Dini (İslamî) konularda tartışmak doğru mu?

  • Kullanıcı Mavi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Tartışma
🕒 Konu sahibi 19 saat önce aktifti
Tartismayi karsisindaki insani alt etmek, alay etmek, kücümsemek olarak gören insanlarla tartisilamayacak kadar hassas bir konudur. Nasil yaklasirsa öyle bir tepki alacagini kestiremeyen insanlarla konusulmaz. "Inanmana saygi duyuyorum, düsünüp bunu mantikli bulmus olabilirsin" demek yerine "dogmatik bu, ailen buna inaniyor diye sen de hic düsünmeden ona inandin" mantigiyla, bastan yanlis yaklasan biriyle tartisilmaz.. Iki sözünden biri "düsünmediginiz icin inaniyorsunuz" olan biriyle tartisilmaz. Önce sana bakacak, onun inancsizligina "düsünmedigin icin inancsizsin" demeyecek kadar saygili oldugunu görecek ve en az o kadar saygili olacak ki tartisma ortami olussun.

tumblr_mutfzswKEU1sragu0o2_400.gif


tumblr_mutfzswKEU1sragu0o3_500.gif


tartışma konularında tarafsız kalmam gerekiyor ama bu düşünce bana uygun sevdim çogu cümlesine katılıyorum .Bende böyle düşünüyorum.
 
Hacı çok güzel bir yazı gerçekten okudum ve mantıklı geldi bana lakin şöyle bir şey var Allah bizi dünya üzerinde özgür kıldı bak insanlar istediklerini yapıyor, kendi isteğiyle hür iradesiyle yapıyor değil mi her şey bizim elimizde doğum ve ölüm dışında, bugün onun varlığını haşa reddedenler var, kabul etmeyenler var yine de onlara müsaade ediyor yani onun her şeyi bilmesi onun büyüklüğünden kudretinden sonuçta yeri göğü her şeyi o yarattı ver her şeye gücü kadir, doğa da muhteşem bir nizam var ve bunu tesadüf olarak nitelendirmek apaçık küstahlık olur.

Selamlar damn,

Mesajınızın son cümlesi dışındaki bölümlere bir önceki mesajımda değindiğimi düşünüyorum. Bu sebepten ötürü o kısım dışındaki bölümlere cevap yazmayacağım.

Doğada muhteşem bir nizam olduğu ve bunu tesadüf ile açıklamanın küstahlık olduğunu belirtmişsiniz. Bu iki kavram birbirinden ayrı ve geniş konular olduğu için her ikisine birden değinmem şu an için mümkün değil. Ama yine de 'bana göre' asıl vurgulamak istediğiniz "tesadüf" konusuna bir miktar değineceğim.

Ateizm, kişisel bir olgudur ve ateistler arasında tanrının reddi dışında bir fikir birliği olmak zorunda değildir. Örneğin bir üniversite profesörü, bir doktor, bir Marksist yada bir liberal... Bunların herbiri, herhangi bir konuda birbirine zıt görüşler beyan edebilirler. Ama bunları birleştiren tek nokta ateizm olabilir. Bahsetmiş olduğunuz "tesadüf" konusu da buna bir örnektir. Fakat şunu da belirtmek gerekir ki, ateistlerin tamamı olmasa da(hiç yoktur dememek için böyle diyorum) büyük çoğunluğu güncel olayları ve gelişmeleri değerlendirirken bilimi referans alır ve sorulan sorulara da bilimin cevap verebildiği ölçüde cevap verir.

Velhasıl kelam, evrenin oluşumu ve hayatın kökeni konusunda ateistler arasında çok farklı görüşler mevcuttur. Bilim hayatın tesadüf eseri oluştuğunu söylemez. Bu fikir büyük çoğunlukla Harun Yahya gibi zatların çarpıtmasıdır. Bununla ilgili sadece teoriler vardır. Daha önce okuduklarımdan hatırladığım kadarıyla da ondan fazla bilimsel teori vardır ve bu kadar teori arasından bir tanesinin çarpıtılarak açıklanması da son derece manidardır.

