18.Münazara : İnsan Mı Doğaya Hükmeder Doğa Mı İnsana?

R
  • Kullanıcı Restful
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Münazara
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Arkadaşım,
Bahsi Geçen Tüm Olayların Anası Doğa..

İnsan Aklı Sayesinde Doğaya Hükmedebildiğini Düşünür,
Sadece Düşünür..

İnsalar Düşünür, Araştırır, İcat Eder..
Doğanın Gizliliğini Çözer Aslında..

Yağmur Yağıyor Evet,
Su İhtiyacı Var Ne Yapmalı ?
Baraj Kuralım..

Efendim Napalım,
Rüzgar Gülü İle Daha Tasarruflu Elektirik Kullanalım..

Ana Kaynak Ne ?

Doğanın Hakimi Değil, Parçasıyız.

Sayın Kinyas,

Keşke münazara konumuz olan Doğa ve İnsan kavramlarının ne anlama geldiğine bir baksaydınız. En azından hem yanılgı içine düştüğünüzü görür hem de tartışmamızı ciddiye aldığınızı göstermiş olurdunuz.

Tartışmanın 4. sayfasındayız ve ben doğanın tanımını yapmak zorunda kalıyorum.

Sadece Google'a ''Doğa nedir?'' diye yazdığınızda karşınıza çıkan ilk 5 sitedeki tanımları sizlerle paylaşıyorum :

1-Doğa; kendini sürekli olarak yenileyen ve değiştiren, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlıkların hepsini kapsar. İnsani faktörler etkin değildir.(Viki)

2-İnsan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç... (nedirnedemek)

3-Doğa; İnsanın üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmadığı kendini sürekli olarak yenileyen ve değiştiren...(doğaevren)

4- İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. (doga.nedirogren)

5- insan etkinliğinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç (Turkcebilgi)

Anlayacağınız; insan doğanın parçası değildir!
Yada en azından bizim konumuz ekseni açısından değildir...

Evet, doğada su var, rüzgar var, toprak var vs... Eee ne olmuş. Var bunlar. Bunu inkar mı ettik sayın Kinyas? Zaten bunlardan soyut düşünemeyiz ki...

Söz konusu bunların olup olmaması değil, bunlardan korunabilmek ve dahası kullanabilmek ve kullanıyor da.

Günümüzde insanlar suya, toprağa nasıl hükmederim diye düşünmüyor, nasıl daha iyi ve daha verimli hükmederim diye düşünüyor...
 
Dünyada Şiddetli Yağışlar, Depremler,
Çığ Düşmeleri, Hortum, Yanardağlar, Toprak Kaymaları, Kuvvetli Rüzgarlar vb. Doğa Olayları Meydana Geliyor.

Bu Doğa Olayları Can ve Mal Kaybına Yol Açarsa Doğal Afet Olur.

Türkiye de En Çok Görülen Doğa Olayları Nerler ?
Deprem, Fırtına, Çığ, Heyelan, Sel Baskını, Dolu, Don ve Yıldırım Düşmesi....

İnsanlar Doğa Olaylarının Oluşmasını Engelleyemezler,
Alınacak Tedbirle Doğal Afete Dönüşmesi Engelleyebilirler.


Sahibi Olmadığımız Hiçbirşeye Hükmedemeyiz..!

Ve No Pasaran,
Kardeş, Karşında 5 Yaşında Çocuk Yok..

Karşı Tarafı Aşağılama Yerine Savunmanı Yap Lütfen..

Ben Fikrimi Dilediğim Gibi Beyan Ederim,
Katılmazsın Anlarım ama Saygı Beklerim...
 
Dünyada Şiddetli Yağışlar, Depremler,
Çığ Düşmeleri, Hortum, Yanardağlar, Toprak Kaymaları, Kuvvetli Rüzgarlar vb. Doğa Olayları Meydana Geliyor.

Bu Doğa Olayları Can ve Mal Kaybına Yol Açarsa Doğal Afet Olur.

Türkiye de En Çok Görülen Doğa Olayları Nerler ?
Deprem, Fırtına, Çığ, Heyelan, Sel Baskını, Dolu, Don ve Yıldırım Düşmesi....

İnsanlar Doğa Olaylarının Oluşmasını Engelleyemezler,
Alınacak Tedbirle Doğal Afete Dönüşmesi Engelleyebilirler.


Sahibi Olmadığımız Hiçbirşeye Hükmedemeyiz..!

Ve No Pasaran,
Kardeş, Karşında 5 Yaşında Çocuk Yok..

Karşı Tarafı Aşağılama Yerine Savunmanı Yap Lütfen..

Ben Fikrimi Dilediğim Gibi Beyan Ederim,
Katılmazsın Anlarım ama Saygı Beklerim...

Beni ''karşı tarafı küçümsüyor, aşağılıyor'' gibi kavramlarla itham etmek yerine yazdıklarıma cevap yazsaydınız daha iyi bir iş yapmış olurdunuz sayın Kinyas.

Siz düşüncenizi belirtmişsiniz. Muhakkak ki bu sizin düşünceniz. Çünkü yapmış olduğunuz doğa tanımı, dünyada geçen evrensel tanımla çelişiyor. Ve ben bunu teşhir ediyorum diye aşağılamış ve küçümsemiş olmuyorum. Teşhir etmek ile aşağılamak-küçümsemek arasında çok fazla mesafe vardır.

Aşağılamış ve küçümsemiş olduğum yönündeki fikir de size aittir. Tıpkı doğa tanımında yaptığınız yanlışlık gibi.

Evet, 5 sayfa oldu. Hala aynı sloganı atıyorsunuz. Dünyada deprem oluyor. Sel oluyor, yağmur oluyor, kar oluyor, çamur oluyor, tırşık oluyor... Eee oluyor?

Bakınız sayın Kinyas,

Doğa ve insan arasında diyalektik bir ilişki vardır.
Diyalektiği hemen açıklayayım : Zıtlıklar üzerinden yeni bir sentez yaratma işlemidir. 3 aşamadan oluşur.

Birinci aşamada ortada bir tez vardır.
İkinci aşamada bu teze karşı anti-tez sürülür.
Üçüncü ve son aşamada bir sentez ortaya çıkarılır.

Şimdi yukarıdaki söylemlerinizi diyalektik ile ele alalım.

Tez: Dünyada deprem var ve bu engellenemez. Can ve mal kaybı ortaya çıkar
Antitez: Depremler engellenemez ama önlemler alınabilir ve hiçbirşey olmamış gibi huşu bulabilir.
Sentez : Sağlam temelli yapılar yaparsanız ve yer katmanını düzgün bir şekilde incelerseniz herhangi bir kayıp ortaya çıkmaz.

Burada sentez bulunduğu koşullara göre kılık değiştirebilir ama özünü kaybetmez. Çünkü gücünü bilimsel verilerden alıyor. Ve benzeri diyalektik bağlamlar diğer afetler için de geçerlidir.

Münazara konusuna ilkel insanların-ilk insanların doğa karşısındaki mücadelesi ile başlamıştım. Ve biz bugünü ele alıyoruz. 200 bin yıl öncenin insanı ile bugünün insanı bir değildir ve arada teknolojik olarak büyük farklar vardır. Bunu şu yüzden söylüyorum. Yarının insanı ile bugünün insanı da bir olmayacaktır ve daha da ilerlenecek ve önlemler gelişecektir. Ve belki de bizim hayal edemeyeceğimiz bir noktaya gelip bunları bile engelleyeceğiz ve insanlık tarihini referans aldığımızda bu hiç de imkansız değil.
 
