Allerjik Hastalıklar Hakkında Bilgiler.

Konu sahibi son olarak 2627 gün önce görüldü
Allerjik Hastalıklar
Aerolizer (İnhalasyon Kapsülü)
Akupunktur ve Alerji Tedavisi
Alerjik Hastalık Gelişiminde Genetik Nedenler
Alerjik Kişilerin Dikkat Etmesi Gereken Konular
Allerjen Nedir?
Allerji Genetik Bir Hastalık mıdır?
Allerji Nedir?
Allerji Sözlüğü
Allerji Tanısı
Allerjik Rinit Nedir? Nasıl Oluşur?
Allerjik Rinitlerde Şikayetleri Artıran Faktörler
Allerjik Rinitlerde Tedavi Prensipleri
Anafilaksi (Anafilaktik Şok)
Anafilaksi Tanım Tarihçe Sıklık ve Mekanizma
Anafilaksi: Tedavi ve Koruma
Arı Alerjisi Olanlara Öneriler
Arı Allerjisi
Aspirin İntoleransı
Astım (Bronşiyal Astma): Astım nedir?
Astım Tedavisi
Astım: Tanı (Teşhis)
Aşı Tedavisi (İmmunoterapi)
Atopik Dermatit: Genel Bilgiler
Atopik Dermatit: Tedavi
Çocuk Alerjik Hastalıklarının Tedavisinde Hekim-Aile İşbirliği
Çocuk ve Alerji
Çocuk ve Alerjik Rinit
Diskus
Doğal Salisilatlar
Egzema
Fiziksel Etkenler ve Ürtiker
Fotokontakt Dermatit
Gebelik ve Bronşiyal Astma
Gıda Allerjisi: Tanı ve Tedavi
Gıdalardaki Doğal Salisilatlar
Hava Kirliliği Alerji ve Bağışıklık Sistemi
Hazne (Chamber-Spacer)
İlaç Allerjileri: Sorular ve Cevaplar
İlaç Allerjileri: Tanımlama ve Klinik Bulgular
İlaçlarla Birlikte Oluşan Alerjik Reaksiyonlar
İrritan Kontakt Dermatit
Kaç Çeşit Allerjik Rinit Vardır?
Kontakt (Temas) Allerjenleri
Kontakt Dermatit
Kontakt Dermatitler: Tanı ve Tedavi
Kortikosteroidlerin (Kortizon) Yan Etkileri
Kurdeşen
Küf Mantarları
Lateks (Doğal Lastik) Allerjisi?
Lateks Alerjisinde Hangi Tür Reaksiyonlar Görülür?
Metamizol (Novalgin) Allerjisi
Nebül ve Nebülizatör
Ölçülü Doz İnhaler (MDI)
Rinit (Nezle) Nedir?
Sistemik Lupus Eritematozus (SLE)
Solunumsal Alerjenler
Sulfonamid (Bactrim) Allerjisi
Temas Dermatiti
Turbuhaler
Ürtiker - Anjioödem Nedir?
 
Aerolizer (İnhalasyon Kapsülü)

Aerolizer astım tedavisinde kullanılan inhalasyon cihazlarından bir diğeridir.
Uygulanacak olan ilaç cihazın içine yerlestirilen bir kapsül içindedir.

İlaç ile birlikte taşıyıcı madde olarak laktoz (bir çeşit şeker) bulunmaktadır.

Kortikosteroid ve bronkodilatör (hava yolu genişletici) ilaç içeren formları vardır.

Nasıl çalışır nasıl kullanılır ?

İlacın kutusundan bir cihaz (aerolizer) ve blister formda bir ambalaj içinde ilaç kapsülleri çıkacaktır.
Bu kapsüller ağız yoluyla kullanmak için DEĞİLDİR !
Aerolizerin koruyucu kapağını açınız ve çevirerek açınız.
Aerolizerin içinde kapsülü yerleştirmek için bir boşluk vardır.

Kapsülü burya yerleştiriniz.
Aerolizeri kapatınız ve iki yanındaki mandalları aynı anda bastırınız. Bu işlem ile kapsülün iki yanında delikler açılacaktır.

Öncelikle nefesinizi boşaltın cihazı dudaklarınız arasında boşluk kalmayacak şekilde ağzınıza yerleştirinve sonra HIZLI ve DERİN bir nefes alın.

Solunum hareketi ile (derin nefes alma) kapsülün kenarlarında açılan deliklerden ilaç dışarı çıkacak ve akciğer hava yollarına (bronşlara) ulaşacaktır.

Bu esnada kapsülün aerolizer içinde dönme sesini duyacaksınız ve ağzınıza laktoz tadı (tatlı) gelecektir.
Kullanım sonrasında kapsülü kontrol ederek ilacı tam olarak alıp almadığınızı anlayabilirsiniz.

Kortikosteroid içeren aerolizer kullandıktan sonra (Miflonide) MUTLAKA su ile ağız çalkalanmalı ve gargara yapılmalıdır. (BU SUYU YUTMAYINIZ)
 
Allerjik Hastalıklar ...

Alerjik hastalıkların tedavisinde faydalanılan bir başka metod ise akupunktur tedavisi olmaktadır. 1979 yılında Dünya Sağlık Teşkilatı bir dizi hastalık yanında alerjik hastalıkların da akupunktur ile tedavi edilebileceğini açıklamıştır.

Akupunktur tedavisini seanslar halinde uygulanır. Örneğin astım hastalığı için ilk 1-2 ayda 15-20 seans uygulanır. Sonraki dönemlerde de klinik seyre göre haftada bir tedaviye alınır. Bu uygulamayla astımlı hastalarda15-20 seans sonunda diğer mevcut tedavilere göre oldukça iyi hatta kortizon kullanılmamışsa çok daha iyi neticeler elde etmekteyiz. Uygulanan tedaviden sonra hasta nefes darlığından kurtulmakta 3 ayda bir krize yakalanıyorsa bu üsre 6 ay ila bir yıla kadar gecikmektedir. Gelen krizin şiddeti de oldukça azalmaktadır. Çocuklarda ise lazer ile akupunktur tedavisi uygulanmakta böylece çocuklarda iğne kullanmadan bu tedaviyi yapma şansımız bulunmaktadır. Çocuklarda elde ettiğimiz başarı ise 8-10 seans sonunda diğer tedavilerle kıyas kabul etmeyecek derecede mükemmeldir. Hastaların steroid kullanmış olmaları tedavimizin başarısını oldukça etkilemiştir. Tecrübelerle görülmüştür ki daha önce kortizon almamış hastalar tamamen iyileşebilmektedir.

Akupunktur nasıl etkili oluyor?

Akupunkturun nasıl etkili olduğu konusunda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir.

1- Akupunktur vücudun bağışıklık sistemini güçlendirterek direnci arttırmakta hasta enfeksiyona daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir(Bardağın taşmasını engellemiş oluyor).

2- Hastanın duygusal durumu kontrol altına alınmakta stres sıkıntı depresyonu önlemekte var ise tedavi edilmektedir. Dolayısıyla bardak taşmayacak ve reaksiyon oluşmayacaktır.

3- Vücudun kendi steroidini salgılaması sağlanmakta ve böylece yara içeriden tedavi edilmektedir. Dışarıdan alınan steroid çocukların büyümesini engellediğinden steroidi bıraktırarak bu zarardan çocukları kurtarmış oluyoruz.

4- Alerji reaksiyonlarını oluşturan salgıların akupunktur tedavisiyle azaldığı tespit edilmiştir.

5- Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünoglobülin-E'nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı örneğin 900 üniteden 200 üniteye düştüğü tespit edilmiştir.

6- Bütün bunlarla beraber akupunktur tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

Ayrıca akupunkturun felsefi temellerinin olduğu kendi mantığı içerisinde hastalığı iyileştirme açıklamalarının olduğu (vücudun Qi enerjisi artar meridyenlerdeki tıkanıklık giderilir Yin-Yang dengesi sağlanır vs.) unutulmamalıdır.

Akupunkturun hiçbir yan etkisinin olmadığını ilaç kullanımını büyük ölçüde azalttığını hatta ilaçların kullanımının kesildiğini düşündüğümüzde akupunkturun önemli olduğu ve neden akupunktur tedavisini tercih ettiğimiz anlaşılmaktadır.

Bu arada özellikle 1994 yılınca ilaçların zararlı etkilerinden dolayı dünyada 144 bin kişinin hayatlarını kaybettiklerini 2 milyon kişinin de sakat kaldığını (sağırlık görme bozukluğu böbrek yetmezliği siroz vb.) dikkate alınmalıdır.

Sonuç olarak şunu belirtelim ki alerjik hastalar alerjiyi kendilerine dert etmesinler. Asla korku ve paniğe kapılmasınlar. Her şeyin bir çaresi olduğunu düşünüp ümitsizliğe kapılmamaları bile bazen rahatlatır. Gerçekten her şeyin bir çaresi olduğu gibi alerjinin de çaresi vardır.
 
Allerjik Hastalıklar ...

