*Yüreğim Yaslandı Yüreğine

Konu sahibi son olarak 1894 gün önce görüldü
Gecenin karanlığına yüreğimi asıp sana yazıyorum.
Yüreğimi sana kanatlandırıp seni düşlüyorum kırık dökük hayallerimde..
Uzakları aşındıran kelimelerimi satırlara serip seni soluyorum mürekkebimle.
Yine yokluğun düşüyor hecelerime,
yine yokluğun bir hançer gibi deliyor hücrelerimi..
Ne yapsam, ne etsem fayda etmiyor.
Sensizlikte kanayan dudaklarımı nehirlerde yıkasam da
silinir mi yokluğunun acılarını ?.
Zaman sanki hasretinde durmuş..
Herşey hasrete prangalı…

Şakaklarımdan akıyor hasretinin alazları.
Ayak uçlarıma düşen kangren geceyi kaldırıp yokluğunu yumrukluyorum
sıvasız duvarlarda.
Pervasızca yüzüme vuran yalnızlığın rüzgarları siliyor hasretinin
kanla karışık terini…
Olmuyor…Sensiz olmuyor işte.

Hasretinde sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim ..
Yutkunuyorum acının kanlı gözyaşlarını…
Yapamıyorum, ne yapsam uyutamıyorum sensizliğin suskun kelimelerini…
Ne zaman saçlarımı okşasa rüzgar, ılık nefesin biliyorum.
Ne zaman gecenin koynunu serinleten ılık bir meltem esse yüreğime doğru,
senin kokun diye ciğerlerimde soluyorum meltemleri.

Bir gelsen, karanlığı ezen yıldızları sayacağım birer birer..
Ne zaman seni düşünsem yıldızlar düşüyor saçlarına
Bir gelsen, yollarıma bir kez uğrasan gülümseyecek
umutsuzluğa boyanmış geleceğim .
Yokluk zindanı aşıp bir gelsen vuslatı giydireceğim ayazlara.

Ah bir uğrasan şehrime, seninle kır bahçesinde sıcak çaylarımızı yudumlarken
sevincimden simitlerimizin kırıntılarıyla yavru kuşları doyuracağım..
Ellerim ellerine değdiğinde avuç içlerimin terini bırakacağım
ılık meltemlerin koynuna …
Bir gelsen bir dokunsan yüreğime, hadi yoksa çıldıracağım.
 
açtım penceremi sonuna kadar
karanlık bir öncekinden çok
gittiğin günden beri bir ben
birde uykulardan arsız çocuk gibi uyandıran
sahipsiz aşkım
düşünmedin bitirirken
gitmekti yapabildiğin en iyi
şimdi
her gece boğazımda düğümlenen yokluğuna
avutamadığım aşkım ve bir de ben katılıyorum bir başıma
hadi çıkıp gelmen gitmen kadar kolay olmasada
bekliyoruz ansızın gelmeni
senden sonra odamda fazlalık
bir yokluğun bir de aşkın var ki
bırakacağım ardına kadar açık penceremi
usulca gelip alırsın belki
geride bıraktığın sahipsiz aşkımı
 
dur
artık dokunma yüreğime
yıkılmış yok olmuş bir virane o şimdi
yaktın kavurdun bırakıp giderken
küllenmedi daha halen yanmakta
yeniden
yeniden kalkamaz saramaz yaralarını
sen bile söndüremezsin ondaki yangını
tek sana açmıştım bitmez tükenmez sevmiştim
dur
tekrar giremezsin yüreğime
kapattım kapılarını senden sonra
küstürdüm aşka sevdaya
dayanamam bir başkasını severse senden sonra
ölümü beklemem o zaman
kendi elimle çıkarırım yüreğimi yerinden
giderken son sözündü
bitti
dönmem bir daha geri
neydi seni benden alan
şimdi
nedir seni bana geri getiren
yok boşver
açıklama istemem
gittin
bitti
dönüş yok
artık kalbimde ne sana
ne aşka
ne de sevdaya yer yok
 
aşka ağlıyorum bu gece

Anlamaya çalışırken insanları
Şaşkın bakışlara saklanıyor
Karanlıklar ardına bırakılıyor sözler
Isıtmıyor artık yürekleri
Nerde kaldı eski sevdalar