Doğa'dan Bahsediyoruz,
Tabiat'dan..
Ve Verdiğimiz Örnekler Takımım Adına Gayet Iyii..

Çünkü Biz Doğa ve İnsanı Baz Alıyoruz..

Konumuz Internet Teknolojisi Değil,
Konumuz Ders Verme Olayı da Değil..

Öncelikle Ben Takım Arkadaşlarım,
Henry Chinaski
Lilith*
Jesse James
Sizlere Teşekkür Ediyorum Konumuzun Dışına Çıkmadığınız İçin..

Dönelim Konumuza,

Ölünce Bile Toprağa Gömülüp,
Toprağa Karışan İnsan mı Doğaya Hükmedecek..
 

Yok öyle bir şey. Bunun ülkemizce örneği İzmit'tir. Öyle ki kent tarih boyunca depremlerden nasibini fazlası ile almıştır. Roma döneminde de şehir üç kez baştan kurulmuş, sonrasında bir deprem daha olup tamamen yıkılınca terk edilmiş mi? Evet. Bir de şimdi gidin bahse kente de insanların nasıl bir hüküm sürdüğünü görün. Değişik olur hem size de. .p

İzmitliler geçit yok, diyen doğaya geçtik işte, diyor efendim gidin yerinde keşfedin.İnsanlar doğa istemiyor diye oradaki güzelliklerden vazgeçmek istemiyor. Doyasıya sömürmek istiyor.


Doğanın neler yapabileceğini biliyoruz her birimiz bu sebeple önden alıyoruz önlemimizi, önceden bilinene karşı. Siz bir yöntem veya harekete hüküm değil derseniz hepimiz güleriz. Yapmayın.



Sizin bahsettiğiniz doğanın kendi kafasına göre takılma olayıdır. İnsanlar görür bilir ve bildikleri gibi devam ederler.

Bütün bu söyledikleriniz doğanın bilinçli, bilinçsiz her insanın baskısı altına girdiği gerçeğini değiştirmiyor.

Unutmayınız ki insan hakim olmak ister, her şeye. Hakim olmak da darmadağın etmek kadar dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmek de demektir. Doğa darmadağın edebilir fakat yok olanı yeniden biçimlendirip bir araya getiremez.
Hükümden bahsediyorsak bilmekten de bahsetmeliyiz. Hükmetmek en çok da bir konu, olay veya mekanı ayrıntılarıyla bilmek demektir. Bilmek, hükmetmek doğa değil, insan işidir. Dil bilgisi şart.


Öncelikle en sondan başlayacağım. Şu 'Dil bilgisi şart' kısmından.
O yüzden ilk önce hükmetmek kelimesinin sözlük anlamına bakalım.

TDK'ya göre Egemenliği altında bulundurmak demekmiş. İlk anlamı budur. Eğer bahsettiğiniz anlamını cümle içinde kullanacak olursak 'hakim şu karara hükmetti, veya biraz ders çalışmam gerektiğine hükmettim' deriz.
Burada ders çalışmaya karar vermiş olurum,dersler üzerinde bir hakimiyetim olmaz.
Biraz dil bilgisi. :p Ehehe.
Aslında mesajın bundan sonrasını yazmama lüzum bile kalmadı. Doğanın insan egemenliğinde olduğunu söyleyebilecek biri olduğunu sanmıyorum.

İlkokulda görülen sosyal bilgiler dersinin küçük bir kısmıyla yola devam ediyoruz ;
Yerleşmeyi etkileyen faktörlerden en önemlisi DOĞAL SEBEPLERdir.
Bitki örtüsü,iklim,denizler,buzullar,bataklıklar,kurak bölgeler,çöller ve yükseltiler.
İnsanlar bu bölgelere yerleşmekten kaçınırlar çünkü doğa HOOP GELEMEZSİN söylemini şartlarıyla yapmıştır.

Önlem almak egemenliği altına almak mıdır? Bunlar aynı şey midir? Ben yazın evimi basacak karıncalara önlem alabilirim ama bu karıncalar üzerinde hakimiyet kurduğum anlamına mı gelir? Hayır,sadece önlem alıp bu seferlik daha az sayıda girmesini sağlamış olurum sadece.


Konumuz insanın doğayı egemenliği altına alması,hükmetmesi,hakimi olması. Önlem alabiliyoruz ehehe,diyerek başta siz kendinize güldürüyorsunuz.
-Bakın ben de bazı yerleri kalın yazabiliyorum ehehe.-

İnsanın herşeye hakim olmak istemesi,olabildiği anlamına gelmez. Doğa,insan hakimiyetine giremeyecek kadar büyük ve kudretlidir. O yüzden kimin hakimiyeti altında olduğunu herkes içten içe bilir.

İnsanın,yok ettiği birşeyi yeniden biçimlendirip bir araya getirmesini hayretle izlemek isterim mesela son dere kuruduğunda,ormanlar yok olduğunda..


Ha bir de,o yanlarına yazdığınız 'güleriz,gezin size de değişiklik olur' tarzı laflar beni germiyor,gerenlere kullanırsanız boşa gitmez.



Bir üstte Kinyas arkadaşım da çok güzel bir noktaya değinmiş ; 'ölünce toprağa gömülüp,toprağa karışan insan mı doğaya hükmedecek?' demiş.
İnsan gücünün sınırlı olduğunu kabul edelim artık.
Topraktan gelip,toprağa giden bir canlının böylesine büyük birşeye hükmetme olasılığı yoktur.
Hüküm zaten tek bir varlığındır. İnsanın hükmetme gibi bir özelliği yoktur.
 
Doğa'dan Bahsediyoruz,
Tabiat'dan..
Ve Verdiğimiz Örnekler Takımım Adına Gayet Iyii..

Çünkü Biz Doğa ve İnsanı Baz Alıyoruz..

Konumuz Internet Teknolojisi Değil,
Konumuz Ders Verme Olayı da Değil..

Öncelikle Ben Takım Arkadaşlarım,
Henry Chinaski
Lilith*
Jesse James
Sizlere Teşekkür Ediyorum Konumuzun Dışına Çıkmadığınız İçin..

Dönelim Konumuza,

Ölünce Bile Toprağa Gömülüp,
Toprağa Karışan İnsan mı Doğaya Hükmedecek..

Birincisi; ilk ölü gömme bilinci 50bin yıl öncesi dayanmaktadır. Yani en az 200 bin yıl olduğu belirlenen insanlık tarihinin sadece bir bölümünde ölü gömme olmuştur.

İkincisi; ölülere uygulanan işlemler toplumdan topluma, inançtan inanca, kültürden kültüre göre değişir. Örneğin Eski Mısırlılar'da ölüyü mumyalamak vardır. Öldükten sonra ruhun tekrar geleceği ve bedene gireceği düşünülür. Veya Eski Anadolu uygarlıklarında ölüyü yakmak gibi... Günümüzde Hinduizm'de hala ölü yakılır ve dünyada 1 milyar hindu olduğu tahmin edilmekte.

Üçüncüsü, ölünün gömülmesi insan bilinciyle ve eliyle yapılır. Burada doğanın insana karşı bir üstünlüğü değil, tam tersi, insanın çıkarları doğrultusunda doğayı kullanması söz konusudur. Ölü gömmek diğer yöntemlere göre daha temiz, daha sessiz ve daha az maliyetli bir yöntemdir. Toplumların bir çoğu da bunu gözeterek bu işlemi yapmaya koyulmuştur.

