en alakasız şeyleri bulup alabilme yeteneğine sahip babam bir akşam eve dilek balonu almış olarak döndü. birkaç gün ne yapacak diye bekledim sonunda dayanamayıp sordum. köye gidince uçuracak, akrabaları da arayıp "la havada yanan bi şey uçuyo ehehe" diye trolleyecekti.
köye gittiğimizde, sessiz ve geç bi saatte dışarı çıktık, hazırlıkları yaptık, balonu uçurucaz ama kanadı kırık kuş misali bi türlü uçamıyo zavallı. askjsdsa babam heycanla "oğlum sal şunu evi yakacak at şunu" demesiyle terastan aşağı bıraktığım balon uçamadan evin önündeki annemin bahçesine çakıldı. içindeki zımbırtı da nasıl bi şeyse sönmüyo, balonu yakacak diye bahçeye atlayıp gecenin karanlığında nereye bastığımı - ama bayağı bi yerlere bastım asdjsfjg- görmeden balonu kurtardım. uçası yok ya ikinci denememizde de ağaca takıldı, bütün hayallerimiz kırık eve girdik.
sabah olduğunda müge anlının açık bırakıldığı salondaki kahvaltıya oturduğumuzda annem bayağı sinirli "o bahçeyi hanginiz çiğnedi, bütün biberlere basmış, mundar olmuş fideler" demesiyle içimdeki küçük döt korkusuyla babama söz hakkı vermeden "anne valla babam çiğnedi, balonu uçururken bahçeye çakıldı alırken bastı hep oralara" dedim. akdjasjaf
şimdi ben yaptım desem annem tüm gün başımın etini yiyecek. yalnız babamda en ufak bir ses yok, ulan adam desene oğlun yaptı, o uçurdu balonu oraya o çiğnedi oraları... ama çıt yok. yapmadığı şey için bütün gün annemin dırdırını çekti ve kesin içinden bi güzel bana sövdü ama işte o zaman baba olmanın ne demek olduğunu anladım. adsjdjaf