Teori nedir diye sorarsanız eğer şahsi olarak bu teori hakkında çok bilgi sahibi değilim ama bildiğim kadarıyla bu teorinin kökeni Kuantum Fiziği'ndeki bazı bulgulardır. Kuantum fiziğine göre boşlukta sürekli olarak hareket eden kuantum dalgaları ve burada yer alan çeşitli atom altı parçacıkları vardır. Bu atom altı parçacıklar sebepsiz yere varolmakta ve de yok olmaktadır. Buradan yola çıkarak elde edilen bir takım hesaplamalar sonucu "nedensiz evren" diye bir fikir ortaya atılmış. Yani olayın özü bildiğim kadarıyla bu. Dolayısıyla küstahlık olan "herşeyi tesadüfle açıklamak değil", ondan fazla teori ve onlarca fikir içinden sadece bunu ön plana çıkartıp bunu saplantı haline getirmektir.

Saygılar.
 
Elbette Doğrudur Örnek Verecek Olursak

İmamı Azam "Dinsiz Gezgin" Hikayesi
İmamı Azam Ebu Hanifenin çocukluk yıllarında idi. Allah diye bir yaratıcının olmadığını, her şeyi tabiatın yarattığını iddia eden ve gittiği yerlerde bilginlerle görüşerek tartışmalar yapan bir dinsiz, döne dolaşa Kufe şehrine geldi.
Sapık fikirlerini anlatmaya başlayan bu dinsizin, Kufe bilginleriyle görüşüp münazara yapma isteğine gülen Müslümanlar; “ Bizim küçük bir bilginimiz var, eğer onunla karşılaşıp yenersen, büyük bilginlerimiz seninle görüşebilir ” diye cevap verdiler. O bunu kabul etti. Sonunda görüşme yerini ve saatini kararlaştırarak dağıldılar.
Kufeliler salonu tıklım tıklım doldurmuşlardı. Aradan yarım saat geçtiği halde, küçük bilgin hala gelmemişti. Saatler ilerledikçe dinsiz bilgin gururlanıyor ve: “ Benden korktu tabii” diyerek gülüyordu.
Tam bu sırada küçük bilgin Ebu Hanifenin içeri girdiği görüldü.
Dinsiz bilgin:
- Niçin geç kaldın küçük? Yoksa çok mu korktun? diye sordu. O da:
- Hayır korkmadım Evimiz nehrin öte yakasında. Bu tarafa geçmek istediğimde köprünün yıkılmış olduğunu gördüm. Geçemeyeceğimi anlayınca, oradaki ağaçlara, hemen bir sandal olup, beni geçirmelerini emrettim. Onlarda sandal olup beni geçirdiler, bu yüzden geç kaldım, özür dilerim, dedi.
Bu cevap karşısında kahkahalarla gülmeye başlayan dinsiz bilgin:
- Hey akılsız çocuk! Hiç ağaç kendi kendine sandal olur mu? deyince, birden bire ciddileşen Ebu Hanife:
- Asıl aklı olmayan sensin! Bir sandalın bile kendi kendine yapıldığını kabul etmiyorsun da, şu uçsuz bucaksız alemin kendi kendine var olduğunu nasıl iddia ediyorsun? diye karşılık verdi.
Bu güzel buluş karşısında şaşırıp kalan inançsız bilgin:
- Beni gafil avladın küçük! Pekala şu varlığını iddia ettiğin Allahı göster de inanalım, dedi.
Ebu Hanife eline bir bardak süt alarak, dinsiz bilgine sordu:
- Yağ ve peynir neden yapılır?
- Tabii sütten yapılır.
- Öyleyse, şu sütün içinde bulunan yağ ve peyniri göster bakalım!
Dinsiz bilgin iyice şaşırmıştı.
- Elbette bu sütün içinde yağ ve peynir vardır, fakat görünmez dedi.
Dinsizi en zayıf yerinden yakalayan Ebu Hanife yerinden doğrularak:
Şu sütün içinde yağve peynir olduğunu kabul ettiğin halde onları gösteremiyorsun da, Yüce Allahı “ İşte Allah” diye göstermemi benden nasıl istiyorsun? dedi.
Bu inandırıcı cevaplara rağmen hala Allahın varlığına inanmayan adam:
- Son soruma da cevap verirsen, üstünlüğünü kabul edeceğim. Madem ki “ Allah vardır” diyorsun, şu anda o ne yapmaktadır? diye sordu. Bir an dşünen küçük bilgin:
- Bulunduğun kürsüden aşağı in, sorunun cevabını orada vereceğimdiyerek dinsizin indiği kürsüye çıktı ve :
- Şu anda Allah, senin gibi bir dinsizi bu kürsüden aşağı indirerek, benim gibi küçük bir kulunu çıkardı, deyince, dinsiz bilginin konuşacak dermanı kalmamıştı. Binlerce insanın karşısında “ Kelime-i Şahadeti” getirerek müslüman oldu.
 
