Dinin bu kadar eleştiri almasının temel sebebi daha fazla toplumsallaşmak istemesi. Kendi başına birey olarak ele alındığında bir problem yok. Lakin bir toplam olarak, bir güç haline büründüğünde tartışmalar başlıyor. Burada sormak gerekir o halde;
Dinin toplumsallaşmaya çalışma sebebi nedir?
Gücü gerçekten insanın inanç ihtiyacından ve/veya inancını yaşama isteğinden mi alıyor ve kamusal alanda yayılmak istiyor, yoksa o yöne iten başka bir güç mü var?
Örneğin Roma imparatoru Konstantin bir din olarak Hristiyanlığı ülke çapında inanılacak din olarak seçmesinde kendisinin bu inanca yakın hissetmesi mi etkili(rivayete göre gördüğü bir rüya sonrası) yoksa ülkenin yönetilmesi konusunda halkın bu dini benimsemesiyle elinin daha fazla rahatlayacağı düşüncesi mi hakimdi?
****
Kapitalist üretim ilişkileri her daim haksızlıklara, krizlere ve şiddete gebedir. Sistemin devamlılığı için din en önemli metafordur. O nedenle dinci örgütlenmeler düzen içerisinde her zaman gelişme ve büyüme alanı bulur. Haberde konu olan Kenya’da da Türkiye’de de durumlar pek farklı değil. Bilgi sahibi değilim ama haberde konu olan tarikatın ve benzer yapıların altını kazıyalım desek, karşımıza yine aynı sonuç çıkacaktır. Sermaye sınıfı ve onun temsilcisi olan iktidarın destekleriyle palazlanmış gerici dini örgütlenmeler…