Günlük "Bir Penguenin Rüyası"

Konu sahibi son olarak 2 gün önce görüldü
"Halki kucumseyen, halkin kulturunu, gelenek ve goreneklerini kaale dahi almayan ve onlari egitilmesi gereken suruler olarak goren kimseler ekonomik durumlari ne olursa olsun elitisttirler. Cunku elitistler en kestirme deyimle, "her seyi en iyi biliriz" ve "her seyin en iyisi bizdedir" anlayisinda olan kimselerdir. "Dayatmaci" ve "zorba" dusuncelerini kabul ettirmekle -zorla dahi olsa- halkin yararina bir is yaptiklarinin mutlulugu icerisindedirler. Halki hizaya getirmek elitistlerin bas arzusudur. Dayatmaci ve zorba olan elitistlerin halktan korkmalari da bu yuzdendir iste. Halkin oz degerlerine sahip cikmasi elitistler icin korkunun asil kaynagini olusturur. Bu yuzden halk gerici olarak nitelenir, murteci olarak itham edilir."
 
Daha once sayfamda Frans de Waal'a yer ayirdim mi hatirlamiyorum.

Kendisi,primatlarin sosyal davranislariyla ilgilenen bir bilim insani.

Insan ahlakının evrimsel olarak aktarıldığını ve ahlakin ya da biz buna etik degerlerin diyelim, dine ihtiyac duymadigini dusunenlerden.. Ayrica insandaki guc, empati, adalet kavramlarinin primatlarda da bulundugunu deneysel ispatlayan, cok saygi duydugum bir insan.

Suraya en cok sevdigim videosundan ziyade, su videosunu birakayim. Bazi videolar sakli kalmali : ))

[YOUTUBE]paC-2u0Qjsk[/YOUTUBE]
 
Su videoyu gordum, paylasmadan edemedim.
Belki bazilarimiza guven ve cesaret asilar diye de burada bulunsun istiyorum : ))

Nobel odulu alan kadinlar:

[YOUTUBE]AmkM4YQpoXk[/YOUTUBE]
 


the_little_prince_by_rinian-d5xkuu4.jpg


Aynı Saatte buraya gelmen daha iyi olur.
Diyelim öğleden sonra 4te buraya geleceksen,
Saat 3te ben mutlu olmaya başlarım.

Küçük Prens 'ten

 
Bakiniz dilin evrimlesmesine Chomsky nasil bakiyor?

-Dil degisir ama dil evrimlesmez, cunku dil bir organizma degildir. Onun yerine dili kullanan insanlar evrimlesir, yani insanlarin dili kullanma ozellikleri evrimlesir.

Insanlar dilin tam olarak ne olduguna dair bile kayda deger bir aciklama getiremiyor. Bildikleri tek sey, dilin iletisim icin kullanilmasi, ayni, gozun TV izlemek icin oldugunu soylermis gibi..

Asil sorulmasi gereken soru ise insanlarin dili kullanma kapasitelerinin nasil gelistigi veya dili nasil ogrendikleri/algiladiklaridir.
 
Evime TV geldiginde, kitap okumayi unuttum.
Araba kapimin onunde belirdiginde ise yurumeyi.
Elime telefonu aldigimda, yazi yazmayi
Bilgisayarla bulustugumda, kelimeleri dogru yazmayi
Klima aldigimda, disarida bir agacin golgesinde serinlemeyi
Sehirde oturmaya basladigimda, toprak kokusunu
Banka ve kredi kartlariyla ugrastikca, paranin degerini
Parfum kullandikca, ciceklerden yayilan o muhtesem kokuyu
Fast food kulturu arttikca, evde geleneksel yemekler pisirmeyi
Bir yerlere yetismeye calistikca, durup nefes almayi unuttum..