her ateistin ağzından bir dogmadır almış başını gidiyor, din nedir? ne olursa dogmatizmden kurtulur ayrıca dogma olduğunu kesinen kabul etmiş olduğumuz varsayımıyla hareket edersek bunun zararı nedir, kendi fikirleriniz dogmatik değil midir?
 
Velhasıl kelam, evrenin oluşumu ve hayatın kökeni konusunda ateistler arasında çok farklı görüşler mevcuttur. Bilim hayatın tesadüf eseri oluştuğunu söylemez. Bu fikir büyük çoğunlukla Harun Yahya gibi zatların çarpıtmasıdır. Bununla ilgili sadece teoriler vardır. Daha önce okuduklarımdan hatırladığım kadarıyla da ondan fazla bilimsel teori vardır ve bu kadar teori arasından bir tanesinin çarpıtılarak açıklanması da son derece manidardır.

hıı maymundan gelmedim ben diye koskoca teoriyi geçiştiren harun yahya okumuştur muhtemelen.

sana bi çay ısrmalıcam hatırlat bana.p

teorilere inanılmaz sadece mantıklı bulunabilir ve yerine daha mantıklı daha geçerli bi kuram gelene kadar en geçerlisi budur.
yani her an değişebilecek bilgiler. Bilim zaten kendini sürekli yenilemek zorundadır.

tesadüfe inanmıyorum da tesadüfen var olduğuma nasıl inanayım?
 
Ve elbette her tasarım, bilinçli bir "tasarlayıcı"nın varlığını ispatlar. Tüm evreni yoktan var edip, sonra da onu dilediği biçimde tasarlayıp düzenleyen yegane kudret ise, elbette ki Kuran'daki ifadeyle "tüm alemlerin Rabbi" olan Allah'tır. Kuran'da belirtildiği gibi, Allah, göğü bina etmiş, sonra ona belli bir düzen vermiştir. (Naziat Suresi, 27-28)

Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun; siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz. Ondan çevrilen çevrilir, kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler'; ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler. (Zariyat Suresi, 7-11)
 
Çoğunluk İslami konuların tartışılabileceğini söylemiş. Şaşırmamak elde değil. Herhangi bir dünyevi konuyu nereye kadar tartışabiliyorsunuz ki, İslami tartışasınız?

Hele hele sorgulamayı da katmışsınız araya. Arkadaşlar, sorgulamak ve tartışmak farklı, araştırmak farklıdır. Yeterince bilgi sahibi olmadığınız konularda nereye kadar tartışacaksınız çok merak ediyorum. Hadi çıkın soğuk füzyonu tartışın bakalım ne kadar sürecek.

Yapmayın gözünüzü seveyim. Ya içerisine düştüğünüz kavram kargaşasının farkına varmak istemiyorsunuz, ya da bile bile küfre gidiyorsunuz. İslamiyet, eksik bilgiyle ezbere tartışılacak kadar sıradan bir konu değildir.

Zira öyle olsaydı, Allah bütün insanlara peygamberlerini yollamazdı. Bilmiyorsanız, alimlerden öğreniniz. Tartışmaya neden ihtiyaç duyuyorsunuz ki?

Ezberinize bir sorgulamak kavramı yerleştirilmiş, peşinden koşup duruyorsunuz. Sorgulanacak ve tartışılacak şeyler var, araştırılıp öğrenilecek şeyler var.

