Bu ne biçim hikaye böyle.

Konu sahibi son olarak 3332 gün önce görüldü

Burak Aksak der ki;

''iyi yolculuklar

hayat,dönüşü olmayan boktan bir yolculuğa çıkma halidir. bu yolda ilerlemeye başladığın zaman üç farklı yolcu tipi görürsün. yürüyenler, koşanlar ve sürüngenler.
yürüyenler; yolun tadını çıkarmaya çalışanlardır. çirkinlikleri güzelleştiren, yolda rastladığı diğer insanlara yarenlik eden, varılacak yerin kendisinden değil de yolun kendisinden medet umanlardır onlar. mutluluğu da, hüznü de, sevinci de, acıyı da doya doya yaşarlar. gözyaşları engel olamaz kahkahalarına. yaptıkları hareketin sonucunu düşünür, birini kırmaktansa kırılmayı tercih derler. bu hayallerini gerçekleştirmeye yetecek kadar sabra da sahiptirler. çıktıkları yolsa birkaç kez tökezleseler bile yıkılmazlar. emin adımlarla devam ederler yollarına. sahip olduklarının kıymetini bilenlerdir yürüyenler.
koşanlar; yolda olup biten hiçbir şeyin farkına varmazlar. tek düşündükleri varacakları yerdir. onlar için güzel olan tek şey kafalarında yarattıkları dünyadır. mutluluk, hüzün, sevinç, acı… yabancıdır onlar bu duygulara. tüm dertleri daha hızlı koşabilmektir. bazen takılıp düşebilirler ama bu bile durduramaz onları. sabırları yoktur, pişmanlıkları çok. geride bıraktıkları yolun, arkalarında bıraktıkları insanların pişmanlıkları. tam da yolu yarıladıkları zaman başlar bu pişmanlık denen bok. unutmaya çalışırlar hepsini. hem unutmak caizdir ‘’gelmeyeceğim, bekleme beni’’ diyeni.
sürüngenler; varacakları yere sürünerek gitmeyi tercih ederler. ilerleyebilmek için yürümek ya da koşmak tehlikelidir onlara göre. takılıp düşebilir ya da başkalarına çarpabilirler. böylesi riskleri göze alamaz onlar. sürünmek en garanti yol. yürüyenlerden ya da koşanlardan daha çabuk ilerleme kaydederler. en dik yokuşları bile kolaylıkla tırmanarak zirveye ulaşabilirler. bir sürüngen için tek tehlike ezilmektir. sürüngenleri sevmeyen bir çift ayağa denk gelirlerse ezilebilirler. ancak bu pek olmaz. çünkü yalanmak, yukarda olanın hoşuna giden bir durumdur. hem ayakkabılarını, hem de yersiz egolarını temiz tutarlar böylece. sıradan bir sürüngen; yürüyenlerden, koşanlardan ve hatta kendisi dışındaki tüm sürüngenlerden nefret eder. bu nefretlerini öyle ulu orta her yerde göstermezler. onlar için herkes kendi çıkarları uğruna kullanabilecekleri birer araçtır. herkesle iyi geçinip, herkesin arkasından iş çevirebilecek potansiyele sahiptirler. yeryüzünde var olan her şeyin sahibi olmak isterler. ve ayrıca putperesttirler. putlaştırdıkları markalara taparlar.
yürüyenler az konuşur, koşanlarsa kendilerinden beklenmeyecek derecede çok konuşur. sürüngenlerse konuşmaktan çok bağırmayı tercih ederler. ne söylediklerinin bir önemi yoktur. çoğu zaman niçin bağırdıklarını bilmezler bile. insan alçaldıkça, sesinin seviyesi de yükseliyor. tüm bunların dışında bir de duranlar vardır. yaşayan ölüler gibidir onlar. duranlar, konuşmamayı tercih eder. ne yolun bir önemi vardır onlar için ne de varılacak yerin. etraflarında olup biten hiçbir şey umurlarında değildir.
big bang’ e inanmıyorum, stephen hawking’i sevmiyorum, matematikle ilgilenmiyorum. dünya, omuzlayacak kimsesi olmadığı için suya bırakılmış bir tabuttur. tabut çürüdü, her bir yanından su alıyor artık. ‘’önce çocuklar ve kadınlar’’ diye bağırmış olmalı biri. bu kadar ölümün başka bir açıklaması olamaz. ister yürü, ister koş, varacağın yerin bir önemi yok. aynı tabutun içindeyiz hepimiz. ama yine de yola devam etmek istiyorsanız, en azından şu sürüngenlerin başını ezin de daha fazla mide bulandırmasınlar.''​
 
Sabah patronlarım bana çay içmeye geldiler kljlfks
Odamda oturduk biraz havadan biraz sudan biraz trafolara giren kedilerden, biraz da işten güçten konuştuk.
Eko gözlüklerime taktı bir gün deneyeyim derken kıracak diye korkuyom. .d
Bahar alerjilerim başladı.
Gözlerim kan çanağı, Eko hemen fark etti ve neyin var diye sordu.
Alerji dedim, bana bir doktor önerdi onda da aynı alerjiden var.
Neyse sonra şantiyelere gittiler işte.
Haftaya İstanbul'a gidecekler yapı fuarına, beni de götürseler ya. :/
Neyse öyle işte..​
 
