Ama çok serbest

Konu sahibi son olarak 222 gün önce görüldü
ben iyi hissettirdiği için doğru kabul edileni alayım.

doğruluk etiketinin altında bazen toz kalmış olabiliyor. sonra biri geliyor, bir bezle siliveriyor, bir bakıyoruz doğru diye bir şey kalmamış.

di mi ama?.p
Di.

Kişisel sayfan elastiki bir organizmaya dönüşmesin diyeyim ve çekeyim kulağımı.
Ve bir tezim var; İYİ OLAN GÜZEL OLMAYA BİLİR! Senin tezin ise doğru olan güzel olmayabilir.
Okul çağına gelmiş bir çocuk düşün. Doğru olan onun okulda olması değil mi? Veya iyi olan onun çocuk parkında olması değil mi?
 
Di.

Kişisel sayfan elastiki bir organizmaya dönüşmesin diyeyim ve çekeyim kulağımı.
Ve bir tezim var; İYİ OLAN GÜZEL OLMAYA BİLİR! Senin tezin ise doğru olan güzel olmayabilir.
Okul çağına gelmiş bir çocuk düşün. Doğru olan onun okulda olması değil mi? Veya iyi olan onun çocuk parkında olması değil mi?
-e bilir ekinden ben de bi gıdım alayım.p

Okul çağındaki bir çocuk için doğru olan hem okulda olması (ya da "doğru" eğitim göreceği bir yerde bulunması), hem de parkta olması. İkisi de doğrudur çocuk için. Günün farklı zamanlarında her ikisini de (her iki doğruyu da) gerçekleştirebilir.

Benim dediğim doğru olan güzel olmayabilirden ziyade doğru olan göreceli olabilir idi. Zamanla değişebilir, kişilerce farklı algılanabilir idi.
 
Görecede olsun ve makbul olanın hangisi olduğunu bulalım.
Çocuk tüm zamanını iyi yerde geçirmek ister. Her iyi olan yerde onun bir sonraki hayata atacağı adım için makbul olan yer diyebilir miyiz? Yani iyi olan yerin ona her zaman yararlı olduğunu düşünebilir miyiz. Veya senin doğru olanın, iyi olanda herzaman makbul olamayacağı için bir savunman var mı?
döngüsel
 
Görecede olsun ve makbul olanın hangisi olduğunu bulalım.
Çocuk tüm zamanını iyi yerde geçirmek ister. Her iyi olan yerde onun bir sonraki hayata atacağı adım için makbul olan yer diyebilir miyiz? Yani iyi olan yerin ona her zaman yararlı olduğunu düşünebilir miyiz. Veya senin doğru olanın, iyi olanda herzaman makbul olamayacağı için bir savunman var mı?
döngüsel

Cümle cümle alıyorum mesajınızı.

Çocuk tüm zamanını iyi yerde geçirmek ister.Çocuğun iyi olarak tanımladığı şey, o an yapmayı istediği şeydir. O an kendini mutlu edeceğini düşündüğü şeydir.

Her iyi olan yerde onun bir sonraki hayata atacağı adım için makbul olan yer diyebilir miyiz?İyiyi tamamen, kendini mutlu/huzurlu hissettiren şey olarak tanımlarsak, çocuğun o anlık iyi olarak gördüğü şey, geleceği için biz yetişkinlerce iyi olarak görülmeyebilir.

Yani iyi olan yerin ona her zaman yararlı olduğunu düşünebilir miyiz.
Düşünemeyiz, düşünmem.

Sizce?
 
Cümle cümle alıyorum mesajınızı.

Çocuk tüm zamanını iyi yerde geçirmek ister.Çocuğun iyi olarak tanımladığı şey, o an yapmayı istediği şeydir. O an kendini mutlu edeceğini düşündüğü şeydir.

Her iyi olan yerde onun bir sonraki hayata atacağı adım için makbul olan yer diyebilir miyiz?İyiyi tamamen, kendini mutlu/huzurlu hissettiren şey olarak tanımlarsak, çocuğun o anlık iyi olarak gördüğü şey, geleceği için biz yetişkinlerce iyi olarak görülmeyebilir.

Yani iyi olan yerin ona her zaman yararlı olduğunu düşünebilir miyiz.
Düşünemeyiz, düşünmem.

Sizce?