Gel uzat ellerini
Öğretelim aşkı sevgiyi
Ziyan etmek yerine geçen günleri
Yeniden yeni baştan yazalım hikayemizi
Ağlama sil gözyaşlarını
Şiirlere sakla sağanaklarını
Lanetle anmak yerine adımı
Anlat herkese uzaklarda ki seni seven kadını
Rüya olsun isterdim yaşananlar
Işığını verince güneş biter benim için hayat
 
sessizliğin tarifini yapabilirmisin
yalnızlık deme sakın
anlatabilirmisin geceyi
karanlık deme sakın
ben anlatayım sana sessiz kalmayı geceyi
dört duvar arasında yaşarken duyduğun tek ses
saatin tiktaklarıdır
göremediğin ama hissettiğin bir ruh vardır yanında
ellerini tutamadığın
gözlerine bakıp seni seviyorum diyemediğin
bir kara gölgedir o
her gece ayın yansımasında gelen
paylaşırken zamanı gece ve gölgelerle
o hayal aydınlatır karanlıktaki yüreğini
tatmadığın duygulara hapsolmuşsundur
yaşamaksa bu duyguları sevda
nerde olduğun önemli mi ey sevgili
bak demir parmaklıklar ardına hapsettiğin bu beden
sen olmadan da özgürce yaşıyor seni
karanlıklar içindeki ışıktan bedeninle
sabahlara varıyor hep yeni bir umutla
ve her güneş doğduğunda arkandan bakarken
doyamadığı,gerçekliğine inanamadığı
bir aşkla daha çok büyüterek sensiz sevdasını
tekrar geleceğinden emin bekliyor bir sonra ki geceyi
sensizliğin tarifi yok ki
seninle dolu olan dünyada sessiz kalmak denir buna
hayalinle aydınlattığım bir odada
dopdolu yaşıyorum aşkı sevdayı ve seni
 
senden ayrı geçen bir günün daha
sabahında seninle doluyum yar
her yerden bir sen çıkıyor umutla birlikte
aşkına sarılmışım bitmeyen bir güçle
uzaktasın dönülmeyen yerlerde
ne kaldı senden geriye koskoca yalnızlıktan başka
içim acırken yokluğunda böyle
seni sevmeyi seni yaşatmayı kolay mı sanıyorsun
yalnızlığı yırtarcasına attım bir kenara
sensizliği salıverdim uçurumlara
bir çığlık ki bu ne sen duyuyorsun
ne de hayat
bir benim söyleyip bir benim yaşadığım
kimsenin anlamadığı görmediği bitmeyen sevda bu
 
MAVİ bir gecede düşmüştü sevdan yüreğime
MAVİydi aşk MAVİydi umut MAVİydi özgürlük
sen MAVİyi almıştın bedenine ben beyazı
özgürce uçmak için senin içinde
kanat takıp yüreğime bıraktım senin MAVİ ne
alıp götürdün bilinmez duyguların denizine
bir baktım ki
yürüdüğüm yol MAVİ
soluduğum hava MAVİ
kokladığım çiçek MAVİ
ben seni ararken MAVİ nin içinde
MAVİ bir dünya yaratmışım hayalimde
gözlerimi açtığımdaysa yeni doğan güne
bir MAVİ kalmış bir de ben
sevda ateşinle yanarken özlemle seni bekleyen
 
Gidiyorum
Bu kutlu sevdayı yüreğime sarıp
Zemheriler kuşanarak

Gidiyorum
Sökülmüş gülmelerim kanasın dudaklarında
Yüreğim yüreğinde sürgün kalsın

Attığım her adımda daha bir üşüyorum
Her adımda daha bir kanıyor yerin kalbi
Her adımda daha çok ölüyorum

