutsallık, ayrıcalıklı bir rahip sınıfının tekeline girerse ve eğer varsayılan geçerliği sadece doğaüstücü kurumlar tarafından üstlenilirse, o zaman bu sözcük doğal olanın ve insan doğasının alanının dışında bırakılmaktadır. Dünyevi ve laik olandan kesin bir biçimde karşıtlandığı ve bunlarla hiçbir ilgisi kalmadığı gibi, bir de bunlarla çelişen bir duruma düşmektedir. O zaman, özel bazı ritlerle ve ayinlerle, özel bir dille, haftanın özel bir günüyle, özel bir binayla hatta özel bazı müzik aletleriyle ve belirli bazı özel yiyeceklerle bağdaştırılan bir duruma gelmektedir.

Yaşamın tümünü içermek yerine, sadece bir bölümüne ait bir duruma gelmektedir. Günlük kullanımdan müzelik bir parça gibi ayrılmakta ve insanın günlük ilişkilerindeki olası kullanımından uzaklaşmaktadır. Sonuç olarak böylesi bir din, gerçek olanı ideal olandan ayırmak zorunda kalmakta ve bu ikisi arasında olması gereken dinamik ilişkiyi de ortadan kaldırmaktadır."

Abraham Maslow - Dinler, Değerler, Doruk Deneyimler
 
Değişimin yavaş ve gözlemlenemiyor olması değişimin gerçekleşmediği anlamına gelmez.
 
Hepsinin gelmesini bekleme;
Bir kişi gelmeyecek.

Sen alışmayasın diye,
Korkmayasın diye,
Düşünesin diye..

Kendine yetmen için..
Herkesin kendinden kaçacağı yerlerde
Sen kaçmayasın diye.

Gelenler gitmeyecekmiş gibi..
Doğumlarda ölümlerde
Duyasın diye.

Bildiğini bildirmek için
Bilmeme'yi öğrenmelisin.
Tam kalasın diye.

Hepsinin gelmesini bekleme,
Sen var olasın diye.
Bir kişi gelmeyecek,
Sen, bir olasın diye.

Özdemir Asaf - Düşüngü
 
burundan nefes alıp vermeyenleri "yarı canlı" olarak kabul ediyorlarmış.
kendini sürekli uykuda, uyuşuk, bezgin ya da yorgun hissedenler nefeslerini izleyebilirler..
 
On dört yaşındayken, karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldım. Bu yüzden beni zindana attılar, ama altı ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur işte.

Victor Hugo
 
Kendi içmez, içeni kınamaya bayılır,
Yüzünden aldatmaca sahtekarlık yayılır,
Şarap içmiyor diye kasılıp gezer ama,
Yedikleri yanında şarap meze kalır.


Ömer Hayyam

(Seni niye bu kadar geç keşfettim acaba? Nedennnnn?)
 
dönüp dolaşıp aynı yere geliyorum.
kuyruğumu da yesem kurtulur muyum acaba?
 
On dört yaşındayken, karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldım. Bu yüzden beni zindana attılar, ama altı ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur işte.

Victor Hugo



Sen, her gün köşe başlarında
Yırtık urbanla kirli ellerinle
Avuç açan, sefil insan.

İnan yok farkımız birbirimizden.
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
Ötekinden isteyeceksin.

Ama ben, tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim,
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.

Victor Hugo


Victor bey bir olaydan ders almayi cok iyi biliyor.Hos bir melankolisi var.Sevorum.
 
kendimi tanımanın en kolay yolu, verdiğim tepkileri izlemek.
 
Geri