İnsan çocuk olmayı özlüyor bu yazdıklarını okuyunca.
Hemen hepsine katılıyorum bu tanımlamalarının. İyi ve doğruyu bir çocuğa indirgemek değildi maksadım. Sadece o an aklıma gelen bir örnek idi. Bunu savaş ceza hastalık veya olumsuz ne varsa işte.
Bu durumda doğrunun iyiden daha makbul olduğu tezine ikimizde hemfikiriz sanırım.


Daha uç bir iddiada bulunsam ve hem doğru hem yanlış iyiden daha makbul desem buna ne dersin?
 
Çok güzel yorumlar barındırıyor bu sayfa,bilincinize sağlık @embesil,@döngüsel.
Özellikle embesilin sorularını okurken adeta Platon'un Diyaloglar kitabını okuyorum sandım bir an,Sokrates mi soruyor dercesine bir düşünce doğurtma izlenimi edindim.
 
Çok güzel yorumlar barındırıyor bu sayfa,bilincinize sağlık @embesil,@döngüsel.
Özellikle embesilin sorularını okurken adeta Platon'un Diyaloglar kitabını okuyorum sandım bir an,Sokrates mi soruyor dercesine bir düşünce doğurtma izlenimi edindim.

Daha nickini ilk gördüğüm anda bu adamda bir cevher var dediydim (tabi içimden, çok sonraları dışımdan da demeye başladım.:d).

Bu arada devam edeceğim, unutmadım burayı.
 
İnsan çocuk olmayı özlüyor bu yazdıklarını okuyunca.
Hemen hepsine katılıyorum bu tanımlamalarının. İyi ve doğruyu bir çocuğa indirgemek değildi maksadım. Sadece o an aklıma gelen bir örnek idi. Bunu savaş ceza hastalık veya olumsuz ne varsa işte.
Bu durumda doğrunun iyiden daha makbul olduğu tezine ikimizde hemfikiriz sanırım.


Daha uç bir iddiada bulunsam ve hem doğru hem yanlış iyiden daha makbul desem buna ne dersin?

Saat erken ama ben biraz geç geldim sanki.p

İlk mesajımda doğrunun üzerine biriken tozların zamanla onu yanlış gibi gösterebileceğini yazmıştım. Aslında aynı yere geldik, son sorunuz ile. Çünkü aynı şey yanlışlar için de geçerli.

Çemberi tamamlamayı değil, genişletmeyi öneriyorum. Lütfen serbest konumuza devam edelim.:)
 
Saat erken ama ben biraz geç geldim sanki.p



İlk mesajımda doğrunun üzerine biriken tozların zamanla onu yanlış gibi gösterebileceğini yazmıştım. Aslında aynı yere geldik, son sorunuz ile. Çünkü aynı şey yanlışlar için de geçerli.



Çemberi tamamlamayı değil, genişletmeyi öneriyorum. Lütfen serbest konumuza devam edelim.:)


Hiç gelmeyene göre erkenci sayılırsın.

Peki geç kalan bekleyene haksızlık etmiş olur mu? Bu bir genel sorudur.
 
Hiç gelmeyene göre erkenci sayılırsın.

Peki geç kalan bekleyene haksızlık etmiş olur mu? Bu bir genel sorudur.

Bekleyen bir kere bekleme olasılığını göze almıştır, beklemeyebileceği kadar bekletilebileceği de mümkündür. Geçmişte benzer bir deneyim yaşanmışsa ve bekleme olayının bir tekrar niteliği kazanması daha olası ise, haksızlık değil de bir seçimden bahsedebiliriz.

Bekleten masumdur demiyorum. Beklemek bekleyeni rahatlatıyorsa, bir nevi iyilik bile yapmış olur bekleten. (Rahatlamak kiminde öfkesini kusarak ortaya çıkar, kiminde ise minik bir gülümseme ile ifade edilir.)

Haksızlık diyorduk, ben pek diyemedim galiba.:d
 
Bekleyen bir kere bekleme olasılığını göze almıştır, beklemeyebileceği kadar bekletilebileceği de mümkündür. Geçmişte benzer bir deneyim yaşanmışsa ve bekleme olayının bir tekrar niteliği kazanması daha olası ise, haksızlık değil de bir seçimden bahsedebiliriz.



