emek vererek, vicdanen rahat bir şekilde başını yastığa koyuyorsa emekçidir.
şu anda ben mesela burada yorum yazıyorum

dd
hal böyle olunca da sanki hep yatıyoruz gibi algılanıyor.
bu işleyiş kurumdan kuruma ya da kişinin pozisyonuna göre değişir.
mesela ben şimdi, nüfus işlerinde çalışıyor olsaydım kafamı bile kaşıyacak zamanım olmazdı ya da sgk'da...
iş yoğunluğunun az olduğu bir kuruma bakarak bütün memurları yatıyor gözüyle bakma af buyurun ekişici p*çlerin halt yemesidir.
onlar malum, ya doktor düşmanıdırlar ya öğretmen ya da komple memur.
ben dedim ya burada yorum yaazıyorum diye mesela bazen günlerim yağmur, çamur, kar, yaz, kış demeden günlerce bazen gece yarılarına kadar yollarda da geçebiliyor.
ama millet beni masabaşı memuru biliyor.
bi keresinde mesela akşamın saat 6'sında şemdinli'den (bakın dikkatinizi cımbızlarım, hem şemdinli hem akşam; g*t ister) gece 1'de bitlis'e geldim, ertesi günüm yolda değil de iş yaparak geçsin diye.
ama amirim, haberimin olmadığı daha doğrusu 1 saat sonra haberdar edildiğim bir toplantıya katılım sağlamadım diye 10 yıllık memurluk hayatımda kasıt olmamasına rağmen güya verilen görevi yapmamaktan uyarı cezası verdi.
itiraz dilekçesi yazdım. ayağına çağırıp, sen hayırdır aslanım deyip aba altından sopa gösterdi.
evet, birtakım haklarımız güvence altına alınmış vaziyette, özelde çalışan işçi emekçilerinin de öyle.
benim idare mahkemesine gitme hakkım olmasaydı mesela, haksız yere verilen bu cezayı yemiş olacaktım.
ve o delik bi kere açıldı mı geçmiş olsun.
elinde valizle köy köy gezdirirler adamı.
yani şimdi iyi güzel solitare molitare, sistem mistem yok ayağına bütün memurlar yatıyormuş gibi alay ediliyor ama dışı seni, içi beni yakar.....