P
Phoibos
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ancak tüm bunlara rağmen Palahniuk'un su yüzüne çıkarmaya çalıştığı bu toplumsal kriz gerçeği, tüm düzenimizde derin ve sarsıcı etkiler yaratabilir. Tüm kayıtları incelemeli ve dökümünü çıkarmalıyız. En baştan itibaren her şeyini bilmeliyiz.
Arşivleri inceliyorum, kodları şöyle:
21 Şubat 1962'de, Amerika, Pasco-Washington'da bedenini kullanmaya başlamış. Yirmi yaşında gazetecilik okuluna girmiş. Dört yıl sonra okulu tamamlamış. Kısa bir süre yerel bir gazetede çalışmış. Bu sırada kamyon imalatı yapan bir fabrikamızda tamirci olarak çalışmış. Evsizler için düzenlediğimiz barınma projelerine gönüllü olarak katılmış. Zor durumdaki insanların hayata bakışları ve mücadele yöntemleri ilgisini çekmiş. Kendini farklı bir dünya ve bakış açısının içinde gerçek hissetmiş. Ölümcül derecede hasta insanların grup toplantılarına da katılmaya başlamış. Gönüllü olarak yaptığı bu işte kendisinin desteklediği bir hastanın ölmesi üzerine bu işi bırakmış. Görünen o ki, ölümün dinamikleri onu heyecanlandırmış ancak ölümle yüzyüze geldiğinde ve aslında gösterilen tüm çabaların sonunda boşa gittiğini gördüğünde buradan da ayrılmış.
Başarısız denemeler silsilesi. O zamanlar ne istediğini tam olarak kendi de bilmiyormuş, onu siteme dahil etmek için uygun bir zamanmış... Sonuçta bir insanı ne kadar severseniz sevin, kanı size doğru akmaya başladığında geri çekilirsiniz, öyle değil mi...
Dökümleri sıralamaya devam edelim;
1999'da Görünmez Canavarlar ve 2001'de Tıkanma adlı kitaplarıyla medya çağını, materyalizmi, tüketim kültürünü, hırs ve üstünlük duygusunu, güzellik idealini, iş dünyasını, artan yalnızlık ve yabancılaşmayı, şiddeti ve pornografiyi, şöhret açlığını, pop kültürünü, insanın ölümsüzlük arayışını ve yarı tanrıya dönüşme çabalarını sinik ve kara mizahi bir alaycılıkla, tuhaf kurguya sahip sivri bir dille, rahatsızlık veren bir atmosfer yaratarak aşağılıyor.
Temel olarak kullandığı karakterler genelde toplumun kenara ittiği, lüzumsuz saydığı ve kendilerine karşı yıkıcı bir saldırganlık gösteren stereotipler. anlatımda başa ve sona geçici sıçramalar yaparak şaşırtıcı bir anlatım kullanıyor, sınırlı sözcük dağarcığını tercih ederek ortalama bir bireyin konuşma kapasitesine hitap ediyor, ahlakı hor gören nükteler ve pop kültür yergileriyle toplumsal davranış bozukluklarını eleştiriyor. Ve dolambaçlı bir finalle etkiyi en yüksek dereceye sarsıcı bir darbeyle taşıyor.
Chuck Palahniuk bu isyankar ve keskin tavırlarıyla sistemimizde onulmaz yaralar açacağını düşünüyor ve dinamiklerimizi derinden yıpratacak eleştiri oklarını bize doğrultuyor. Ama insanların hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, yanılsamanın hüküm sürdüğü sistemimizde onlara iyi ve doğru olarak dayattıklarımızın tek gerçek olmadığını anlamaları ve kötü olduğunu söyleyerek onlardan uzak tuttuklarımızın farkına varmaları ve hür iradeleriyle tercihler yapmaları çok uzun zaman alacaktır.
Ve işleyen zaman bizim lehimize kozlar verecektir. Derinleşen bir inanç daha da derinleşmeye mahkumdur.
Chuck Palahniuk ahlaki saldırılarına devam etse de bu, sadece sistemin kendi açıklarını fark etmesine ve gelişim adına yeni tedbirler almasına sebep olacaktır. Sistem mükemmel kurulmuştur, insanların umutlarıyla beslenir ve insanların umutları hiç tükenmez...