Bakınız anayasamız ne diyor:
Allah'a veya dinlerden veya bu dinlerin peygamberlerinden veya kutsal kitaplarından veya mezheplerinden birine hakaret eden veya bir kimseyi dini inançlarından veya mensup olduğu dinin emirlerini yerine getirmesinden veya yasaklarından kaçınmasından dolayı kınayan veya tezyif veya tahkir eden veya alaya alan kimseye altı aydan bir yıla kadar hapis ve beş bin liradan yirmibeş bin liraya kadar ağır para cezası verilir.
Bu fıkrada yazılı suçlar, basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza bir misli artırılarak hükmolunur.
Herkes inanir veya inanmaz; bu Allahla kulu arasındaki meseledir. İnsanları insanlar yargılayamaz, sadece Allah yargılar. Allah peygamberi aracılığı ile doğru yolu gösteren kutsal kitap ve İslâm'ı yollamıştır. Kul olarak bizler de ya inanir ibadet ederiz, ya da inanmayız, yok sayarız. Ama bu demek olmuyor inanmayan kesimin dinime, rabbime, peygamberime hakaret etmesi.
Kur'an-ı Kerim'den bir ayet:
Enbiya - 41
"Andolsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edildi. Ben de o kâfirlere bir süre için meydan verdim. Sonra da tuttum onları cezalandırdım. O vakit azabım nasıl imiş (gördüler)."
Selamlar,
Forum yöneticilerine güveniyorum ve herhangi bir hakaret olması durumunda gerekli müdahaleyi yapacaklarına inanıyorum. Ayrıca forum yöneticilerinin görmemesi/gözden kaçırması durumunda forum kullanıcılarının kullanabileceği şikayet butonu da var. Ancak sizin buradaki önleminiz çok daha farklı. Açıkça tehdit ediyorsunuz. Aba altından sopa gösterip ayağınızı denk alın diyorsunuz. Bu çok çirkince bir davranış.
Bir önceki mesajımda tartışabileceğimi ama fundemental, köktendinci, herşeyi baştan reddeden, tartışmaktan ziyade üste çıkmaya çalışanlarla tartışmayacağımı yazdım. Bu sebeple aşağıdaki yazdıklarımı siz şahsınız adına görmezden geliniz. Sizinle tartışmak istmiyorum.
Efendim, yukarıda bir ayet paylaşılmış. Paylaşılan ayet üzerinden bazı olgulara değinmek istiyorum. Ayeti paylaşan zat-ı muhterem dışındaki arkadaşlar dilerlerse cevap yazabilir ve tartışmayı dallandırabiliriz.
Efendim ayet diyor ki, herşeye gücü yeten, mutlak ve kadir olarak atfedilen bir ilah "kafirlere" bir müddet meydan vermiş ve sonrasında ceza vermiş. Neden meydan verdiği ve nasıl, ne şekilde ceza verdiğini sorduğum vakit "senin aklın ermez o işlere", "o yapar" gibi argümanlar dışında bir argüman duyabileceğimi sanmıyorum. Ama yine de konuya derinlik katması açısından bunu kader bağlamında ele almak en doğrusu olacaktır.
İslamcı teizm anlayışına göre genel olarak burada iki farklı eğilim öne çıkar. Birinci eğilime göre herkesin kaderi baştan bellidir ve yapılan tüm hareketler ve ilerde yapılacaklar tanrının bilgisi dahilindedir ve hatta bunlar Levh-i Mahfuz ismi verilen bir yerde de kayıtlıdır. Dolayısıyla benim veya başka bir kafirin yaptıkları tanrının bilgisi ve tercihi dahilinde olduğundan bu bizim değil tanrının suçudur, benim veya diğerlerinin değil. Diğer bir deyişle tanrı bizi(inanmayanları) cezalandırmak için yaratmış gibi bir olgu ortaya çıkar. Bu durumda tanrıya bazı sıfatlar da uydurulabilir.
İkinci eğilim ise biraz daha yanıltmalı bir eğilim. Efendim burada da denirki insanların bir miktar özgür iradesi vardır ve insanın başına gelenlerin sebebi büyük oranda insan kaynaklıdır. Seçemediği kısımlar tanrının bilgisi dahilindedir ve tanrı imtihanı değerlendirirken bunları da hesaba katar ve ona göre sonuç verir. Yani kişi özgür iradesi sonucu yaptığı eylemler hesaba katılır ve sonuçlandırılır. İlk bakışta bu argüman kulağa hoş geliyor. Ama biraz derinlemesine bakalım. Tanrı herşeye gücü yeten, mutlak, kadir, işiten, gören biri olduğu için bunları da biliyor(bununla ilgili Kur'an'da ayetler mevcut). Yani burada bir tutarsızlık mevcut. Tutarsızlık, insana dinsel olarak atfedilen cüz-i irade ile tanrıya atfedilen küll-i iradenin çelişkisidir. Diğer bir deyişle insana özgür irade alanı kılmak tanrının iradesini kısıtlamak anlamına gelir. Yani insana tabii durumlar varsa ve tanrının elinden birşey gelmiyorsa bu tanrının iradesini kısıtlar. Oysa herşeye kadir, mutlak bir ilah için kısıtlama düşünülemez. Ama olsa olsa tanrı bunlara izin veriyordur denebilir. Yani tanrı insana verdiği özgür iradeye saygı gösteriyor ve yaptıkları eylemlere karışmıyordur. Fakat herşeyi baştan bildiği için, aslında seçimlerin neye sebep olacağının da bilincindedir ve pek çok durumda kişinin tercihleri çevre koşullarına da bağlı olduğundan, yani aslında Tanrı’nın dolaylı olarak sebep olduğu şeyler olduklarından, Tanrı yine de ortaya çıkan sonucun sorumlusu olmaktan kurtulamamaktadır. Dolayısıyla teist mentalite burada tutarlı değildir.
Kullandığım Kaynaklar:
Ateizmi Anlamak (Propaganda Yayınları)
Ateist Manifesto (Yurt Kitap)