Azıcık Sohbet Edelim

Konu sahibi son olarak 2389 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Sevgili forum hatunları,
Bundan bir süre önce yazdığım bloğun hatunlarını biraz sohbet etmek üzere çağırmıştım. Şimdi de sizlere seslenmem gerektiğini düşünüyorum... O yazıyı paylaşmadan önce küçük bir girizgah yapmak isterim, ne de olsa uzun süredir tanışmıyoruz...
Ben, hayatımın hemen her döneminde bedeninden nefret edip, kusurlar bulan bir kadın oldum. Örneğin; saçlarım kıvırcık olduğu için hep kontrolsüz oldu, hayatımın hiç bir döneminde zayıf olmadım vb. Bir tek gamzelerimi ve ayaklarımı severdim, ayaklarımın daha doğrusu bacaklarımın da başına gelmeyen kalmadı. Ne geldi başına derseniz, bir ara uzun uzun onları da anlatırım ama özetle sağlığımla sınandım diyelim. Böyle sınanınca insan bazı dersler çıkarıyor. O derslerin sonunda çıkan ve hala arkasında durduğum bir yazı aşağıdaki.
Bu konuda sizin neler düşündüğünüzden çok, neler hissettiğinizi merak ediyorum... Paylaşırsanız çok sevinirim....



18 Aralık 2017, Pazartesi
saat: 05:51

Güncem ve onun hatunları!
Azıcık sohbet edelim.
Bir çoğunuz belki bunu çoktan keşfetti ama bu keşif benim neredeyse 30 senemi aldı.
Şu hep şikayet edip, sevemediğimiz bedenlerimiz var ya? İyi ki varlar. Büyüklüğü, ölçüsü, ağırlığı, şekli, rengi, dokusu vs derken o kadar kayboluyor ve kıymetini unutuyoruz ki...
Fonksiyonel mi? Hatta onu bile geçtim, bedenin tam mı? Değilse, hayatını devam ettirebilecek kapasitede misin? Hayati organların yerinde mi?
Bunların hepsi, “nasıl gözüküyor?” sorusundan çok daha anlamlı.
En iyi ihtimalle toprak olacak, belki kül olacak, belki çürüyüp gidecek bir şeye niye bu kadar anlam yüklüyoruz? Sağlıklı olmak, olanı güzelleştirmek için çaba sarfetmeyelim demiyorum. Demek istediğim tek şey, memnuniyetsizliğimizden kurtulalım. Bizden geriye ne kalacak? Ruhumuz, evlatlarımız, ismimiz, insanlığa kattıklarımız vs. Geriye ne kalacaksa, ne önemliyse ona yatırım yapmalıyız sanki.
Farkında mısınız, eve aldığımız domatesin bile sonu aynı? Eve getirirken ezilmesin diye elimizden geleni yaparız, bu sağlıklı yaşamak için olan çabamızla eş değer. Başarılı olamazsak napılır? Çok fazla olasılık yok... Ya yemek yapılır, ya ezilen kısmı atılır, ya da bütünü çöpe atılır. Kullanmazsan toprak olur sonunda. Siz domateslerle naparsınız ben bilmem ama bizim evde ezildiler diye atılan domates yoktur. Salataya koyulmaz belki ama şahane yemekler çıkar ortaya. Besin döngüsüne bir şekilde katılıp, geriye kalanlara bir şey bırakır. Domates için önemli olan bu çünkü.
Bizim görevimiz ne? Buna inançlarınıza, değerlerinize göre kendiniz karar verin. Tek bir şartım var, nolur mükemmel gözüküyor olmak demeyin. Dedik ya, yok olup gidecek bir şeye bu kadar anlam yüklemek niye?
Şimdi diyeceksiniz ki; Didem, hayatın biyolojik ve sosyolojik gerçekleri var. En uygun eşi bulup genlerimizi aktarmak istiyoruz ve üstümüze yapışan beklentiler var. Haklısınız, yok sayamayız. Fakat yetişkin olmanın en berbat yanı, suç atacak kimsenin kalmayışı. İlgisini çekmek istediğimiz kişi ilgilenmiyor, ilgilenen hor kullanıyor, annem babam bile güzel olduğumu söylemedi, beni kendimi değersiz görmeye alıştırdılar, medya kadını obje olarak gösteriyor gibi söylemleri bırakalım da ergen kız kardeşlerimiz yapsın. Onlar yapınca, biz onlara aslında kendi değerlerini kendileri biçtiklerini öğretelim. Biz, elinin altında bilgisayarı, telefonu, interneti ve bir takım özgürlüğü olan kadınlar olarak, öğretelim. Ya genlerimiz? derseniz. Aktarılmaya değer genlerimiz varsa zaten bir şekilde aktarılıyor, doğal seleksiyon. Kendimizi paralamaya ne gerek var? Hem habitatlarda her canlı kendi genlerini aktarmak için bulunmuyor, bazen kurtarılmaya değer genlerin devamlılığını sürdürebilmesi için bulunuyorlar. Bu da bir olasılık, düşünün derim.
Bazen öyle anlar gelebiliyor ki, bu dünyada ne kadar çok ayna ve parlak yüzey var diye düşünürken buluyorsun kendini. 1 yıl önce dert ettiğin bedenin, aslında dert değil de lütuf olduğunu farkediyorsun. Acaba diyorsun, bundan 10 sene sonra bugünleri de arayacak mıyım? Kuvvetle muhtemel, arayacağım. Arayacaksın. Arayacağız.
O yüzden, olanı güzelleştirmeye devam ederken neden güzelleştirdiğimizi de bilelim. Öfkeye, etikete, şekilciliğe değil de amaca hizmet etsin bu çabamız. Bu dünyadaki zamanımız çürüyüp gidecek domateslere heba edelim diye verilmiş olamaz.
Yok olup gitmeyecek yatırımlarınıza değer kazandırmanız dileğiyle...