Gidiyorum
Puslu sabahlar tenhasına

Suratımda ki izine inat dudaklarının
Eylüller öfkesini ellerime alarak
Gözyaşı hatırına

Şakağımdan sızan kana ant olsun
Ölüm bir uğrak köşe başı

Canımı kattığım cana ant olsun

Solmuş bir tebessüm ufukta
Siyah beyaz resimler yollara serpilmiş
Gidiyorum
Çığlıklar barındırarak suskunluğumda

Attığım her adımda daha bir inliyor zaman
Her adımda daha bir yanıyorum
Her adımda zehir dolu bir tas
Her adımda daha çok kanıyorum

Çiy düşmüş sokaklar üşüşür üzerime
Kaldırımlar paramparça

Gidiyorum
Yokluğunu ömrüme dolayıp
Sevda bir intihar vuslatına

Bahar değmeden gözlerime gidiyorum
Bahar değmeden yüreğime
Gidiyorum…
 
içimden çığlık atarak susuyorum
susuyorum
içimde o kadar özelsin ki
o kadar dokunulmazsın ki
sana susuyorum

yüreğim susmayı öğreniyor
duyduğum çığlığın yankısı
hiç bitmiyor
o hiç susmayacak
bana haykıracak, bağıracak
sadece bana yar
bana
ve bir gülümseme düşücek
yalnızlığıma
senden yana
 
tumblr_mo574jkeGW1rickkyo1_1280.jpg
 
şimdi saat yokluğunun esiri, uykularım firari..
notalar küskün, dizeler isyanda gönül telimde.
ardına kadar açık hasret kapım.
bozuk göz vanalarım,
karalar giyinmiş bembeyaz duygularım.
belkiler, keşkler zikir misali dilimde,
vurur inceden inceye gizliden, gizliye kalp ağrılarım.
ciğaram tüter nefes, nefes dudaklarımda,
yalnızlık kokar buram buram hücrelerimde,
yoksun kahrolası gecelerimde,
yoksun güneşin getirdiklerine...
ve ben sana mahkum ben sana muhtaç.
şimdi saat zemheri üşür sol yanım,
dökülür bulut, bulut tende canım,
savrulur yaprak, yaprak hicranım.
sana yazılı sensiz her yarınım...
ölümdür üstüne çektiğim acılarımın,
zulümdür merhem diye üstüne sürdüğüm yaralarımın.
ilmik, ilmik çözülüyor dirhem dirhem azalıyor hayat safalarım.
ve ben sana tutsak sen bana yasak...
 
Bu GeCe EN HüZüNLü ŞiiRi YaZaBiLiRiM

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim:
gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar,

masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu,
o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında

Sevdi beni o
ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.

Yokluğunu düşünüp,
yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden,
sevgim onu tutamadıysa.
Gece yıldız içinde,

o yoldaş değil bana
Hepsi bu.
uzaklarda şarkı söylüyor biri.

Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu,
yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur.
öpmemden önceki gibi.
O ses,
ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla

Artık sevmiyorum ya
severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü

Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Belki bana verdiği son acıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona
 
TuTKi Bu GeCe

Tut ki bu gece
en hüzünlü şiirleri yazabilirim
sis basmış,yıldızlar mavi
gökyüzü siyah ceketini giymiş sanki
sokaklar biçare kalmış,ıssız karanlığa kanabilirim
evde, camlara vuran rüzgarın korkunç sesi
köpeklerin havlamasından ürküyor olabilirim

caddede çınlayan üç dört ayak sesi
üç dört adım da kahkaha sesi
limanına demirleyen en son balıkçı teknesi de gitti mi
kapkara gecelerde başlar şiirlerim
acılar hecelere
hüzünler mısralara dökülür...

