Günlük Can Kırıkları

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Sonra dayanamıyorsun.. Hayatındaki her şeyin kötüye gittiğini hissediyorsun.. Her şeyi içine atmaktan yavaş yavaş tükendiğini hissediyorsun.. Belki sigaraya sarıyorsun, belki içki, belki başka bir şey.. Seni çok iyi anlıyorum diyen herkesin seni anlamadığını görüyorsun.. En yakınındakinden uzaklaşıyorsun.. Herkesten gizlesen de saklasan da tükeniyorsun.. Dışarıya verdiğin ''ben iyiyim'' imajı içini yiyip bitiriyor.. Biri gelse ve tam anlamıyla yanında olsa düzeliceksin gibi g...eliyor.. Ama bu konuda o kadar yenilgiye uğradınki bir tarafın hep ''kimseye değer verme'' diyor.. Çünkü biliyor; değer vermekte sorun yok ama aynı değeri göremeyince başlıyor asıl sorunlar.. Asıl sorunlar gelince asıl acıları da tatmaya başlıyorsun.. Ne giden geri geliyor, ne kalan değerini biliyor.. Hayat devam ediyor..
Sen sadece günden güne hissizleşiyorsun..
 
'İnsanların sesini unutabilirsiniz;
ama söylediklerini unutmazsınız..
İnsanların yüzlerini unutabilirsiniz;
ama size neler hissettirdilerini unutamazsınız.
İnsanların size ne yaptıklarını unutabilirsiniz;...

Ama yaptıkları kötülükleri,
Pişmanlıkları,
Unutamazsınız.'
 
İnsanlarla aranıza, hayatınıza burunlarını sokamayacakları kadar mesafeler bırakın. Nerde susması nerde konuşması ve nerde durması gerektiğini bilmeyen insanlarla çevriliyse dünyanız,
ya sınırlarınıza sahip çıkın, ya da sinirlerinize.
Çünkü bu insanlar her ikisini de zorlamaya bayılırlar.
 
"Kaldı işte;
çayımız bardakta,
çocukluğumuz sokaklarda,
mutluluğumuz kursağımızda,
sevdiklerimiz uzaklarda, ...

gülüşlerimiz fotoğraflarda...
Müebbet hapis yedik işte,
suçsuz yere,
kanunu yasasını
bilmediğimiz kalplerde..."
NAZIM HİKMET
 
603134_1105844042766100_4560798301454996601_n.jpg
 
En çok da gece geç saatlerde özlenenlerden nefret etmek gerek aslında...
Çünkü bu saatlerde özleyen insan acıyla özler,
üzülerek özler,
ağlayarak özler...
Sabah erken kalkacaktır, ama uyutmaz içindeki sızı. Özler......
En kötüsü de bu kadar sevgiyi hak etmediğini bilir, yine özler...
 
Yalnızca kalbim kırılsaydı zamanla geçerdi, unuturdum, her şey yoluna girerdi bir şekilde.
Ama benim güvenim de kırıldı...
Böyle olunca olmuyor işte... Hiç çıkmıyor aklımdan, geçmiyor... Hep yarım kalacak gibi hissediyor insan kendini, bir daha acıyacak ve hiç geçmeyecek gibi hissediyor...
Sadece kalbim kırılmış olsaydı keşke...
Ne zaman baksam yüzüne, ne zaman güvenmek istesem yeniden, ne zaman öpsen ya da sarılsan; yine gidecekmişsin gibi geliyor. ...

Ve inan bana, güven bir kere kırılınca hiçbir şey eskisi gibi olmuyor...
 
İnsanın yaşadığı en acı deneyimler,
hiç ummadığı insanlardan gelir.
Sığındığımız insanların,
sakınmamız gerekenler olduğunu sonradan anlarız.
Ama çocuktuk işte; başımıza gelen tüm kötülükler...

gülümseyerek gelmedi mi?
 
Bir yakınını kaybedenin yüreğinde o ilk gün kırk mum yanar,
Sonra her gün bir tanesi söner.
Kırkıncı gün tek bir mum kalmıştır yanan;
İşte o hayat boyu sönmez.
...Ve insan sadece ölümle kaybetmez sevdiklerini…
 
Kimse tanıdığın gibi kalmıyor,
Bir gün bakıyorsun sıcacık,
bir gün bakıyorsun buz gibi,
İnsanlar da değişir, mevsimler gibi..
 
Artık ' Bir Adam Var ' çok sevdiğim diye başlayan cümleler yazamayacağım. Alışkanlıkların getirmiş olduğu kırgınlıklarla yazıyorum ben yazımı. O kadar vurucu o kadar etkili cümleler taşımayabilir artık bu satırlar. Benim acım ilhamımmış ya da insanın işte ne bileyim milyonlarca insan acısını ve mutluluğunu farklı dillerde farklı yöntemlerle anlatır ben zehrimi yazarak kusuyorum. Acını dindiriyor mu çığlıkların susuyor mu içinde diye soracak olursanız bilmiyorum ama yazmak, müzik dinlemek sessizliğini dinlemesi insanın, yanında kahvesi, bir de sigarası varsa en önemlisi sana bu sıkıntıları veren bir Rabbi, şükür eden bir canın varsa işte dağ olsa dertler toz olup uçuveriyor un ufak oluyor o sıkıntılar. Sen Seni eksik etme Allah'ım kalbimden... Sen varlığını eksik etme ömrümden...
 