Bir şeyin sorgulanıp tartışılması için, onun yenilik ve değişim göstermesi gerekir. İslamiyet kesin ve sabit çizgileri olan bir dindir. Değişmez ve kendini yenilemez. O zaten her devre uygun şekilde, Allah'ın üstün mühendislik kabiliyetiyle tasarlanmış bir yaşam biçimidir. Dolayısıyla büyük bir iş çıkarıyorum edasıyla her şeyi sorgulama ve tartışmaya açmayın...
 
Çoğunluk İslami konuların tartışılabileceğini söylemiş. Şaşırmamak elde değil. Herhangi bir dünyevi konuyu nereye kadar tartışabiliyorsunuz ki, İslami tartışasınız?

Hele hele sorgulamayı da katmışsınız araya. Arkadaşlar, sorgulamak ve tartışmak farklı, araştırmak farklıdır. Yeterince bilgi sahibi olmadığın konularda nereye kadar tartışacaksınız çok merak ediyorum. Hadi çıkın soğuk füzyonu tartışın bakalım ne kadar sürecek.

Yapmayın gözünüzü seveyim. Ya içerisine düştüğünüz kavram kargaşasının farkına varmak istemiyorsunuz, ya da bile bile küfre gidiyorsunuz. İslamiyet, eksik bilgiyle ezbere tartışılacak kadar sıradan bir konu değildir.

Zira öyle olsaydı, Allah bütün insanlara peygamberlerini yollamazdı. Bilmiyorsanız, alimlerden öğreniniz. Tartışmaya neden ihtiyaç duyuyorsunuz ki?

Ezberinize bir sorgulamak kavramı yerleştirilmiş, peşinden koşup duruyorsunuz. Sorgulanacak ve tartışılacak şeyler var, araştırılıp öğrenilecek şeyler var.

Bir şeyin sorgulanıp tartışılması için, onun yenilik ve değişim göstermesi gerekir. İslamiyet kesin ve sabit çizgileri olan bir dindir. Değişmez ve kendini yenilemez. Dolayısıyla büyük bir iş çıkarıyorum edasıyla her şeyi sorgulama ve tartışmaya açmayın...

Merhaba, size o kadar cevap veresim geldi ki, herkese karşı konuşmuşsunuz apaçık ortada. İnsanlar bugünkü teknolojiye ne ile geldi? Sorgulayarak. Çünkü mantık yürütme potansiyelimiz var. Tanıdığım bir çok insan müslüman, ama hiçbiri Kuran'ı Türkçe okumamış. Hepsi Cumaya gider, duayı Arapça okur. Teravih'e gider, duayı Arapça okur. Hiç aklınıza takılmadı mı şu soru, evreni yaratan bir varlık, her şeyden haberi olduğunu söylediğiniz o yüce varlık sizin dilinizi bilmiyor mu? Duaları Türkçe ve hissederek etseniz daha etkili olmaz mı? Eğer Türkçe bilmiyorsa yırttınız, günahlarınızın çoğunluğunu Türkçe işlediniz çünkü. Bir de neden kitaplar gelmiş bizlere? İnsan aklı doğruyu yanlışı kavrayamıyor mu okumadan?

Eğer bir Tanrı varsa, her şeyi biliyorsa, neden bizleri yaratıp doğruya veya yanlışa itip cennet veya cehenneme iteliyor? Alın yazısıydı, bilmem neydi, bunlar baştan biliniyorsa neden biz kobay olarak kullanılıyoruz.

Evren o kadar geniş ki, biz sadece küçücük gezegen olan dünyada insan olarak adlandırılan cisimleriz. Bu kadar büyük bir evren sadece biz insanlar Allah'a inanalım diye mi var oldu?

[YOUTUBE]0fKBhvDjuy0[/YOUTUBE]

Bu arada aynı dine mensup değiliz diye size saygı duymuyor değilim, elbette ki saygım var. Ama çok muhalefet biçimde konuşuyorsunuz. O yüzden karışmak istedim.
 

Merhaba.

size o kadar cevap veresim geldi ki,

Ben de öyle. Gördüğünüz gibi, hem de tek tek. :)

herkese karşı konuşmuşsunuz apaçık ortada.

