Kapıyı açtım. İçeri girdim. Evdeydim.
Üzerimdeki yorgunluğun tüm eve dağıldığını hissediyordum. Işıkları yakmaya gerek duymadan akşamın loş ışığının vurduğu karanlık koridordan geçtim.Odama doğru yürüyordum. Her adımım daha da ağırlaşıyor, yorgunluğum ise hafifliyordu. Ev nemliydi. Nem kokuyordu.
Odama geçmeden önce içeri geçtim. Gramofon’a üzerindeki yazıyı okuyamadığım, rastgele bir plak taktım. Cızırtılıydı başları. O yerine alışıncaya kadar bende odama geçtim. Sokak lambasının loş ışığı odama sinmişti. Geçtim, yatağıma uzandım.Yorgunluklarımı, düşüncelerimi ve huzursuzluğumu çıkarıp etejerin üzerine bıraktım.
Hiçbir şey düşünüyordum.
Evet, düşündüğüm şey bir şey düşünmüyor oluşumdu.
Plak yeni yeni cızırtısını yitirmişti. Yerine alışmış görünüyordu. Hafifce hissedilen, diğer odadan duyulan melodilerin eşliğinde huzurlu olduğum kanısına vardım. Nedense hemen geçti bu varsayım. Şarkıyı seçemiyordum. Bu, düşüncelerimi seçememekle aynı şeydi. Seçemiyordum ama hissediyordum. O gece duygularım değildi beni anlayan, diğer odada bana bi hayli uzak olup loş ışığa arkadaşlık eden eski bir plak şarkısıydı/melodisiydi.
Ben onu anlamıyordum. Dinliyordum yalnızca..
Odaya sinen ışık bu kez kızıllaşmıştı. Her şey gibi, zamanın nasıl geçtiğinide anlayamamıştım. Perdeyi araladım. Gökyüzündeki bir yıldıza göz kırptım.
Mutlu muydum? Bilmiyordum.
Peki ya hüzünlü müydüm? Yine bilmiyordum.
Bedenimden yavaş yavaş yüreğimi kaplamaya ilerleyen şeyin huzursuzluk adı altında gelişen hissizlik olduğunu anladım. Bu kez anlayabilmiştim. Pencereye arkama dönüp, tekrar yatağıma uzandım. Gözlerimi bu kez odamın gökyüzüne, tavanına diktim. Göz kırpacak bir yıldız bulamadım. İç çektim. Soluma döndüm. Etejerin üzerine bıraktığım yorgunluğumu çekmeceye koyup, düşüncelerimi aldım, taktım ruhuma.
Plak hisli bir şeyler mırıldanıyordu. Düşüncelerimin düşleştiğini farkettim. Düşüncelerimi anımsayabildim hafif hafif. Anlayabildim düşüncelerimi. Ve bu sırada içeriden gelen o ruhumu okşayan melodinin sözlerini anlamama da yardımcı olmuştu düşlerimin netleşmesi..
Dinliyordum. Hissediyordum. Anlıyordum. Biliyordum.
Plak sonunda konuştu. Bir Zeki Müren sesi şöyle söylüyordu;
Her şarkı bir anı derken..
Ellerini tutmadıkça.
Gözlerine bakmadıkça.
Dizlerinde yatmadıkça.
Bitmez bu şarkılar bitmez.