Alerjik Hastalık Gelişiminde Genetik Nedenler

Tüm hastalıklarda olduğu gibi alerjik hastalıklar da uygun genetik yapıda yeterli çevresel faktörler oluşmuşsa ortaya çıkmaktadır. Eğer anne babadan alınan kromozomlarla elde edilen genetik yapımızda alerjik bir yatkınlık varsa ve çocuğun yaşadığı çevrede de yatkınlık olan allerjenden yeterli miktarda varsa alerjik hastalık ortaya çıkar. Örneğin doğan çocuğun vücudunda zeytin poleni alerjisi yatkınlık geni vardır. Ama yaşadığı çevrede zeytin ağacı yoksa alerjik hastalık oluşmaz.

Ama bu aileden olan bir başka çocuk zeytin ağacı olan bir yerde doğar da büyürse o çocukta zeytin alerjisi gelişir. Çocuğun ve erişkinin genetik yatkınlık oluşturan genlerinin ürününü içeren vücudumuzla çevrenin etkileşimi hastalığın şiddetini ortaya koymaktadır. Buna şöyle bir örnek verilebilir. Bir çocukta ev tozu akarı alerjisine bağlı astım vardır. Çocuk eğer Orta veya Doğu Anadolu bölgelerinde yaşarsa çevrede akar az olacağı için alerjik astım bulguları y açok az görülür yada görülmez. Ama çocuk Ege yada Marmara bölgesine gelirse astım bulguları çıkabilir. Bir yönüyle alerjik hastalıkta bu şeklide “gen-çevre etkileşimi” olmaktadır. Ki bu yönüyle alerjik hastalıklar çevre ve genetik yapının ortaklaşa oluşturduğu “eko-genetik” bir fenomen olarak tanımlanabilir.

Alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık vardır. Bu genetik yatkınlık öncelikle aile ve ikiz çalışmaları ile ortaya konulmuştur. Daha sonra ileri genetik teknikler bu yatkınlığın nedenini çözmeye çalışmıştır. Bunun en basit örneği toplum taramalarında görülebilir. Genel olarak toplumda alerjik hastalık sıklığı ortalama % 20 kabul edilir. Annenin alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde çocuğun alerjik olma rsiki % 50 ye babanın alerjik hastalığa sahip olduğu bireylerde % 40 a ancak her iki ebeveynin alerjik hastalığa sahip olduğu durumda bu % 70 e çıkmaktadır. Genetik yapımızı oluşturan kromozomlarımızda yalnızca bir görev gören maddeyi yapan bölümüne “ gen” denir. Allerjik hastalıklar çok fazla genin bir arada bulunması nedeniyle oluştuğu için tek veya sadece birkaç gen etken olarak gösterilememiştir.

Alerjik hastalıklardaki aile çalışmaları ve ailesel genetik yatkınlık ilk kez 1916 da Cook ve Vander isinli bilim adamları tarafından yapılmıştır. Bu araştırıcılar 500 ün üstünde ailede alerjik aile içindeki olguların fazlalığı ve özelliklerini göz önüne alarak alerjik duyarlılıkta alerjik yatkınlığın Mendelian kurallar dediğimiz klasik genetik geçişe göre geçtiğini savunmuştur. Ancak bu şekilde bir geçişin ancak % 30 allerjik hastada gösterilmesi aile öyküsü net olmayan hastaların da olması ve belirgin bir genetik özelliğin çözülmemesi çoklu genetik geçiş özellikli (multigenetik) yatkınlığın ortaya atılmasına neden olmuştur. Bu teori alerjik hastalığın ortaya çıkmasındaki temel antikor olan IgE sentezinin alerjik bireylerde yüksek olduğunun gösterilmesinden sonra yeniden yapılandırılmıştır. Ancak IgE seviyesinin hastalığın şiddeti ile paralel olmadığı saptanmıştır. Çünkü alerjik hastalık tam ve tek olarak vücutta IgE yapılmasına bağlı değildir. Bütün bu aile çalışmaları alerjik yatkınlığın ve hastalığın klinik şiddetinin bir çok gen ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

Alerjik hastalıkla ilgili olarak ikizlerin incelenmesi genel alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık olduğu tezini daha da güçlendirmektedir. Bunun en iyi örneği ikizlerden birisinde alerjik hastalık varsa diğerinde de sıklıkla olmasıdır hatta bu sıklık tek yumurta ikizlerinde allerjik hastalık çift yumurta ikizlerine göre daha yüksek olmaktadır. Ancak yine de genetik yalnız başına alerjik hastalık etkili değildir. Çünkü ikizlerin ikisi de her zaman aynı alerjene allerjik olmamaktadır. Bu da çevresel etkenlerin (beslenme hava kirliliği atmosfer özellikleri…..) önemini göstermektedir.

Ancak her halukarda alerjik hastalığın her tipinde aileden gelen genetik yatkınlık en önemli nedendir. Alerjik astım alerjik saman nezlesi alerjik egzemada da böyledir. Ancak astım da çevresel faktörler (hava kirliliği sigara…) öne geçebilir. Ancak hepsinde neden olan ortak bir gen bulunamamıştır. Fakat bağışıklık hücreleri bronş yapısı sinir sistemi hücre zarı vs gibi bir çok vucud yapısına giren bir çok maddeyi üreten bir çok gen suçlanmaktadır. Alerjik hastalıkların genetik temelleri çözüldükçe teşhisi ve tedavisi konusunda çok daha ileri uygulama ve kesin çözümler mümkün olacaktır.
 
Allerjik Hastalıklar ...

Alerjik Kişilerin Dikkat Etmesi Gereken Konular

ALERJİK kişilerin dikkat edeceği EN ÖNEMLİ konu alerjik oldukları maddelerden SAKINMAKTIR.

KESİNLİKLE SİGARA İÇMEYİN ve SİGARA İÇİLEN ORTAMDA BULUNMAYIN.

Polenlere alerjikseniz;

Çiçek açma mevsiminde çiçek tozları ile temastan (piknik yapmak gibi) kaçının
Çayır ot ağaç gibi yeşilliklerin çok yoğun olduğu bölgelerden uzak durun.
Ilık havalarda gece yarısından sabaha kadar pencerelerinizi kapalı tutun. Çünkü polenlerin en fazla olduğu zaman sabahın erken şafak vaktidir. Özellikle güneş doğarken uçuşmaya başlarlar
Bahçede ve ev dışında çalışmaktan ve spor yapmaktan kaçının
Çiçek tozlarının saçlarınızda kalmasını önlemek için yatmadan önce saçlarınızı yıkayın
Günlük giydiğiniz elbiseyi yatak odasında tutmayın havalandırın
Otomobil kullanırken pencereyi ve havalandırmayı kapalı tutun.
Ev tozu akarları ve küf mantarı sporlarına alerjikseniz;

Yatağınızda organik yapılmış herşeyi sentetik olanlarla değiştirin. Pamuk yün at kılı kuş tüyü çayır atu gibi malzemelerden yapılmış yatak yorgan yastık çarşaf ve örtüleri kullanmayın. Bunların yerine naylon elyaf sünger gibi sentetik malzemeden yapılmış olanları kullanın
Yatağınızı fermuarlı sentetik bir kılıf içinde tam olarak koruyun sık sık bu kılıfı yıkayın ya da yatağın kendisini vakumla (elektrik süpürgesi) temizleyin
Battaniyeler yıkanabilir olmalıdır ve nevresime geçirilerek kullanılmalıdır
Çarşaf ve yatak örtülerini her gün güneşte havalandırın ya da silkeleyin
Yastık yüzü ve çarşafları her hafta değiştirin ve 60° C ısıda yıkayın
Toz tutan her eşyayı yatak odasından çıkartın. Özellikle halı ve kilim kullanmayın. Yatak odasındaki gömme dolaplarda battaniyeyünlü şeylerkeçe şapka ya da diğer toz tutan eşyaların depolanması uygun değildir. Dolap kapılarını kapalı tutun
Hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde pencereleri açmayın
Evinizde kalın kumaş veya kadife perde veya bunlarla kaplı mobilya bulundurmayın. Yer döşemesinin tahta olması mobilyaların tahta ya da metalden olması önerilir. Odaların özellikle yatak odasının boydan boya halı kaplanması kesinlikle sakıncalıdır
Yıkanabilir pamuklu perdeler ya da jaluzi tipi perdeler tercih edilmelidir
Alerjik hasta kumaş kaplı mobilya divan halı ya da kilim üzerinde uzun süre oturmamalıdır. Pamuk naylon ya da sentetik kaplı kauçukla desteklenmiş eşyalar en iyisidir
Özellikle yatak odasının rutubetsiz ve 18° C olması gerekir
Temizliği elektrik süpürgesi ile yapın veya haftada 1 ya da 2 kez odayı nemli bir bezle temizleyin yerleri ıslak bezle silin. Eğer mümkünse hasta temizlik esnasında ve temizlikten sonraki 3-4 saat süresince odalardan uzak kalmalıdır
Toz deterjan yerine sıvı deterjan kullanınkeskin kokulu temizlik maddelerinden sakının.
Kesinlikle evcil hayvan (kuş dahil) beslemeyin ve evde bitki yetiştirmeyin
Her türlü sprey naftalin ağır kokulu maddeleri kullanmayın. Sigara içmeyin ve evde sigara içilmesini yasaklayın
Eğer varsa klima ve kalorifer aralarını sık sık temizleyin
Toz alma veya silkeleme gibi işleri mümkünse başka birisi yapsın değilse maske kullanın.
Astımınız varsa;