Evet, cümlelerimdeki çoğulluktan anladınız sanırım.

İnsanlar bugünkü teknolojiye ne ile geldi? Sorgulayarak.

Dikkat ederseniz burada bahsedilen şey teknoloji değil, İslamiyet. Ki teknolojiye sonuna kadar destek veren bir dinden bahsediyoruz. İnsanlar teknolojiyi geliştirmek için dini sorgulamadılar sonuçta değil mi? Burada bahsedilen şey din. Dinin konulması gereken yer ile teknolojinin konulması gereken yer farklı.

Çünkü mantık yürütme potansiyelimiz var.

Evet :)

Tanıdığım bir çok insan müslüman, ama hiçbiri Kuran'ı Türkçe okumamış. Hepsi Cumaya gider, duayı Arapça okur. Teravih'e gider, duayı Arapça okur.

Gönül, bütün müslümanların tefsir okumasını ister. Ama adam okumadan inanmış, kendini teslim etmiş ve öyle devam ediyor. Bundan bize ne? Neden bu kadar ilgilenelim ki? O onun kendi tercihi. Sen kendinle ilgileneceksin. Sen okudun mu bakalım Kuran'ın Türkçesini? Eğer okumuş olsaydın aşağıdaki cümleleri kurmayacaktın mesela.

Hiç aklınıza takılmadı mı şu soru, evreni yaratan bir varlık, her şeyden haberi olduğunu söylediğiniz o yüce varlık sizin dilinizi bilmiyor mu?

Biliyor.

Duaları Türkçe ve hissederek etseniz daha etkili olmaz mı?

Arapça farklı, Kuran dili farklıdır. Eğer yeterince araştırmış olsaydınız öncelikle bunu bilmeniz gerekirdi. Yani henüz siz birey olarak bunu öğrenmeden, başka insanların ibadet şekillerini neden eleştiriyorsunuz ki? Duaları zaten milyonlarca Türk insanı Türkçe eder. Çünkü kimse Arapça bilmiyor doğru dürüst. Sadece namazda okunması gereken ayetler Türkçe değil. Ezanın Türkçe olmamasının sebebi ise, onun evrenselliğinden kaynaklanıyor. Müslümanlar sadece Arap ülkelerinde ve Türkiye'de değil, dünyanın bütün ülkelerinde varlar. Her ülkede cami var. Alman bir müslüman kalkıp Japonya'ya gitse, Japonca okunan ezanı nasıl anlayacak? İşte ezanın bile Arapça okunmasının sebebi evrenselliğidir. Böyle bir konuyu büyük bir dertmiş gibi yansıtmanın da hiç gereği yoktur.

Eğer Türkçe bilmiyorsa yırttınız, günahlarınızın çoğunluğunu Türkçe işlediniz çünkü.

Buna cevap verme gereği duymuyorum

Bir de neden kitaplar gelmiş bizlere? İnsan aklı doğruyu yanlışı kavrayamıyor mu okumadan?

Üstat, vapur binmiş karşıya geçmek için. Kitap okurken yanına bir öğrenci yaklaşmış ve "Neden kitaplara ve peygamberlere gerek duyuldu, biz yolumuzu kendimiz bulurduk üstadım." demiş. Üstat kitaptan kafasını kaldırmadan "neden vapura bindin, yüzerek geçsene karşıya." demiş.

Kıssadan hisseyi anlayabildiysen, kitaplar ve peygamberler gönderilmeden evvel insanlığın doğru yolu bulup bulamadığını araştırmaya başlamalısın.

Eğer bir Tanrı varsa, her şeyi biliyorsa, neden bizleri yaratıp doğruya veya yanlışa itip cennet veya cehenneme iteliyor? Alın yazısıydı, bilmem neydi, bunlar baştan biliniyorsa neden biz kobay olarak kullanılıyoruz.

Senin yaşlarındayken aynı soruyu kendime sormuş, çok geçmeden kendim cevaplamıştım. Bunu sen de yapabilirsin.