Öpüldünüz Güncem ve onun hatunları!




Ve tabi ki sizler de öpüldünüz forum hatunlari :mcx:
 
Hiracığım yıllardır yazdığım forumdan beni tanıyanlar şekilcilik karşıtı yazılarımı iyi bilirler.
İnsanı var eden değerlerin görüntü ile sınırlanması ne yazık ki yaşadığımız çağının bize kazandırdığı sahte bir dayatmadan başka bir şey değildir. Estetik sektörü ancak bu şekilde ayakta kalabilir, seni daha güzel görünmeye zorlamadan bazı sektörlerin çarkı dönmez.

Instagram sayfalarında 7/24 fotoğraf paylaşıp birilerinin ilgisi-beğenisi ile ayakta kalan insanlara, görüntünün bir insanı tek başına var edemeyeceğini ne yazık ki istesek de anlatamayız çünkü psikiyatristler bile anlatamıyor.

Kimse mükemmel görünmek ya da belli kalıplara uygun bir dış görünüşe sahip olmak zorunda değildir. Kimi insana sağlığına zararı yoksa kilo bile yakışabiliyor. İnsan sağlıklı hissettiği sürece hangi kiloda ya da görüntüde olduğunun önemi yoktur.

Plastik cerrahlar bile bu birbirine benzeyen tek tip imaj taleplerinden bıkmış durumdalar çünkü onların işi bir insanı sağlığına kavuşturmak, sağlıklı olanı değiştirmek değil...

Sahip olduğumuz zeka, karakter, donanım gibi özellikler bizi var eden gerçek değerlerdir. Yakışıklı ve güzel olmak ise ekstradan gelebilir ama gelmemesi asla dünyanın sonu değildir. Hastalık, kaza ya da yaşlılık gibi sebeplerle gün gelecek herkes kaçınılmaz olarak belli bir değişim yaşayacaktır. Sadece güzel-yakışıklı olan birisi ile hayatta ne paylaşabilirsiniz ki?

