Dersim Katliamı neden yapıldı?

B
  • Kullanıcı BuYuCu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Tarih Tartışmaları
'katliam' olsaydı bugün Tunceli diye bir şehir olmazdı, kimse de buraya katliam yazamazdı..
 
Uygur soydaşlarımıza katliam yapılıyor asimilasyon uygulanıyor Çin aklını başına al
 
Yahu Çerkesler de CHP ye husumetli olmalı ona bakarsanız. Ama ona alternatif öyle bir mafya yapılması sunuyorsunuz ki kabul edemiyor adamlar. Yani ehveni şer buluyor. Yani Türkçü CHP yerini sekuler CHP'ye bırakarak başka bir ortak payda bulmuş. Neyini anlamıyorsunuz. Alevi naapsın vahabiyi mi desteklesin


1921 Anayasası 11. Madde ;

Madde 11.- (Özgün hali) Vilâyet, mahallî umurda mânevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir. Harici ve dahili siyaset, şer'i, adlî ve askerî umur, beynelmilel iktisadî münasebat ve hükümetin umumi tekâlifi ve menafii birden ziyade vilâyata şâmil hususat müstesna olmak üzere Büyük Millet Meclisince vazedilecek kavanin mucibınce Evkaf, Medaris, Maarif, Sıhhiye, İktisat, Ziraat, Nafıa ve Muaveneti İçtimaiye işlerinin tanzim ve idaresi vilâyet şûralarının salâhiyeti dâhilindedir.


Bu ulkede kürtler, aleviler ve dahi butun azinliklarin bir sekilde 100 yildir devletle arasindaki cozulmeyen sorunun temeli budur.

Yerinden yonetim ( Özerk Yonetim, veya eyalet sistemi ne dersen de ) Kürtlere bu söz verilmis, milli mücadele beraber verilmis lakin 1924’te is bitince baska turlu olmustur.

Tamamini okumak isteyenler icin resmi kaynak ;


Islamcilarin Ataturk ile sorunu ise ta Balıkesirden tutta Bursada islam ve Halife adina verdigi hutbelerden kaynaklidir.

Bir kismi ;

Atatürk, Zağnos Paşa Cami Hutbesin de cemaata şöyle seslenmiştir:

“ Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Temel nizamı, hepimizin bildiği Kur'ân-ı Azimüşşan'daki açık ve kesin hükümlerdir.


İnsanlara maneví mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz; akla,
mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir. Eğer akla, mantığa ve gerçeklere
uymamış olsa idi bununla diğer ilâhî tabiat kanunları arasında birbirine zıtlık olması gerekirdi. Çünkü bütün tabiat kanunlarını yapan Cenab-ı Hak'tır.

Devamı icin kaynak ;


BUNLAR DEVLET ARSIVIDIR varolmayan yazılar degildir.

Sen simdi milli mucadenin basinda bunu deyipte 1937 ‘de ;

Aziz milletvekilleri, dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.“(1)

Gökten indirildiği sanikan kitaplar dersen tabi ki papazlik cikar. Ustunede Ismet gidip zorla balo yaptirirsa yapilan atilan bir yığın adım boklanmis olur.

Yani su Sinan Meydan ayaklarini birakin, neyse onu söyleyeceksiniz. Nasil ki Tayyip Erdogan zamanında ittifak yaptiklarini simdi is bitince bir kutuya koyup postaladiysa, Ataturk’te aynisini bir fiil uygulamistir.
 
@X Hz Muhammed'in Mekke ve Medine hutbeleri arasındaki farkı da dikkate alman lazım o zaman.
 
@X
1)
Atatürk, Zağnos Paşa Cami Hutbesin de cemaata şöyle seslenmiştir:

“ Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Temel nizamı, hepimizin bildiği Kur'ân-ı Azimüşşan'daki açık ve kesin hükümlerdir.


İnsanlara maneví mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz; akla,
mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir. Eğer akla, mantığa ve gerçeklere
uymamış olsa idi bununla diğer ilâhî tabiat kanunları arasında birbirine zıtlık olması gerekirdi. Çünkü bütün tabiat kanunlarını yapan Cenab-ı Hak'tır.



2) Sen simdi milli mucadenin basinda bunu deyipte 1937 ‘de ;

Aziz milletvekilleri, dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.“(1)

Gökten indirildiği sanikan kitaplar dersen tabi ki papazlik cikar. Ustunede Ismet gidip zorla balo yaptirirsa yapilan atilan bir yığın adım boklanmis olur.

İbrahim abi bu verdiğin 2 paragraf baktığında birbirine zıt. Birisinde dinibütün bir lider diğerinde ateist bir lider tutumu seziyorum. Bunun sebebi sence başta ılımlı yaklaşarak iç dinamizmi zayıflatmadan işine bakmak mı yoksa Atatürk araştıra yada yaşaya yaşaya sonradan müslümanlıktan çıkması mı?
 