Evren o kadar geniş ki, biz sadece küçücük gezegen olan dünyada insan olarak adlandırılan cisimleriz. Bu kadar büyük bir evren sadece biz insanlar Allah'a inanalım diye mi var oldu?

Bunlar daha bu tip konuların ilk basamakları. Biraz araştırıp doğru bilgiler edinebilirsin.

Bu arada aynı dine mensup değiliz diye size saygı duymuyor değilim, elbette ki saygım var. Ama çok muhalefet biçimde konuşuyorsunuz. O yüzden karışmak istedim.

Ben sizi "karışmış" olarak ağırlamadım. Aksine güzel, tatlı bir kızın sorduğu soruları yanıtladım. Size göre muhalefet, başkasına göre hak evet...
 
İlim haketmiş bir insan olsaydım eğer kesinlikle tartışırdım lakin tartıştığım kişininde ilim sahibi olması şart hoş burda o derece kişinin olduğunu sanmıyorum bunlar bana bi beden büyük mesala haddimi biliyorum aferim bana.
 
Bilgin olmadığı hiçbir konuda tartışmak doğru değildir. Hele ki bu İslâm ise!
 
Tartışmam ve bana göre de doğru değil.
İnanmayana da saygım sonsuzdur.
İsteyen istediği şeye inanmakta özgür.
 



Ben de öyle. Gördüğünüz gibi, hem de tek tek. :)
Tek tek cevap verdiğiniz için teşekkür ederim.


Evet, cümlelerimdeki çoğulluktan anladınız sanırım.



Dikkat ederseniz burada bahsedilen şey teknoloji değil, İslamiyet. Ki teknolojiye sonuna kadar destek veren bir dinden bahsediyoruz. İnsanlar teknolojiyi geliştirmek için dini sorgulamadılar sonuçta değil mi? Burada bahsedilen şey din. Dinin konulması gereken yer ile teknolojinin konulması gereken yer farklı.

Ben teknolojiyi örnek olarak verdim, bunu anlamak her ikimiz için çok kolay ^^


Evet :)



Gönül, bütün müslümanların tefsir okumasını ister. Ama adam okumadan inanmış, kendini teslim etmiş ve öyle devam ediyor. Bundan bize ne? Neden bu kadar ilgilenelim ki? O onun kendi tercihi. Sen kendinle ilgileneceksin. Sen okudun mu bakalım Kuran'ın Türkçesini? Eğer okumuş olsaydın aşağıdaki cümleleri kurmayacaktın mesela.

Okumuş olsaydım mı :S evet, okudum. Okumadığım bir şeye 'inanmıyorum' diyemem. Okuduğum için bu düşünceye sahibim.


Biliyor.



Arapça farklı, Kuran dili farklıdır. Eğer yeterince araştırmış olsaydınız öncelikle bunu bilmeniz gerekirdi. Yani henüz siz birey olarak bunu öğrenmeden, başka insanların ibadet şekillerini neden eleştiriyorsunuz ki? Duaları zaten milyonlarca Türk insanı Türkçe eder. Çünkü kimse Arapça bilmiyor doğru dürüst. Sadece namazda okunması gereken ayetler Türkçe değil. Ezanın Türkçe olmamasının sebebi ise, onun evrenselliğinden kaynaklanıyor. Müslümanlar sadece Arap ülkelerinde ve Türkiye'de değil, dünyanın bütün ülkelerinde varlar. Her ülkede cami var. Alman bir müslüman kalkıp Japonya'ya gitse, Japonca okunan ezanı nasıl anlayacak? İşte ezanın bile Arapça okunmasının sebebi evrenselliğidir. Böyle bir konuyu büyük bir dertmiş gibi yansıtmanın da hiç gereği yoktur.

Ben Arapça olduğuna emindim, ama her şeyden şüphe ettiğim için buna da tekrar bakacağım. Merak etmeyin Kuran'ın okunan şey, Kerim'in asil, yüce anlamına geldiğini de biliyorum. Ezan hakkında söylediklerinize bir şey diyemem bunu hiç düşünmemiştim. Ben hayır duası değil, namaz dualarından bahsetmiştim. Bireysel yapılan bir ibadetin daha samimi olmasını daha normal karşılardım.