Bazı kadınlar, yine bazı erkeklerin yarattığı bu belli standarttaki görsellik algısını yavaş yavaş kırıp sınırların dışına çıkmaya başladılar, dilerim sayıları her geçen gün daha da artar...
 
Son düzenleme:
Hira'ciğim,
Muhabbete bende teşrif edeyim :)
Güzellik göreceli bir kavramdır
Bana göre güzel kadının tanımı:

Dili tatlı olunca artık kadının güzelliğine, çirkinliğine bakma. Güzel huylu çirkin kadın, güzel kadından daha alımlıdır. Çünkü onun sıcakkanlılığı bütün kusurlarını örter.
İyi ve güzel huylu kadın bir arkadaştır, bir devlettir.
Şefkat, merhamet, iffet, edep, hayâ, tevâzu, cömert, fazilet sahibi kadın güzeldir.
Etrafına daima tebessüm eden,gayet latif bir lisanla, nezaket ve müsamaha ile muamele eden zarâfet sahibi kadın güzeldir.
Tıpkı senin gibi merhametli,güzel yüzlü,insan gibi insan, arkadaşının derdini dert edinen,dilinden kaleminden güzellikler akan kadın güzeldir.
Sende gayet hoş ve güzel bir hatunsun :*
Şimdi o güzel suratindan, yüreğinden öpüyor sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum.
Güzellik...
 
Son düzenleme:
Sevgili Lefty, velevki ve Nefertiti...
Oncelikle beni sarip sarmaladiginiz icin cok tesekkur ederim. Ne guzel yurekleriniz var. Sonsuz minnet ve sevgi ile selamliyorum sizi :)

Bu dis gorunus konusu, bir cok genc kadin icin, kabugu surekli koparilan bir yara. Ben, oyle farkindalik yaratilarak bir seylerin degisecegini dusunmuyorum.
Bizlerin, yani hayattan bazi seyler ogrenmis kadinlarin, birebir gencecik hayatlara dokunarak bir seyleri degistirebilecegimizi biliyorum. Bu konuda erkekleri suclayamayiz ya da onlardan bir degisim talep edemeyiz. Bir seyler talep edebilecegimiz tek erkek grubu, baba olanlar. Yillar once duydugum ama kimin soyledigini hatirlayamadigim bir soz var... Kisa ama cok degerli... Der ki: "Babalar, kiz cocuklarinizi kucuk yaslardan itibaren sevgiyle kucaklayin; eger sizler onlari kucukken kucaklamazsaniz, ileride pek de serefli olmayan erkekler kucaklayacaklar." Iste bu sebeple, babalari hemcinslerinden ayri tutuyorum.
Bunun disinda butun guc ve kontrol bizim elimizde aslinda.
Boyle cesur cesur konustuguma bakmayin... Yukaridaki yazinin yazildigi ilk tarihin uzerinden nerdeyse 1,5 sene gecmis. Bugun, ben hala bacaklarimi gosteren kiyafetlerden hastalik bulasacakmis gibi kaciyorum :)
Bu yaralar bir yaziyla ya da bir kac sozle iyilesen yaralar degil maalesef. Cok buyuk emekler istiyor. Sirf bundan 20 sene sonra baska bir kadin boyle yaralari iyilestirmek zorunda kalmasin diye bile seffaf olup, gonlumuzu o kiz cocuklariyla paylasmaya deger.


Eger daha once izlemediyseniz Duygularin Rengi olarak cevrilmis filmi izlemenizi tavsiye ederim. Turkce Dublajli olarak asagidaki linkte bulabilirsiniz.
Bakici oradaki kucuk kiza hep sunu tekrar eder: You is kind, you is smart, you is important. Yani... Sen iyi kalplisin, sen akillisin, sen onemlisin. Aslinda yapabileceklerimize sadece bu 7 kelime kadar basit baslayabilir...

https://www.fullhdfilmizlesene.net/komedi-filmleri-izle/yardimci-turkce-altyazi-izle/

Sevgilerimle...
 