Alerji testi ile saptanan allerjenden sakınmalısınız
Yakınmaların olduğu dönemlerde;
Derin soluk alma
Koşma
Egzersiz ve
Çeşitli sportif aktivitelerden sakınmalısınız
Aşırı gülme de bazen yakınmalara neden olabilir.
Ağız değil burundan nefes almalısınız.
Nemli ve küflü ortamlarda bulunmayın.
Balgamınız varsa bol su için.
Yeterince dinlenin ve uyuyun.
Çok soğuk ve hava kirliliğinin olduğu dönemlerde sokağa çıkmamalı; çıkmak zorunda kalırsanız ağız ve burununuzu kapamalısınız
Nonsteroid antiinflamatuvar (romatizma ilaçları) aspirin ve propranolol grubu ilaçlar kullanmamalısınız
Aşırı su buharı ve kokulu uçucu kimyasal maddelerden (çamaşır suyu vb.) sakınmalısınız
Üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kişilerden uzak durmalı ve bu tür enfeksiyonlardan korunmalısınız
SİGARA İÇMEMELİ VE İÇİLEN YERDE BULUNMAMALISINIZ.
Ürtikeriniz (kurdeşen) varsa;

Nedeni kesin olarak saptanıncaya kadar

Deniz ürünleri
Çerezler
Yumurta (özellikel beyazı)
Çilek
Bütün hazır boyalı katkılı yiyecekler (konserve şekerleme çikolata)
Baharat ve turşular
Bütün ticari içecekler (kola hazır meyve suları ve renkli gazozlar)
Sucuk salam sosis vb.
Mayalı yiyecek ve içecekler
Sakatatlar
Aspirin ve diğer ağrı giderici ilaçlardan sakınmalısınız.
İlaç alerjiniz varsa;

Bu durumunuzdan tüm çevrenizi (aile ve iş ortamı) haberdar edin
İlaç allerjiniz olduğunu belirten bir belge taşıyın. Bu belgeye alerjik olduğunuz bütün ilaçların adını yazan bir liste ekleyin.
Herhangi bir nedenle ilaç tedavisi veya operasyon gerektiren bir durumda oluşturduğunuz bu listeyi tedavinizi yapacak olan doktora gösterin
ve ayrıca Alerji Bilim Dalı’ na danışın

Adları farklı olsa da bir çok ilacın içinde aynı etken madde vardır. Bu nedenle doktora danışmadan ilaç kullanmayın.
Arı alerjiniz varsa;

Yazın pazar alışverişi yapmayın bahçede dolaşmayın
Açık yerlerde yemek veya meyva yemeyin hoş kokulu meyva suyu gazoz içmeyin
Piknik yapmayın
Parfüm deodorant kolonya sürmeyin
Güzel kokulu sabun şampuan kullanmayın
Parlak renkli çiçekli elbise giymeyin
Çiçek toplamayın çiçek takmayın
Tatile gittiğinizde etrafta arı kovanı olup olmadığını araştırın
Yaban arısını kovanı civarında öldürmeyin bu arıdan salınan kokular diğer arıları üzerinize çeker
Çıplak ayakla yürümeyin mümkünse dışarıda uzun kollu ve paçalı giyisiler giyin ve kahverengi giyisileri tercih edin arılar kahverengini sevmez. Bahçe ile uğraşmanız gerekiyorsa şapka ve eldiven kullanın
Terli olmak bütün böcekler için çekicidir riskli bölgelerde terli olmamaya özen gösterin
Eşek arısı saldırgan bal arısı sakindir; ancak sıcak havalarda her ikisi de saldırgan olacağı için bu havalarda dikkatli olun
Sizi bal arısı sokarsa iğnesini büyüteç ve çımbızla almaya çalışın veya başka birinden yardım isteyin.
Antiallerjik ilaçları devamlı yanınızda bulundurun.
Arı sokması halinde;

Sokma yerinin üstünden bandaj uygulayın bu bandajı her 10 dakikada bir 3 dakika kadar gevşetin
Sokma yerine soğuk uygulayın
Anti alerjik ilaçları uygulayın
Elinizde adrenalin varsa kullanın
EN KISA ZAMANDA DOKTORA ULAŞIN.
 
Allerjik Hastalıklar ...

Allerjen Nedir?

Organizmada kendisine karşı özgün antikor (bağışıklık anti maddesi) oluşturan maddelere antijen denir.Bu antijen allerjik bir durum geliştirirse o zaman antijene allerjen adı verilmektedir.

Allerjenler normalde çoğu insan için zararsız partiküllerdir. Ancak atopik yani "allerji gelişimine yatkın" bünyeli kişilerde allerjik hastalıklara neden olurlar.

Polenler

Polen bitkilerin erkek tohumudur. Çıplak gözle görülemeyen taneciklerdir. Bu tanecikler genellikle rüzgar yolu ile geniş alanlara dağılırlar.
Polenler çayır-ot (grass) polenleri ağaç (tree) polenleri ve yabani ot (weed) polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır. Bu polenlerin bahar mevsimi içinde belli bir dağılımları vardır.
Polen allerjisi olan hastaların şikayetleri de genellikle bu dağılımla uyumlu olmaktadır

Mantar sporları (küf)

Mantarların sporları allerjeniktir. Genellikle orta ısıda ve bol rutubetli yerlerde çoğalırlar.
Ev dışında (bitkiler hayvan artıkları ve toprak üzerinde) ve ev içinde (ıslak zeminler duşlar banyo örtüleri klima ve nemlendirici cihazlar üzerinde) bulunabilirler.
Bunların kesin bir mevsimsel periyodu olmamakla birlikte ilkbaharda sıcakların artmasıyla çoğalırlar ve ilk soğuklarla kaybolurlar.

Ev tozu akarları (mite)

Akarlar gözle görülemeyen çevre koşullarına oldukça dayanıklı olan sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen ev tozu içinde yaşayan canlılardır. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerjenik özelliktedir. Akar allerjenleri yastık yatak halı ve kumaş kaplı mobilya gibi toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunmaktadır. Bu allerjenlerin solunum yolu ile alınması hastada allerjik yakınmaların başlamasına neden olmaktadır.

Akarlar insan deri döküntüleri ile beslenmektedir ve insanların bulunduğu ortamlarda yaşarlar. Akarlar insanları ısırmaz hastalık bulaştırma ve taşınmasına neden olmaz ve genellikle insanların üzerinde barınmazlar. Sadece kişi akarlara karşı duyarlı ise sorun oluşturan canlılardır.

Klasik ev haşare ilaçları akarları öldürmemektedir.Bir gram ev tozu içinde 100-500 adeti canlı olmak üzere yaklaşık olarak 19.000 adet akar bulunmaktadır. Yetişkin akarlar ortalama 6 hafta yaşarlar. Dişi akarlar bu süre içinde 40-80 yumurta bırakır. Bir akar yumurtası 4 hafta içinde yetişkin akara dönüşür.

Hayvan allerjenleri

Önceleri hayvanlara ait allerji vakaları daha çok kırsal kesimlerde görülürken evde hayvan besleme alışkanlığında artış nedeniyle bugün şehirlerde yaşayan insanlarda da hayvan orijinli allerjenlere duyarlılık önemli ölçüde artmıştır. Kedi ve köpek allerjenleri en sık karşılaşılan allerjenlerdir.

Hayvan orijinli antijenlerinden en önemlisi kedi allerjenleridir. Kedi beslenmeyen evlerde bile bu allerjenler yaygındır. Kedi allerjenleri asıl olarak hayvanın salyasında bulunmakta ve tüyleri üzerinde taşınmaktadır. Bu allerjenler oldukça yapışkan özelliktedir ve ev içinde duvarlarda ve diğer yüzeylerde bol miktarda bulunabilirler. Hayvanın uzaklaştırılmasından aylar sonra bile allerjenlerin etkileri devam etmektedir.

Kuş tüyü allerjilerinin bir zaman çok önemli olduğu sanılıyordu. Ancak kuşlar daha çok tüyleri arasında mantarlar ve akarlar için uygun üreme ortamları sağladıkları için allerji gelişimine ve şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olurlar. Kuş tüylerine ait olan allerjenik vasıf tüyler eskidikçe kaybolmaktadır.

Önceleri at kılına allerji sıkça rastlanmaktaydı. Ancak günümüzde bu olay sadece at binenlerde veya at bakıcılarında gelişmektedir.

Hamamböceği allerjenleri

Özellikle eski binalarda ve birden fazla ailenin yaşadığı apartman türü yapılarda hamamböceği allerjenlerinin bulunması kaçınılmaz bir gerçektir. Hamamböceklerinin tamamen ortadan kaldırılması da çoğu kez mümkün olmamaktadır.
Hamamböceği allerjenleri ile duyarlılaşmış bir kişi hamamböceklerinin yaşadığı bir ortama girdiğinde allerjik şikayetleri ortaya çıkmaktadır.
Bu haşarelerin yaşamlarını sürdürmelerinde iki temel gereksinim ortamda nem ve gıda artıklarının bulunmasıdır.
 
Aynı ortamda bulunan iki kişiden allerjik olanının çevredeki allerjene anormal bir yanıt verirken diğerinin vermemesi allerjik kişinin genetik yapısıyla açıklanabilir.