Bekleten masumdur demiyorum. Beklemek bekleyeni rahatlatıyorsa, bir nevi iyilik bile yapmış olur bekleten. (Rahatlamak kiminde öfkesini kusarak ortaya çıkar, kiminde ise minik bir gülümseme ile ifade edilir.)



Haksızlık diyorduk, ben pek diyemedim galiba.:d



Bu dolaysız bir dışavurumdur. Bu dolaysız kavrayışı bir emin oluşa denk getiriyorum. Fakat kesinlik değil. Yani farazi.

Fikrimce bekleyenin bekleyebilme olasılığını göze almasının diğer adı umuttur. Birde deneyim dedin. Ve deneyim olmadan öncede haksızlık değil diyebilir miydin? Ama eğer deneyim sahibi olmadığını varsayarsak buna verilecek haklı bir karşılık şu olurdu; peki bundan sana ne? Sen önce bi kendini düzeltmeye bak. (Neyseki deneyimin var)

Evet bende haksızlık diyemiyorum. Peki bir insanın haksızlığa uğramış olması, haksızlık edenin haklı olduğunu doğruluyorsa buna haksızlık diyebilir miyiz?
 
Bu dolaysız bir dışavurumdur. Bu dolaysız kavrayışı bir emin oluşa denk getiriyorum. Fakat kesinlik değil. Yani farazi.

Fikrimce bekleyenin bekleyebilme olasılığını göze almasının diğer adı umuttur. Birde deneyim dedin. Ve deneyim olmadan öncede haksızlık değil diyebilir miydin? Ama eğer deneyim sahibi olmadığını varsayarsak buna verilecek haklı bir karşılık şu olurdu; peki bundan sana ne? Sen önce bi kendini düzeltmeye bak. (Neyseki deneyimin var)

Evet bende haksızlık diyemiyorum. Peki bir insanın haksızlığa uğramış olması, haksızlık edenin haklı olduğunu doğruluyorsa buna haksızlık diyebilir miyiz?

Haksızlık, hakkının elinden alınmış olması.

Haksızlık eden haklıysa eger, o da haksızlığa uğramıştır deriz ve buna tepki olarak birinin hakkını yemiştir. Bu doğru mudur peki? Yapılan haksızlığın büyüklüğüne göre değişir derim. Fiziksel ve ruhsal sağlığı bozacak büyüklükteki haksızlıklar için eşdeğer tepkiler verilebilir, fakat incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler için de gemiler yakılmamalı.

Doğru anladım mı acaba hocam? .p
 
Hocalık şeyisi pek doğru olmadı ama!!

Şöyleki; haksızlığa uğrayacak olanı 'sığınan' olarak algılarsak ve daha önce haksızlık yapmadığını düşünelim. Ve haksızlık yapmak isteyenin sığınana yapmayı planladığı haksızlık eylemini fiiliyata geçirmeyecek olursa her ikisi bir müddet sonra mağdur olacaklardır. Sebep ise sığınanın sığınması iledir!
Belkide haksızlık ne demek bunu net olarak anlamamız mı gerekecek. Belki ismi değişebilir. Nedir sende haksızlık?
döngüsel
 
Hocalık şeyisi pek doğru olmadı ama!!

Şöyleki; haksızlığa uğrayacak olanı 'sığınan' olarak algılarsak ve daha önce haksızlık yapmadığını düşünelim. Ve haksızlık yapmak isteyenin sığınana yapmayı planladığı haksızlık eylemini fiiliyata geçirmeyecek olursa her ikisi bir müddet sonra mağdur olacaklardır. Sebep ise sığınanın sığınması iledir!
Belkide haksızlık ne demek bunu net olarak anlamamız mı gerekecek. Belki ismi değişebilir. Nedir sende haksızlık?
döngüsel

Eylem gerçekleşmediyse ikisi niye mağdur olsun ki? Haksızlık yapmayı zihninden geçiren fakat bunu yapmayan (yapamayan ya da yapmaktan vazgeçen) mağdur olamaz. Haksızlığa uğramayan kişi hele hiç mağdur olamaz. Sığınma şeysini anlamadım ben.p

(Haksızlık kısmına devam ederiz.)
 