Sevgili Lefty, velevki ve Nefertiti...
Oncelikle beni sarip sarmaladiginiz icin cok tesekkur ederim. Ne guzel yurekleriniz var. Sonsuz minnet ve sevgi ile selamliyorum sizi :)

Bu dis gorunus konusu, bir cok genc kadin icin, kabugu surekli koparilan bir yara. Ben, oyle farkindalik yaratilarak bir seylerin degisecegini dusunmuyorum.
Bizlerin, yani hayattan bazi seyler ogrenmis kadinlarin, birebir gencecik hayatlara dokunarak bir seyleri degistirebilecegimizi biliyorum. Bu konuda erkekleri suclayamayiz ya da onlardan bir degisim talep edemeyiz. Bir seyler talep edebilecegimiz tek erkek grubu, baba olanlar. Yillar once duydugum ama kimin soyledigini hatirlayamadigim bir soz var... Kisa ama cok degerli... Der ki: "Babalar, kiz cocuklarinizi kucuk yaslardan itibaren sevgiyle kucaklayin; eger sizler onlari kucukken kucaklamazsaniz, ileride pek de serefli olmayan erkekler kucaklayacaklar." Iste bu sebeple, babalari hemcinslerinden ayri tutuyorum.
Bunun disinda butun guc ve kontrol bizim elimizde aslinda.
Boyle cesur cesur konustuguma bakmayin... Yukaridaki yazinin yazildigi ilk tarihin uzerinden nerdeyse 1,5 sene gecmis. Bugun, ben hala bacaklarimi gosteren kiyafetlerden hastalik bulasacakmis gibi kaciyorum :)
Bu yaralar bir yaziyla ya da bir kac sozle iyilesen yaralar degil maalesef. Cok buyuk emekler istiyor. Sirf bundan 20 sene sonra baska bir kadin boyle yaralari iyilestirmek zorunda kalmasin diye bile seffaf olup, gonlumuzu o kiz cocuklariyla paylasmaya deger.


Eger daha once izlemediyseniz Duygularin Rengi olarak cevrilmis filmi izlemenizi tavsiye ederim. Turkce Dublajli olarak asagidaki linkte bulabilirsiniz.
Bakici oradaki kucuk kiza hep sunu tekrar eder: You is kind, you is smart, you is important. Yani... Sen iyi kalplisin, sen akillisin, sen onemlisin. Aslinda yapabileceklerimize sadece bu 7 kelime kadar basit baslayabilir...

https://www.fullhdfilmizlesene.net/komedi-filmleri-izle/yardimci-turkce-altyazi-izle/

Sevgilerimle...
Hira,prensesim kelimelerin kifayetsiz kaldığı an :((((((
(Filmi izlemiştim ama senin için bir kez daha izleyeceğim.bugün)
Hunharca sevdiğim:*..
 
Ben bu konuyu neden yeni farkettim bilmiyorum ama o kadar doğru noktalara o kadar hassasça değinmişsin ki Hira emeğine sağlık.

Kendi kendini yetiştirebilmiş ve kendi güzelliğinin bilincinde olan insanı da hiç bir şey yıkamıyor. Başkalarının düşünceleri değil kendine olan saygın ve sevgin belirliyor hayatının yönünü.

Dümeni elinize alma zamanı hatunlar.

Not: Bu konuyu çok sevdim.
 