@X Hz Muhammed'in Mekke ve Medine hutbeleri arasındaki farkı da dikkate alman lazım o zaman.

Atatürk’ün manevi dünyasini, dine samimane bakis acisini anlamak icin Madam Corinne isimli hanımefendiye yazdıkları mektupları incelemek kafi.

Bunlarin bir kismini Peyami Safa 1954’de türkçeye çevirerek Milliyet gazetesinde yayinlamistir.

Atlanan ve cevrilmeyen kisimlarindan bazilarinida Erdal İnönü Anılar ve düşünceler 3. ciltte cevirmistir. İlgili kitap ;


Mektuplasmadan bir kisim ;

Mektup, Çanakkale Savaşları sırasında, 20 Temmuz 1915’te, Maydon karargâhında yazılmış ve 19. Tümen Komutanı Colonel Mustafa Kemal imzasını taşıyor.

Görüyorsunuz ya Madam, benim insanlarım şehit olmayı ararken de budalaca davranmıyorlar.
Peygamberimiz ne kadar bilgeymiş. İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.
Bana gelince, çok yazık ki, bu inanmış insanların, Allah vergisi nitelikleri bende yok, ama bu nitelikleri desteklemeyi de hiç ihmal etmiyorum.
Çok garip bulduğum bir şey var. Erkeklere huriler ve başka güzel eğlenceler vaat eden Hazreti Muhammed, kadınlar için hiçbir taahhüde girmiyor. Bu duruma göre ölümden sonra erkekler, cennetteki kadınlara sahip olarak hoş vakit geçirirlerken, kadınların dayanılmaz hale düşecekleri anlaşılıyor. Öyle değil mi?

Yani Mustafa Kemal’in inanc dunyasi aslinda 1937’de soyledikleriyle celismiyor.

Olay burda Kürtleri ve ülkenin dindar kesiminide topyekun milli mucadeleye destege ikna etmek. Burada bir siyaset gütmüştür.

Askeri ve siyasi bir dehadir, biz ne dersek diyelim bu gercek degismez. Yaptiklari dogrudur veya yanlistir diye tartismiyorum size 100 yildir bu ulkedeki çözülemeyen problemlerin temelini kendimce anlatiyorum.
 
@X
1)
Atatürk, Zağnos Paşa Cami Hutbesin de cemaata şöyle seslenmiştir:

“ Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Temel nizamı, hepimizin bildiği Kur'ân-ı Azimüşşan'daki açık ve kesin hükümlerdir.


İnsanlara maneví mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz; akla,
mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir. Eğer akla, mantığa ve gerçeklere
uymamış olsa idi bununla diğer ilâhî tabiat kanunları arasında birbirine zıtlık olması gerekirdi. Çünkü bütün tabiat kanunlarını yapan Cenab-ı Hak'tır.



2) Sen simdi milli mucadenin basinda bunu deyipte 1937 ‘de ;

Aziz milletvekilleri, dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.“(1)

Gökten indirildiği sanikan kitaplar dersen tabi ki papazlik cikar. Ustunede Ismet gidip zorla balo yaptirirsa yapilan atilan bir yığın adım boklanmis olur.

İbrahim abi bu verdiğin 2 paragraf baktığında birbirine zıt. Birisinde dinibütün bir lider diğerinde ateist bir lider tutumu seziyorum. Bunun sebebi sence başta ılımlı yaklaşarak iç dinamizmi zayıflatmadan işine bakmak mı yoksa Atatürk araştıra yada yaşaya yaşaya sonradan müslümanlıktan çıkması mı?


Birini milli mücadelenin basinda soylemis. 1920’lerde digerinide 1937 de meclis kursusunde soylemistir. Bende bunu anlatiyorum zaten. Climaxa verdigim cevapta detayli anlattigim uzere 1915’te yazdigi mektuplardan dine bakis acisini anlamak mumkun. Soylemleri siyaseten söylenmis cumlelerdir.
 
Birini milli mücadelenin basinda soylemis. 1920’lerde digerinide 1937 de meclis kursusunde soylemistir. Bende bunu anlatiyorum zaten. Climaxa verdigim cevapta detayli anlattigim uzere 1915’te yazdigi mektuplardan dine bakis acisini anlamak mumkun. Soylemleri siyaseten söylenmis cumlelerdir.

Biraz daha açar mısın rica etsem?

Atatürk başta ateist olduğu halde mi müslümanım diye siyaset mi yaptı? Millet köstek olmasın diye?
 