Dolayısıyla söylemleriniz tutarlı değildir.
 

Yerleşmeyi etkileyen faktörlerden en önemlisi DOĞAL SEBEPLERdir.
Bitki örtüsü,iklim,denizler,buzullar,bataklıklar,kurak bölgeler,çöller ve yükseltiler. İnsanlar bu bölgelere yerleşmekten kaçınırlar çünkü doğa HOOP GELEMEZSİN söylemini şartlarıyla yapmıştır.
Buzullar önemli.Çok önemli. İnsan buzullara yerleşmeyi istemez. İsteyemez değil, istemez. Ahmak olanlar hariç.
Sebep? Yeryüzünün en kalabalık nüfuslarını besleyen alanlar buzullardan kaynaklanan akarsular tarafından beslenmektedir. Biri çıkıp da doğanın bu hizmetine dur diyorsa ahmaktır.

Sadece kullanılabilir su teminin dışında ekonomik faaliyetlerinin (endüstri, ulaşım vesarire) de temel su kaynağının yüksek dağlık alanlardan gelen erimiş sular oluşturduğu için buzulların hidrolojik sisteme katkılarını anlamak önemlidir.
Buzullar doğanın hükmetme biçimi değil aynı dünyayı paylaştığımız için önemlidir.
Buzullar, buz örtüsü su kuleleri konumunda ve kuru mevsimlerde su ihtiyacını karşılıyor. Bu su tarım, içme suyu ve enerji üretimi için gerekliyken yerleşmek bahsetmek mantık dışı.
Doğa hizmet ederken sana yerleşecek çok daha güzel ve fazla alan sunuyor.

Çöl evet oda doğanın sofrasında var. İyi ki.
Yerleşmeyi istemek yerine oradan beslenmek daha mantıklı olduğu için yerleşmiyor, devam ediyoruz faydalanmaya.

Doğanın bu hizmetinden nasıl faydalanır besleniyoruz? Aranızda Amasya elması sevmeyen var mı? Yok. Elmayı yerken, aslında güneşi çiğnediği, denizlerden yükselen bulutu içtiği, topraktan çamurlu su yudumladığı gerçeğini bilen insanlık inat etmek yerine faydasını sömürmeye devam eder. Mantıklı olan bu.

Balık sevmeyen var mı? Olmasın, faydası çok. Nedir faydası? Demir, kalsiyum, manganez, fosfor gibi birçok malzemeyle birlikte çöllerin sıcağında soğuğunda kavrulan çöl kumu. Çöle yerleşmiyor çöl kumu ile besleniyor, doğanın hizmetlerinden faydalanmaya devam ediyoruz. Etmeliyiz.
Diğerlerine de bilahare değineceğim.



Ben yazın evimi basacak karıncalara önlem alabilirim ama bu karıncalar üzerinde hakimiyet kurduğum anlamına mı gelir? Hayır,sadece önlem alıp bu seferlik daha az sayıda girmesini sağlamış olurum sadece.
Karıncaların daha az sayıda girmesi yerine tamamen bu sorunu ortadan kaldırabilirsin.
Eve dadanan karıncaları yok etmek için satılan özel karınca öldürücü ilaçları kullanabiliyor insanlar. Olmasın öyle.
Kırmızı biber, nane ve sirkeyi sevmezler, geçiş yollarına iliştiriverin.
Tıpkı arılarda olduğu gibi vücuduna bulaşan çiçek tozunu çiçekten çiçeğe taşıyarak bitkilerin üremesine yardım eden karıncalara kıymayın.


İnsanın her şeye hakim olmak istemesi,olabildiği anlamına gelmez. Doğa,insan hakimiyetine giremeyecek kadar büyük ve kudretlidir. O yüzden kimin hakimiyeti altında olduğunu herkes içten içe bilir.
İnsan kavramını birey olarak nitelendirdiğin için öyle görüyorsunuz.
Arpes arkadaşımızın kafalara vura vura ''İnsanlık'' derken doğru bir noktaya değindiğini görmenin üzüntüsü içerisindeyim şuan.

İnsanın,yok ettiği bir şeyi yeniden biçimlendirip bir araya getirmesini hayretle izlemek isterim mesela son dere kuruduğunda,ormanlar yok olduğunda.

Hüküm zaten tek bir varlığındır. İnsanın hükmetme gibi bir özelliği yoktur.

Çelişki. Burada bahsettiğiniz Tanrı, Allah. İnancınız üzere düşünürsek doğa donatılıyor, boşalanlar toplanıyor, kirlenenler temizleniyor, her bir malzeme kılı kırk yarar bir disiplin içerisinde yeniden yaratılıyor. Doğanın yaptığı bir şey yok yani Allah yaratıyor.

Yine sizin inancınıza göre sadece Allah hükmeder, insanın hükmetme özelliği yoktur, Böyle bakıldığında bütün tezlerimizi çürüttünüz.

Peki, doğa Allah'ın ortağı mıdır da insan hükmedemez iken doğa hükmediyor.
Tekrar yineleyeyim, çelişiyorsunuz.
 
Normalde size cevap vermemeyi planlıyordum ama bu bir istisna, bilginize.

8 kisilik bir tartisma ortamina giriyorsun, ve bunlardan birine, kapris yapiyorsun öyle mi?
Keske istisna yapmasaydin.
Bu münazara disinda seni kale almamam sebebiyle burada bana tavir koyup cevap vermeme gibi bir lüksün yok. Cocuk parki degil burasi. :)
Begenmediginiz tartismaci varsa ortamda orayi terketmelisiniz. (benim münazara disinda size uyguladigim gibi) Yada hic katilmamaliydiniz.
Yukarida alintiladigim konuyla alakasiz cümlene cevabimi verdikten sonra;

Ilk mesajimda verdigim örlneklerin ve arkadaslarimin verdigi örneklerin hala cürütülemedigini görüyorum.
Sizler hala dogaya müdahaleyi, dogaya hakimiyet olarak isimlendirmeye calisiyorsunuz.

Aradaki farki görün.


 
İnsan ırkının, içinde bulunduğu evrene evreni bırakın sadece şu gezegene hiçbir faydası yoktur hiçbir insan yaşamasa dünyada hayat çok daha güzel ve zengin bir şekilde devam edebilir...
insan ırkının tabiatı kirletmek, hayvan pupulasyonlarına zarar vermek hayvanların neslini tüketmek atmosferi delmek gibi tamamen zararlı hareketlerini bir kenara bırakın bunların hiçbirini yapmasa bile altıbuçuk milyarı geçen nüfusuyla yiyip içerek kaynakları eksiltmesi sonucunda dünyaya kazandırdığı tek bir şey var mıdır ? insanlıgın bugune kadar keydettiği gelişme inşa edilen uygarlık düzeyi ne olursa olsun insanın doğa karşısında caresiz kaldıgı anlar hala az değil ve böyle durumlarda doğanın tarih değişiminde belirleyici bir rol oynadıgı ap açık bellidir.. Ne zaman ki biz insanlar doğal afetlere karşı gelicez evet o zaman doğaya hükmetmiş olabileceğiz ama öyle bi durum yok ... Biz insanlar sahip olduğumuz doğayı şekillendirmeye çabalarken aşırı şekillendirmeler sonucu doğaya verdiğimiz zararlar bize geri dönmektedir.
nsan doğaya hakim olsaydı ilk yapacağı şey çürümeyi engellmek olurdu, böylece insanı üzen yaşlanma olayları olmazdı hastalıklar ortadan kalkardı diyede eklemek istiyorum
 
Oldu olacak yönetim konuyu doğal afetler mi daha güçlü yoksa insaoğlu mu diye değiştirsin, karşı tarafa handikap olur, içleri rahatlar.