Fikirlerinize harfiyen katılmaktayım Hira mevcut durumu mükemmel özetlediniz. Yüreğinize sağlık..
Böylesi bir durumun en temel çıkarımı acınası bir halde olduğumuz..Çünkü bir makinenin tek tipleştirdiği, pek çok hissiyatını yitirmiş, zamanın kendisine uymakla mükellef kıldığı bu acımasız tahakküme boyun eğmiş canlılarız.. Canlı kısmı sadece nefes alıyor oluşumuzu, hayatla bağımızı nitelendirmesi adına kullandığım bir kelime, işin aslı pekte canlı gibi değiliz. Zamanın baskılarına itaat etmeyi marifet bilmiş modern köleleriz . Bugün absürd bulduğumuz bir durum yarın bizlere empoze edildiği vakit olağan bir durum olarak görülebilir ve neticede itaatkar olma yönündeki kararlılığımızı zaferle taçlandırabiliriz.. Güzel olma algısının görsel boyutu, ölçütleri yine belirlenmiş kabul görür sınırlarla bizlere aşılanmakta.. Ölçüleri aşıyorsanız güzel olma yolunda haddinizi de aşıyorsunuz kısaca güzel olabilme lüksüne kati surette sahip değilsiniz. Her şeyde kurallar esnetilebilir fakat sistemin döneme ait kabul görme kriterleri asla değişmez. Ta kii otorite yeni algıları dikte edene dek.. Aklınıza ne geliyorsa bu dayatmadan nasibini alıyor emin olabilirsiniz. İşlevsiz olmasının hiçbir ehemmiyeti de yok esasen.. İçine telefonununuz dahi sığmadığı bir jacquemes ikonlaştırılmışsa binlerce dolar vermenin, bir poz veriyor olmaktan daha önemli olmadığı algısını zihnimizin içlerine kadar işliyorlar. Sonrasında aynı ellerde aynı çantalar işlevi önemsenmeksizin yerini alıyor. Bedenlere yapılan dayatmada ise sağlık kıstası emin olabilirsiniz ki en son seçenekte dahi yok. Sıfır beden fakat sağlıksız olma seçeneği olsa açık ara birinciliği alır. Sağlıklı fakat kilolu yahut anne fakat kilolu asla kabul görür bir seçenek olamaz. Hatta yakın dönem kuvvetle muhtemel her birimizin tanık olduğu Fahriye Evcen örneği de mevcut. Güzelliğiyle pek çok övgüye muhatap kılınmış ( ki güzellik kazanılmış bir ayrıcalık değildir kanımca ) bugün standartları aşan ölçüleri sebebiyle acımasızca eleştirilmekte. Yakın dönemde doğum yapmış olmasının bu dayatılan algıları çiğnemek anlamında asla kabul görür bir yanı yok . Ve maalesef bu acımasız yorumlar bir kadına hemcinsleri tarafından yapılmakta..
Kendini geliştirme yönüne değinmek dahi istemiyorum çünkü hakikaten içim acıyor bu noktada.. Birilerinin elinde kitap gördüğümde duyduğum mutluluğu size kelimelerle ifade etmem çok zor.. Dijitalin hayatımıza bu denli müdahil olduğu, bizlerinse tüm paylaşımlarını samimiyetini dijitallerle kurduğu bir çağda kalem kitap nasıl özlem duyduğum materyaller inanın anlatmam mümkün değil. Ve bu zararsız gördüğümüz dijitaller insanlara kolay yönden para kazanma duygusunu aşılaması sebebiyle çoğunluk; boş ama içerik üreten , kültürsüz fakat kültür dergileri okuyan, kitabın ruhunu hissedemeyen fakat yakın mesafeden çok sayıda kitapla fotoğraf çekilen, eğitimsiz fakat çok para kazanan tükenmiş bir çağın tüketmeyi marifet bilen insanları.. Daha iyiye gidebilme umudum hep vardı fakat daha çok insan tanıyıp sentezledikçe umudum günbegün azalmakta..
 
Rigel arkadaşımızın yaptığı açıklamalar doğrultusunda bu yorum düzenlenip, iptal edilmiştir.
 
