&diLa 'nin defteri&

Konu sahibi son olarak 2608 gün önce görüldü
Alaca karanlığı sevmem ben, ya gündüz olmalı ya gece. Kurşun ya alnından vurmalı yada namluda kalmalı. Yar dediğin ya senin gibi olmalı yada hiç olmamalı.
 
Paylaşmanın asaletini hiç bir zaman bencilliğin çirkinliğine tercih etme,ve öyle bi arkadaş seçki sen onun için ölümü düşündüğünde o senin için çoktan ölmüş olsun.....
 
Güller hep ellerinde açsın, ama dikenleri batmasın.Sevda hep seni bulsun,ama seni yaralamasın.Mutluluk hep yüreğine dolsun,ama beni unutturmasın.
 
Yıldızlara isimler verdim kendimce
Biri hayal
Biri gurbet
Biri hasret
Biri hep o güzel memlekettir memleket
Sokaklarında büyüdüğüm seninle
Buluştuğum gözlerinle
O güzel memleket bir yıldıza adını verdi
Akşamları göğe kaldır başını seyret
Belki geçmişin ışıkları henüz sönmemiştir
Belki resimler kaybolmamıştır
Belki isimler unutulmamıştır
Belki batmayı unutmuş güneşler vardır gökte
Seyret aynaya bakmadan seyret gökyüzünü
Bir yıldız göz kırpıyorsa
Veya bir ışık kayıyorsa
Benim kadehimdir şerefine kalkan
Işıklara doğru
Sana doğru
Şiirler geliyor gökyüzünden
Bu bilinmeyen hayal meyhanesinden
 
Ellerimde güller açmış
Sabah çiğleri üzerinde
Fırından sıcak ekmek kokusu yayılır
Çocukluğumun istüne
Uyanmak ne de zordur okul varsa
Sen uykularımı bölerdin
Buğdaylı rüzgar kokusuyla
Büyüdük herşeyi büyüttük
Aşkı
Hasreti
Milleti
 
Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
Bu gece dağ başları kadar yalnızım

Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
Nerdesin?
 
yalnızım yine,
Gelemiyorum kendime
Bakamıyorum kaderime
Adın yazılmş kalbime ..

Sonsuz bir yoldayım..
Yine çaresiz, yine üzgün,
Bu bedenim yaşıyor bir hüzün
Sensizim bütün gün..


Ağlıyorum her gece
Bak şu geleceğe
Neler yazlmş ömrüne
ine girdin düşlerime..


Yürüyorum tek başıma
yYne yanlnızlık dünyamda
Seni görmüşüm rüyamda
Yokmuşm aklında...!
 
yedi iklim geçer,
ağarıp solan güz ışıklarından
yalan pencerelere doğru...

uykularda olur ne olursa
yangınlar,
takvim ziyanları,
gömülü sevdalar...

iksir gibi yayılır
hücrelerimin rehavetine ıslaklığın
düş tüccarları ağır mesaidedir...

uykularda olur ne olursa,
talanlar
ve beton serinliği
inşaat halindeki aşkların...

uykularda ölür ne ölürse,
kıpırdayan su
gülümseyen yel...

yedi iklimin oralarda
kavalını kırmış bir çobandır
gökyüzü,
aklında new orleans
heybesinde caz!

yedi iklimin
bar olduğu yerdedir uykunun
alkol imparatorluğu
kalabalık avındadır bakışlar...

uykularda olur ne olursa,
bitmez efkar kırları
bazı saçlarda
ve ölüm gibi suskunluklar açar
derin kuyularda...

ve şaka gibi
ve sarsak sarsak
ve kımıl kımıl
bir yaşamaktır
MAVİLERE UYANMAK
en kesif karanlıklara kafa tutan
gözlerinin mavisine kuşanmak...

senin kanatların var,
benim köylü yüreğim...
operada tezek kokusu
bu şehirdeki varlığım! ..
beni taşıyacak vesaitim yok
bu caddeüstü sevdada
ellerinden gayrı..
'gayrı dayanamam ben bu hasrete'
ya beni de yitir
ya sen de git
beni götürdüğün yere...
türküleri sev
yalan kahkahalardan uzak dur
canımın suyuyla yıka ellerini..
aklımın maharetiyle giydir
en mavi yerlerini...

senin adın
buzul mavisi!
çünkü mavilerde uyur,
benden sana geçen
sende beni kalkındıran ne varsa!
sevdiğim, açlığımın uzak ufku,
her sabah;
güneşten ne zaman işaret alırsan
ne zaman dar gelirse soluğun
böyle uzun sarılmaklara,
fikrini kurcalarsa eğer
açık korkular,
işte o zaman
mavilere,
mavilere
uyandır beni...
 
Bir fransız şarkısıdır şarap içtimiz gece

Yeniden doğuyordu günyüzü, imkansızlıkların ilk günlerinde.
İki rayı çırılçıplak çarşafa sarıyorduk, son istasyonda..
Öylesine çıktığın bir yolculukta, en zor intiharın olacağım..
Ölümü gördüm kollarında.
Peki, günah dediğin neydi ki?
Tutup her kadını sana tamamlıyorum. Bir kez değil, iki kez..
Uzanıyoruz farklı bedenlere yavaş yavaş,
hiç boş kalmayan gecelerim hatırlatıyor seni bana.
Sen yağmurdan daha güzelsin, bana ihtiyacın yokken dilimde biraz adın..
Yeryüzünde bıraktığın hayal kırıklığının gürültülü izlerine yerleşiyordum.
Sesimle öpüyorum dudaklarını. Tanrı varsa eğer, bu sen olmalıydın..
Sesin ince bir ağıttır, bir kadını sevdiğim gibi..
Bu kent, bütün gün bir şiir. Senin için..
Bir fransız şarkısıdır şarap içtimiz gece. Biraz kadın olurum..
Tutamam. Ağlatırım, ağlarım, konuşurum, susmam.
Bazen çok susarım..
 
Bu gece iştahlı bir şarkı söyle

Bu gece iştahlı bir şarkı söyle..
şöyle nane limon tadında.
Boğazdan geçerken iliklerime kadar vücudumu yırtan..
Sonra etkisini kaybeden bir şarkı söyle bu gece.
 
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?
 
Hasretinden Prangalar Eskittim

Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara,
Seni, anlatabilmek seni,
 
Ansızın

Ben sensiz olanlara seni aratıyorum,
Ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum,
Seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça
Kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum.

Unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
Kendimi çoğalttıkça, seni kuşatacağım,
Her zamanda, her yerde sen bende yaşadıkça...
Sen evreninde sana seni aratacağım.
 
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
 
Aşk

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
 
Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim...
 
Geri