Sizinle bazı şeyler paylaşmak istiyorum.

Oksijen Üreten İlk Sentetik İpek Yaprak Üretildi

Birkaç kaynaktan daha aynı haber:

Oksijen Üreten İlk Sentetik İpek Yaprak Üretildi

Dünyanın İlk Yapay Yaprağı Üretildi >> Sentetik yaprak uzay istasyonundaki astronotlara oksijen sağlayacak - Kozan Demircan | Kozan Demircan

Dünyanın, oksijen üreten ilk sentetik yaprağı üretildi.. - SpaceExplorer.TV


Eğer şurayı incelerseniz belki de insalığın en önemli buluşuna şahit olabilirsiniz, oksijen üretebilen ve %100 insan üretimi olan bir yaprak.

Not: İngilizce bilen arkadaşlar için makalenin orijinal metnine dair haberler:

The First Man-Made Biological Leaf Turns Light and Water Into Oxygen

Inventor Develops Synthetic "Leaf" That Produces Oxygen | IFLScience

Sonrasında:

İlk yapay organ nakli yapıldı -HABERTÜRK

Yapay damar üretildi - Tıp- ntvmsnbc.com

İskoç bilim insanları yapay organ üretti - CNN TÜRK

Yine orijinal kaynaklar için:

First Man-Made Organ Grown in Lab > ENGINEERING.com

Lab Created Thymus Gland is First Completely Functional Man-Made Organ

Transplant of world's first man-made organ - Telegraph

Could Growing Patient Stem Cells on a Synthetic Scaffold Slash Organ Transplant Waiting Lists? | MIT Technology Review



Şimdi bu "başarılı" olmuş çalışmalar bize gösteriyor ki konunun başından beri temcit pilavı gibi önümüze koyup durduğunuz "insan doğada kendine yaşam alanı oluşturamaz, insan doğaya karşı acizdir" teziniz çürüyeli takribi bir buçuk sene olmuş. İnsan eliyle oksijen üretilmesi, çalışır organların transfer edilebilmesi ve insan vücuduna adapte olabilmesi teknik olarak insanın doğaya üstün gelmesidir.

Doğamıza karşı çürüyen organların donör gerekmeksizin yapay olarak değiştirilebilmesi, ağaçların ürettiği oksijenin az gelmesi sonucu yapay oksijen üreticilerini üretebilmemiz bizim doğaya karşı hakimiyetimizin sadece fragmanıdır.

Sizin "doğa insana hükmeder" teziniz bundan 100 bin yıl önce bile dayanaksız iken şimdi bunu bir tez olarak ısrarla savunabiliyor olmanız gerçekten şaşırtıcı.

Ayrıca bir bilim-kurgu teziniz olan "o zaman yağmuru durdurun, ha!? ne oldu yapamaz mısınız" tarzındaki yaklaşımlarınıza karşı biz de madem doğa bize hükmediyor o göstersin hüküm sınırlarını dediğimizde buradan kaçıp görmezden geliyorsunuz.

hükmetmek sözlükteki anlamları
Türkçe - Türkçe sözlük hükmetmek anlamı

turkce to turkce anlamı Türkçe anlamı:
hükmetmek; (bir yeri) egemenliği altında bulundurmak, orada egemenlik kurmak; aklına esmek. (bir kimseye, topluluğa) sözünü geçirmek. düşünme ya da yargılama sonunda bir kanıya varmak, karar vermek.

Hükmetmek Sözlük Anlamları

hükmetmek - Vikisözlük

===Eylem çekimi===

Ico libri.png Anlamlar

[1] Egemenliği altında bulundurmak
[2] Düşünme veya yargılama sonunda bir kanıya varmak
[3] Aklına esmek

Bunlar hükmetmek sözcüğünün sözlük anlamları. Ama siz karşıdakine karşı çıkma hakkı dahi vermeksizin o şeyi yönlendirebiliyor yada maniple edebiliyorsanız bu hükmetmektir, çoğu insanın anladığı da budur bu kelimeden. Eğer siz çok kişiselleştirmeye girmek istiyorsanız ve doğayı somutlaştırma ve bir zamir altına bürümek istiyorsanız iş değişir.

Bir ülke düşünün, siz bu ülkenin kralısınız. Ülkenin her yerinde irili ufaklı karışıklıklar, savaşlar, isyanlar patlak veriyor. Siz halkınızı yok etmek istemediğiniz için önlemler alıyor ve telkinler, yasalar, fermanlar çıkartarak bu durumları engelleyebiliyor yada kayıpların önüne geçebiliyorsunuz ama farkındasınız ki hükmettiklerinizi yok ederseniz sizin hükmeden sıfatınızın da bir manası/anlamı kalmayacaktır. Bu durumda hükmeden siz misiniz, yoksa sorunlar mı size hükmediyor?

Sorunlar sonucu sorun çıkaranları yok eden mi yoksa sorunların nedenine inip sorunları yok eden bir kral mı size göre hükümdardır?
 

Buzullar önemli.Çok önemli. İnsan buzullara yerleşmeyi istemez. İsteyemez değil, istemez. Ahmak olanlar hariç.
Sebep? Yeryüzünün en kalabalık nüfuslarını besleyen alanlar buzullardan kaynaklanan akarsular tarafından beslenmektedir. Biri çıkıp da doğanın bu hizmetine dur diyorsa ahmaktır.

Sadece kullanılabilir su teminin dışında ekonomik faaliyetlerinin (endüstri, ulaşım vesarire) de temel su kaynağının yüksek dağlık alanlardan gelen erimiş sular oluşturduğu için buzulların hidrolojik sisteme katkılarını anlamak önemlidir.
Buzullar doğanın hükmetme biçimi değil aynı dünyayı paylaştığımız için önemlidir.
Buzullar, buz örtüsü su kuleleri konumunda ve kuru mevsimlerde su ihtiyacını karşılıyor. Bu su tarım, içme suyu ve enerji üretimi için gerekliyken yerleşmek bahsetmek mantık dışı.
Doğa hizmet ederken sana yerleşecek çok daha güzel ve fazla alan sunuyor.

Çöl evet oda doğanın sofrasında var. İyi ki.
Yerleşmeyi istemek yerine oradan beslenmek daha mantıklı olduğu için yerleşmiyor, devam ediyoruz faydalanmaya.

Doğanın bu hizmetinden nasıl faydalanır besleniyoruz? Aranızda Amasya elması sevmeyen var mı? Yok. Elmayı yerken, aslında güneşi çiğnediği, denizlerden yükselen bulutu içtiği, topraktan çamurlu su yudumladığı gerçeğini bilen insanlık inat etmek yerine faydasını sömürmeye devam eder. Mantıklı olan bu.

Balık sevmeyen var mı? Olmasın, faydası çok. Nedir faydası? Demir, kalsiyum, manganez, fosfor gibi birçok malzemeyle birlikte çöllerin sıcağında soğuğunda kavrulan çöl kumu. Çöle yerleşmiyor çöl kumu ile besleniyor, doğanın hizmetlerinden faydalanmaya devam ediyoruz. Etmeliyiz.
Diğerlerine de bilahare değineceğim.