Son düzenleme:
Hira,prensesim kelimelerin kifayetsiz kaldığı an :((((((
(Filmi izlemiştim ama senin için bir kez daha izleyeceğim.bugün)
Hunharca sevdiğim:*..
:mcx:

Ben bu konuyu neden yeni farkettim bilmiyorum ama o kadar doğru noktalara o kadar hassasça değinmişsin ki Hira emeğine sağlık.

Kendi kendini yetiştirebilmiş ve kendi güzelliğinin bilincinde olan insanı da hiç bir şey yıkamıyor. Başkalarının düşünceleri değil kendine olan saygın ve sevgin belirliyor hayatının yönünü.

Dümeni elinize alma zamanı hatunlar.

Not: Bu konuyu çok sevdim.

Birlesmeden hemen once acmistim canim Yazgi. Malum, bikinili fotografini yayinlayan bir kadinin fotograflari uzerine konusulurken gorduklerim cok uzmustu. Simdi daha cok uzuluyorum tabi ki... Bunda da varmis bir hayir :)
Kesinlikle dumenin hakimiyeti bizde olmali. Biz hakim olalim ki, kadinlar daha az duse kalka kendilerini gelistirebilsinler :)


Sevgili Lefty... Dusuncelerinle beni gulumsettin. Ben de sizleri cok seviyorum ve gucunuzun o kadar farkindayim ki.
Ben bu konuda seffaf olmayi, birilerinin hayatina dokunma kararini bir hastane odasinda tavana bakarken vermistim. "Ben butun bunlari yasiyorsam, benden cok daha fazlasi bu olanlardan bir seyler cikarabilecegi icindir" diye dusunup, kendimi inandirarak...
Gelgelelim bu basit bir misyon degil. O yuzden gorusleriniz ve desteginiz fazlasiyla kiymetli. yeLda'nin da belirttigi gibi dunyada bizim dusuncelerimizin aksini bu kadar cok kolaylastiran ve iddia eden kosul varken sartlar cetrefilli. Ben beynimde utanilacak bir sey olmadigini bilmeme ragmen, hergun gonlumde boyle hissedemiyorum. Bu konuda ortami benimkinden cok farkli olan insanlarin nasil zorlandigini dusunmek bile istemiyorum.
"Aaa bakin bunlar benim bacaklarim!" gibi bir yaklasim benim hicbir zaman tarzim olmadi. Senin kastettiginin de bu olmadigini biliyorum... Diyorsun ki, istedigin etegi dusunmeden giy. Baskalarina umut olacaktir. Bu dusuncene katiliyorum. Hedefledigim de bu. Hatta hedefledigim, bir gun bir kumsalda, elimde kitabim, bedenimin nasil gorundugunu bir an bile umursamadan koca bir gunu gecirebilmek. Ufak tefek denemelerim var ama gercek anlamda boyle bir liderlige psikolojik olarak hazir degilim.
Boyle insanlari hayatima dahil etmeye gelince... Farkeder etmez, yollarimizi ayirmak taraftariyim. Bu kafadaki insanlardan bana, aileme ve cevremdeki diger insanlara ama ozellikle kadinlara nasil bir fayda gelebilir? Icinde yasamayi tercih ettigim ortamlari temiz ve degerli tutmakla sorumluyum.