Genetik yatkınlık taşıyanlarda bebeklik döneminden itibaren çevredeki allerjenlere karşı vücut duyarlı ve tepki verir hale gelmekte daha sonra yineleyen karşılaşmalar nedeniyle allerjik hastalık gelişimini tamamlamaktadır. Hastalık gelişiminin tamamlanmasında yaşanılan çevrede yeterli allerjen konsantrasyonu varlığının olması önemli bir diğer faktördür. Dolayısıyla allerjik hastalıklar genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin bir arada bulunması ile gelişen ve yaşam boyu belli zamanlarda nüks eden ataklarla seyreden hastalıklardır. Bu nedenle örneğin grip ve soğuk algınlığından farklı olarak insandan insana bulaşmazlar.

Ailesel yatkınlık için en önemli gösterge allerjik hastalığa sahip olan anne babanın çocuklarında allerjik hastalığın normal toplumdaki çocuklara göre daha yüksek sıklıkta görülmesidir. Örneğin genel olarak bir toplumdaki allerjik hastalık sıklığı %20 olarak gözlenirken allerjik bir ebeveyne sahip olan çocuğun riski %45’e eğer hem anne hem de baba allerjik hastalığa sahip ise bu risk %70’e çıkmaktadır. (Ayrıca bir kişi ev tozu akarına karşı allerjik iken diğer bir kişinin niçin sadece polene karşı allerjik olduğu da genetik yatkınlıkla açıklanmaktadır.)

Genetik yatkınlık ve çevredeki allerjenin bir araya gelmesi ile bebeklik döneminden itibaren bir duyarlılaşma oluşur. Bu duyarlılık sonucu bağışıklık sistemi normalde bu maddeye karşı salgılamaması gereken IgE adında bir antikor salgılar. Bu antikor kan dolaşımı ile vücudun her tarafına dağılarak bağışıklık sistemi hücrelerine yapışır. Eğer allerjenle bir kez daha temas edilirse vücut onu hemen tanır ve çok şiddetli bir yanıt verir. Bu reaksiyon esnasında bağışıklık sisteminden salgılanan binlerce madde allerjenle karşılaşılan organda anormal şiddette bir allerjik cevap oluşturur ve hastalığa ait bulgu/belirtilerin çıkmasına neden olur.

Allerjik cevap;

burunda ise; hapşırma burun akıntısı burun kaşıntısı gözlerde yanma sulanma ile seyreden ”saman nezlesi” veya “yıl boyu süren allerjik nezle”ye
akciğerde bronşlarda ise; hırıltılı nefes alıp verme nefes darlığı öksürük ve göğüste baskı hissi ile seyreden allerjik astıma
deride ise; kaşıntı kızarıklık ve kuruluk gibi belirtiler veren allerjik egzema’ya kaşıntı kızarıklık kabarıklık ve yaygın döküntüler gibi belirtiler veren ürtiker’e veya ürtiker belirtilerinin derinin derin katmanlarına inmesi ile özellikle yüzde ve dilde ağrılı şişkinlik ile belirti veren anjiyoödeme
barsaklarda ise; karın ağrısı ishal kusma ve barsaklar dışında birçok bulguya neden olan besin alerjisine neden olur.
Allerjiye neden olan bağışıklık sistemi hücreleri kan dolaşımıyla vücudumuzda her yere ulaşabildiği için allerji belirtileri yalnızca o organda değil aynı anda birçok farklı organda görülebilmektedir.
 
Allerji normalde zararsız olan maddelere karşı anormal ve zararlı bağışıklık sistemi cevapları vermektir.

Bu karmaşık cümle ne anlama gelir? Bir örnekle açıklayalım: Bitki polenleri normalde insanlar için zararlı olmayan taneciklerdir. Ancak bazı kişilerde polenlere maruziyet nezle şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Bu olay “allerji” böyle kişiler de “atopik bünyeli” olarak adlandırılmaktadır.
Atopi; normalde zararsız olan maddelere karşı “İmmunglobulin E” adı verilen bağışıklık sistemi maddelerinin aşırı miktarda yapılması özelliğidir.

Bu özellik genetik olarak kazanılmaktadır. Diğer bir deyişle atopik bünyeli bir kişi allerjik hastalık gelişimine neden olan bu özelliğini anne ya da babasından geçen genlerle almaktadır.

Kişinin allerjik olup olmaması sadece genetik faktörlere bağlı değildir. Kalıtıma ek olarak “çevre”nin de allerji gelişiminde önemli bir rol oynadığı görülmektedir.

Belli bir zaman süresince belli bir allerjenle yüksek düzeyde karşılaşan bir kişinin o allerjene karşı duyarlılık kazanma şansı daha az karşılaşan kişiye göre daha fazladır. Örneğin erken yaşlarda yüksek miktarda ev tozu akarıyla karşılaşmanın daha sonra ev tozu akarına allerjik olma riskini dramatik olarak arttırdığı kesin olarak gösterilmiştir.

Ayrıca özellikle sigara dumanı başta olmak üzere bazı irritanlara maruziyet allerjenlere duyarlılaşmada önemli rol oynamaktadır.
 
Allerjen: Çevremizde bulunan ve vücudumuzda allerjik yanıt oluşturan maddelere "allerjen" denir. Allerjenler vücudumuza solunum sindirim enjeksiyon yani iğne batırılması veya cilde temas ile alınabilmekte ve allerjik tepkilerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedirler. Solunum yolu ile alınan alerjenler ev içi ve ev dışı ortamlarda bulunurlar. Ev içi allerjenlere en iyi örnek "ev tozu akarları" ve nemli ortamlarda üremiş olan "küf mantarları"dır. Ev dışı allerjenlere en iyi örnek ise "polenler"dir.

Allerji testi: Allerjik kişilerin özel olarak hangi allerjene karşı reaksiyon verdiğini tespit etmek amacıyla yapılan testlerdir. Allerjik hastalıkların tanısında kullanılan çeşitli allerji testleri vardır. Bunların en sık başvurulan ve en güvenilir olanı cilt testleri olup daha az oranda hastadan kan alınarak da allerji testleri yapılır.

Allerjik konjonktüvit: Göz küresinin şeffaf en dış tabakası olan konjonktivanın allerjik nedenli iltihabıdır. Gözde kızarıklık yanma sulanma kaşıntı ve batma hissi eşlik eder.

Anaflaksi: Anafilaksi vücutta yaygın ve ciddi bir allerjik reaksiyondur. Allerjenle teması takip eden dakikalar içinde aniden gelişir. Nefes almada zorluk bilinç kaybı hatta ölümle sonuçlanabilir. Anafilaksi acil tedavi gerektiren bir durumdur. Sonrasında ise bir allerji immünoloji uzmanının takibi gerekir. Anafilaksi belli maddelere karşı şiddetli allerjisi olan bazı kişilerde o maddeyle temas sonrası gelişir. Anafilaksiye en sık neden olan maddeler; besinler ilaçlar ve böcek sokmalarıdır.

Antihistaminik: Histamin insanlarda allerjik yanıtın gelişmesinde önemli bir rolü olan bir aracı maddedir. Antihistaminikler histamini bloke ederek allerjik yanıtı kontrol altına alan ya da gelişmesini engelleyen ilaçların genel adıdır.

Astım: Astım solunum yollarının ataklarla seyreden kronik bir hastalığıdır. Astımda solunum yollarının şişmesi solunum yolunu çevreleyen kasların kasılması ve sekresyonlardan oluşan tıkaçlar nedeniyle havanın akciğerlere girip çıkması engellenir.

Atopi: Çevresel allerjenlere allerjik yanıt vermeye ve bu yolla çeşitli allerjik hastalıklara yakalanmaya genetik olarak yatkın olma durumudur.

Atopik dermatit: Atopik dermatit döküntü ve kaşıntıya neden olan kronik ve alevlenmelerle seyreden bir deri hastalığıdır. Genellikle ailesinde astım allerjik rinit gibi atopi (allerji) öyküsü bulunan kişilerde görülür.

Egzema: Erken dönemde deride kızarıklık kaşıntılı küçük kabarıklıklarla uzun dönemde cildin kuruma çatlama ve sertleşmesi ile seyreden cilt rahatsızlığıdır.

Ev tozu akarı: Ev tozu içinde yaşayan gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardır. Akarların dışkıları ev tozuyla birlikte yayılır ve allerjik yanıta neden olur. Tüylü halılar yün yatak yorgan ve yastıklar pelüş oyuncaklar bunları bol miktarda içeren yüzeyler olduğundan ev tozu akarına allerjik kişilerin yaşadıkları ortamlardan uzaklaştırılmaları istenir.

Polen: Bitkilerin üreme zincirinde görevli olan tozudur. Polen taneleri genellikle mikroskobik boyutlardadır. Polen tozu binlerce polen tanesi içerir.

Ürtiker: Kurdeşen olarak da adlandırılan etrafı kızarık ortası soluk yüzeysel ve kaşıntılı cilt döküntüleridir. Döküntü birden başlar. Kaşıntılı ciltten kabarık 2 milimetreden 30 santimetreye ulaşabilen değişik boyutlarda ve şekillerde döküntüler söz konusudur.
 