Karıncaların daha az sayıda girmesi yerine tamamen bu sorunu ortadan kaldırabilirsin.
Eve dadanan karıncaları yok etmek için satılan özel karınca öldürücü ilaçları kullanabiliyor insanlar. Olmasın öyle.
Kırmızı biber, nane ve sirkeyi sevmezler, geçiş yollarına iliştiriverin.
Tıpkı arılarda olduğu gibi vücuduna bulaşan çiçek tozunu çiçekten çiçeğe taşıyarak bitkilerin üremesine yardım eden karıncalara kıymayın.


İnsan kavramını birey olarak nitelendirdiğin için öyle görüyorsunuz.
Arpes arkadaşımızın kafalara vura vura ''İnsanlık'' derken doğru bir noktaya değindiğini görmenin üzüntüsü içerisindeyim şuan.



Çelişki. Burada bahsettiğiniz Tanrı, Allah. İnancınız üzere düşünürsek doğa donatılıyor, boşalanlar toplanıyor, kirlenenler temizleniyor, her bir malzeme kılı kırk yarar bir disiplin içerisinde yeniden yaratılıyor. Doğanın yaptığı bir şey yok yani Allah yaratıyor.

Yine sizin inancınıza göre sadece Allah hükmeder, insanın hükmetme özelliği yoktur, Böyle bakıldığında bütün tezlerimizi çürüttünüz.

Peki, doğa Allah'ın ortağı mıdır da insan hükmedemez iken doğa hükmediyor.
Tekrar yineleyeyim, çelişiyorsunuz.

İnsanların doğanın hizmetlerinden 'faydalanıyor' olması bir hakimiyet sağladığı anlamına gelebilir mi? Bence gelmez,sizin de verdiğiniz örneklerde herhangi bir hakimiyet söz konusu değil zaten.

Doğa,insan üzerinde kıldığı hakimiyetle,insanı ona sunduklarıyla mutlu olmaya itmiştir. Balık yiyebilmek,ormanlara pikniğe gidip ; buz gibi derede karpuzumuzu soğutmak.. Bunlar doğanın bize sunduğu güzel hediyeler.

Evimi korusun diye bir köpek edindiğimde,onu beslemek benim görevimdir ama ona özel oyuncaklar ve kıyafetler almak ona verdiğim hediyelerdir.
Bunu bir örnek olarak düşünürsek ; doğa,insanlar üzerinde hakim olduğu için,onlara sayısız güzellikle hediyeler sunmaktadır. Zaten hakimiyet doğada olduğu için,insanlar bu hediyelerin güzellikleriyle mutlu olup,yetinmektedir.


Karıncalar basit bir örnekti. Karıncaları yok edebiliyorum. Peki depremi?
Peki sel basmasını? Toprak kaymasını?
Deprem için de keşke insanlar kırmızı biber,nane ve sirke kullanabilseler fakat olmuyor. Depremler oluyor,az veya çok ; bir zarar görüyoruz.


İnsan veya insanlık. İnsan derken tutup da bir kişi olarak zaten ele almıyorum fakat bir yaratıcıyı kabul eden herkes; insanlığın veya insanın O'na veya yarattıklarına karşı aciz olduğunu kabul eder.

Çelişki olduğu kanaatinde değilim. İnsanlığa veya herhangi bir insana hükmetme özelliği tanınmaz. Biz,ne kadar birşeylere hükmettiğimizi düşünürsek düşünelim,yapabildiğimiz sadece karşımızdaki bizden daha aciz şeyleri,bizden daha aciz oldukları için 'koruma altına almak'tır.

Benim inanç sistemimde benden çok daha güçlü,gücü herşeye yeten,herşeyi yaratan bir Tanrı vardır ; adına Tanrı veya Allah diyebilirsiniz,ne derseniz deyin ama bir 'ulu' vardır.

Doğa,Allah'ın gücünün yeryüzündeki yansımasıdır ve buradan yola çıkarak doğa,insanlık üzerinde hakimdir diyerek demek istediğim şudur ki ;
Doğaya karşı bile insan ne kadar aciz kaldığını görüp,anlamalı ve Tanrı'sının gücünün nelere yetebileceğini kavramalıdır.
Bu mantıktan bakarsanız,ne demek istediğimi ve aslında bir çelişki olmadığını anlayacaksınız.






Yalnız herkes önlem almayı,doğanın güzelliklerinden faydalanıyor olmayı 'hükmetmek' olarak gösteriyor.
Hükmetmek ; egemenliği altına almaktır.
Önlem almaktan vs. çıkıp,insanın doğayı egemenliği altına aldığını örnekleri görmek isterim.
 
Sevgili Arpes'in yapay oksijen üretimine dair söylemlerinin üzerine eklemek istediklerim var.

Bugün Almanya'nın Karbondioksit depoladığını biliyor muydunuz?

İnsanlık için en büyük tehditlerden biri olarak söylenen küresel ısınmanın en büyük tetikleyicisi olan, insan sağlığı üzerinde etkili olan sera gazlarına yönelik depolama teknolojisi geliştirdiğini?

Bakınız :

Aynı zamanda Avrupa’nın da ilk karbon dioksit depolama sahası ünvanına sahip Almanya’da bulunan karbondioksit depolama alanında gazın yeraltına pompalanması, 1 Temmuz’da başladı. Saha Berlin’in batısında Ketzin bölgesinde bulunuyor. Karbon dioksiti yeraltındaki kayaçların içine hapsedilerek depolanmasını amaçlayan bu karbondioksit sahası projesi Avrupa karbon dioksit yutağı (CO2SINK) projesinin de bir parçasını oluşturuyor. Bu çalışmayı yürüten Potsdam Ulusal Yerbilim Enstitüsü bu sahada 60.000 ton sera gazını, önümüzdeki iki yılı aşkın bir sürede, 600 m’den daha derindeki, tuzlu su içeren, gözenekli kayaçların içine pompalayacak.

Potsdam Ulusal Yerbilim Enstitü’nün bilim yöneticisi, Reinhard Huettl, “Etkili bir sera gazı olan karbon dioksitin depolanması, ‘karbon dioksit içeriği düşürülmüş’ enerji teknolojisinin geliştirilmesinde zaman kazanmak için iyi bir seçenek sunuyor.” şeklinde açıklama yaptı. Huettl’a göre Ketzin’deki bu karbondioksit depolama sahası, küresel ısınmaya sebebiyet veren gazla ilgili çalışmaların yürütüleceği “dünya çapında ilk ve tek laboratuvar” olacak. Huettl, karbon dioksitin yeraltında depolanmasının küresel ısınmayı yavaşlatabileceğini, bunun da bilim insanlarına alternatif enerji kaynaklarını geliştirme çabalarında zaman kazandıracağını belirtti.
 
İnsanların doğanın hizmetlerinden 'faydalanıyor' olması bir hakimiyet sağladığı anlamına gelebilir mi?

Kelimelere takıldığınız için doğru bir savunma yapamıyorsunuz.
İnsan biraz üzerine düşünse faydalanmanın hakimiyet gerektirdiği bilgisine ulaşır. Bu sebeple açıklamak gereksiz fakat ben yine de açacağım.
Şöyle ki İnsanlar doğal halde özgürce yaşarlarken, ne zamanki birisi
bir toprak parçasını çitle çevirip bu benim, dediği gün bozulma başladı. Uygar toplum bu şekilde kuruldu. Uygarlık, mülkiyet olgusuna bağlı olarak doğaya hükmetti. Mülkiyet de faydalanma, yararlanma anlamına gelir. Kelimelere takıldığınız için söylüyorum ki hak varsa hüküm de vardır.

