Alem-i Sır ile Murad-ı Sır

J
  • Kullanıcı Jigsaw
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - ForumSal Amatör Şairler
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
MELEK GÖZÜ

Bir Dost dan (Meleksin) sözü!
Ancak, bir Melekten gelir özü!
İki Melek kalbi bir atarsa...
Bir bedenin, olur iki
GÖZÜ!

Alem-i Sır
 
Kalp

O umut yeri; Âlem-i Gönül'dür.
Onun da, kapısı kalptir.
Her atışı kalbin bir davettir.
O'da; Gel!..Gel!..diye atar durur.

Alem-i Sır
dan; sevgi dolu, saygılarımla!
 
Dostlar Dostuna!

Dostlar söyler dostça dostuna
Gönülden gelen sözler dostuna
Dost da olur bir post onlara
Yürüsünler o yoldan dostuna!

Alem-i Sır

Çiçekler!

Gönül bahçenden
Gördüğüm çiçekler
Sevgi rüzgârı esiyor
Kokusu senden!

Alem-i Sır
 
Eyvah! Demeyelim!

Uzanan her ele, el uzatılmaz.
Bilmeden, tanımadan, tutulmaz.
Aklı kullanmadan, anlaşılmaz.
Sonraki, eyvah! İşe yaramaz!

Alem-i Sır
 
Şu Fani dünyada!

Sevgiyle uzansın, eller!
Açılsın, Âlem-i Gönül’ler!
Kalmasın, kin ile nefretler!
Şu fani dünyada, neye değer!

Alem-i Sır
 
Veeee Şimdi karşınızda Alem-i Sır'ın Fıkraları var (:
 
PARA BİLE BULURUM!

Temel bir gün yolda yürürken, yanına birisi yaklaşır ve Temel’e derki:
—Merhaba, sizinle tanışabilir miyiz? Diye sorar.
Temel’de tanışalım der.
— Benum adum Temel. Siz kimsunuz?
— Benim adım Cahit.
Temel ona, neden yanına geldiğini sorar. O kişi ise Temel’e:
— Ben senin yolda yürüyüşünü hiç beğenmedim.
— Neden beğenmedun benum yolda yuruyuşumi?
— Sen yürürken çok yanlış adımlarla yürüyorsun. Hiç düzgün yürümeyorsun ondan.
— Sana ne? Benum yurumemden.
— Ben bir vatandaş olarak her yanlış ve hatalara dikkat eder ve uyarırım bir şey olmasın diye. Der.
O anda adam Temel ile konuşurken önündeki ufak bir çukura rastladığına dikkat etmez ve tam çukura basacakken Temel onu tutar ve adama:
— Bak sen başkasiyle uğraşurken, kendun bir çukura basup azkalsun düşeyurdun hemşerim. Ben yururken önüme hep bakarum ve bazen yerde para bile bulurum. Der.


Yazar
Alem-i Sır

(2)
TEMELİ KAYBEDEN TEMEL!

Dursun bir gün Temel'e derki:
- Ola Temel!
- Ne var Dursun?
- Sen Temel'sun piluyurmisun?
- He ne var? Temel’um!
- Adunda Temel piluyurmisun?
- Ola dedumya, Temel da!
- He adun da Temel ola Temel!
- Hasbunellah, ola bak Dursun kizduruyursun peni, pen Temel'um yoksa tanimadunmi peni hayret!
- Ola he senun adunda Temel senda Temel'sun vay pee!..Temel!
Dursun aslında ona adının bir (Temel) yani çok şeyin temli olan ifadeyi içerdiğini anlatmak istiyordu.

Ancak o kadar anlatabiliyordu. Anlıyor fakat açıklayamıyordu o ifadeyi Temel'e ne yapsın!
Temel, hepten kızdı ve Dursun’a çatmaya başladı.
- Sen ya telisun, yada peni telirteceksun ola Dursun!
- Ola yok ya! Sen Temel'sun pen puni neden taha onceleri anlamatum yahu!
- Hapu adam kafayi yedi, paksana o’da pana Temel demeğe paşladi!
İşte buraya kadar, esas Temel'in kafa hepten karışmıştı ve Temeli kaybetmişti Temel!