Allerjik kişilerin özel olarak hangi allerjene karşı reaksiyon verdiğini tespit etmek amacıyla yapılan testlerdir. Allerjik hastalıkların tanısında kullanılan çeşitli allerji testleri vardır. Bunların bir kısmı serumda (kan tetkiki) bir kısmı da doğrudan hastanın vücudunda uygulanır.

Allerji testi yaptırmanın amacı kişide allerjik hastalığa yol açan özgül allerjenin belirlenmesi ve hastalık belirtilerinin daha etkin bir şekilde kontrol altına alınmasıdır. Bir kişide bir ya da daha fazla sayıda allerjene karşı duyarlılık söz konusu olabilir.

Epidermal Test (Prick test)
Allerjik rinit astım gıda allerjisi ve arı alerjisi ilaç allerjisi gibi hastalıkların tanısında kullanılır. Hastaya ağrı ya da acı vermeyen kısa sürede neticelenen bir testtir. Bu test uygulanmadan en az 7 gün öncesinde allerji ile ilgili "hap" şeklinde ilaçların (antihistaminikler) bırakılması gereklidir. İlaçların kullanılmaya devam edilmesi test sonuçlarını yanıltabilir.

Prick testinde hastanın önkolunun iç yüzeyine küçük iğnelerle allerjenler damlatılır. Uygulamadan 15 dakika sonra hastada hangi allerjenlerin deride kızarıklık ve kabarıklığa neden olduğuna bakılarak sonuç yorumlanır.

Intradermal Test (Deri içi)
Bu testte allerjenler bir şırıngayla deri içine uygulanır. Prick teste göre daha hassas bir yöntemdir ve Prick testin sonuç vermediği hastalarda uygulanır.

Kan Testi (RAST)
Genellikle cilt testlerinin uygulanamadığı hastalarda tercih edilir. Sonuçları deri testleri kadar hızlı çıkmaz ve daha pahalı bir tetkiktir.

Kimler Test Olabilir?
Yetişkin ya da çocuk her yaştan allerji hastasına testler uygulanabilir. Her hastada allerjinin şiddeti ve allerjen farklı olduğundan; allerji immünoloji uzmanı tarafından en uygun yöntem seçilir. Anafilaksi astım konjonktüvit dermatit ilaç besin allerjileri böcek allerjileri allerjik nezle sinüzit ürtiker ve anjioödem hastalarına allerji testi uygulanabilir.
 
Burun estetik kaygılarımıza en fazla maruz kalan organımızdır. Çoğu insan güzel görünümlü bir buruna sahip olmak ister ve bunu gerçekleştirmeye çalışır.
ANCAK önemli fizyolojik fonksiyonları olan bu organ bazı insanlarda görüntüden daha ciddi bir soruna neden olur: Rinit !
Rinit burun iç kısmını döşeyen ve mukoza adı verilen dokunun inflamasyonudur (iltihabi reaksiyonu). Rinitlerin yaklaşık yarısı allerjiye bağlıdır.
Rinit sık görülen bir hastalıktır. Toplumun ortalama %10 'unda allerjik rinit vardır. Bu oran diğer allerjik hastalıklarda olduğu gibi her geçen yıl artmaktadır.
Allerjik ya da değil rinitler her yönüyle önemli hastalıklardır.

Rinit (nezle) nereyi etkiler?
Sadece burasını değil.

Burası estetik kaygıların hedefi olan burun bölümüdür.
Rinitlerin etkilediği bölge ise burasıdır.

RİNİTLER ÖNEMLİ HASTALIKLARDIR

1. Rinit belirtileri (burun akıntısı hapşırma burun kaşıntısı burun tıkanıklığı koku almada azalma konjunktivit...) günlük yaşamı olumsuz etkiler.

2. Yorgunluk algılama güçlüğü uyku bozukluğu gibi dolaylı rinit belirtileri de günlük yaşamı olumsuz etkiler.

3. Tedavi masrafları de önemlidir. Doğru tanı konulmayan hastalarda tekrarlayan ve gereksiz antibiyotik tedavileri maliyeti artırmaktadır.

4. Birlikte bulunabilen hastalıklar (sinüzit orta kulak iltihabı polipler ve astım) rinitlerin önemini artırmaktadır. Özellikle astım ve rinit birlikteliği en fazla önemsenmesi gereken durumdur.
 
En önemli tetikleyici faktör kişinin allerjik olduğu maddelerdir.

MEVSİMSEL ALLERJİK RİNİTLERDE:

Polenlerin türü şikayetlerin süre ve şiddetini belirler.

İlkbaharın erken dönemlerinde ortaya çıkan allerjik rinit genellikle ağaç polenlerine bağlıdır.

Hastanın çayır poleni allerjisi varsa şikayetler genellikle ilkbaharın ilerleyen aylarında ve yaz başında ortaya çıkmaktadır.

Yabani ot polenleri ise yaz ortasından başlayıp sonbahara kadar allerjik rinit şikayetlerine neden olur.

YILBOYU DEVAM EDEN ALLERJİK RİNİTLERDE:

En önemli allerjen ev tozu akarlarıdır (mite). Hastanın yaşadığı ortamda sürekli olarak akar allerjenlerine maruz kalması şikayetlerinin yılboyu devam etmesine neden olur.

Hamamböcekleri de önemli bir ev içi allerjen kaynağıdır. Allerjisi olanlar hamamböceği allerjenlerine maruz kaldıklarında rinit şikayetleri ortaya çıkmaktadır.

Diğer bir ev içi allerjen ise ev hayvanı allerjenleridir. Özellikle kedi antijenleri çok önemlidir. Bulaştığı ortamda aylarca varlığını devam ettirebilir. Sadece ev içinde değil okul işyeri ve toplu taşıma araçlarında da yüksek düzeylerde tespit edilmiştir.

Ayrıca mantar (küf) allerjisi olanlarda eviçi mantarlara maruziyet şikayetleri tetikleyecektir.

TÜM BU ALLERJENLER DIŞINDA:

Allerjik rinitlerde burun mukozası çok hassas bir hale geldiğinden birçok faktör allerjen yapısında olmasa bile hastalarda şikayetleri başlatır.

Bu faktörlerin en başında sigara dumanı gelir. Bu nedenle allerjik rinitli hastalar kesinlikle sigara kullanmamalı ve sigara dumanına maruz kalmamalıdır.

İyi kokular (parfüm deodorant) keskin kokular (deterjan sabun çamaşır suyu) kötü kokular ve hava kirliliği de allerjik rinitli hastalarda şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
 
Allerjik Rinitlerde Tedavi Prensipleri




1. ALLERJENLERDEN KORUNMA


Tedavinin en önemli basamağıdır.

Hastaları ev içi allerjenlerden korumak büyük oranda mümkündür.

Polen allerjilerinde ise korunma zordur. Ama yine de alınabilecek bazı önlemler vardır:

Polenlerin en yoğun olduğu sabahın erken saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalı

Evin havalandırılması öğleden sonra yapılmalıdır.

Dış ortamdan kapalı ortama girince burun içi ve gözler su ile yıkanmalıdır.

Mümkünse seyahat ederken araba pencereleri kapalı tutulmalıdır.

Ayrıca polen filtreleri de fayda sağlamaktadır.



2. İLAÇ TEDAVİSİ

Şikayet giderici ilaçlar: Burun akıntısı hapşırma kaşıntı ve burun tıkanıklığının geçici süreyle ortadan kalkmasını sağlarlar.

Tedavi edici ilaçlar: Burundaki allerjik reaksiyonu tedavi ederler.



3. AŞI TEDAVİSİ (İmmünoterapi):

Hiçbir tedavi allerjik genetik yapıyı ortadan kaldıramaz. Ancak immunoterapi yani allerji aşısı şikayetleri başlatan en önemli faktörler olan allerjenlere karşı duyarlılığı büyük oranda azaltılabilir.

Aşı tedavisi bilgi ve tecrübe gerektirir. Tedavinin EMNİYETLİ ve BAŞARILI olması için allerji testlerinin uygulanması aşı kararının verilmesi planlanması ve sürdürülmesi mutlaka bu konuda ihtisas sahibi ALLERJİ UZMANLARI tarafından yapılmalıdır.
 
Anafilaksi (anafilaktik şok) allerjik reaksiyonların en şiddetlisidir. Dakikalar içinde ortaya çıkar ve çok hızlı seyreder. Vücuttaki tüm doku ve organları etkiler. Ağır anafilaksi vakaları bazen ölümle sonuçlanabilir.

Astımda görülen nefes darlığı solunum sıkıntısı boğulma hissi; allerjik rinitte görülen burun ve göz kaşıntısı burun akıntısı hapşırma nöbetleri; ürtikerde görülen vücutta kaşıntılı kabarıklıklar; anjioödemde görülen şişlikler; gıda allerjilerinde görülen karın ağrısı bulantı kusma; ve tüm bunlara ek olarak tansiyon düşüklüğü ve kalpte çarpıntı...

Anafilaktik reaksiyonun şiddetine bağlı olarak bu bulguların tamamı ya da birkaçı birlikte görülebilmektedir.