Seni tenzih ederek söylüyorum ki ( zira senin söylemin ile savunmayı seçmeyeceğin bir şeyi savunuyor, olduğunu biliyorum.) hür yaşamak için doğmuş olan insanların damarlarında taşıdıkları hürriyet duygusunu söndürmeye, insanlığa köleliği sevdirmeye çalışan insan doğaya boyun eğer, eğilsin ister.


Doğa,insan üzerinde kıldığı hakimiyetle,insanı ona sunduklarıyla mutlu olmaya itmiştir. Balık yiyebilmek,ormanlara pikniğe gidip ; buz gibi derede karpuzumuzu soğutmak.. Bunlar doğanın bize sunduğu güzel hediyeler.
Kelime oyunu yapmışsın. Burada doğanın insana hakim olduğuna dair tek bir bilgi yok. Yerleşim alanını doğa belirleyerek hükmeder gibi bir düşünceniz de vardı sizin. Denizleri de örnek gösteriyordunuz. Yaşamın denizlerde ve suda başladığını, insan da dahil olmak üzere, tüm canlıların önce denizlerde yaşamış olup, karaya daha sonra çıkması gibi bir görüş vardır. Bir filozof insan türünün atalarının önce balıkların vücudunda doğmuş ve ancak yaşamlarını kendi başlarına sürdürebilecek bir olgunluğa eriştikten sonra karaya çıkmışlardır, der.

Evimi korusun diye bir köpek edindiğimde,onu beslemek benim görevimdir ama ona özel oyuncaklar ve kıyafetler almak ona verdiğim hediyelerdir.
Bunu bir örnek olarak düşünürsek ; doğa,insanlar üzerinde hakim olduğu için,onlara sayısız güzellikle hediyeler sunmaktadır. Zaten hakimiyet doğada olduğu için,insanlar bu hediyelerin güzellikleriyle mutlu olup,yetinmektedir.
İçselleştirmiyorsunuz bay Sertan. Keyfi olarak çitle çevirdiğim bir bahçem var. Alan küçük olduğu için pek bir görevim de yok. Yine keyfi olarak gözüme hitap etsin diye çiçek aldım ona, ekersem hediye olur, ekmezsem çöp. Hiç bakma, öyle örneğe, böyle örnek.
''Zaten hakimiyet doğada olduğu için'' derken de yine kelime oyunu yapmışsınız. Hakim olduğuna deliller sunmadan, gözü kapalı savunmuşsunuz bay Sertan.


Karıncalar basit bir örnekti. Karıncaları yok edebiliyorum. Peki depremi?
Peki sel basmasını? Toprak kaymasını?
Deprem için de keşke insanlar kırmızı biber,nane ve sirke kullanabilseler fakat olmuyor. Depremler oluyor,az veya çok ; bir zarar görüyoruz.
Karıncalar basit bir örnekti diyerek yapmış olduğum savunmayı doğru bulduğunuzu, yeni bir adım atmanız gerektiğini düşünmüş olmalısınız ki yine doğanın zararlarından bahsetmişsiniz. Olmuyor ama böyle. Şimdi size önemlerden bahsedeceğim siz yine baskı kuracaksınız bu bir hüküm değil diye zira size göre hükmetmek zarar vermektir. Size zarar vererek hükmedebilir miyim? Hayır.
Konuşulacak bir yanı kalmadı artık şu deprem, erozyon ve önlemlerinin. Benim içerlediğim ise sadece kelimeler ve kalıplar ile münazaraya devam edildiğini görmek. Erozyon, diyorsunuz iyi, güzel de bari altını doldurun. İnsanlığa nasıl zararları olduğundan da bahsedin ki insanlar bir ders çıkarabilsin, nasıl önlem alabileceklerini araştırsın da ortaya faydalı bilgiler çıksın. Zararlar önlemler, önlemler zararlar. Dar dardım da darılam da geldim gak guk.


İnsan veya insanlık. İnsan derken tutup da bir kişi olarak zaten ele almıyorum
O halde toprağa gömülen insan doğaya nasıl hükmedebilir de dememelisiniz. Dediniz. Tek bir insan ölüyor diye insanlık ölmüyor. İnsanlığın yok olacağı, düşüncesine dikkat çekmek istediyseniz şayet, doğa için de aynı şeyin geçerli olduğunu bilmeniz gerekir. Yok siz, insanın toprağa girmesine takılı kaldıysanız stv izlemeye ara vermelisiniz.

fakat bir yaratıcıyı kabul eden herkes; insanlığın veya insanın O'na veya yarattıklarına karşı aciz olduğunu kabul eder.
Çelişki. İnsan var. O, var. Yaratılanlar var. İnsan yaratılan bir şey değil o zaman? Şayet kelime oyunu yapmadıysanız ulu varlığınıza ihanet ettiniz, inanç kavramınızı gözden geçirin derim ben.

Çelişki olduğu kanaatinde değilim. İnsanlığa veya herhangi bir insana hükmetme özelliği tanınmaz. Biz,ne kadar birşeylere hükmettiğimizi düşünürsek düşünelim,yapabildiğimiz sadece karşımızdaki bizden daha aciz şeyleri,bizden daha aciz oldukları için 'koruma altına almak'tır.
Burada da kelime oyunu yapıyorsunuz.
Bizden daha aciz olduğunu kabul ettiğiniz şeyi bize hükmediyor şeklinde lanse ediyorsunuz.
Mantık dışı.

Benim inanç sistemimde benden çok daha güçlü,gücü herşeye yeten,herşeyi yaratan bir Tanrı vardır ; adına Tanrı veya Allah diyebilirsiniz,ne derseniz deyin ama bir 'ulu' vardır.

Doğa,Allah'ın gücünün yeryüzündeki yansımasıdır ve buradan yola çıkarak doğa,insanlık üzerinde hakimdir diyerek demek istediğim şudur ki ;
Doğaya karşı bile insan ne kadar aciz kaldığını görüp,anlamalı ve Tanrı'sının gücünün nelere yetebileceğini kavramalıdır.
Bu mantıktan bakarsanız,ne demek istediğimi ve aslında bir çelişki olmadığını anlayacaksınız.
Size çeliştiğinizi kendi cümlelerinizle anlatayım o halde.
yapabildiğimiz sadece karşımızdaki bizden daha aciz şeyleri,bizden daha aciz oldukları için 'koruma altına almak'tır.
Bunu siz söylediniz, karar verin, hangisi daha aciz. Bahse inanç ile doğa yerine insan koyulabilir. İnsan da bir yansımadır, diyebilir tam aksini savunabiliriz.


Yalnız herkes önlem almayı,doğanın güzelliklerinden faydalanıyor olmayı 'hükmetmek' olarak gösteriyor.
Hükmetmek ; egemenliği altına almaktır.
Önlem almaktan vs. çıkıp,insanın doğayı egemenliği altına aldığını örnekleri görmek isterim.
Olaya öyle bakarsak.
Özellikle deprem ile tutturmuş olduğunuz bir zarar meselesi var.
Hükmetmeyi siz açıklamışsınız zararı da ben açıklayayım.
Zarar; olumsuz, kötü sonuç.
Depremden selden çıkıp, Doğanın, insanı egemenliği altına aldığı örnekleri görmek isterim. (Aldığını demedim dikkat edilirse.)
 