Eylem gerçekleşmediyse ikisi niye mağdur olsun ki? Haksızlık yapmayı zihninden geçiren fakat bunu yapmayan (yapamayan ya da yapmaktan vazgeçen) mağdur olamaz. Haksızlığa uğramayan kişi hele hiç mağdur olamaz. Sığınma şeysini anlamadım ben.p

(Haksızlık kısmına devam ederiz.)


Mesela bir sokak kedisi düşün. (Tabi sonra bu bir müddet sonra insan nesnesine ulaşacaktır) onun kapına gelip yemek ve kalacak yer istediğini birde. Besledin büyüttün fakat astarı yüzünden pahalı olmaya başladı ve onun sana verdiği aldığından az olduğunu düşün. Sığınmayı bu denli kıt açabilmek bir embesilin işidir ancak. Eğer kedi o evde kalmaya devam ederse bakıcısı bir müddet sonra aç kalarak ölecek ve kedide. Fakat kediyi dışarı saldığında bakıcı hayatta kalabilecektir. Kedi ise sokakta ne olacağı belirsiz olacaktır. Bu durumda kedinin kalması bakıcıya haksızlık olur mu? Yada gitmesi kediye haksızlık olur mu?
 
ben geldiiimm.afjdaşjd

(serbestiz di mi hala, ciddi olmam şart koşulmadı?.p)

Mesela bir sokak kedisi düşün. (Tabi sonra bu bir müddet sonra insan nesnesine ulaşacaktır) onun kapına gelip yemek ve kalacak yer istediğini birde. Besledin büyüttün fakat astarı yüzünden pahalı olmaya başladı ve onun sana verdiği aldığından az olduğunu düşün. Sığınmayı bu denli kıt açabilmek bir embesilin işidir ancak. Eğer kedi o evde kalmaya devam ederse bakıcısı bir müddet sonra aç kalarak ölecek ve kedide. Fakat kediyi dışarı saldığında bakıcı hayatta kalabilecektir. Kedi ise sokakta ne olacağı belirsiz olacaktır. Bu durumda kedinin kalması bakıcıya haksızlık olur mu? Yada gitmesi kediye haksızlık olur mu?

Şimdi, şöyle ki; kedi - bakıcı olayında başlarda gösterilen merhametin sonrasında eziyete dönüştüğünü görüyoruz. Aklıma evlendikten sonra hastalanan çiftlerin durumu geldi. (Böyle bir şeye şahit olmuştum.) Mutlu mesut evleniyor çiftimiz, her şey çok güzel, dört dörtlük gidiyor. Derken eşlerden birinin hastalığı çıkıyor ortaya. Kadın katlanıyor kocasının tüm hallerine. Sabır vermiş ya yaradan, her şeyi göğüslüyor bir başına. Koca olacak adam suçluyor kendini, karısına yaşattıkları için ama elinde değil ki. O da böyle, onun seçimi değildi hasta olmak. Bilerek çektirmiyor ki eşine.

Her neyse, zaman geçiyor adı aşk olan şey eziyet oluyor ama kadın yine katlanıyor, çünkü seviyor. Sevgisi bitmemiş ki, dönüşmemiş ki başka bir şeye, bıraksın kocacığını.

Sizin kedi - bakıcı olayındaki da benzer bir şey. (Yoksa beynim niye bağlantı kursun di mi?.p) Haksızlıkla bağlantısına gelince, (oraya da gelecem, bağlayacam elbette, bu kadar yazıyı sayfa dolsun diye yazmadık herhalde.:d) yok haksızlık falan. Alan razı veren razı değil mi? Varsın kedi de bakıcı da ölsün, ya da kediyi başka bir yere versin, ikisi de kurtulsun.

Olmaz mı embesil?
 
ben geldiiimm.afjdaşjd

(serbestiz di mi hala, ciddi olmam şart koşulmadı?.p)



Şimdi, şöyle ki; kedi - bakıcı olayında başlarda gösterilen merhametin sonrasında eziyete dönüştüğünü görüyoruz. Aklıma evlendikten sonra hastalanan çiftlerin durumu geldi. (Böyle bir şeye şahit olmuştum.) Mutlu mesut evleniyor çiftimiz, her şey çok güzel, dört dörtlük gidiyor. Derken eşlerden birinin hastalığı çıkıyor ortaya. Kadın katlanıyor kocasının tüm hallerine. Sabır vermiş ya yaradan, her şeyi göğüslüyor bir başına. Koca olacak adam suçluyor kendini, karısına yaşattıkları için ama elinde değil ki. O da böyle, onun seçimi değildi hasta olmak. Bilerek çektirmiyor ki eşine.