Kocaman bir aşkım vardı benim. Anlatsam, herkese anlatsam bitmeyecek bir aşkım vardı öyle büyüktü ki ışığıyla gözlerimi kamaştıracak güzellikte beni öyle mutlu dünyanın en güzel kadını yapan muhteşemlikte. Sonra...
Sonra o ışık beni içten içe tüketti bitirdi. Kocaman olan o aşk var ya her defasında beni benden götürdü. Canımın acısını yerin yedi kat dibinde yaşadım. Küfürlerim oldu ağız dolusu, haykıramadım... Çığlıklarım oldu feryat figan kimseciklere duyurmadım... Bitmeyen ...bir karanlığın içinde boğuldum. Birisi parmak ucuyla dokunmayı bırak elini uzatsa gözlerim hazırdı ağlamaya. Kandırdım kendimi yalanlar söyledim önce içime ' Hiç sevmeyen biri vardı .'senin iki kişilik yaşıyorum sandığın o aşkta. 'Gidecek!...' dediler. 'Gitmez!...' dedim 'Biz bitmeyiz, bitmeyeceğiz.' dedim... Sonra ' Gitti, bitti!...' dedim. Yokluğunun acısı da acıtmayacak canımı artık 'Sabır!..' dedim 'Unutacağım...' dedim. Önce kendimi kandırdım. Sonra herkesi... Canım sızladığı her an çevreme bakındım. Sanki yanı başımdaymış gibi. Otobüsleri reddettim bir süre ' Ya kokusu gelirde yoklarsa sol yanımı...' düşüncesiyle kaçtım herkesten her yerden. Kaçtım, küçücük dünya da onlarca insanla karşı karşıya geldim de onu bir kez daha görüp kokusunu içimin en dibine hapsedecek kadar sarılamadım... Öyle işte. Olur bazen böyle. Garip antika değerinde duygular kaplar insanın beynini, kalbini. Canın yansa ne fayda... Kavuşmak denilen o eylem masalların bir parçası oldu bana... Yoluma böyle de devam edebilirim. Sensiz, sessiz, hissiz...
 
Hiçbir şey konuşmak istemiyorum, duymak ya da anlatmak.
“Şöyle oldu böyle oldu” diyip, suçlu aramak. Kapattım en güzeli hatırlamamak.
Hayırlısı olsun her şeyin. Allah herkesin hakkında hayırlısını versin.
“hayırlısı olsun” diye bir şey var iyi ki, yoksa uğraşamıyorum hem söyleyecek sözüm de bitti.
Bundan sonra ne olur bilmiyorum ayrıca çokta merak etmiyorum. ...

Hayat işte bildiğin bisküvi ambalajı “ yüzde bir, eksik ya da fazlası” bundan sonra da yaşatacakları! Gram farkla bildik şeyler yani. Allah büyük der yaşarım anı.
“Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.”
Bütün bunların yanında çok açık olan bir şey var ki; boş vermek gerekir bazen,
Bazen unutmak.
Hatırlamamak,
Bazen "yokmuş" gibi davranmak.
Belki umursamamak,
Bazen gitmek gerekir ve ardına bakmamak.
Uzaklaşmak,
Unutmak,
Evet, "kaçmaksa" kaçmak! Bazen sil baştanlar gerekir.
Belki de mutluluk "bazenlerin" ardına gizlenmiştir.
 
Anladım ki: İnsanlar;
Susanı korkak.
Görmezden geleni aptal.
Affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar.
Oysa ki; biz istediğimiz kadar hayatımızdalar....

... Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar
 
Hiçbir şey konuşmak istemiyorum, duymak ya da anlatmak.
“Şöyle oldu böyle oldu” diyip, suçlu aramak. Kapattım en güzeli hatırlamamak.
Hayırlısı olsun her şeyin. Allah herkesin hakkında hayırlısını versin.
“hayırlısı olsun” diye bir şey var iyi ki, yoksa uğraşamıyorum hem söyleyecek sözüm de bitti.
Bundan sonra ne olur bilmiyorum ayrıca çokta merak etmiyorum. ...

Hayat işte bildiğin bisküvi ambalajı “ yüzde bir, eksik ya da fazlası” bundan sonra da yaşatacakları! Gram farkla bildik şeyler yani. Allah büyük der yaşarım anı.
“Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.”
Bütün bunların yanında çok açık olan bir şey var ki; boş vermek gerekir bazen,
Bazen unutmak.
Hatırlamamak,
Bazen "yokmuş" gibi davranmak.
Belki umursamamak,
Bazen gitmek gerekir ve ardına bakmamak.
Uzaklaşmak,
Unutmak,
Evet, "kaçmaksa" kaçmak! Bazen sil baştanlar gerekir.
Belki de mutluluk "bazenlerin" ardına gizlenmiştir.
 
Geri