Fikirlerinize harfiyen katılmaktayım Hira mevcut durumu mükemmel özetlediniz. Yüreğinize sağlık..
Böylesi bir durumun en temel çıkarımı acınası bir halde olduğumuz..Çünkü bir makinenin tek tipleştirdiği, pek çok hissiyatını yitirmiş, zamanın kendisine uymakla mükellef kıldığı bu acımasız tahakküme boyun eğmiş canlılarız.. Canlı kısmı sadece nefes alıyor oluşumuzu, hayatla bağımızı nitelendirmesi adına kullandığım bir kelime, işin aslı pekte canlı gibi değiliz. Zamanın baskılarına itaat etmeyi marifet bilmiş modern köleleriz . Bugün absürd bulduğumuz bir durum yarın bizlere empoze edildiği vakit olağan bir durum olarak görülebilir ve neticede itaatkar olma yönündeki kararlılığımızı zaferle taçlandırabiliriz.. Güzel olma algısının görsel boyutu, ölçütleri yine belirlenmiş kabul görür sınırlarla bizlere aşılanmakta.. Ölçüleri aşıyorsanız güzel olma yolunda haddinizi de aşıyorsunuz kısaca güzel olabilme lüksüne kati surette sahip değilsiniz. Her şeyde kurallar esnetilebilir fakat sistemin döneme ait kabul görme kriterleri asla değişmez. Ta kii otorite yeni algıları dikte edene dek.. Aklınıza ne geliyorsa bu dayatmadan nasibini alıyor emin olabilirsiniz. İşlevsiz olmasının hiçbir ehemmiyeti de yok esasen.. İçine telefonununuz dahi sığmadığı bir jacquemes ikonlaştırılmışsa binlerce dolar vermenin, bir poz veriyor olmaktan daha önemli olmadığı algısını zihnimizin içlerine kadar işliyorlar. Sonrasında aynı ellerde aynı çantalar işlevi önemsenmeksizin yerini alıyor. Bedenlere yapılan dayatmada ise sağlık kıstası emin olabilirsiniz ki en son seçenekte dahi yok. Sıfır beden fakat sağlıksız olma seçeneği olsa açık ara birinciliği alır. Sağlıklı fakat kilolu yahut anne fakat kilolu asla kabul görür bir seçenek olamaz. Hatta yakın dönem kuvvetle muhtemel her birimizin tanık olduğu Fahriye Evcen örneği de mevcut. Güzelliğiyle pek çok övgüye muhatap kılınmış ( ki güzellik kazanılmış bir ayrıcalık değildir kanımca ) bugün standartları aşan ölçüleri sebebiyle acımasızca eleştirilmekte. Yakın dönemde doğum yapmış olmasının bu dayatılan algıları çiğnemek anlamında asla kabul görür bir yanı yok . Ve maalesef bu acımasız yorumlar bir kadına hemcinsleri tarafından yapılmakta..
Kendini geliştirme yönüne değinmek dahi istemiyorum çünkü hakikaten içim acıyor bu noktada.. Birilerinin elinde kitap gördüğümde duyduğum mutluluğu size kelimelerle ifade etmem çok zor.. Dijitalin hayatımıza bu denli müdahil olduğu, bizlerinse tüm paylaşımlarını samimiyetini dijitallerle kurduğu bir çağda kalem kitap nasıl özlem duyduğum materyaller inanın anlatmam mümkün değil. Ve bu zararsız gördüğümüz dijitaller insanlara kolay yönden para kazanma duygusunu aşılaması sebebiyle çoğunluk; boş ama içerik üreten , kültürsüz fakat kültür dergileri okuyan, kitabın ruhunu hissedemeyen fakat yakın mesafeden çok sayıda kitapla fotoğraf çekilen, eğitimsiz fakat çok para kazanan tükenmiş bir çağın tüketmeyi marifet bilen insanları.. Daha iyiye gidebilme umudum hep vardı fakat daha çok insan tanıyıp sentezledikçe umudum günbegün azalmakta..