tut ki bu gece
yalın ayak bir zemherideyim, öfkem son haddinde
mevsimlerden,en soğuk en fırtınalı,üşüdüğüm bir gece
gözlerimden dökülmeyen yaşlarımı salıveriyorum dizelerime
şuursuz düşüncelerimin içinde
dinmek bilmeyen,kayıp giden satırları yazabilirim

tut ki bu gece
şiirlerimin sahile vurduğu gece
vuslat için ant içtiğimiz bu limanı terk edebilirim
lodosunda kürek çektiğim denizimde boğulabilirim
bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
bu gece beni sevmene de hiç ihtiyacım yok diyebilirim

tut ki bu gece
bütün şiirlerimi üst üste zımbalayabilirim
hedef tahtası gibi tam onikiden vurabilirim
ben seni hiç sevmedim
bana ait ne varsa ver diyebilirim

tut ki bu gece
bunlar,hüzünlü şiirlerimin öfkesi
öfkem arttı,yüreğim acıdı
belki de kalemimin acı sesi

tut ki bu gece
bütün şiirlerimi sevebilirim bile
aydınlık bir gece bulabilirim seninle
öfkelerimi hüzünlerime harmanlayıp
içime dolar sesin,ruhumu ısıtır nefesin
hüzünleri bile bölüşebilirim seninle
gecem hasretinle şımarır,sevginle varlığımı tamamlarım
karanlık utanır
tüm renkli elbiselerimi giyer sabahı bekler
hep onu beklerim...
hüzünlerim bile onunla daha güzel diyebilirim...

tut ki
bu dizeleri hiç yazmamış farzedip buruşturup atabilirim de
yakabilirim de
idamlık hecelerime asabilirim de..

bu gece seni ...bu kin ve öfkeyle
hiç YAŞANMAMIŞ sayabilirimde...
işte bu gece...sırf bu gece sana inat
ÖLEBİLİRİMDE...!!!
 
~Ne Çıkar~

Tut ki gecenin
Alacakaranlığında düşlemişim seni
Tut ki, rüyalarımı bölmüşsün ne çıkar?
Ne çıkar gündüzlerin selamsız aşkına,
Geceleri kefen biçsen
Bir anlık hırsla,
Her şeyi yıkıp geçsen, ne çıkar

Tut ki bundan böyle unutmuşum seni
Tut ki artık çalan parçalarda ismin geçmesin
Tut ki yazılan şiirler, seni anmasın,
Varsın eller de unuttu desin
Ben seviyorum ya seni,
Sen sevmesen, ne çıkar
 
sensiz4copyne5.jpg


AŞK'A İNANCIMI KAYBETTİM..HÜKÜMSÜZDÜR..!!!

anladım ki insanlar yanıla bilirmiş ..hem de öyle böyle değil..
ve sanırım kendilerine bir hayal dünyası kurup onun başına ,
en tepeye birilerini koyabilirlermiş,o çok özel,o çok değerli,
o herşey olabilirmiş...
ama öyle bir an da gelirmiş ki..?
biraz gözlem ve dikkatle kendi kendine neler yaratığını açık gözle görebilirmişin,
tüm oyalamaları,tüm baştan savmaları,tüm vurdum duymazlıkları
an be an izleyebilirmişsin şaşkınlık içinde....

bence artık ,kendine bir cimdik atıp,hayal dünyasından çıkıp,
yarattığın ve kendi başına yaşanan tüm duyguları,
kimseye zorla empoze etmeden,ufak ufak çuvala doldurup,
içinde yaşadığın o koca boşluğa savurma zamanı şimdi..
ve artık şunu diyebilirim ki... ?

AŞK denen şey herkesle yaşanmıyor,ama ilişki herkesin gerçek dünyasına
kabul ettiği bir olgu..
AŞK yokmuş bunu anladım sonunda..
kimse bu arenada kendini ortaya atıp savaşmasın duygularıyla,
çünkü !!!
gereksiz yıpranışlar,
gereksiz duygusal boğuşmalar
ve gereksiz bir sen olup kalırsın
öylece ortada boylu boyunca...

çok üzgünüm ve yüreğimden sonsuz özür diliyorum...
oyuncak yaptığım için onu bu saflarda..
yaralarını sarmam zaman alıcak belki,belkide hiç geçmeyecek?

ama sonunda anladığım ,serde AŞK hatta sevgi bile yokmuş...
geç farkına vardığım ve bildiğim tek gerçek..
 
2cz518w.jpg


Sanırım büyüdük..
acı sevda büyütüyormuş seni gözünün yaşına bakmadan.
acı sevdayla yüzleşince öğrendim.
hayat her yerinden bir parça koparıp saklıyormuş en karanlık köşelere
sonra o köşelere en kötü kabuslarını yerleştiriyormuş meğer
senden çaldığı parçaları o kabuslar saklıyormuş..
aramıyorum artık yitip giden parçalarımı...
dediğin gibi aynaya bakıyoruz hergece biraz yorgunuz,
büyümekten olsa gerek..
oysa ben hiç büyümek istememiştim.
gözyaşlarım kanayan dizlerine akmalıydı acıyan yüreğime değil.
sevdiğim adamın dizinde uyuyan bir çocuk olmak istedim hep.
o gitti ben şimdi büyüdüm işte..
 
01xx5.jpg


`Gülmeyi yeni öğrenen bir çocuk gibi acemiyim..
Sana anlatacak doğru dürüst bir gerçek,
ya da avutacak kadar güzel bir yalan bulamıyorum..
Sadece hayatımda bir kaç kez görmüş
ve unutamamış olabilirim..
Sadece seni sevmiş olabilirim..
/Aşk senin kadehinde bakışımı geçerken anladım..
Camdan bulutlar altında yattığımızı..
yağmur yağarsa ölebileceğimizi..`
 
427mjpg.gif


Toprak kokusu-çocukluğunu hatırlatan.
Toprak tadı-daha önce hiç tatmadığı. Kan kokusu-ölümü hatırlatan.
Kan tadı-midesinin kaldıramadığı.
Büyük bir aşk- kalbini durduran. Ve AŞK a ihanet-aklının alamadığı.

Takılıp kaldığı, bakmaktan kendini alamadığı o gözlerdeydi hayat.
Ömrü boyunca orda durup öylece ‘hayat’a bakabilmeyi isterdi;fazlasını değil.
Aza alışmıştı. Küçük şeylerle mutlu olma konusunda da iyiydi.
Dünyanın 8. Harikası olmaya aday, ‘hayat’ saçan gözlere, ‘mutluluk’ kokan
tene sahip olanın onu sevebilmesini beklemiyordu.
Hayatının mucizesi gerçekleşene kadar…

Bir şekilde değmişti o gözler gözlerine ve karışmıştı kokusu kokusuna.
Bir çift hayat saçan gözle karışan bir çift ölüm saçan kahverengi göz
ve mutluluk kokan tene karışan hüzün kokan ten.
Olabildiğince mutlu olan kadın ve olabildiğince mutlu görünen erkek.
Karışmıştı birbirine bu iki yaşam…

Hep eksik hissetti kadın kendini.
Daha fazlası olmaya çalıştı.
Daha güzel, daha zeki, daha alımlı, daha ‘o’ olmaya çalıştı hep.
Daha çok sevdi, aşık oldu, hayran oldu, taptı.
Ve hep daha az gördü sevmelerinin karşılığını…

Aslında hikaye hiç de kadının yaşadığı gibi değildi.
Ama kadın görmedi bunları.
Aşık oldukça kör de oldu.
Ve her seferinde örttü üstünü erkeğin hatalarının.
Her seferinde mırıldandı:’Sana aşığım.’

Toprak tadı, kan tadı ve artık gerçeğin tadı.
Teker teker kaldırdığı örtülerin altından çıkan hataların tadı.
Toprak kokusu, kan kokusu ve ‘mutluluk’ kokusu yanağında kalan
erkeğin tokadıyla gelen. ‘Aşk mı?’ diye mırıldandı kadın.
Ve ilk defa kendi tadını aldı kendi kokusuna bulanan.

hazan6180ox4.gif
 
Geri