Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Çok merak ediyorum; önce kim yoruldu bu kalp güreşinde? Benden sonra kaç yalnızlık yatırdın yatağına? Kimlere armağan ettin herkesten kayırdığım kalbini?
Sevgili; hani aşk varsa imkânsız yoktu?
Günaydın diye mesaj atardım her sabah.
Ondan önce yada sonra kalkmış olsam bile.
Ama illaki atardım. Ama o ise sıradan bir mesaj olarak betimlerdi bunu her seferinde.
Bir kez olsun anlamadı.
'Günaydın. Sabahın bilmem kaçı belki daha uyumadım ama aklıma düştün, benim için değerlisin lan işte' diye atacağım mesajı,
kısacık 1 kelimeye sığdırdığımı..
Çocukluk ettik..
Sen her zaman, onun arkasına saklanan; ve oradan hiç çıkmayan tıpkı saklambaç oynayan çocuk gibiydin.
Ben ise, sizi öylece görmekten korktuğumdan hiç bir zaman sizi ebelemeyen birisi.
Gözlerimin içine bakarak; yalan söyleyen ve mimikleri bile oynamayan ama sonrasında elinden şekeri alınmış kadar ağlamaya başlayan çocuk.
Salıncaklar yerine; onun kollarında sallandın durdun hep yıllarca.
Ve kimse de demedi mi sana? Büyüyünce ne olacaksın diye?.
Çok yazık. ( Seninde 23 nisan; bayramın kutlu olsun).
Gülüşünü görmek için yüzlerce kilometre gittiğin bir insanın; şimdi yüzünü bile görmek istememek çok farklı bir duygu biliyormusun?
Hani böyle bir sigara yakarsın, sigarayı istemsizce parmaklarının arasına getirirsin ya. Hah işte o durumda çıkarılmış olan yüzük; insanın canını ne kadar acıtır biliyormusun?
Biliyormusunuz ulan, bir insanı öz babasından bile fazla sahiplenmenin onu kaybetmekten başka bir boka yaramayacağını?
Kıskanmanın sadece 1 kelimeden itibaren olması gerektiğini. Ve hiç kimseyi, çok sevmemek gerektiğini öğretmediler bize.Biz yaşaya yaşaya, biz acı çeke çeke; ve biz her gün öle öle öğreniyoruz bunu.
Radyoda sonradan denk gelen en acıtasyonlu şarkıların içine edeyim. Film'lerde ayrılık sahnesini boy boy gösteren yapımcıların yüzüne tüküreyim. Gülüşünü düşünürken, ağladığım gecelerin içine edeyim ki, gerçek söylüyorum şimdi;
bana en sevdiğim rengi sormuştun ya? bana alacağın bir atkı için; En sevmediğim renk sarı,
( bunuda o çok sevdiğim saç renginden aldım).
Şu an paketimde kalan son 7 dal sigara ile günü kurtarma derdindeyim. Radyoda, müslüm gürses çalmakta. Birisi istek parçası olarak yollamış radyoya. Sanki notaların arasında; bir savaş var. Öyle de söylenmez ki be. Aklıma geliyorsun tam da o arada Müslüm baba; affet diyor. Toprağı bol olsun..
Saat 00.14
6 dal sigaram kaldı. Ne zaman yaksam; nasıl yaksam; acaba yaksammı derken seni düşünüyorum. (Bir sigaranın daha aramızda lafı olmaz değil mi?) Oysaki, fazla içme derdin. Off. Neyse.
Saat 00.43
Bir nescafe yaptım kendime. Biraz da film izlemeye çalıştım. Ama olmadı. Güzel birşey yok televizyonda. En iyisi radyo dinlemek; ayrıca dışarıdan yağmur sesi geliyor. Etraf şimdi gözlerim kadar; sırılsıklam.
Saat 01.12
Aslında bu yazının devamını getirmeyecektim. Ama sezen aksu; acı ve hüzünle kesti şarkıyı 'seni kimler aldı; kimler öpüyor seni'? bilmiyorum ama, benim dudaklarım şu an sigaranın izmaritinde ( ve, bir sigara daha)
Saat 01.21
Galiba çok sigara içmeye başladım. Önümdeki küllük, kafamın içinde dolaşan sorulardan daha fazla. Ne yapayım; sigarasız da gitmiyor ki bu şarkılar. Bu anılar; bu acılar. ( Unutmadan) Sen en kıyak damar şarkının efkarlandırıp sigara yakıldığı o saniyesisin..
Saat 01.40
Şu an ki ruh halimi anlatmamam gereken bir saat. Telefonu bıraktığım yerden alıyorum. Tuş kilidini açıyorum, 1 tane mesaj alındı yazısı. Kalbim çarpacak gibi atıyor. Umarım senden gelmiştir düşüncesi. ( Biliyormusun, bazen Türkcell'e uyuz oluyorum.)
Saat 02.05
Sanırım şu an uyuyorsun. '
'hayalleri olanlar değil; hayalleri ölenler uyuyamaz.''
demişti bana bundan çok zaman önce..
Sessiz olun lütfen. O şimdi uyuyor, ben ölüyorum...
Göğsüme işlediğin ten rengi bir dövme senin aşkın. Bakanlar göremiyorlar… Bir sen biliyorsun onun varlığını; bense hep hissediyorum o dövmenin acısını.
Saat şu an gecenin bilmem kaçı. Bilmem kaçı, ve bilmiyorum bu koynuna aldığın kaçıncısı. Kaçıncı öpüşü seni, veya kaçıncı dokunuşu sana. Bilmiyorum.. İçim acıyor daha fazlasını yazmaya.. Ve küllükte öldürülmüş sigara sayısı oldukça fazla.
Kafamı kaldırıp; dumanaltı odamdan saate bakıyorum. Akrep yelkovanın hemen üstüne gelmiş; denklemleri sevmem ama, sende onun altındaysan, lütfen kalk oradan.
Kalk ve aynanın karşısına geç. Şöyle bir baştan aşağı süz kendini. Ve ilk defa doğru ol. Gerçekten, bumuydu aradığın mutluluk? Gözlerine bakıp; 'sana bir taksi çağırayım da git artık' lafını duymak acıtmalıydı canını ..
Benim burada içim kan ağlıyor, ve sen orada gülüyorsun. Dudağına sürdüğün kırmızı rujun rengi; tıpkı sigaranın ateşi gibi parlıyor ve yazmama devam ettiriyor cümleler.
Paketimden çıkardığım son sigaramı; bir çakmak yardımıyla ateşliyorum ve fotoğrafının üstüne atıyorum. Önce saçların yanıyor, sonra gözlerin, sonra da yüzün kayboluyor fotoğrafta. Ve tamamen kül'e dönüşüyorsun. Şimdi küllüğün üstünde söndürülmüş bir sigara gibi acizsin.
Ve ben o halde ki fotoğrafına bile; bir şişe daha açıyorum.
Ve radyoda sezen aksu çalıyor 'seni kimler aldı, kimler öpüyor seni', bilmiyorum ama benim şu an dudaklarım sigara izmaritinde.
Evet, seni bir sigara izmariti ile aldattım.
'lütfen bana şimdi bir taksi çağırın; bir paket sigara almaya gideceğim'.