Sevgili Yelda... Yazmaniz beni o kadar mutlu etti ki... Tesekkur ederim. Ben de sizin dusuncelerinize katiliyorum.
O yuzden amacim ve tercihim, birebir, gercek hayatta, gozumun onundeki, elimin degdigi mesafedeki hanimlarla ve kiz cocuklariyla bir seyler paylasmak oluyor. Klavye basindan "Farkindalik Yaratiyorum" temali girisimlerde bulunmak faydasiz kaliyor. Karsilikli bir fincan kahve icerken, gozlerine bakarak, belki gozlerimiz dolarak belki kahkahalar atarak karsimizdaki insanin gonlune dokunabiliriz ancak.
Yukarida Lefty'e verdigim cevapta anlattigim uzere, ben bile tamamen isin icinden cikabilmis degilim. Emek vermeden olmuyor ve yanimizda bizimle birlikte emek veren insanlarin olmasi o kadar degerli ki...
Kilo vermeye, sImsIkI sarilip, "Sen oldugun gibi zaten tamsin, degismen gerekmiyor. Kendi kiymetinin farkinda olmasanda benim goruslerime inan" diyen bir dost sayesinde baslamistim.
Sargilarim acildiktan sonra ilk defa hemsire, doktor ve ziyaretime gelenler disinda birisi beni gordugunde, annemin beni iki gun odamdan disari cikarmasina musade etmemistim. Hemsire bir kadin gozumun icine bakarak, "sana bugun izin veriyorum. Istedigin kadar agla, kendine aci ama yarin geldigimde o kapidan seni ben cikaracagim" diyene kadar "Senin mesain baslamadan, ben annemin beni bu odadan cikarmasina izin vermis olacagim" diye soz verememistim. Halbu ki o noktada ben coktan seffaf olup, birilerinin hayatina dokunma kararini vermistim ama uygulayamiyordum.
Ben bu ornekleri cok cok uzatabilirim. Anlatmamdaki sebep, hem beni rahatlatiyor olmasi, hem de bir cift gozun, bir dokunusun, bir cumlenin ne kadar kucuk olursa olsun, ne kadar buyuk degisimlere sebep olabilecegini gostermek.
Yorumunuz icin tekrar cok tesekkur ederim.
 
Biri özet geçebilir mi

Konuyu baştan itibaren zaman ayırıp okumanız daha sağlıklı olacaktır çünkü özet geçilemeyecek kadar detaylı ve hassas bir konu fakat yine de yeni geldiğinizi dikkate alarak, bu başlığı okumadan önce aşağıdaki başlığı okumanızı tavsiye ederim çünkü bu açıklama, o başlıkta yer alan bazı üzücü yorumlar sebebi ile yazılmıştır.

Bikini giymek için çok irisin!' denilince bakın ne yaptı
https://www.ircforumlari.com.tr/dunyadan-haberler-arsiv/12065-bikini-giymek-icin-cok-irisin-denilince-bakin-ne-yapti.html
 


Konuyu baştan itibaren zaman ayırıp okumanız daha sağlıklı olacaktır çünkü özet geçilemeyecek kadar detaylı ve hassas bir konu fakat yine de yeni geldiğinizi dikkate alarak, bu başlığı okumadan önce aşağıdaki başlığı okumanızı tavsiye ederim çünkü bu açıklama, o başlıkta yer alan bazı üzücü yorumlar sebebi ile yazılmıştır.

Bikini giymek için çok irisin!' denilince bakın ne yaptı
https://www.ircforumlari.com.tr/dunyadan-haberler-arsiv/12065-bikini-giymek-icin-cok-irisin-denilince-bakin-ne-yapti.html

Benim bedenim benim kararım, size ne oluyor cümlesiyle özetleyebilir miyiz?
Çok yeni bir konu değil aslında .)
 
Benim bedenim benim kararım, size ne oluyor cümlesiyle özetleyebilir miyiz?
Çok yeni bir konu değil aslında .)

Konu yeni degil, bizim forum hanimlariyla sohbetimiz yeni :)
Bizce, sadece "Benim bedenim benim kararim, size ne?" diyerek cozulemeyen bir konu maalesef.
Dahil olan arkadaslar ile hissettiklerimizi ve dusuncelerimizi paylasip. Bu konu ile ilgili bazi hayatlara dokunmak adina neler yapabiliriz onlari konusuyoruz.
Dusuncelerinizi ve hissettiklerinizi paylasmak isterseniz, seve seve okuruz sevgili aegishjalmur.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri