Ateistlere cevaplar yazı dizisi (48.3)
40/3. O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi Allah'tandır ki. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O'nadır.
[Kâdî zâde Ahmed efendinin yazdığı (Âmentü şerhi)kitâbı, ikiyüzdokuzuncu sahîfede diyor ki, (Cehennemde bir yer vardır ki, Zemherîr derler. Ya’nî, soğuk Cehennemdir. Soğukluğu pek şiddetlidir. Bir ân dayanılmaz. Kâfirlere, bir soğuk, bir sıcak, sonra soğuk, sonra sıcak Cehenneme atılarak, azâb yapılacakdır).Cehennemde soğuk Zemherîr azâbları bulunduğu, (Kimyâ-i se’âdet)kitâbı, dördüncü rükn, altıncı aslında ve İmâm-ı Muhammed Gazâlînin (Dürret-ül-fâhire)kitâbının tercemesi olan (Kıyâmet ve Âhıret hâlleri)kitâbının sonunda, (Nefs muhâsebesi)bahsinde de yazılıdır. Hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmekdedir.
Din câhilleri, islâmiyyete , yalan ve iftirâ ile saldırırken (Peygamberler, hep sıcak memleketlerde geldiği için, Cehennem azâbının ateş olduğunu söylemişler, hep ateşle korkutmuşlar. Kutblarda, şimâl soğuk memleketlerde gelselerdi, buz ile azâb yapılacağını söylerlerdi) diyor. Bunlar, hem çok câhil, hem de ahmak kâfirlerdir. Zâten Kur’ân-ı kerîmden haberleri olsaydı ve islâm büyüklerinin sözlerini duysalardı ve biraz aklları olsaydı, hemen müslimân olurlardı. Hiç olmazsa, böyle ulu orta, yalanları yazmakdan, belki sıkılırlardı. Dînimiz, hem Cehennemde, soğuk azâblar olduğunu bildiriyor, hem de Peygamberlerin “aleyhimüsselâm” yalnız sıcak memleketlere değil, yeryüzünde, sıcak ve soğuk, her memlekete gönderildiğini haber veriyor. Kur’ân-ı kerîm, Peygamberimize sorulan süâllere, soranların bilgilerine ve anlayışlarına göre cevâb vermekdedir. Âhıretdeki bilinmiyen varlıkları da, dünyâda gördüklerine, bildiklerine benzeterek anlatmakdadır. Mekkeliler, kutubları, buz memleketlerini duymadıkları için, Cehennemin soğuk azâblarını onlara bildirmek, fâidesiz olurdu. Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde bu inceliğe uygun haberlerin bulunması, şimdiki kâfirlerin dahâ çok sapıtmasına sebeb olmakdadır]
İnsanlara ve cinlere akibetlerini haber vermek onları yanlış ve zararlı davranışlardan alıkoymak, vazgeçirmek maksadıyla kullarına Kur’anı azimüşşanı gönderen Allahü teâlâ çok yücedir, çok büyüktür. Hayrı ve bereketi çok fazladır 25/1
Allahü teâlâ dilediğini, irade ettiğini yerine getirir. Ona, onun iradesine mani olacak hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Allahü teâlânın bu gücünün ve kuvvetinin, irade-i Rabbaniyyesinin nasıl tecelli ettiği konusunda insanların çoğu gerçeği, hakikati anlıyamazlar ve meselenin künhüne vakıf olamazlar.
“Leyse ke mislihi şey’un”, islamiyyetin tenzih akidesini, Allahın hiçbirşeye benzemediği, ilmi kelamda, akaidde “Muhalefetün lil havadis” Cenab-ı Hakkın selbi sıfatlarından bir tanesi hiçbir şeye benzememesi. Zatında, sıfatında ve ef’alinde, Cenab-ı Hakkın hiçbir şeye benzememesini çok kesin ve net olarak ifade eden muhkem ayeti kerimedir bu. “Leyse ke mislihi şey’un”, Onun benzeri gibi hiçbir şey yoktur demek.
-
“Ve lem yekün lehu küfüven ehad”, İhlas suresinde, Onun için hiçbir varlık Ona denk olamaz demek. Hiçbir kimse, hiçbir şey, Ona denk ve eşit olmadı. Allah-ü tealaya hiçbir şekilde sonradan yaratılanlar benzemez. Mahluk olanlar, hadis olanlar, sonradan var olanların Cenab-ı Hakka benzemesi kesinlikle söz konusu değildir.
-
İslamiyyetin en önemli özelliklerindendir tenzih akidesi. Müteal ve yüce, aşkın varlık olan Allah-ü tealayı kabul, iman ancak böyle bir güce teslimiyyetle gerçek manada huzur bulur. Böyle bir Allahın zikriyle gönlünde hakiki manada itminan ve huzura kavuşur. İnsanoğlu.
43/82. Subhâne rabbis semâvâti vel ardı rabbil arşi ammâ yasıfûn
İslamiyyet tenzih dinidir. İslamiyyette erişilmez Allah anlayışı var. İslamiyyetin en yüce tarafı o. İslamiyyette haşa Allahı mahlukat seviyesine indirgiyerek, Allah korusun basitleştirmek yok. Allah-ü teala müteal, yüceler yücesi. Allah-ü teala veraül vera, ötelerin ötesi. İnsan zihni, aklı, insan ruhu ona ulaşmak şöyle dursun Onu herhangi bir şekilde tasavvur etmesi bile mümkün değil.
“Ve hüve ala külli şey’in kadir”, Allahü teâlâ her şeye gücü yetendir. En yüce uluhiyyet telakkisi. Onun için Cenab-ı Hakkı düşünmek, her hangi bir şekil ve kalıba haşa sığdırmak, herhangi bir mahluka benzetmek, bir yönüyle olsun, arada bir müşabehet, bir benzerlik ve ilişki kurmak mümkün değildir.
İnsanların bu gün her şeyi dünya şartları içinde mütalaa eden, Allahü tealanın gücünü, kuvvetini, kendisi gibi düşünen insan, geçici güçlerine aldanarak, alaylı ifadelere cüret ediyorlar.--75/6
84/19 - Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz. – Her şey sonsuzluğa ayarlanacak
Mutlak mülk, hükümranlık, Onun kudretinde bulunan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter. 67/1
O, hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. Allahü teâlâ çok güçlüdür. Emrine galiptir. Fevkalade de bağışlayıcıdır. Mağfireti boldur. Onun lütuf ve keremi,kulları üzerindeki hakimiyyeti mutlaktır. 67/2
Sonradan olan ve ölümlü bir insanın ne kadar güçlü kuvvetli ve ne kadar etkili olursa olsun hep var olana kafa tutmasının hiçbir mantığı ve geçerli sebebi olamaz, eldeki geçici imkanlara bakarak kibirlenmemesi lazım.
İnsanlar bu dünyada bir takım geçici şartların, bazı fani durumların sürüp gideceğini zannediyorlar. Halbuki dünyada herşey fanidir. “Külli şey’in halikün illa vecheh”, bu husus, gayet açık bir şekilde bildirilmiştir ayeti kerimede. Her şey fanidir bu dünyada. Allahtan başka. Hiçbir kimse elinde mevcud olan hiçbir imkana güvenemez. Kendisine ne noktaya kadar vefa edeceği, kendisine ne noktaya kadar fayda sağlıyacağını insanlar bilemez. Hangi imkanlara sahip olurlarsa olsunlar. Güçleri kuvvetleri, satvetleri, otoriteleri ne olursa olsun. Ama insan çoğu zaman aldanıyor. Elinde mevcud olan imkanlara, elinde bulundurduğu güce, insan bazen fazlaca güveniyor. Ve onun ilanihaye sürüp gideceğini zannediyor. Üstelik aşağıdaki şekilde uyarıda yapılmış idi.
Ne İsa aleyhisselam ne de Allahın mukarreb melekleri, Allahü tealaya yakınlığı olan, Cenab-ı Hakkın huzuru Rabbanisinde ibadetle, taatle meşgul olan melaikei kiram hiç biri bunların, Allaha kul olmaktan istinkaf edecek, o yüce kulluk mertebesini terk edecek durumda değildir. Onu inkar edecek değildirler. Allaha kul olma rütbesinden hiç bir zaman sarfı nazar etmezler, onu bırakmazlar. Kim O'na kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O, onların hepsini huzuruna toplayacaktır. 4/172
Ey insanlar Rabbınızdan korkunuz. Allahın büyüklüğü azameti karşısında vereceğiniz hesabı düşünerek şuurlu, dikkatli ve akıllıca hareket ediniz. Öyle bir günden korkunuz ki baba oğluna bir fayda ve menfaat sağlıyamaz. Çocuk da babası için hiçbir şey yapamaz. Allahü teâlâ bu günü haber vermiştir ve bu va’d haktır. Bu bilgi gerçektir. dünya hayatında sahip olduğunuz geçici ni’met ve imkanlar elinize geçen fırsatlar sizi gururlandırmasın. sizi devamlı aldatmak istiyen şeytan da sizi aldatmasın. Hedefinizden alıkoymasın. 31/33