Yazar
Alem-i Sır


(3)
AYI

Temel bir gün koyu ve sisli bir havada ormanın kenarından akşamüzeri evine doğru giderken, birden yanından birisinin geçtiğini fark eder. Havada koyu ve sisli olduğu için aniden yanından geçip giderken onu fark eder ve onun Dursun olduğunu zanneder. Selâm verir ama o aniden geçip gider.
Temel’de der ki:
- Ola habu bizum Dusun değimliydi. Bak nasilda selâmumi almadan geçup gitti.
Der ve hemen arkasını dönüp ona doğru hızlıca yürür. Arkasından onun omzuna eliyle vurur ve:

- Ola Dursun. Neden selâm verdum da almadan geçup gittun?
Oda ona aniden elinin tersiyle vurur ve onu yolun kenarından aşağıya yuvarlar. Meğer ona vuran bir ayıymış.


Fıkra Yazarı:
Alem-i Sır
 
HAMSİ

Temel, bir gün Kara Denizde hamsi avlamaya gider. Hamsiyi yakalar ve bakar ki, hamsi oltanın ucunda kıvranıp durur.
—Ola! Hamsi temam anladum hareçetlerunden, senda tertlisun tertlerun çok anlaşilan.
Hamsi tabiiki hala kıvranıyor. Acısı var kurtulup denize atlamak, onun derdi ne yapsın.
— Ola temam biraz yavaş ol penumda çok anlatayim sanada bak; hau Dursun varya hep bana çatup durur.
Hamsinin hala kıvranması sürüyor.
— Pak temek senda anladun heman, pen Dursun adini antuğum zeman. Keçen akşam ruyamda oni körtüm da bana temezmi yarun kit o hamsiye soyle oni yeyeceğum. Pak kiter derum ona pen sana küvenmem. Dedum penda ona.
Hamsi yine kıvranıyor acısından can vermek üzere.
— Pak nasıl kızdun senda, anladum ben hareçetlerunden. Hau Dursun'a küvenemem o senida yer, penida firsatini buldimi yer, uşağum yer!


Fıkra Yazarı:
Alem-i Sır

(5)
SANA NE BANA NE!

O gün Temel ile Dursun karşılaşmadan önce, Temel'i bir şey kızdırmıştı. Karşısına Dursun çıktı ve...
Dursun;

- Ola!..Temel, bu gün neredeydun?
Temel;

- Sana ne!
Dursun;

- Ama lazimdun bana
Temel;

- Bana ne!
Dursun;

- Ola uşak oyle dema bana
Temel;

- Sana ne!
Dursun;

- Ama kideceğiduk baluğa
Temel;

- Bana ne!
Dursun;

- Takdun kafaya kene nedur o ''Sana ne!..Bana ne!..'' da!
Temel;

- Ne takar, takarum kafama ondan da sana ne!


Fıkra Yazarı:
Alem-i Sır

(6)
UCUNU DÜRTÜKLEMEMİ İSTEDİ!

Temel Avrupa'ya turist gittiğinde orada, Avrupa'lı arkadaşının evindeki tuvalete girdiğinde oranın oturma tuvaletini görür ve (bir düğmeye basar su fışkırır, diğerine basar fırça çıkar da...) kullandıktan sonra, o bizim Türkiye'ye geldiğinde ben ona nasıl bir oturma tuvaleti gösterip ayınısını yapsam der.
Neyse O'da Türkiye'ye gelir ve Temel ona, balkondaki tuvaleti gösterir. O tuvalet de delik var, başka bir şey yoktur.
Temel ona derki:

- Ola der. Habu tuvalete otur. İşun pitinçe sen tahtaya vur. Tüm işler olur. Der.
O'da işi biter ve tahtaya vurur. Temel'de aşağıdan hemen su hortumunu tutar ve deliğe fışkırtır. Tabîki o suda yıkar onu! Sonra O'da tekrar tahtaya vurur bu sefer Temel'de saplı, ucu yumuşak fırçayla delikten fırçalar ve biraz uzun sürür iş, bu sefer Temel de:
- Ola ne oldi buna, hala vurmayu tahtaya!

