Öncelikle merhaba.
21. münazaramız hayırlı olsun diyerek konuya gireyim.
Bana göre kent kavramı,köy kavramını kapsayan bir unsur.Bir kentin gelişmesi,büyümesi demek dolaylı olarak köylerinde gelişmesi demektir.
Profond arkadaşımız genel hatlarıyla endüstrileşmekten,makineleşmekten bahsetmiş.Ancak takdir edersiniz ki.Bir makine üretimi olsun,makine ya da endüstri mühendisliği konularında ki eğitimler olsun,bunların hepsi kentlerimizdeki fabrikalarda,üniversitelerde gerçekleşiyor.Bir Ziraatçi bir toprağın işlenişini,bakımını bilimsel yollarla bilip köylüye fazlasıyla destek olabilmektedir.
Ne yazık ki Kent kavramı köy kavramını kapsayamıyor, Kent yaşamının olanaklarından -yazının ilerleyen bölümlerinde senin de desteklediğin ifadelerle rahatlıkla söyleyebiliriz- ki köylere ulaştırabilmek nerdeyse hiç mümkün olamamaktadır.
Tarım makinaları, Ziraat eğitimi almış kişilerin köylüye ulaşımı ancak Köylere yapılacak kalkınma hamlesiyle mümkün olabilmekte,
Ancak köylere yapıalcak bir kalkınma hamlesiyle Tarım makinaları, Ziraat eğitimi almış kişilerin köylüye ulaşımı sağlanabilecektir, aksi halde kentlerde ki fabrikalarda üretilen tarım makineleri limanlarımızdan tarıma, köylüye, hayvancılığa değer vermeyi bilmiş ülkelere taşınmaya devam edecektir.
Keza bugün Erzurum'da 1 metreyi aşan karlardan zorluk çeken köy ahalisinin durumunu,oradaki zorlukları kentlerde kurulmuş medya şirketlerinin yaptığı araştırmalar sonucunda öğreniyoruz.Onların durumundan bihaber olsak tuzlama çalışmaları geç belki de hiç yapılamayabilirdi mesela.Onun dışında bir de sağlık konusuna değinmek istiyorum.Mardin'de bulunan bir köyü baz alalım.Burada bir insan ciddi bir hastalığa yakalandığında neden genellikle hekimler Ankara'ya ya da İstanbul'a gitmelerini tavsiye ediyor sizce? halbuki,Van'da da tıp fakültesi var,Erzurumda'da,Diyarbakır'da da var ve buralarda da hastaneler var neden ille İstanbul ya da Ankara? nedeni basit.Bu iki kentin kalkınmış olması.
Çok haklı olarak değindiğin gibi sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliği artmış olsa dahi nitelikli ve çözüme dönük sağlık hizmetleri ancak kalkınmış kentlerde sağlanabilmekte.
Türkiye Cumhuriyeti nin her bir yurttaşı hem sağlık hizmetlerini, hem bahsettiğin gibi ulaşım imkanlarını ülkenin her bir noktasında ulaşabilmeli...
Özellikle de Köylerimize.. Özellikle de bahsettiğin yollarını kapanıp tarım ürünlerini, hayvanlarını, ailesini unuttuğumuz köylerimize devletin olanca imkanlarıyla ulaşabilmeli, tarımı yeniden ekonomik hayatın merkezi haline getirip Dünyanın tarım için en elverişli topraklarında yeniden milyonlarca dönüm tarım arazisini ürünlerle buluşturmamız gerekmektedir..
Van Diyarbakır gibi kentler yeterince kalkınmış olsaydı, sağlık alanında ya da diğer sektörlerde o insanlar tee Ankara ya da İstanbul gibi tuzlu yerlere gideceklerine burunlarının dibindeki kentlere gidebilirdi.Siz de biliyorsunuz ki her insanın ekonomik durumu İstanbul'da ya da Ankara'da yaşamaya elverişli değil.Sosyolojik olarak ta çok zorlar. Düşünsenize köy yaşamına alışmış birinin aniden geçici süreliğine de olsa bir metropole yerleşmek durumunda kalması...Kişiyi yaşama alışkanlıkları açısından da zorlar bu.Velhasıl kentlerin zaten bir temeli var.Köylere baktığımızda su kaynaklarına göre belli bölgelerde ya da birbirine uzak yerlerde toplanmış evler,Küçük bir okul,tarlalar,araziler, ve varsa bir sağlık ocağı...
Oysa bir kente baktığımızda içinde hastanesi var,liseleri var,üniversitesi var.Temeli olan bir unsura kalkınma hususunda yatırım yapılsın ki,teknolojiyi daha yakından takip edip,Köylere de gereken yatırımı,desteği verebilelim.
Kentler bugün ki standartlarıyla hiçbir kalkınma planı olmaksızın çok rahat hayatlarını idame ettirebilir; peki sizin ifadenizde ki -koyulaştırdığım bölümleri yazınızın- şartlar altında yaşayan insanlar sizce daha ne kadar sürdürebilir yaşamlarını?
Kentler yeterince kalkınmadan köylere ne derece kalkınma hususunda yardım edilebilir ki? Kentlerde ki eğitim sistemleri olsun,iş sahası olsun bu ve bunun gibi sektörler ve içlerinde çalışanları olsun iyileştirilmeli evvela.İyileştirilmeli ki, köylerin yüksek hızda kalkınmasına katkı sağlayacak daha kaliteli sosyologlar,ziraatçiler,ekonomistler yetişsin.Köy Enstitülerini hatırlayın en basitinden.Burada köyde yaşayan insanlara eğitim veren kişiler kentlerde yetişmiş kimselerdi.
Teknolojik gelişmelerin, ulaşım imkanlarının, hayat standartlarının, yaşama dair hemen herşeyin sürekli kendini yenilediği; geliştiği bir dönemde Kentlerin yeterince gelişmesi noktasına neredeyse hiç ulaşılamayabilir..
Eğer tüm diğer şartları bir kenara bırakıp salt adları üzerinden bir sıralama yapacak olsak bile ki fevkalade eksik kalmış bir düşünce biçimi olurdu; Köylere yapılacak kalkınma hamlesi kısa sürede müthiş potansiyelleri sayesinde inanılmaz neticeler, geri dönüşler sağlar.. Yaşanan bu inanılmaz gelişim kısa sürede kentlerin zenginleşmesini sağlar ve beraberinde Köylerin ihtiyaç duyduğu 'sosyologlar, ziraatçiler, ekonomistler'i de yine köylerin içinden, o hayatın göğsünden kopup yetişen gençlerden sağlanacaktır ki buda verimliliğin kat be kat artması anlamına gelir..
Köy Enstitüleri sadece başlık olarak ta, içeriğine dair yapılacak her yorumla da Köylerin kalkınmasının nedenli önemli bir hamle olduğunun ispatlarından biridir.