Başlangıç Bulguları

İç sıkıntısı ve ölüm korkusu
Ciltte kaşıntı ve kızarıklık
Baş dönmesi ve bayılma hissi

Cilt Bulguları

Ciltte karıncalanma
Ürperme
Sıcak basması
Tüm vücutta kızarıklık
Ürtiker ve Anjioödem

Mide-Bağırsak Bulguları

Bulantı-Kusma
Karın ağrısı
Karın krampları
İshal

Solunum Yolları Bulguları

Burun akıntısı Hapşırma
Ses kısıklığı Boğazda dolgunluk ve boğulma hissi
Göğüste sıkışma hissi
Solunum yetmezliği
Vizing (hışıltı)

Kalp ve Damar Sertliği Bulguları

Tansiyon düşüklüğü
Taşikardi (çarpıntı)
Kalp ritim bozuklukları

Nörolojik Bulgular

Baş dönmesi-Bayılma
Oryantasyon bozukluğu
Nöbet - Şuur kaybı - bayılma
İdrar veya gaita kaçırma

Anafilaksi çok hızlı seyredebilen bir klinik tablodur. Ani olarak başlar ve dakikalar içinde şiddetlenir. Bunu bir dinamit fitilinin yanmasına benzetebiliriz. Kısa sürede müdahale ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Yani dinamite ulaşmadan fitilin söndürülmesi gerekir.
 
Anafilaksinin toplumda görülme sıklığı ile ilgili çok sağlıklı rakam vermek mümkün değildir. Ancak ilaçlar ve gıdaların anafilaksiye en sık yol açan ajanlar olduğu söylenebilir. İlaçlardan da en sık romatizmal ağrı kesicilerin ve antibiyotiklerin anafilaksiye sebep olduğu görülmektedir. Bunlar dışında önemli bir anafilaksi nedeni de arı ve diğer böcek sokmalarıdır. Gıdalardan da kabuklu deniz ürünleri ve fındık ezmesinin anafilaksiye en sık neden olan gıdalar olduğu bildirilmektedir.

Tanım Tarihçe Sıklık ve Mekanizma:

Anafilaksi ilk defa 1902 yılında Portier ve Richet adlı araştırmacılar tarafından köpeklerde yaptıkları aşılama çalışmaları esnasında tanımlanmıştır. Alerjik reaksiyonların en ağırı en hızlı gelişeni ve en dramatik sonuçlar doğurabilen halidir. Anafilaksinin toplumda görülme sıklığı ile ilgili çok sağlıklı rakam vermek mümkün değildir. Ancak ilaçlar ve gıdaların anafilaksiye en sık yol açan ajanlar olduğu söylenebilir. İlaçlardan da en sık romatizmal ağrı kesicilerin ve antibiyotiklerin anafilaksiye sebep olduğu görülmektedir. Bunlar dışında önemli bir anafilaksi nedeni de arı ve diğer böcek sokmalarıdır. Gıdalardan da kabuklu deniz ürünleri ve fındık ezmesinin anafilaksiye en sık neden olan gıdalar olduğu bildirilmektedir.

Anafilaksi hücresel mekanizma olarak bazofil ve mast hücresi dediğimiz hücrelerin içindeki histamin dolu küçük keseciklerin patlaması ve histamin denilen aktif maddenin açığa çıkarak etkilerini yaratması ile oluşan bir reaksiyondur.

Klinik Belirtiler

Anafilaksi ölümcül olabilen ciddi tüm vücudu etkileyen bir alerjik reaksiyondur ve hemen tanı konarak tedavisinin yapılması gerekir. Bu özellikleri ile "tıbbi aciller" grubunda yer alır. Eğer klinik olarak tanınması gecikirse ve gerekli dikkat gösterilmezse Kalp-damar ve/veya solunum sistemi yetmezliğinden ölüm gerçekleşebilir.

Anafilakside bulgular genellikle sorumlu ajanla karşılaştıktan sonra dakikalar hatta saniyeler içinde ortaya çıkabilir. Sorumlu ajan enjeksiyon yolu ile alınmış ise bulgular sıklıkla 5 ile 30 dakikada başlar. Ancak bazen bulguların gelişimi bir saat sonrasına kadar uzayabilir. Eğer sorumlu ajan ağız yolundan alınmışsa bulgular genellikle ilk 2 saat içinde oluşur.

Anafilakside istisnalar dışında en sık görülen belirtiler deriye aittir ve hemen hemen tüm olgularda bulunur. Bunu solunum yollarına ait olan bulgular izler daha sonra ise tansiyon düşmesi ve mide barsak belirtileri görülür. Deri havayolları kalp-damar ve mide barsak gibi birçok organ sistemi tek başına ya da birlikte etkilenebilir. Bu belirti ve bulgular; deride yaygın kızarıklık kaşıntı kurdeşen plakları bronşlarda tıkanıklık üst solunum yolunda ödem mide barsak sisteminde hareketlerin artışına bağlı bulantı kusma ishal kalp-damar sisteminde tansiyon düşmesi ve/veya ritm bozuklukları görülebilir. İlginç olanı ise hastaların sıklıkla "ölüm korkusu hissi" tanımlamalarıdır. Sık görülen diğer belirtiler burun gözler ve damakta kaşıntı hapşırık dışkı ve idrar kaçırmadır. Bazen anafilaksinin ilk belirtisi bilinç kaybı olabilir. Bu belirtilerden dakikalar sonra ölüm olabilir.

Klinik Belirtilerin Şiddetini Etkileyen Faktörler

Hastadaki alerjik durumun ciddiyeti sorumlu olan ajanla yüksek dozda karşılaşmış olmak eşlik eden diğer hastalıkların (astım kalp hastalığı) olması kliniği etkileyen faktörlerdir. Önceden kalp hastalığı bulunan kişilerde sorumlu olan ajanın enjeksiyon yolu ile uygulanması ciddi anafilaksi riskini ve buna bağlı ölüm olasılığını arttırır. Ayrıca bazı tansiyon ilaçları kullananlarda anafilaksi sonucu ölüm oluşması çok daha sık görülebilmektedir. Tüm bunlara ek olarak anafilaksi sırasında tedavinin yapılmasında gecikme olursa reaksiyon daha ağır seyreder.

Tedavi

Anafilaksi hızla oluşup hastayı öldürebilen acil bir hastalık olduğundan tedavisi de çok hızlı uygulanmalıdır. İlk müdahale mümkünse hastanın bulunduğu yerde yapılmalıdır. Anafilaksi bir ilaç enjeksiyonu sonucu ulaşabildiğinden anafilaksinin tedavisinde kullanılan ilaçların ve malzemelerin enjeksiyon yapılan her merkezde hazır bulundurulması gereklidir. Arı ve gıda alerjisine bağlı anafilaksi genellikle bir sağlık kuruluşu dışında geliştiğinden bu riske sahip hastalar ilaçları yanında taşımalı ve kendi kendine tedavi yapabilmesi konusunda eğitilmelidir.

Tedavide yapılması gerekenlerin başında hastanın hava yolunun ve kalp-damar sistemi durumunun değerlendirilmesi ve tedavi süresince takibi gelir. Anafilakside en önemli ölüm sebepleri üst solunum yollarındaki ödeme bağlı tıkanma buna bağlı solunum yetmezliği ve kalp-damar sistemine ait iflastır. Tedavi girişimleri bunları düzeltmeye yönelik olacaktır. Üst solunum yollarındaki ödeme bağlı oluşan tıkanma ilaç tedavisine yeterli yanıt vermez ise üst solunum yoluna tüp uygulanması veya boğazın öne kısmından solunum yoluna delik açma hayat kurtarıcı olabilir. Hastanın boynu iyice arkaya doğru kıvrılıp ağız açık tutulmalıdır.

Adrenalin anafilaksi tedavisinde en önemli ilaçtır. Anafilaksiden ölenler genellikle adrenalin kullanılmayan veya yetersiz kullanılan hastalardır. Adrenalin ile kalp-damar ve solunum sitemi bulguları hızla geri normale dönebilir. Ancak uygulanırken tehlikeli yan etkiler de ortaya çıkabilir. Bazen ani tansiyon yüksekliği ve beyin kanamasına kalp krizine ve ciddi ritm bozukluklarına yol açabilir.

Adrenalin cilt altı kas içine veya direkt damar içine uygulanabilir. Adrenalinin uygulanma yoluna hastanın durumuna göre karar verilebilir. Bulguların devam etmesi veya tekrar etmesi durumunda 15-20 dakikada bir tekrarlanır.

Adrenalin uygulandıktan sonra diğer ilaçlar uygulanır. Antihistaminiklerin etkileri sınırlı olmakla birlikte anafilakside kullanılmalıdırlar. Kortizonun alerjik yanıtın erken fazına etkisi olmaması nedeniyle anafilaksinin başlangıç tedavisinde faydası sınırlıdır. Hipotansiyonun durumunun düzeltilmesi için ayrıca damar içine serum uygulamaları gerekebilir. Bronş tıkanıklıkları için gerekirse bronş açıcı spreyler kullanılabilir. Ayrıca oksijen verilmelidir.

Anafilaksi kol veya bacaktan enjeksiyon veya arı sokması sonucu oluştu ise emilimi geciktirmek için turnike uygulanmalıdır. Turnike her 10 dakikada bir dakika serbest bırakılmalıdır.