Diye düşünür ve Fırçayı çevirerek safının ucunu delikten yukarıya dürtükler ve bu sefer O'da tahtaya vurur.
- Demek ki, ucunu dürtüklememi istedi!

Diyerek, Temel düşünür.

Fıkra Yazarı:
Alem-i Sır

 
OLA! DURSUN!

Temel’in telefonu çalar ve açar.
- Alo! Der.
Karşısındaki Dursun da ona:
- Ola! Temel senmisun? Der.
- He, benum. Sen kimsun da?
- Ola! Dursun.
- Ola! ne duracak da?
- Ola! Dursun deyurum da!
- Bana bak, ne duracaksa dursun bana ne!
Der ve telefonu kapatır.
Allah, Allah ne duracak yahu adama bak bana dursun deyu, bende ne duracak ki!

Yazarı:
Alem-i Sır
Kendi fıkralarından sizlere sunulur!


(8)
TEMEL YOLDAN MI ÇIKTI!

Temel bir gün Dursun’a derki:
- - Ola dursun.
- - Ne var Temel.
- - Habu kizlar varya..
- - Eee ne oldi kizlara, Temel.
- - Ola olara pişe olmadi da, onlar adami yoldan çikarur.
- - Niçun nasıl yani? Senun direksiyonuna bir kizmi dokandi da yoldan mi çıktun sen!

Fıkra Yazarı:
Alem-i Sır

(9)
TEMEL DER Kİ!

Bir gün Dursun, Temel’e sorar.
- - Ola Temel
- - Ne var Dursun
- - Bebek nasıl olur?
- - Ne de dun sen şimdi nerden geldi akluna ola Dursun!
- - Ne bileyim ben hep bebekleri leylekler geturur derlerdide onu oyle bilurdum!
- - Haa.. sen şu babanun seni anana nasıl yapturdi onimi demek istedun da!
- - Ola he bende nasil oldum da habu hayat yolina girdum da!
- - Bak şimdi ben sana anlatayim da dinle! Şimdi senun yola girmen içun düğmeye basan o babandur.
- - Ola ne düğmesi da?
- - Ananun düğmesine da! Dinle heyecalanma!
- - Tamam ama çok heyecanlandum da, nede olsa ben yola geleceğun ya!
- - Şimdi düğmeye basan baban, seni gideceğun yola çıkaran ise o anandur da!
- - Yani tamamda gazumi kim koydi? Yola gideceğum nede olsa!
- - Hasbunallah! Ola Dursun ne salaksun! Bababan gazuni koydi ananda yola çıkardi seni da..hala anlamadunmi! Der Temel’de Dursun’a!
-
Fıkra Yazarı:
Alem-i Sır
 
TEMEL’İN DİŞLERİ!

Temel evinin camından dışarı bakarken Dursun aklına gelir ve derki:
- Bu Dursun nerelerde acaba, hiç görünmeyur. Ona çok kızayirum.
O sırada Dursun oradan geçiyor. Temel’in dairesi ikinci kattadır ve Dursun’u görür hemen ona doğru eğilerek bağırır.
- Ola Dursun nerelerdesun da!
Dursun birden bu sesin nereden geldiğini anlamak için sağa sola bakar. Temel de ona kızarak şöyle der:
- Ola Dursun bana bak yukariya benum evumi bilmeyumisun bana bak! Der.
Dursun ozaman yukariya bakar ve Temele seslenir.
- Ola senmisun Temel.
- He benum, tanimadunmi beni yoksa.
- Ne bileyim bir ses geldi bana bağiran, birden şaşirdum anlamadum senun olduğuni.
Temel sinirli ve kızgın bir şekilde ona yüksek bir sesle konuşmak ister fakat tam konuşacağı zaman ağzını açar ve (takma olan) ağzındaki dişleri yere düşerler. Dursun da ona bakarak derki:
- Ola Temel bak bana kızmana dişlerun bile dayanmadi artuk. Onlarda geveze kızgun ağizundan bezdiler seni terk ettiler der.

Fıkra Yazarı
Alem-i Sır
Sizlere sunar.
Not: Aslında bir Karadenizli tarafından yaşanan olay bu ve bu şekilde yazmak istedim. Teşekkürler!