Ne var yani bunda. Bugün aynı şey yapılmıyor mu? @X

Açık konuş. Atatürk dinsizdi ama yeri gelince dini kullandı demek istiyorsan dinsiz haliyle dini yaşama katkılarına bakacaksin. Din adına vatana ihanet eden mollaları hedefe koyunca mi rahatsız olmamız lazım. Onlar vatan haini olmuyor da sadece Kürt aşiretleri mi hain oluyor. Cumhuriyet düşmanı kimse ezmiş adam işte. Özellikle dinle ne derdi var. Bugün fetöyle mücadeleyi Müslümanlara yapılan zulüm olarak göremiyorsak dönemin tarikatlari ile mücadeleye de din düşmanlığı diyemeyiz
 
yeni bir din olarakmı aleviliği görüyorsunuz ? size bunu soruyorlar .. bak bizim burda 2 camii var birisi aleviler için birisi normal cami sizin ibadethaneleriniz cami degilmi hocam ?
İster din, ister ırk, ister kültür olarak görürler. Cemevleri yıllardır süregelen bir gelenektir. Camiilerde ibadet eden Aleviler var olduğu gibi, cemevlerini ibadethane yada anma yeri olarak kullanan Aleviler de vardır.
 
Alevi olmayanlar daha çok tanım yapar alevilik hakkında. Ben hiç bir alevinin "bu dindir veya mezheptir yada kültürdür" dediğini bilmem.

Ama Türkiye'nin hala Arap ili olmamasını borçlu olduğumuz adamlar bunlar. İyi ki varlar.
 
Ne var yani bunda. Bugün aynı şey yapılmıyor mu? @X

Açık konuş. Atatürk dinsizdi ama yeri gelince dini kullandı demek istiyorsan dinsiz haliyle dini yaşama katkılarına bakacaksin. Din adına vatana ihanet eden mollaları hedefe koyunca mi rahatsız olmamız lazım. Onlar vatan haini olmuyor da sadece Kürt aşiretleri mi hain oluyor. Cumhuriyet düşmanı kimse ezmiş adam işte. Özellikle dinle ne derdi var. Bugün fetöyle mücadeleyi Müslümanlara yapılan zulüm olarak göremiyorsak dönemin tarikatlari ile mücadeleye de din düşmanlığı diyemeyiz


Dostum ben daha ne kadar acik konusayim? Sana resmi devlet arsivlerini ve dahi kendi mektuplarini yazdim, Buradaki çel çomarlarla bizi karistirma birsey yazarken ozellikle kaynak vererek yazarim ben her zaman.

Ben islam dinine herhangi bir pozitif katkisini gormedim.

Asılanlardan vatana ihanetten filan bahsetmissin ;

Ahmet Süreyya Örgeevren, 1926 da Şeyh Saidolayından sonra Diyarbakır‘da kurulan İstiklal Mahkemesinin Baş Savcısı

Ahmet Süreyya Örgeevren, 1960′ lar da Dünya gazetesinde yayınlanan hatıratında, duruşmalar esnasında yaşanan ilginç ve trajik olaylara yer veriyor.

“Bir gün mahkemeye karayağız, yiğit bir Kürt genci getirdiler. Hakimler sorguya çekti. Türkçe bilmediği anlaşılınca, hakimler danıştılar ve delikanlının idamına karar verdiler…”

Mahkemenin idam gerekçesi :
“Türkçe bilmeyen bir kimseden bu memlekte hayır gelmeyeceğinden idamına…” “Hemen o gece çocuğu götürüp astılar.

Bunu ben yazmadım hatıratımda, Ataturk’un bizzat atadığı bassavcının kendi itirafidir.

Devamıda var ;

Sabahleyin, mahkemeye gittim ve hakim arkadaşlara dedim ki, ‘Birader, Türkçe bilmeyenleri asarsak tüm-Diyarbakırlıları, hatta tüm doğuluları asmamız lazım. Biz buraya suçluları cezalandırmaya geldik.

Mazhar Müfit ve Öteki hakimler, ‘sen karışma, bu bizim işimizdir’ dediler. Bende savcılığımı ileri sürdüm, aramızda münakaşa ağız kavgasına kadar ilerledi. Ben ve onlar şifre ile durumu Ankara’ya bildirdik. Bir hafta sonra şu telgrafı aldım:
“Ahmet Süreyya Bey, Diyarbakır İstiklal Mahkemesi Baş Savcısı:
“Gayemiz, Kürtlerin ve Kürtçülüğün kafasının ebediyyen ezilmesidir. Hakim arkadaşlarınla anlaş. Gözlerinden öperim.” (Başvekil İsmet İnönü)

Al buda anılarini KAYNAKLARLA toparladigi kitabi ;


Böyle kafaniza gore onu bunu hain ilan ediyorsunuz Tayyip sizi vatan haini ilan edince agriniza gitmeyecek o zaman.

Bana delikanli gibi cikacaksin diyeceksin ki LAIK VE TURKCU bir devlet insasi icin bunlar sartti. Kansiz devrim olmaz. Ben buna amenna derim.