Buna cevap verme gereği duymuyorum



Üstat, vapur binmiş karşıya geçmek için. Kitap okurken yanına bir öğrenci yaklaşmış ve "Neden kitaplara ve peygamberlere gerek duyuldu, biz yolumuzu kendimiz bulurduk üstadım." demiş. Üstat kitaptan kafasını kaldırmadan "neden vapura bindin, yüzerek geçsene karşıya." demiş.

Vapura bindiğin anda geri dönmek gibi bir şansın yok. Ama Kuran okuduktan sonra ister iyilik yaparsın ister kötülük, karaktere kalmış bir şey.

Kıssadan hisseyi anlayabildiysen, kitaplar ve peygamberler gönderilmeden evvel insanlığın doğru yolu bulup bulamadığını araştırmaya başlamalısın.




Senin yaşlarındayken aynı soruyu kendime sormuş, çok geçmeden kendim cevaplamıştım. Bunu sen de yapabilirsin.

Ben sorularımın cevaplarını araştırıyorum. Mantığımı zorluyorum. Yaşıtlarımın çoğu körü körüne inanıyor. En azından onlardan daha çok bilgim olduğuna inanıyorum.


Bunlar daha bu tip konuların ilk basamakları. Biraz araştırıp doğru bilgiler edinebilirsin.

Buna cevap vermemişsiniz



Ben sizi "karışmış" olarak ağırlamadım. Aksine güzel, tatlı bir kızın sorduğu soruları yanıtladım. Size göre muhalefet, başkasına göre hak evet...

Öyle ağırlamadığınız için teşekkür ederim.
 
Dini deyince akla neden sadece islam geliyor abi onu açıklayın önce bana, hristiyanlık yada musevilik din değil mi onları tartışabilir miyiz?
 
Dini sorgulayan bir insanı dışlarsanız, sert cevaplar verirseniz,İslamı savunmalarını hiç istemem.Zaten sorgulamak gerekir bir şeyleri ki bilinçlenelim.
Sorgulamak kötü bir şey değil ve tabii bu sorgulamakta hakaret babında olmamalıdır.
Eğer dini bilgilerin çok ise bildiklerini düzgün bir şekilde anlatmalıdır.
Çok yaşadım bu tarz olayları.
Benim ateist arkadaşlarımda oldu. Ama sadece nedenlerini sorguluyorlar. Ve İslamı korumaya kalkan kişilerde küfür ederek koruyor. Koruma sen sakın İslamı!!
Yahu anlamıyorum,neden kimse kimsenin düşüncelerine saygı duymuyor ki.
Benim arkadaşlarıma gelen küfrün haddi hesabı yoktu. Yahu sen din adına ne biliyorsun ki gelmiş küfür ediyorsun?
Din'i böyle savunamazsın. Bu şekilde anlatamazsın.
Ben bildiğim kadar arkadaşlarıma anlatırım,görevimi yaparım,gerisi ona kalmış bir şeydir.


Din'i sorgulayan insanları yadırgamayın lütfen. İslamda da sorgulamak vardır ama haddini aşmadan.
-Aaaa Allah'ı mı sorguluyorsun sen? Cayır cayır yanacaksın.
- Sakın bir daha din ile bir şey söyleme yanarsın.


Bunlar nedir yahu :)


Kuran-ı Kerim okunsa aslında bu tarz sorulara bile gerek kalmayacak.
Her kulaktan farklı yobazlaştı dinimiz. Zorlaştırdılar,insanların beynini yıkadılar.
Aslında sadece İslam '' Allah'ı bil,ibadet et,hoş görülü ol..
Bunlar olunduğu zaman zaten dünya bile yoluna girer. Her sözün altında kocaman manalar çıkıyor ama zamanım yok şuan anlatmaya.


Din'de zorlama yoktur. Herkes istediğine inanmakta,herkes istediği gibi ibadet etmekte özgürdür. Ve insanları hiç bir şekilde yadırgayıp sert bir şekilde anlatım yapmayınız.
Yoksa onları haklı çıkarırsınız.


İyi günler.
 
Geri