Her neyse, zaman geçiyor adı aşk olan şey eziyet oluyor ama kadın yine katlanıyor, çünkü seviyor. Sevgisi bitmemiş ki, dönüşmemiş ki başka bir şeye, bıraksın kocacığını.

Sizin kedi - bakıcı olayındaki da benzer bir şey. (Yoksa beynim niye bağlantı kursun di mi?.p) Haksızlıkla bağlantısına gelince, (oraya da gelecem, bağlayacam elbette, bu kadar yazıyı sayfa dolsun diye yazmadık herhalde.:d) yok haksızlık falan. Alan razı veren razı değil mi? Varsın kedi de bakıcı da ölsün, ya da kediyi başka bir yere versin, ikisi de kurtulsun.

Olmaz mı embesil?


Çok serbest dedikya :) ciddiyet samimiyet ukalalık espri kızma dövme parçalama gülme gaz çıkarma duygulanma hüzünlenme vs. Bütün herşey serbest.

Kısmen doğru. Ve yine kısmen katılıyorum. Muhalif olacağım "Bilerek çektirmiyorki ama" sözüne. Tam açıklık kazanmadı ama erkeğin daha önce bunu bilip gizlediğini algıladım. Bu şekilde anladıysamKişi burda yalan söyleyip dürüst olmamış. Öyle değil mi? Yanlış veya doğru anladım bunu es geçeyim ve konu içerisinde oluşan meşru soruya bakalım.

Böyle bir durum veya benzer başla bir konuda evlenmeyi planlayan yeni bir çift düşünelim. Marifet doğruyu söylemekte mi yoksa gerçeği gizlememekte mi?
 
Çok serbest dedikya :) ciddiyet samimiyet ukalalık espri kızma dövme parçalama gülme gaz çıkarma duygulanma hüzünlenme vs. Bütün herşey serbest.

Kısmen doğru. Ve yine kısmen katılıyorum. Muhalif olacağım "Bilerek çektirmiyorki ama" sözüne. Tam açıklık kazanmadı ama erkeğin daha önce bunu bilip gizlediğini algıladım. Bu şekilde anladıysamKişi burda yalan söyleyip dürüst olmamış. Öyle değil mi? Yanlış veya doğru anladım bunu es geçeyim ve konu içerisinde oluşan meşru soruya bakalım.

Böyle bir durum veya benzer başla bir konuda evlenmeyi planlayan yeni bir çift düşünelim. Marifet doğruyu söylemekte mi yoksa gerçeği gizlememekte mi?

Marifet gerçeği olduğu gibi aktarmakta. Ne eksik ne fazla. Anlattım, söyledim ile bitirmemekte. Topu kendi kalesinden uzağa kaçırmaya uğraşmamakta. Son dakikaya kadar adaletli bir şekilde oynamakta. Ayyy çok uçtum ben.:d

Aslında bayağı toparladık. TDK'da hak, "doğru, gerçek" olarak da tanımlanmakta. Doğruyu gizlemek, saptırmak, eğmek, bükmek, vs. Hepsi haksızlık kapsamına girer.

Oldu mu acaba şimdi embesil? :)
 
Marifet gerçeği olduğu gibi aktarmakta. Ne eksik ne fazla. Anlattım, söyledim ile bitirmemekte. Topu kendi kalesinden uzağa kaçırmaya uğraşmamakla. Son dakikaya kadar adaletli bir şekilde oynamakta. Ayyy çok uçtum ben.:d



Aslında bayağı toparladık. TDK'da hak, "doğru, gerçek" olarak da tanımlanmakta. Doğruyu gizlemek, saptırmak, eğmek, bükmek, vs. Hepsi haksızlık kapsamına girer.



Oldu mu acaba şimdi embesil? :)


Bence asıl sorgulanması gerekene doğru getirdin konuyu. Doğruluk! Yada gerçeklik! Acaba tdk kime göre kelimeleri anlamlandırıyor? Neyse bu konumuz dışında. Yada sıvışmış bir köşeye. Şu işler bi bitsin salacağım pirelerimi üzerine.
 
Geri