Yeminle çok ongorulu bi insanim. Ornegi bi önceki sayfada mevcut. :D

Yine bende bi kacma, herseyi birakip gitme istegi var. Önceden olsa hemen bi degisim içine sokardim kendimi ama artik sabit kalmak zorundayim. Evdeyken gunler gecmek bilmiyor. Uyku duzenime comak sokuldu resmen u y u y a m I y o r u m.
Valla calisirken bu kadar yoruldugumu ve unutkan oldugumu hiç hatirlamiyorum. Bi de bisey var.. Mudahe edemedigim ve bu yüzden beni yiyip bitiren kemiren bir sey. Bide kabullendigim bir sey var. Alistim ya alisabilecegimi hiç dusunmezdim oysa. Önceden çok uzulurdum ama artik daha çok hissetmemeye basladim. Nereye kadar gider bilmiyorum ama hissettigime hissettigim sekilde karsilik vermek huyum olmus. Can cikar huy cikmaz derler. Tukeniyor sanirim yavas yavas..
 
Oysa yasanacak ne çok sey vardi. Bok vardi da gittin.
 
Çocukluğumun hemen sonrası, ergenliğimin bi tık öncesinde dünya yansa umurunda olmaz bi tiptim. Hayattaki tek derdim günlük aldığım ciplerin içinden taso yada bedava falan çıkmamasıydı. O günü karsız kapattım sayardım.
Sonra bir şey oldu. Evimize bir ateş düştü. Herkes birbirinden uzaklaştı. Herkes gelen seslere kulaklarını tıkayıp bir köşeye çekildi. Ben de herşeyi içime attım,attım, attım. Daha içine kapanık, daha dikkatsiz ve tepkisiz biri olmuştum.
Aradan yıllar geçti ve gerçek hayatla yavaş yavaş tanışmaya başladım. Büyük bir acı tatmıştım zaten, sonra baktım ki hiç bir acı o acıya denk değil. Hepsi gelip geçici bi o kalıcı ben de içimdeki herşeyi söküp atmaya karar verdim. Tabii ki atamadım herşeyi. Kırmaktan, kırınca daha çok kırılmaktan korktuğum için azıcık azıcık içimde kaldı boğazıma düğümlendi bazı şeyler. Sonra bir gün yine birşey oldu ve aslında bunu yapanın sadece ben olduğumu fark ettim. Diğerlerinin umurunda değildi birilerinin canının yanması. Sonra ben de dedim ki "içime atıp bana dert olacağına karşımdakine söylerim ona dert olsun".
Öyle başladı işte.. O zamandan beri çok fazla içime atamam ben. Attıklarım elbette var ama tecrübeyle defalarca sabitlediğim gibi hayatta benden daha değerli kimse yok. Bu bencillik mi? Belki de.
 
Ne tuhaf varlıklarız, tuhaflığın nirvanasına ulaşmışlarımız da var.
Dengesiz mi desem, ruh hastası mı bilemedim.
Bi bakıyosun intiharın eşiğinde, bi bakıyosun hayat ona waykiki way way.
Hayır ben de çok normal bir insan sayılmam.
Dengesizim falan ama bu bence çok başka bişi.
Dikkat çekmeye çalışmayı çocuklukta bırakmak lazım bence.
Herşey yaşında güzel.

*

Yoğun bi isteksizlik mevcut üzerimde.
Hiçbir şey yapasım yok.
Böyle bir an bi hevesleniyorum hemen sonra geçiyo.
Bi an bi heyecan esintisi esiyo midemde sonra geçiyo.
Bu aralar cesaretimden birşeyler kayboldu sanırım, bi korkaklaştım mı ne?
Yada umursamazlaştım, bilemedim.
 
iH22_y13bXYUuW73OygRAq69vYKoVQc1MvTxqBwQ0D5n2JwERhvTXwAqt-smAaXn5LCGEAhP39ZLT2x0eKYxiNe7lKG6F1YHakmfKlq3pzJ2O_bUjRZ9HTZqO4_2tBr0Y9K15KGNQCHU6JUc9yVc=w236-h236-nc

:hi:
 
[YOUTUBE]3UyvEvPAYxU[/YOUTUBE]

Yansın ulan gecelerr!!
 
Afedersin yada effetmezsin kusura bakma ama bok gibi diyen birine bok vardı da gittin diyom. Ben de çok terbiyesizim yahu.
 
Duracağım burada
Gidişini seyredeceğim
Kıpırtısız, sakin gibi görüneceğim
Kavgasız olacak, fırtınasız olacak
Saçma sapan olacak
Organlarım birbirine vuracak
Arkandan sessiz bakacağım
Ben yine salağı oynayacağım.

Okan Bayülgen
 
[YOUTUBE]wcuw_3DRlUs[/YOUTUBE]

Ben çok üzgünüm, kalbim kırık, hayallerim birkez daha paramparça oldu.
Bütün yükünü bana attın da rahatladın mı?
Ben şimdi nasıl kaldırayım bunu?
Senin omuzlayamadığını ben nasıl omuzlayayım?
Niye herşeyin ceremesini ben çekiyorum niye?
Niye senin yaptığın hatalar yüzünden ben üzülüyorum niye?
 
[YOUTUBE]rrCrUZF-hyU[/YOUTUBE]

Sabah sabah uyanır uyanmaz dilime takıldı bu şarkı.
Ama bu çocuğun söylediği tonda. :D
Töbe est.
 
Geri