Dikkat!..Dikkat!..Bu bir FLAŞ!..FLAŞ!..FLAŞ!..Haberdir.

Yayınımıza, burada ara vermek zorundayız!
Ispanak köyünde, Acı Biberlerin pusu kurarak şehit ettiği 17 patlıcan yapılan törenle mutfağa verildi!
Olaydan; yaralanan yirmi beş dolmalık biber, Tencere Devlet Hastanesine kaldırıldı. Köy muhtarı karpuzun verdiği bilgilere göre; olayda sekiz uzun namlulu Prasa üç göz yaşartıcı soğan ve patlamaya hazır beş kilogram Mısır ele geçirildi. Gelen bilgiler; Hıyarın, Yoğurdun saldırısına uğrayarak Cacık olduğu öğrenildi. Bu olaylardan, çok üzgün olduğumuzu bildiririz.


Alem-i Sır
 
YAZ - KIŞ!

Arkadaşı Temel'e, yeni aldığı termosu anlatır:
- Ha bu nesne kerçekten onemli bi şeydur da...Yazun ayrani buz kibi muhafaza edeyor. Kişun da çayi sicak saklayur.
Termosu evirip çevirip inceler Temel. Arkadaşına sorar
- Ha şuni anlayamadum da, habu alet ne zaman yaz, na zaman kiş olduğuni nerden anlayur?


SENİNİM

Hakim Temel'e sorar:
- Yüzüğü çalmadığını, yolda bulduğunu mu söylüyorsun?
- Evet hakim pey inanmazsenuz sahipine sorun.
- Sahibini tanıyorsun da, yüzüğü neden götürüp kendisine vermedin?
- Yuzuğun içinteki, ''Ebediyyen seninim!'' yazisini körünçe pen da vazkeçtum da!


(11)
TEMELİN ARABASI

Temel akşam eve geldiğinde oğluyla konuşuyor;
- Oğlum Dursun, araba dişarida yok göremedum oni!..Nerede araba, bir yere bırakmayasun oni bak çalinur falan, ne yaparuk!
- Yok baba oyle şeymi olur. O çok sağlam yerdedur, ona bir şey olmaz.
- Nerdedur da!
- Trafik polisinun parkinda!

Fıkra Yazarı
Alem-i Sır
******************************************************************
12)
OLA SİZ TAKUN MAKİME YİKAR ..!

Temel işyerinde ofisindeyken cep telefonunun birisi çalar, Temel onu açar.
- Alo!..Der ve konuşmaya başlar.
Onunla konuşurken diğer cep telefonu çalar.
- Alo!.Der ve konuşmaya başlar. Bir elinde bir cep telefonu, diğer elinde de öbür cep telefonuyla konuşurken bu sefer masa üstündeki telefon çalar. Temel çok sıkılmış bir vaziyette kulakla omuz arası sıkıştırarak cep telefonun birini, masa üstü telefonu eline alır ve onunla da konuşmaya başlar.
Temel inşaat yıkım ve yapım ayrıca çelik kapı ve plastik doğrama, çift cam işleriyle uğraşmaktadır.
Temele telefonun biride bir inşaatın yıkımları hakkında bilgi alışverişi yapılmaktadır. Diğer telefonda ise kapıların takılmaları hakkında bilgi veriliyor. Diğer üçüncü telefonda ise plastik doğrama ve cam işleri konuşulmaktadır. Hangisine ve nasıl cevap vereceğini Temel karıştırır.
İnşaat yıkımdan Temel’e gelen sorulara Temel de;
- Ola, oni deduğum kibi inşaati oylece yikun da! Der.
Bu sefer kapı takanlarda şaşırır.
- Ya Temel, madem yıkacaktık neden taktık bunları buraya! Derler.
Plastik doğrama cam işlerindekilerde;
- Yahu Temel neyi yıkacağız. İnşaata taktık camları, şimdide inşaatımı yıkalım. Ne diyorsun sen? Derler.
Temel’inde iyice tepesi atar ve derki;
- Ola ben size deduğum kibi; siz takun makine kelur yıkar inşaati. Herkes işini yapsun da!Der ve telefonları kapatır.
Herkes şaşırmıştır ne yapacağını. Sözde Temel yıkımcılara ayrı, kapı ve cam çerçevecilere ayrı, ayrı cevap verdiğini zanneder!