Sayın Henry,

İlk argümanınızdan başlayalım isterseniz.

Diyorsunuz ki ; İnsanların doğanın hizmetlerinden 'faydalanıyor' olması bir hakimiyet sağladığı anlamına gelebilir mi? Bence gelmez,sizin de verdiğiniz örneklerde herhangi bir hakimiyet söz konusu değil zaten.
Doğa,insan üzerinde kıldığı hakimiyetle,insanı ona sunduklarıyla mutlu olmaya itmiştir. Balık yiyebilmek,ormanlara pikniğe gidip ; buz gibi derede karpuzumuzu soğutmak.. Bunlar doğanın bize sunduğu güzel hediyeler.

Diyorum ki ; Evet, bu argümanınız yanlıştır. Çünkü siz doğanın insana direkt karpuzu, armutu, meyveyi sebzeyi verdiğini zannediyorsunuz. Oysa bilime göre günümüzde bulunan sebze ve meyveler, insanlar tarafından seçildiği için, bugünkü tat, koku, renk ve boyutlara ulaşmıştır. Elma, armut gibi meyvelerin acıları, beğenilmeyen türleri, ekilmemiş ve beğenilen türleri korunmuştur. Mısır 5000 yıl önce 2-3 cm iken, insanlar tarafından devamlı irileri seçilerek ekildiği için bugünkü boyuta ulaşmıştır.

Diyorsunuz ki; Evimi korusun diye bir köpek edindiğimde,onu beslemek benim görevimdir ama ona özel oyuncaklar ve kıyafetler almak ona verdiğim hediyelerdir.
Bunu bir örnek olarak düşünürsek ; doğa,insanlar üzerinde hakim olduğu için,onlara sayısız güzellikle hediyeler sunmaktadır. Zaten hakimiyet doğada olduğu için,insanlar bu hediyelerin güzellikleriyle mutlu olup,yetinmektedir.

Diyorum ki; Sonuca göre neden değil, nedene göre sonuç üretmek gerekir sayın Henry. Doğa üstündür diye sonuç belirtiyorsunuz, nedenini köpek diye bir canlının var olmasına bağlıyorsunuz. Verdiğiniz bu örneğin, doğanın insana hakim olması ile bir alakası yoktur. Köpek diye bir canlının var olması ve diğer canlıların olması stabildir, sabit bir durumdur. Biz var olan olguları değiştiremeyiz. Bu olguların var olduğunu kabul ederek tartışıyoruz. Aksi halde tartışmamızın hiçbir anlamı kalmaz. Burada aslolan köpeğin, sizin bahsetmiş olduğunuz ''evimi korusun'' moduna gelmesidir. Köpek evinizi korusun diye doğa vermemiştir. İnsanlar zaman içerisinde evcilleştirmiştir. İlk köpeğin ortaya çıkışı onbinlerce yıl öncesine dayanırken, insanlar cilalı taş devrinde ilk defa köpeği evcilleştirmiş ve bugünkü konuma getirmiştir. Köpeği doğanın bir parçası olarak kabul ediyoruz ve dolayısıyla, burada da insanın doğayı kendi çıkarları doğrultasında yönettiği sonucuna varıyoruz.

Diyorsunuz ki; Karıncalar basit bir örnekti. Karıncaları yok edebiliyorum. Peki depremi?
Peki sel basmasını? Toprak kaymasını?
Deprem için de keşke insanlar kırmızı biber,nane ve sirke kullanabilseler fakat olmuyor. Depremler oluyor,az veya çok ; bir zarar görüyoruz.

Diyorum ki; gerçekten bu argümanınızdan sıkıldım. 6 sayfa mesaj oldu, hala aynı şeyler söyleniyor. Ve bu söyleminize birkaç defa cevap yazıldı. Bu sebeple bu argümanınıza cevap yazmayacağım. Konuyu takip edenler verilen cevapları zaten bilirler. Takip etmeyenler ise benim yazmış olduğum 43 numaralı mesajımı okuyabilir.

Evet, mesajınızın buralara kadar olan kısımları somut bazı kavramlar içerirken geri kalanı soyut kavramlar içermekte. İlahi gücün ne olduğunu ve doğa üzerinde ne yaptığını, nasıl bir işlevi olduğunu bu işe karıştırmak doğru bir yöntem değildir. Bunu şu yüzden söylüyorum; çünkü inanç sistemlerinde doğru baştan bellidir ve tartışmaya kapalıdır. Kaldı ki herkesin inancı kendinedir ve dolayısıyla doğrusu evrensel değil, kendi tabanına göre doğrudur. Biz ise burada daha genel, herkese hitap edebilecek bir tartışma yürütmeye çalışıyoruz. O sebeple bu yönteminiz tartışmamızın zeminini daraltacaktır ve bu da gerek biz gerekse de takipçiler açısından son derece sıkıcı olur.

Sonrasında diyorsunuz ki; Yalnız herkes önlem almayı,doğanın güzelliklerinden faydalanıyor olmayı 'hükmetmek' olarak gösteriyor.
Hükmetmek ; egemenliği altına almaktır.
Önlem almaktan vs. çıkıp,insanın doğayı egemenliği altına aldığını örnekleri görmek isterim.

Diyorum ki; Burada sizin önlem olarak atfettiğiniz şey sürekli tekerleme gibi söylediğiniz deprem, sel vs gibi olaylar. Her mesajınızda bunu ısrarla dile getiriyorsunuz. Oysa doğa gibi bir kavramı depreme, sele sıkıştırarak kendinize haksızlık ediyorsunuz. Doğa, depremden ve selden ötededir, daha geniştir. Yani keşke doğayı korumak bana kalmasaydı ama savunduğunuz kavrama bu kadar da haksızlık etmeyiniz lütfen.

Şahsen benim de mesleğim yer bilimi ile ilgilenen bir mühendislik dalı. Ve şunları söyleyebilirim ki; dünya oluşurken, herhangi bir canlı yokken de bunlar vardı. Söz konusu olan depremler, seller, heyelanlar, obruklar vs. jeolojide ''pangea'' adı verilen büyük kıta döneminden bu yana var olmuştur(dilerseniz ek olarak ''levha tektoniği'' kuramına da bakabilirsiniz). Yani bu saydığınız özellikler doğanın eli, kulağı, burnudur... Bizler doğanın eli, kulağı, burnu yoktur demiyoruz ki. Bunlar var. Doğa canlıdır. Bu şekilde nefes alır ve verir, tıpkı insan gibi. Nefes alıyor olması da sabittir. Bizler nefesini ölçer ve ne tepki vereceğini biliriz. Sizin söyleminiz de ‘’hadi o zaman doğanın nefes almasını engelle’’ gibi bir şey. Yada ‘’evet ateistler o zaman güneşin doğmasını engelleyin’’ demekle aynı zihniyet. Dolayısıyla bunlar doğanın insandan üstün olduğu anlamına gelmez. Ve insanların önlem almış olması, üstün olmadığı anlamına da... Doğal faktörler diye bir kavramdan ötürü insanlar mecbur kalır diye bir durum söz konusu değildir. Yapılmayacak şey yoktur. İnsan alüvyona da ev yapar, ıslak-killi zemine de… Bunlar sadece maliyet getirdiğinden ötürü yapılmıyor.