Bu girişimler yapılırken hastanın yoğun bakım ünitesine nakli ve bulgular tamamen düzeldikten sonra tekrarlaması riski nedeniyle 1-2 gün gözlem altında tutulması gereklidir. Anafîlaksinin şiddetine hastanın gereksinim duyduğu tedaviye göre taburcu olduktan sonra ağızdan antihistaminik bronş açıcı ve kortizon tedavisine 7-10 gün devam edilmesi uygun olur.

Alerjik kişiler daha önceden reaksiyon gösterdiği bir ajanla karşılaştığında hemen bir antihistaminik almalıdır. Ancak bu anafilaksi gelişimini önlemeyebilir. Anafilaksinin ilk belirtileri görüldüğünde adrenalin kullanılmalıdır. Bu nedenle hasta daha önce alerjik bir reaksiyon geçirmiş ise ve tekrarlama riski var ise (arı alerjisi gıda alerjisi egzersize bağlı anafilaksi idiyopatik anafilaksi) kendi kendine uygulayabileceği adrenalin kitini (Epipen veya Fastject gibi) yanında taşımalıdır. Bunun için bu hastalara içinde enjeksiyona hazır tek dozluk adrenalin bulunan adrenalin otoenjektörleri önerilir. Acil durumlarda elbise çıkarılmadan otoenjektör uygulanabilir. Hasta otoenjektörü yanında taşımalıdır. Son kulamla süresi geçen otoenjektörlerde adrenalinin etkinliği önemli ölçüde azalır. Bu nedenle yenisi ile değiştirilmelidir.

Korunma

Anafilaksi nedenini saptamak sonraki atakları önleme açısından çok önemlidir. Dikkatli bir hikaye anafilaksinin nedeni hakkında ipucu verebilir. Gerektiğinde deri testleri veya kandan alerji tayinine başvurulur. Sorumlu ajandan kaçınmak en etkili korunmadır.

İlaçları sadece kesin gereklilik olduğunda ve reçete doğrultusunda kullanmak en başta yapılması gereken bir korunma yöntemidir. Genel olarak daha önceden herhangi bir ilaca alerji gelişen kişiler bu durumu her doktor muayenesi ve reçete yazımı esnasında doktora hatırlatmalıdır. Hastalar duyarlı olduğu bilinen ilaçlarla çapraz reaksiyon veren ilaçlardan da kaçınılmalıdır ve bu konuda doktorla istişarede bulunmalıdırlar. Damar yolu veya kabadan enjeksiyondan ziyade ilaç uygulaması için ağız yolu tercih edilmelidir.

Gıdaya bağlı anafilaksilerde reaksiyon oluşturan gıdalardan kaçınılmalıdır. Buradaki bir tehlike hastanın duyarlı olduğu gıdanın karışım gıdalar içinde bilinmeden alınmasıdır. Bu nedenle hazır gıdalardaki içerik etiketleri dikkatle gözden geçirilmelidir.

Anafilaksiye neden olan sebep arı sokması ise arı aşısı uygulaması gereklidir. Bir alerji merkezinde bu tedaviye başlanmalıdır. Daha sonraki arı sokmalarında anafilaksi gelişimini önleme açısından aşı uygulaması çok etkilidir.

Anafilaksinin tekrarlama riski olan hastalar özellikle gıda ilaç ve arı alerjisi olduklarına dair bilgi içeren bilezik kart veya künye ve adrenalin kiti taşımalıdırlar. Hastaneye gelmeden önce adrenalini uygulaması için kendisi veya ailesi eğitilmelidir.
 
Anafilaksi nasıl tedavi edilir?

Esas olan anafilaksinin ortaya çıkmasını önlemektir. Ama bu çoğu kez mümkün olamaz.
Anafilaksi bulguları ortaya çıktıktan sonra ise süratle tedavi edilmesi gerekir. Bu tedavinin bir sağlık kurumunda ve doktor tarafından yapılması gerekir.
Ancak anafilaksinin ne zaman ve hangi ortamda ortaya çıkacağını önceden tahmin etmek mümkün değildir. Kuşkusuz kişilerin sürekli bir doktor ile birlikte gezmesi de mümkün değildir.

Peki ne yapmak gerekir? Durum çok mu umutsuz? Hayır!

Anafilaksiden korunma ve acil durumlarda kendi kendine tedavi

Korunma denince akıla gelmesi gereken şey kişilerin daha önce şiddetli allerjilere neden olmuş maddelerden uzak kalmasıdır. Açıklayalım: Kişide arı allerjisi varsa arı sokmasını önleyecek tedbirlerin alınması...
İlaç allerjisi varsa allerji yapan ve kimyasal yapısı benzer ilaçların kullanılmaması...
Gıda allerjisi varsa sorumlu gıdanın ve sorumlu gıdayı içermesi muhtemel gıdaların tüketilmemesi.

Allerjenden uzak kalma her zaman mümkün olmayabilir ve anafilaksi bulguları aniden ortaya çıkabilir. İşte bu durumlarda kullanılmak üzere bir takım acil tedavi kitleri hazırlanmıştır. Yurdumuzda bu tür kitler ticari olarak satılmamaktadır ama gerektiğinde allerji uzmanları tarafından hastalara bu tür kitler hazırlanabilmektedir.

Ayrıca acil tedavide en önemli ilaç olan adrenalin (epinefrin) otoenjektör adı verilen otomatik ilaç salıveren iğneli sistemler halinde satılmaktadır. Acil durumda hasta bu iğneyi kendi kendine uygulayabilmekte ve sağlık kurumuna yetişecek değerli zamanı kazanabilmektedir.

Ayrıca diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi acil durumlarda doktor müdahelesini kolaylaştıracak tanıtım kartları taşınmalıdır. Bu kartlarda kişinin adı soyadı allerjisi olan maddeler acil durumda uygulanması gereken ilaç ulaşılması gereken telefon numaraları vb bilgiler yazmalıdır. Yurt dışında bu amaçla geliştirilmiş kolye ve bilezik şeklinde acil durum tanıtım malzemleri vardır (medic-alert).

Sonuç Olarak

Hastalıklar insan yaşamının bir parçasıdır ve onlarla yaşamayı bilmek gerekir. Anafilaksi de bu durumlardan birisidir. Şiddeti ne olursa olsun anafilaktik bir reaksiyonla karşılaşmış olan kişinin mutlaka bir allerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Allerjist anafilaksinin nedenini ortaya koyacak gerekli test ve tetkikleri yaptıktan sonra kişinin daha sonraki yaşamında benzer bir olayla karşılaşmaması için gerekli önlemleri anlatacak eğer tekrarlarsa kişiye kendi kendine acil tedaviyi uygulamayı öğretecek şüpheli durumlarda danışmanlık görevini yerine getirecektir.
 
Ortalama 15 cm boyunda olan arılar çiçeklerin özsuyunu toplayarak çok değerli bir besin kaybağı olan bal üretirler. Ayrıca çiçeklerin polenlerini taşıyarak döllenmelerini ve meyve oluşumunu sağlarlar. Ancak bu kadar yararlı olan bu canlıların bazı insanlar üzerinde çok korkutucu hatta ölümcül etkileri olabilir.
Arı alerjisi toplumda sık görülen ve ölümcül sonuçları nedeni ile dikkatleri üzerine çeken alerjik hastalıklardan biridir. Arı alerjisine ait ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 2641 yılında Mısır Firavunu Menses’ in yaban arısı tarafından sokulup ölmesine aittir. Ülkemizde yapılan çalışmalara göre arı alerjisi % 2-3 oranında görülmektedir. Dünya üzerinde bir çok arı çeşidi bulunmaktadır. En sık alerji sebebi olan arılar bal arısı (Honey bee) sarı arı (Yellow jacket) ve eşek arıları (Wasp Hornet)’ dır.

Arı alerjisi özellikle arı tarafından birkaç kez sokulan ve genetik olarak yatkın kişilerde ortaya çıkar. Ülkemizde özellikle arı yetiştiriciliğinin çok olduğu bölgelerde rastlanmakla birlikte diğer insanlarda da görülebilir. Özellikle piknik yapılan yerlerde arı sokması sık rastlanılan durumlardan biridir. Arı alerjisinin gelişmesi için de kişinin daha önceden arı tarafından sokulmuş ve duyarlılanmış olması gerekir.

Arı alerjisi varlığı deri testleri ve kan testleri (RAST) ile saptanabilir. Daha önceden arı tarafından sokulup ciddi reaksiyon görülen kişilere arı alerjisi aşısı uygulamak gereklidir. Bu tür tedaviler mutlaka bir alerjist tarafından uygulanmalıdır.