Bu yaziyi okuduktan sonra sunlari dusunmekten kendimi alamadim..
Peki bu gelisimlerin hangisi uygarlik ve medeniyetle iliskiliydi,
Bu kararlari bireyler mi aldi yoksa toplum olarak hep beraber alinan bir karar miydi
Geriye donmek istesek bunu becerebilir miyiz yoksa donulmez bir yola mi girildi?
 
Sairligim tuttu..

Icimdeki patlamalari
Kaplara sigdirmak icin
Yipranan parcalari
Dagilan oykumu
Saklamak icin.

Yikintiyi geri donuslu
Hatira kilmak icin.

Oragi kapip geldi:
"Hasat vakti!"
Ben ise hazir degilim...

*Alintidir.
 
Beseri durumun en cok goze carpan ozelligi, huzursuzluk, durmaksizin bir hedeften digerine suruklenmektir. Pascal'a gore insan bir odada tek basina vakit geciremeyen bir varliktir. Pascal'da huzursuzluk, sadece ve sadece Tanri'nin giderebilecegi varolussal bir caresizligin ifadesidir.

"Horror vacui"ye, yani bosluk korkusuna sahip olan, doga degil insandir. Bu boslugu kapatmak icin surekli olarak dikkatini dagitacak bir seyler arar. Pascal, insani surekli oynayan bir kumarbaz olarak tasarlar. Kazanacagini hayal ederek oynar, buna ragmen hicbir kazanc onu tatmin etmez. Yatismayan kumar durtusunun altinda aslinda anlamsizliktan duydugu korku yatar. Yani yasami bir kacis hareketinden baska bir sey degildir.
 
"Secim" kavramiyla, Kierkegaard'in felsefesinin merkezine variriz. Kierkegaard'da "secim", caninin istedigi "birini secmek" degil, insanin kendi icinde zaten var olani ele gecirmektir. Insan ancak secim yaparak kendini gerceklestirir, yani kendini secimin gerektirdigi butun durumlarla beraber kisi olarak benimser. En basta diger insanlarla olan baglar buna dahildir; secim yapmakla diger insanlar sadece nesne olarak gorulmeyip, toplumun parcasi kabul edilirler. Ayrica kisinin gecmisi ve gelecege yonelik tasarilari da buna dahildir. Insan secim yapmakla bilincli olarak zamanin icinde yer alir, tarihle iliskiye girer.
 
Ne uzun zaman olmus, noronlarimi yormayali..

Hala daha cozumleyemedigimi buraya ilistireyim, belki zamanla giz de aralanir.

"Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır...
Bu da gösterir ki, zaman mekân, insanla mevcuttur."
 
“Hayata ve etrafa karşı yeter derecede dayanıklı değilsin. Seni ancak iş kurtarabilir. Saatleri seviyorsun ve onlara acıyorsun.Ayrıca dinleme gibi bir özelliğin var. Dinlemesini biliyorsun ki bu önemli bir değerdir. Hiçbir şeye yaramasa bile insanın boşluğunu örter, karşısındakiyle aynı seviyeye çıkarır.”

“Allah insanı kendi sureti ile yarattı insan da saati kendine benzer icat etti”
 
Keske, bu videonun Turkce alt yazisi da olsaydi..
Michelle Obama'nin kadinlar hakkindaki hayranlikla izledigim konusmalarindan birisi : )) (Ana mesaj, Donald Trump'in baskanliga uygun olmamasi uzerine , fakat bunu kadinlara karsi davranis seklinden yola cikarak yapiyor)

Ozellikle de ulkemizdeki kadinlara yapilan 2.-3. Sinif vatandas muamelesine karsi tum kadinlarin bir araya gelip, nasil karsi durabilecegini anlamalarina yarayan bir video olabilirdi. Bizim de boyle rol modellere ihtiyacimiz var.
Yeter artik diyebilmeyi beceren insanlar olalim artik.

http://www.youtube.com/watch?v=r7e3QKKOp50&sns=em

[Youtube]r7e3QKKOp50&sns=em[/YOUTUBE]
 
"Dusunmege vaktim vardi. Bazi insanlarin omru vakit kazanmakla gecer... Ben zamana, kendi zamanima celme atmakla yasiyordum."