Olmamis gibi lanse etmeyin kafi

Ermeni meselesine gelince Bu meselenin daha oteside var. Silahlandirilan Hamidiye Alaylarindan, tehcir zamani bu milislerin dunya menfaati icin yaptiklarida vardir. Burada kalkar dersin ki savas vardi şarttı eyvallah cekerim.

Once sadirdan degil satirdan konusalim.
 
Ben de diyorum ki, şimdi senden "Türkçü faşist" ile "dinci faşist" arasında seçim yapman isteniyor. Ne yaparsın? @X
 
Konuyla tam ilgisi yok ama hep bunu söylemek istemişimdir..

Ya devlet başa ya kuzgun leşe!
 
  • Beğen
Tepkiler: Sux
Biraz daha açar mısın rica etsem?

Atatürk başta ateist olduğu halde mi müslümanım diye siyaset mi yaptı? Millet köstek olmasın diye?

Ben dilim dondugunce Dindar kesimin ve Kürtlerin Devletin kurulus politikasi verilen sozler ve dahi milli mücadele sonunda yapilanlari ortaya KAYNAK koyarak ele aldim. Dindar olup olmamasi veya icki icmesi beni ilgilendirmiyor. Mesela Yildirim Bayezid saglam icki içerdi. Pek cok kaynak var elimizde ictigine dair.

Bardakçi’dan ;

Bursa'daki Ulu Cami'nin inşasının tamamlanmasından sonra Emir Sultan'ın camiyi yaptıran Yıldırım Bayezid'e "Eksik olmuş, dört tarafında da dört meyhane yaptırsaydın" dediğini farkeder, 17. ve 18. asırlardaki saray âlemlerine şaşar kalır ve bir ard niyetleri yahut cehaletlerini örtbas etme çabaları yoksa "Onlar da insandı ve zaafları vardı" diye düşünür ve tuhaf yorumlara girmezler.


Şimdi bu adamin ictigi icki sahsini baglar. Bu padişahın mesela ; Nakîbü’l-Eşrâflık Müessesesi ‘ne buyuk katkisi olmustur. Nedir bu ?

Nakîbü’l-eşrâflık Nedir ?

eşrâflar, eyalet, sancak ve diğer yerleşim birimlerindeki vekilleri vasıtasıyla bütün seyyid ve şeriflerin soy, isim ve şecerelerini kapsayan defterleri tutarlardı. Şecere-i Tayyibe adı verilen bu defterler Hz. Peygamberin soyundan geldikleri belgelenen kişilerin soykütükleri yanısıra evladı, ahvali, ahlakı, ikametgahı, görev ve durumları gibi bilgileri içerirdi.

Yani adam sağlam içerdi ama Seyyid şerifleri Peygamber soyunu tespit ettirip maas baglatacak kadarda hassasti. Mesele bu.



Mesela bir başka kaynak ;

Yazar aynı bölümde bu kurumun hangi padişah zamanında tesis edildiği üzerinde durmuş ve kaynaklarda ekseriyetle Yıldrım Beyezid’e işaret edildiğini ifade
etmiştir. Bu padişah zamanında Bursa’ya gelen Seyyid Ali Natta-ki nesebinin Hz. Hüseyin’e dayandığı söylenir- Osmanlı devletinin ilk nakibüleşrafıdır.

Dolayısıyla müessese Bayezid döneminde kurulmuş kabul edilir.
Bayezid zamanında 1400’de ilk defa Seyyid Ali Natta,seyyid ve şeriflerin işlerini tedvir etmekle görevlendirilmiş, ancak Ankara Savaşı’ndan sonra bu görev kesintiye uğramıştır.

Meselenin kaynağı umarim anlasilmistir. Kimsenin. Atatürk’ün ickisiyle derdi yok yani.
 
Abi bizde alevilik dinle alakası yok camiye gitmezler hz Ali yi peygamberimizden üstün görürler her yerlerinde kılıç dövmesi vardır ya da kolye takarlar diğer mezheplere düşmanlardır
 
Ayrıca olan olmuş, kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz herkes hesap verecek
 
İster din, ister ırk, ister kültür olarak görürler. Cemevleri yıllardır süregelen bir gelenektir. Camiilerde ibadet eden Aleviler var olduğu gibi, cemevlerini ibadethane yada anma yeri olarak kullanan Aleviler de vardır.
öyle tabiki ama resmi bir tanımlaması yok cem evleri ibadet hane olarak geçmiyor diye biliyorum pek bilgim yok. alevi kardeşler bir komisyon kurup veya dernek ne bileyim bunu medya ayagı ile gündeme taşıyıp devletle görüşmüşlermi birşey istemişlermi vermemişlermi yada ne demişler acaba bilmiyorum ki :D
 
Geri