Ama daha önce yapması gereken bir iş vardı. Zekasıyla zehirleyerek intiharın eşiğine getirdiği, hastalıklarına aşık Nietzsche'yi bu fikrinden caydırmalı, Alman felsefesinin öksüz kalmasını engellemeliydi. Ünlü psikiyatr Breuer'e giderek her şeyi anlattı. Genç kadından çok etkilenen Breuer, onunla işbirliği yapmaktan çekinmedi. Nietzsche ile bir araya gelecek, onu tedavi edecek ama konuşmaları arasında hiçbir şekilde Salome'nin ismi geçmeyecekti.
Salome ile Andreas 1886 Nisanında nişanlandılar. Sevdiği kadının nişanlandığını öğrendiği akşamüstü, Ree'nin yaşamının belki de en zor saatleriydi. Ree için Salome'nin nişanlanmasından daha kötü olansa, Salome'nin "ömür boyu arkadaş kalmalarını" önermesiydi. Aşık olduğu kadınla ömür boyu arkadaş kalmak... Ree sabah ilk trenle ayrıldı. Giderken yazdığı notta tek bir cümle vardı: "Merhametli ol, beni arama..."
Belki Salome evliliğinin asla cinsellikle tamamlanmayacağını söyleme cesaretini gösterebilseydi, başarısız aşık bu kadar üzülmeyecekti.
Salome, Andreas'la evlenmeden önce kocasına itaat etmemek konusunda kararlıydı. Bekaretini koruyacaktı ve yaşayacakları asla "cinsel bir evlilik" olmayacaktı. Evliliklerine iki ay kala Salome, bu düşüncelerini anlatmak istedi nişanlısına. Andreas onu dinlerken son derece sakin bir hareketle yerinden kalktı, masanın üzerindeki bıçağı aldı ve göğsüne sapladı. Andreas kurtuldu ama hiç kimse, bıçağı göğsüne saplayanın o olduğuna inanmadı.
Hastalıklı evlilik başlamıştı...
Salome ömür boyu evli kaldığı adamla hiç sevişmedi. Uyurken kendisine sahip olmaya çalıştığı için boğazına yapıştığı gece yarısı da aralarında bu konunun konuşulduğu son gün oldu. Ertesi sabah Salome alyansını çıkarırken sadece yataklarını değil, odalarını da ayırdılar.
Seksten uzak kalmaya kararlı görünen Salome, aynı yıllarda tükenmek bilmeyen entelektüel sevgililerinden birinden, Zemek'ten hamile kaldı. Evet, kadınlığını keşfetmişti. Ne var ki bu keşif sonucunda "kazayla" bedeninde hayat bulan bebek, yine bir "kaza" sonucu bir elma ağacından düştüğü gün yok olmuştu.
Belki karısının geçirdiği bu yarım kalan hamilelik değil ama Alman Yasama Meclisi üyelerinden Georg Lederbour'la yaşadıkları çıldırttı Andreas'ı. Karısı onu hem beğeniyor hem akıllı buluyor hem de kendisiyle yapmadığı bir şeyi yapıyordu. Onunla sevişiyordu. Gözü dönen Andreas ile Salome arasında bir gece yarısı şiddetli sahneler yaşandı. Salome evliliğini bitirmedi ama Paris, Viyana, Zürih ve Münih'e doğru uzun süren yolculuklara çıktı.
Savely isimli Rus doktorla Zürih'te bir dağ köyünde bir yıl geçirdikten sonra Münih'e gitti. Dini sorunlara yöneldiği dönemde yazdığı Yahudi İsa isimli makalesinden çok etkilenen ve kendisine duyduğu hayranlığı dile getiren mektuplar yazarak dikkatini çeken Alman şair Rilke'yle de burada tanıştı.
Kocası Andreas'ın da yanlarında bulunduğu Rusya seyahatini dört yıllık bir birliktelik izledi. Yaş konusunda işler artık tersine dönmüştü. Kendisinden on dört yaş gençti Rilke. Ama dördüncü yılın sonunda Rilke'den de sıkıldı Salome. Yine de alıştıra alıştıra kendisinden uzaklaştırdığı genç şairle ilişkisini hiçbir zaman kesmedi.
Hangi erkeğe hangi mesafede duracağını kendisi belirliyordu. İşte en son, mektuplarında duygularından söz açan Rilke'ye bahçesinden ve köpeğinden bahsederek genç şairi, büyük bir ustalıkla, incitmeden kendisinden uzak tutmayı başarmıştı. Sevgililikleri bittiğinde Rilke onu, her zaman kendisini onaylamasını beklediği annesinin yerine koymuş ve hayatı boyunca önemli kararlar alırken mutlaka ona danışmıştı.
Salome artık kendine sevgili olarak genç erkekleri seçiyordu. Ellilerini aştığında Bjenre otuz beş, Gebsattel yirmi sekiz, Tausk ise otuz üç yaşındaydı. Zihinsel ve fiziksel düşüşe neden olsa da yaşlılığı büyük bir olgunlukla karşılayan Salome, değişmemeye çalışma, genç kalma gibi çabaları anlamsız buluyordu. İnsanların hayatlarını yaşarken belli bir zamandan sonra durup, tıpkı sanatçılar gibi, kendilerini izlemelerinin uygun olacağını söylüyordu.
Salome'nin 1912 yılında Freud'la tanışması hayatının dönüm noktası oldu. Her çarşamba akşamı onun evindeki toplantılara katılarak psikanaliz konusundaki çalışmalarını ilerletti. Öyle ki iki yıl sonra evinde hasta kabul etmeye başlamıştı. Yaptığı işten öyle büyük bir keyif alıyordu ki maddi sorunlar baş gösterdiğinde bile kimi hastalarına ücretsiz müdahalede bulunuyor, bu arada gençliğinden beri üzerinden çıkarmadığı kürkünü de tamir etmeyi ihmal etmiyordu. Freud da psikanalizden bu kadar etkilenen kadını fevkalade büyüleyici bulmuş, konuşma yaparken eğer salonda o yoksa kendisini yalnız hissettiğini itiraf etmeye başlamıştı.
2. bölüm sonu.