"Hayri Beyefendi, bizim Hayri, sizin Hayri, dalgin Hayri... Ne kadar cok Hayri var. N'olur birkacini yolda eksek. Herkes gibi ben de bir tek insan, kendim olsam."
 
"Kafi derecede zekisiniz. Inanciniz yok. Iste eksikliginiz. Siz mutlakin pesindesiniz. Ne garip, bir saatcinin mutlak degerler pesinde kosmasi. Zaman gibi izafi bir seyle mesgul olan bir adamin... Hakikaten anlamiyorum."

"-Bilhassa bu is icin kurulmus saatler gibi hareket ederlerse, yaslarina gore tuhaf gorunecek bir ciddilikle soyleyeceklerini soyleyip, birden susarlarsa...

-Yani bir nevi otomatizm... Asrimizin asil buyuk zaafi ve kudreti. Icten ice hazirlanan aydinlik ve duzenli yeni Orta Cag'in temeli ve belkemigi. Oyle bir sey buldunuz ki... Tam calar saat gibi konusup susacak insanlar, degil mi? Tebrik ederim Hayri bey! Asrimizin butun psikolojik vakasina dokundunuz..."
 
Siz beni sevememistiniz ama izniniz olmadan gozum ilisti sayfaniza
Ve birkac tanesini begenmeden edemedim
Buram buram farklilik kokuyor sayfaniz, ilistirdiginiz birkac dipnota takilmadan gecemedim
Saglicakla
 
Sigmund Freud: " Zamanin akisi icinde insanlik, bilimin ellerinden gelen darbelerle iki kez, naif oz sevgisinin incinmesinin acisini yasamak zorunda kalmistir. Birincisi, Dunya'nin evrenin merkezinde olmadigini, akil almaz buyuklukte bir dunyalar sistemi icinde bir nokta oldugunu anladiginda.. Ikincisi, biyolojik arastirmalar ozel yaratilmislik ayricaligini elinden alip soykutugunu hayvanlar alemine dusurdugunde."
 
"Meraki ve bilgiyi el ustunde tutmamiz gerektigini dusunuyorum. Sergiledigi uyum planli degil diye doganin guzelligini daha mi az takdir edecegiz? Kafamizin icinde milyarlarca noron var diye aklimizin potansiyeli icimizde artik hayranlik ve korku uyandirmayacak mi?"
 
"Biz kabahati uzerine yuklenen insanlariz. Kendisinden baska herkesi hakli bulan insan kavga eder mi hic?"

"Ben etrafimi sevmezsem rahat edemiyorum. Her sey icimde alt ust oluyor sanki."
 
"O, kendisi olmak icin beni unutmaga belki muhtac! Fakat ben ancak onun sayesinde biraz kendim olabiliyorum. "

"Yeniligi kendilerine ucu dokunmamak sartiyla seviyorlardi. Hala da o sartla severler. Fakat, hayatlarinda emniyetli ve saglam olmayi tercih ediyorlar"
 
"Butun bu yuzyillar boyunca kadinlar, erkegi oldugundan iki kat buyuk gosteren bir ayna gorevi gorduler, buyulu bir aynaydi bu ve muthis bir yansitma gucu vardi. Boyle bir guc olmasaydi dunya hala bataklik ve balta girmemis ormanlardan ibaret olurdu. Savaslarda zafer kazanildigi duyulmazdi... Car ve Kayzer ne tac giyerler, ne de tahttan inerlerdi. Uygar toplumlarda hangi ise yararlarsa yarasinlar, butun siddet ya da kahramanlik etlemlerinde aynalar gereklidir. Iste bu yuzden Napoleon da Mussolini de kadinlarin erkeklerden asagi oldugunda bu kadar israrcidirlar, eger onlar asagida olmasalardi kendileri buyuyemezlerdi."
 
Geri