Arı Alerjisi Olanlara Öneriler

Yazın pazar alışverişi yapmayın bahçede dolaşmayın
Açık yerlerde yemek veya meyva yemeyin hoş kokulu meyva suyu gazoz içmeyin
Piknik yapmayın
Parfüm deodorant kolonya sürmeyin
Güzel kokulu sabun şampuan kullanmayın
Parlak renkli çiçekli elbise giymeyin
Çiçek toplamayın çiçek takmayın
Tatile gittiğinizde etrafta arı kovanı olup olmadığını araştırın
Yaban arısını kovanı civarında öldürmeyin bu arıdan salınan kokular diğer arıları üzerinize çeker
Çıplak ayakla yürümeyin mümkünse dışarıda uzun kollu ve paçalı giyisiler giyin ve kahverengi giyisileri tercih edin arılar kahverengini sevmez. Bahçe ile uğraşmanız gerekiyorsa şapka ve eldiven kullanın
Terli olmak bütün böcekler için çekicidir riskli bölgelerde terli olmamaya özen gösterin
Eşek arısı saldırgan bal arısı sakindir; ancak sıcak havalarda her ikisi de saldırgan olacağı için bu havalarda dikkatli olun
Sizi bal arısı sokarsa iğnesini büyüteç ve çımbızla almaya çalışın veya başka birinden yardım isteyin.
Antialerjik ilaçları devamlı yanınızda bulundurun.
Daha önceden şiddetli arı alerjisi geçirmiş kişilerin yanında her zaman EpiPen taşıması gereklidir. Epipen kendi kendinize uyluk üst kısmından uygulayabileceğiniz bir enjeksiyondur. Epinerfin içerir. Epinefrin anafilaktik şokta kullanılan en önemli ilaçtır.
Arı sokması halinde;

Sokma yerinin üstünden bandaj uygulayın bu bandajı her 10 dakikada bir 3 dakika kadar gevşetin
Sokma yerine soğuk uygulayın
Anti alerjik ilaçları uygulayın
Elinizde adrenalin veya EpiPen varsa kullanın
EN KISA ZAMANDA DOKTORA ULAŞIN

Tedavi

Tedavide temel mutlaka arı tarafından sokulma riskini azaltmaktır. Bunun için yukarıdaki önerileri dikkatle uygulayınız. Bunun dışında antialerjik ilaçlar kortizon ve adrenalin gerektiği durumlarda kullanılır.

Arı alerjisinde en önemli tedavi aşı tedavisidir. Arı alerjisine karşı uygulanan aşı tedavisi 2-3 yıl kadar sürmekle birlikte % 100 başarılıdır.
 
Arı sokmalarına bağlı olarak gelişen allerjik reaksiyonlar allerji biliminde önemli bir yere sahiptir. Çünkü bazen hayatı tehdit eder ciddiyette gelişebilmektedir.

ABD istatistiklerine göre arı sokması nedeniyle yılda yaklaşık 40 ölüm vakası olmaktadır. Arı sokmalarına bağlı sistemik reaksiyonlar toplumun yaklaşık olarak % 3'ünde görülmektedir. Türkiye’de yapılmış bir çalışmada arı allerjilerine bağlı sistemik allerjik reaksiyon oranı %2.2 olarak bildirilmiştir.

Arılar nasıl adlandırılır?

Arılar; zar kanatlılar ya da Hymenoptera'lar olarak adlandırılır. Dünyanın değişik bölgelerinde farklı Hymenoptera türlerine bağlı allerjiler bildirilmiştir. Türkiye'de apis mellifera ve yaban arısı vespula allerjileri daha sık gözlenmektedir.

Apidae
Honey-bee (Apis mellifera)(BAL ARISI)
Bumble-bee (TÜYLÜ ARI)
Vespidae
Yellow jacket (Vespula)(YABAN ARISI)
Hornet
White-faced hornet
Wasp (SARI ARI)

Arı allerjisi nasıl gelişir?

Balarısı allerjisi gelişmesi için bir hastanın ortalama 80 kez sokulması gerekirken yaban arısı duyarlılığının gelişmesi için 1 kez sokulmanın yeterli olduğu ortaya konmuştur.

Çoğu insan için bazı özel mesleki riskler yoksa (ör:fırın işçileri meyve bahçesinde çalışanlar v.b.) bir eşekarısı tarafından sokulmak genellikle nadir bir olaydır.

Balarısı allerjileri ise arı yetiştirenlerde bunların ailelerinde ve yakın komşularında ortaya çıkmaktadır.

Arı allerjisi erken tip aşırı duyarlılık adı verilen gelişen bir bağışıklık sistemi reaksiyonu ile gelişir. Duyarlılaşma yani arıya allerji gelişimi tamamlandıktan sonra sokulmayı takiben venom dolaşıma geçer ve dakikalar içinde allerji hücreleri üzerindeki arı zehirine özel antikorlara bağlanır. Bu hücrelerden (Mast hücresi) mediatör adı verilen birçok biyolojik madde salınır ve allerjik reaksiyonun bulguları ortaya çıkar.

Arı sokması sonucu gelişen reaksiyonlar nelerdir?

Lokal (sokulma yerinde olan) reaksiyonlar:

Lokal reaksiyon sokulma yerinde geniş şişlik şeklindedir.
Şişlik birkaç saat içinde ortaya çıkar ve sokulan yerde kızarıklık ödem ve ağrı oluşur.
Lokal reaksiyonların gerilemesi birkaç gün sürer.
Reaksiyonun büyüklüğü değişkendir örneğin elden sokulduğunda tüm kolu içerecek şekilde geniş olabilir.

Lokal reakiyonlar son derece rahatsız edici olmasına karşın solunum yollarını tutmadıkça tehlikeli değildir. Örneğin ağız bölgesinde sokulan bir hastada lokal reaksiyon belirgin solunum sıkıntısına neden olabilmektedir.
Dudaklarda ya da gözkapaklarındaki şişlikler el-koldaki şişliğe oranla daha fazla rahatsız edicidir.

Sistemik (tüm vücudu etkileyebilen) reaksiyonlar:

Daha ciddi olan ve bazen ölümle sonuçlanabilen reaksiyonlardır. Sistemik reaksiyonlarda bulgular sokulma yerinin dışındaki bölgeleri de içerir.

Sistemik reaksiyon bulguları arasında yaygın ürtiker ve kaşıntı anjioödem gırtlakta ödem solunum yollarında kasılma karın krampları bulantı kusma ve kan basıncı düşüklüğü sayılabilir.

Solunum sıkıntısı sıklıkla gırtlak ödemine bağlıdır ve hastalar tarafından genellikle “boğazda ya da boyunda sıkışma veya tıkanma” olarak tanımlanmaktadır. Sistemik reaksiyonda hastada baş dönmesi bazen görme bozuklukları bayılma hissi veya bilinç kaybı ortaya çıkabilir.

Nadiren göğüs ağrısı oluşabilir. Daha ciddi reaksiyonlarda ise hastalar “kendini çok kötü hissetme” ya da “ölüyor gibi hissetme” şeklinde tanımlamalar yapmaktadırlar.
 
Asetil salisilik asit ya da herkesin bildiği adıyla Aspirin sık kullanılan ve reçetesiz satılan ağrı kesici ve ateş düşürücü bir ilaçtır. HER İLAÇTA OLDUĞU GİBİ Aspirin de bazı hastalarda allerjiye neden olabilir.

Aspirin allerjisi astım ve kronik ürtiker gibi hastalığı olanlara aspirin (asetil salisilik asit) kullanmaması öğütlenmektedir.

Ancak asetil salisilik asit içeren tek ilaç Aspirin tablet değildir. Farklı isimlerde birçok muadil (eşdeğer) ilaç vardır.

AYRICA "antiromatizmal ilaçlar" olarak ta tanınan Non-Steroid Antiinflamatuvar (NSAİ) ilaçlar da aspirine benzer şekilde etki etmektedir.

Bu sayfada aspirin içeren ilaçlar ticari isimleriyle NSAİ ilaçlar ise etken madde isimleriyle sunulmuştur.
 
Havayolu nedir?

Havayolu yani bronşlar akciğerler içinde bir ağacın dalları gibi yayılan ve solunan havayı akciğer dokusu içine dağıtmakla görevli kanallardır.

Havayollarının iç kısmını mukoza adı verilen ince bir örtü kaplar bunun altında hücrelerden kan damarlarından ve salgı bezlerinden oluşan submukoza tabakası yer alır. En dışta da hava yollarını bir kuşak gibi saran kas (adale) tabakası vardır. Havayolları uçlara doğru incelir ve alveoller adı verilen hava keseleri ile sonlanır.

Astım belirtileri nasıl oluşur?

Astım havayollarının hastalığıdır. Astımda havayollarının mukoza ve submukoza tabakalarında inflamasyon (yangı) vardır.
Havayolları her türlü uyarana karşı (allerjenler enfeksiyonlar iyi ve kötü kokular sigara dumanı v.b.) hassas hale gelir. Uyaranlar havayollarını saran kasların kasılmasına salgı bezlerinin aşırı salgı yapmasına ve sonuçta da havayollarının daralmasına neden olur. Bu olaylar sonucunda astımın klinik belirtileri ortaya çıkar.

Astım belirtileri nelerdir?

Astım nedeniyle daralmış olan havayollarından geçen hava miktarı azalacaktır. Yani akciğerlere yetersiz hava gidecek ve hasta NEFES DARLIĞI hissedecektir. Daralmış havayollarından güçlükle geçen hava HIŞIRTIya (VİZİNG) ve HIRILTILI SOLUNUMa neden olacaktır.

Havayolları sadece kasların kasılmasıyla daralmaz. Aynı zamanda salgı bezlerinin de salgısı artmıştır ve bunlar da havayollarını tıkamaktadır. Bu da ÖKSÜRÜK ve BALGAM ÇIKARTMA şikayetlerine neden olacaktır.
 
Geri