Örnek istemişsiniz insanın doğaya hükmetmesiyle ilgili… Sadece çevrenize bakın, bitkiler, hayvanlar vs. her biri doğanın birer parçası ve insanlar bunların her birini istediği gibi, çıkarı doğrultusunda kullanıyor. Ve daha önce söylemiştim. İnsanlar bugün doğaya nasıl hükmederim diye düşünmüyor. Daha verimli nasıl hükmederim diye düşünüyor…
 
Münazaranin son gününde kurallar geregi bir mesaj atmaliyim.

Doganin bize sunduklarini kopyalamamizin, depolamamizin, felaketlere karsi kendimizi korumaya calismamizin, dogaya hükmedebildigimiz anlaminda sunuldugunu, ve bunun israrla savunuldugunu okuduk.

Son olarak, Insanin dogaya birakin hükmetmeyi, Doganin hükmüne karsi nasil boyun egdigini kanitlayan birkac görsel ile Münazarayi benim acimdan sonlandiriyorum.

Hadi Durdurun Yanardaglari, Hortumlari.
Hükmedin dogaya,
bir hapsirik ile kalbi durabilen insanlar...

image.jpg



131980_japan_maerz_2011_tsunami_erdbeben_katastrophen.jpg


japan_katastrophe_schiff.jpg


11772472,9703711,highRes,1330905667.jpg


Vulkan.JPG

dogal-afet.jpg


43.jpg


Okuyanlara destekleyenlere cok tesekkürler.
 
Gerçekten sıkılmaya başladım artık. 22 mesajınızın 12 sinde deprem, sel, kasırga var deyip durdunuz.

Başka argümanınız yok mu sizin?

Sürekli aynı şeyleri biraz daha estetize ederek söyleyip duruyorsunuz.

Üstelik hepsine de cevap verildi. Gerek toplumlar tarihinden, gerek bilimsel yönden, gerek genel kültürden, gerekse de felsefeden...

Bu şekilde devam edecekseniz konuyu kapatalım, oylansın bitsin yada biz karşı tarafa geçelim. Zira gerçekten zevk vermiyor.

Buyrun o mesajlarınız :

Neden Depremler, Seller Oluyor, Küresel Isınmaya Neden Çözüm Bulamıyoruz ?
10 dakika süren Kasirga, Yagmur veya Dolu sebebiyle, gurur ve kibrinin yok oldugunu, ne yapacagini bilemeyen bir kobaya dönüsebildigini görmedik mi?
Insanin sahip oldugu tum teknoloji 'deprem' gibi bir doga olayi icin yetersiz kaliyor.
Ayrica insan dogaya hukmedebiliyor olsaydi olu sayisini azaltabilmekle ovunmez,o depremden tek bir olu bile cikmamasini saglayacak teknolojiye sahip olurdu.
Doğa insana ; burası deprem bölgesi,sen burada yaşayamazsın,sen buraya ev yapamazsın diyebilmektedir ve insan da çaresizce evini daha güvenli yerlere yapmaktadır.
Bir Kasirganin, depremin, firtinanin, sebebi insan mi?
Deprem makinasi yapildigini iddia edenlerdenmisin? (:
Depremler, firtinalar doganin kendini savunmasi degil, dogal bir olaydir.
En basit örnek herkesin verdiği gibi depremler insanlar depremler karsısında çok sağlam evler yapabilirler depremden belki korunabilirler ama kimse depremi önleyemez.
doğa insanlar için yaratılmış olsa bile doğanın deprem,çığ,sel vb. doğal afetlerin önlemini alsak bile onu önleyemeyiz hükmetmek demek onu engellemektir.
Dünyada Şiddetli Yağışlar, Depremler,
Çığ Düşmeleri, Hortum, Yanardağlar, Toprak Kaymaları, Kuvvetli Rüzgarlar vb. Doğa Olayları Meydana Geliyor.
Ne zaman ki biz insanlar doğal afetlere karşı gelicez evet o zaman doğaya hükmetmiş olabileceğiz ama öyle bi durum yok
Karıncalar basit bir örnekti. Karıncaları yok edebiliyorum. Peki depremi?
Peki sel basmasını? Toprak kaymasını?
Hadi Durdurun Yanardaglari, Hortumlari.
 
Garip Olan Ne ?
Doğa Dediğimizde Aklına Gelen Şeyler Neler ?

Bizim Verdiğimiz Örnekler Gayet Yerinde,
Doğa Olayları İle Alakalı..

Siz, İnsanın Doğa Üzerinde Önemli Düzeyde Hükmü Olan Bir Olay, Yada Kesit Sunarmısınız Bize..?

İnsanoğlu Hangi Doğa Olayına Hükmedebilmiş.
Şu, Şu, Şu Doğa Olayında İnsan Galiptir,
Çıkar Yolunu Bulmuştur Dermisin..
 
Garip Olan Ne ?
Doğa Dediğimizde Aklına Gelen Şeyler Neler ?

Bizim Verdiğimiz Örnekler Gayet Yerinde,
Doğa Olayları İle Alakalı..

Siz, İnsanın Doğa Üzerinde Önemli Düzeyde Hükmü Olan Bir Olay, Yada Kesit Sunarmısınız Bize..?

İnsanoğlu Hangi Doğa Olayına Hükmedebilmiş.
Şu, Şu, Şu Doğa Olayında İnsan Galiptir,
Çıkar Yolunu Bulmuştur Dermisin..

Doğa sadece afetlerden ibaret değil.Bizim tanımladığımız şekilde ''direniş''lerden.Doğayı bir de olağan hali ile ele alın yani.Münazara başından beri bir ton insan hükmü ve etkisi ile ilgili verdiğimiz örnekleri kaçırdı iseniz yapabileceğim bir şey yok.
 


Doğa sadece afetlerden ibaret değil.Bizim tanımladığımız şekilde ''direniş''lerden.Doğayı bir de olağan hali ile ele alın yani.Münazara başından beri bir ton insan hükmü ve etkisi ile ilgili verdiğimiz örnekleri kaçırdı iseniz yapabileceğim bir şey yok.

Yukarıda da Belirttim...

Bana, İnsanın Doğaya Hükmettiğine Dair Tek Bir Örnek Verir misin...
Biz Hangi Durumda Doğaya Meydan Okumuşuz ve O Meydan Okumadan Alnımızın Akı İle Çıkmışız.. ?
 
Garip Olan Ne ?
Doğa Dediğimizde Aklına Gelen Şeyler Neler ?

Bizim Verdiğimiz Örnekler Gayet Yerinde,
Doğa Olayları İle Alakalı..

Siz, İnsanın Doğa Üzerinde Önemli Düzeyde Hükmü Olan Bir Olay, Yada Kesit Sunarmısınız Bize..?

İnsanoğlu Hangi Doğa Olayına Hükmedebilmiş.
Şu, Şu, Şu Doğa Olayında İnsan Galiptir,
Çıkar Yolunu Bulmuştur Dermisin..

Evet biz kesit sunamadık, zaten ne bileyim sentetik insan üretimi organizmalar, yaprak, şehirleşme, toplumlaşma, karbon döngüsü dışında hemen hemen her döngüden kendini soyutlayarak yaşamına devam edebilme ve doğa döngüsüne karşı buna rağmen hayatta kalabilme doğaya karşı galibiyet değildi. Bizim sunduğumuz kesitler Mars ve Muz Cumhuriyeti ile ilgiliydi, haklısınız.


Not: Bir sizin mesajlarınızın ana temalarına bir de bizimkilere bakın, kimler kaç kere farklı konulardan bahsetmiş. Sizinkini hesaplamak kolay olacaktır, zorlanmayacağınızı düşünüyorum.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri