Anlamıyorum, anlamıycam ve anlamak istemiyorum.
Anlayamıyorum.
"Ben olsaydım" la başlayan cümleler kuruyorum ve senin yaptıklarını yapmıyor, söylediklerini söylemiyorum.
Ama sen ben değilsin biliyorum, benim gibi de değilsin. Bunu da biliyorum.
Ben de senin gibi düşünemiyorum.
Çaresiz olmaktan nefret ediyorum evet ve o çaresizliğin içinde tuhaf bir şekilde debelenmek isterken aynı anda o çaresizliğin içinden çıkmak istiyorum.
Düşündüğüm zaman uzun uzun enine ve boyuna hep fikirlerim ikiye bölünmüş şekilde.
Belki de bu ne istediğimi bilmeyen biri olmamdan kaynaklanıyor olabilir, belki de ne istediğimi çok iyi biliyo ama ifade edemiyorumdur.
Uzun zamandır - ki bana göre uzun, zaman birimine göre kısa- iç sesim seninle konuşmuyor.
Küs olduğundan değil, ne diyeceğini bilemediğinden.
"Ben" diye başlıyorum sonra "Sen" geliyorsun aklıma ve derin bir sessizliğe gömülüyoruz.
Çünkü ben sana artık kurduğum cümlelerle de ulaşamıyorum.
Önceden hep birbirimize çok benzediğimizi düşünürdüm.
İkimizde inatçı, kararlı, kırılgan falandık.
Aslında çok farklı olduğumuzu ve çok farklı düşünce yapılarımız ve hayatı özümseme şekilleirmiz varmış.
Bunu yeni yeni fark ediyorum.
Çoğu zaman ne düşündüğünü ve hissettiğini bilemiyorum, fikir yürütüyorum ve bu beni şüpheci biri yapıyor.
Bunu sevmiyorum ve söylerken aslında söylemek istediklerinden anlam çıkarmak, çıkarmaya çalışmak ve bunlardan emin olamamak çok yoruyor beni.
Ne kadar üstüne gelirsem geleyim asla beni kıracak tek kelime etmiyorsun ama ben kırılacak şeyler buluyorum.
Sana göre sıradan bir cümle beni kırıyor aslında, senden gelince daha da hassas karşılıyorum.
Bahaneler uydurduğunu düşünüyorum önce, sonra o bahaneler olmasa nasıl olurdu diye düşünüyorum ama gerisini pek getiremiyorum açıkcası.
Sanırım ben artık önümü göremiyorum. Geriye bakmak beni boğarken, bileğime gelen suyla seni de derinlere sürüklüyoeum kendimle bunu fark ediyorum.
Belirsizlik en çok beni mi yoksa seni mi yıpratıyor acaba?
Bilemiyorum. Çünkü beni hep uzağında tutuyorsun.
Aslında bunu beni düşündüğün için yaptığını, benim de seninle dibe batmamam için yaptığını biliyorum ama o zaman da "bak beni yanında istemiyo, bence beni sevmiyo" sanrıları sarıyor düşüncelerimi.
Bilirsin şüphe sarmaşık gibi sarar insanın zihnini ve gerçeği bütünüyle göremediğin için kendi düşüncelerine sarılırsın.
işin özü ben sana artık hiç ulaşamıyorum. Kendimi yabancı ve dışlanmış hissederken bazen öyle bir cümle ediyorsun ki sanki yanı başımda bitiyosun. Sonra o da geçiyo..
Sana içimden feryat figan sesleniyorum artık, çünkü ben sana ulaşmaktan çok yoruldum ve içime gömüyorum, seni ve beni.
Anlatsam anlar mısın bilmiyorum. Belki anlarsın belki de sadece kabullenirsin.
Çünkü ben ne dersem kabulün biliyorum.