En eskisi üç yaşındayken. Ankara'da ssk bloklarına taşınmazdan önce ilk evimizin girişinde kocaman teras gibi bi bahçe vardı. Galiba bahar temizliği yapıyordu bizimkiler. Annem içeriyi temizliyor, babam da evin girişindeki o alanı yıkıyordu.
Çok tuvaletim geldiği için içeri girmek istiyorum, antreden geçmem gerekeceği için uçarak yapabilirim ancak. Bunu başaramayacağım için de valide izin vermiyor içeri girmeme. Ben de sinirlenip, terasa fıydırıyorum. Yarım saattir terası temizlemekle uğraşan peder beyin gözü dönüyor ve elindeki hortumu hafifçe bana savuruyor.
Sonrasını hatırlamıyorum. Çünkü dengemi kaybedip, kafamı merdivenlere çarpmışım. Yüzüm, gözüm, her yerim kan olmuş. Annem o yüzüstü kapanmış halimi görünce fenalık geçirmiş. Acilen teyzemleri, dedemleri, eril kuvvet kim varsa çağırmış. Bilincini nasıl kaybettiysen ağlamıyordun bile diye anlatır hatta aklına geldikçe.
Apar topar hastaneye götürmüşler. Annem inatla emniyetteki tanışlarıyla telefon görüşmesi yapıyor. Babam hakkında suç duyurusunda bulunacak. Teyzemin kocası da adliyede çalışıyor. Onun aracılığıyla da boşanma dilekçesi hazırlattırıyor bi yandan. Kafaya koymuş çocuğunu bu hale getiren adamdan boşanacak. Ama babam da öyle bir insan değil yani. Çok sakin, ılımlı bir adamdır; kavga, gürültüden hiç hoşlanmaz. Sonra sonra büyükler araya giriyor, halloluyor her şey.
Babamdan ilk ve son defa yediğim dayağın hikayesiydi bu. Sonra balkona, terasa işemeye devam ettim tabi. Dedem de bi ara 5 yaşındayken Alanya'daki evlerinin balkonuna işedim diye küfür falan etmişti. Kepez'deki evin de bahçesine, anneannemin çiçeklerinin üzerine sıçtım. Evet bunu da yaptım. Çocuğum lan, ne var?
-
Edit: Resim de buldum.
Aha da Kepez'deki o malum bahçe ve de anneannem. <3