Fıkranın Yazarı
Alem-i Sır (

Not: Bu gerçekten ve aynen yaşanmış bir Karadenizli Trabzonlu bir “İnşaat Yıkım, Çelik Kapı, Plastik Doğrama ve Çift Cam İşleri” şirketi olan bir kişidir!
 
DAHAMİ İYİ OLACAKTİ!

Temel’in karısı, akşam annesini ziyaretten sonra evine gelir. Kocası Temel ile mutfak da
Konuşurlarken, Temele der ki;
- - Temel, bu akşam annemun evinde benum eski oruç borçlarum içun, kardeşumle yarun
- oruç tutmamuzı kararlaşturduk. Temel de karısına der ki;
- - Hanum senun bir oğlun yeni askerden geldi otekisi da yarun askere gidecek. Sen, şimdi sitres
- içindesun ve moralun bozuk. Sen, gel şimdiluk oruç tutma daha sonra tutarsun, der.
Temel bunları karısına anlatırken, karısı da lavaboya doğru yürümeye başlar.
Temel de, arkasından yürürken konuşmasını sürdürür ve sanar ki hanımı yan odaya doğru gidiyor.
Hâlbuki, hanımı tuvalete gitmiş ve içeriden kapıyı da, Temel arkasından gelirken kilitler. Temel bir anda şaşırır ve o içerde, Temel dışarıda kalır.
Az sonra karısı tuvaletten çıkar ve Temel ona der ki;
- Ola hanum ben senun ile konuşuyordum, sen beni dinlemedun tuvalete girup kapıyı kilitledun yüzume.
Karısı da Temele der ki;
- - Ola Temel, ben seni dinlerken altuma yapsaydum, daha mı iyi olacakti!..der.
- Temel de, haa..ihtiyaci varidi demek ondandı!..diye düşünür.
-
Fıkranın Yazarı
Alem-i Sır

(14)
UYANIK TEMEL!

Dursun, bir gün Temel’e der ki;
- - Ola Temel, sen uyanuk adamsun biluyumisun!
- Temel de, Dursuna der ki;
- - He biluyurum da, yoksa ben haşindi senun ile nasıl konuşacaktum haburada, ola Dursun!

Fıkranın Yazarı
Alem-i Sır

(15)

BURADAMI?

Dursun, Temel’in kapısını çalar. Temel’lin hanımı kapıyı açar.
- — Ola Dursun hoş kel dun! Der.
- — Hoş bulduk Fadime yenge.
— Temel burada mı? Diye sorar.
— Yok, burada değil. Der.
O arada Temel, odadan seslenir.
— Fadime! Kız kim dur o gelen?
Dursun, hemen Fadime’ye der ki;
— Fadime yenge, baksana habu Temel’un sesi dur, hani burada yoktu? Der.
—He onun sesi tabi ki, baksana o burada değil ki, o odada dur da!

Fıkranın Yazarı
Alem-i Sır
************************************************************************************************************
(16)
SENSUN DURSUN!

Dursun, Temel ile bir süre görüşemeyince merak eder ve ona telefon açar.
- - Alo! Temel senmisun ola, ben Dursun!
- - He ola, benum dursun ne oldi!
- - Ola, görüşemeyuruk uzun zamandur. Nerdesun, nasilsun, ne yaparsun Temel?
- - Yahu ne yapalum, çalişuyuruk; evden işe, işten eve gidup geluyuruk işte!
- - Ha! Oyle ya, doğridur. Peki, şimdi ne yapayursun?
- - Birisiyle konuşuyurum da!
- - O kimdur, önemli birisimidur?
- - Ola yok ya! İşte öyle siradan birisidur.
- - Ola kimdur, bak merak ettim da!
- - Ola sensun Dursun da!

Alem-i Sır
 
Alem-i Sır 'ın elimdeki eserleri bukadardı.

Konunun kilitlenmesini istemiştim ama kilitlenmemiş :)

İyi olmuş :p sadece onun yazıları olmasın onun içinde yazarım birşeyler arada :)
 
Zaman...
Onu gerçekten çok seviyorum
.
Acılar...
Bitiyor,elbet son buluyor sayesinde.
Gözyaşları...
Her kederin kah düşmüş,kah gizlenmiş namesinde...
Terk edilişler...
Mıknatıs gibi nakşedildi beynimde.
Gidişler...
Bencilcede olsa kedi için gider insan kendince...
Yakarışlar...
Kahkahalarım yüzümü gererken,onalr sadece kalbimde.
...:::SENİ ÖZLEDİM:::...
Özü sözü bir olan seni özledim...Yalan söylemeyen seni özledim...Beni sıcacık sevginle kuşatan seni özledim...Soğuk bakışları çok iyi tanıyan seni özledim...

Özledim kısacası.

Pitre
 
Biliyor musun...Bir kahvenin gerçektende 40 yıl hatrı varmış.
Her madrabatik insanla karşılaştığımda senle sohbetlerimiz aklıma geliyor.
Yoruldum...Çıkarları için,sırf karşısındaki insanı memnun etmek için yaşayan,onun kuklası olan insanları görmekten,onların hayal kırıklığına uğrayacaklarını önceden görmekten,en kötüsüde bendende kendileri gibi olmamı beklemelerinden...Hayatta sürekli aynı senaryoyu izlemekten çok yoruldum Mehmet abi.İsyan değil bu...Ufak bir burukluk diyeyim...Şimdi senin bir fincan kahvenle,muhabbet kuşunla,şiirlerinle kocaman bir mutluluk yaşayabilmeni çok daha iyi anlıyorum.
 
Yeşil...
Ne güzel bir renk,insan gördükçe dahada sarılmak istiyor hayata...
Güzel Karadeniz'in batı bölgesindeki son günüm...
Herşey çok güzeldi.İnsansızlığı,sessizliği havası herşeyiyle güzeldi evet.
Araba seslerinin olmadığı,yeşilliklerin kömür kokularının yer aldığı biryer pahabiçilemez gerçekten...Bu sabah kahvaltıda kuymak yedim.Senin kuymağın aklıma geldi...Tadı hala damağımda...Kahven...Muhabbet kuşun...Şirin,mutluluk dolu evin...Hayat gerçektende çok garip Mehmet abi...Zaman acımasız mı cömert mi onuda çözebilmiş değilim hala...Çözdüğüm birşey var ki oda insanların hayatı zorlaştırması.Hz.Mevlana'nın dediği gibi; ''Kanatlarımızla geldiğimiz dünyada sürünmek niye ?'' aynende öyle...Çıkarlar için süregelen ikiyüzlülüklere olan şahitliğim basit,naçizane bedenimi yordu biraz.Ufak bir kaçamak yaptım bende. :) 2 gün sonra 2 ay bitecek ölümünden.Ölümünü kabullenişimden daha doğrusu Ah tabii biyolojik ölümünden bahsediyorum.Psikolojik,manevi olarak köksaldın çınar gibi kalbime...Kışta değse gönlüme yepyeşil,gür kalacak yaprakların :)

M.S.
 
Özlemlerimiz vardır.
Öyle özlemlerdir ki nedenini bilemeyiz bazen.
Sadece tek bir güzel anının canlanması bile mutlu etmeye yeter bazen bizi,
Çevremizdeki herşeye, herkese ''iyiki varsın'' deyip sarılmak gelir içimizden.
Bize tek bir bakış bile atmamış olsa hayat,Ona bile ışıl ışıl gülmek gelir içimizden...

M.S.​
 
Seni Özledim. . .
Ne kadar kuru,sade bir söz gibi duruyor değil mi ?
İçimdekileride o sanal harflere taşıyabilseydim,
Forum kaldırır mıydı ? Bilemiyorum. . .

M.S.
 
Melodik bir hüznün,Duman gibi dağılışını izliyorum.
Yavaş yavaş üzerime sinişini...
Taa içimde hissediyorum.
Her nekadar canımı yaksada o hüznü çok seviyorum.
İçimde dolaşmasını..Seni hatırlatmasını...

M.S.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri