Gecenin karanlığına yüreğimi asıp sana yazıyorum.
Yüreğimi sana kanatlandırıp seni düşlüyorum kırık dökük hayallerimde..
Uzakları aşındıran kelimelerimi satırlara serip seni soluyorum mürekkebimle.
Yine yokluğun düşüyor hecelerime,
yine yokluğun bir hançer gibi deliyor hücrelerimi..
Ne yapsam, ne etsem fayda etmiyor.
Sensizlikte kanayan dudaklarımı nehirlerde yıkasam da
silinir mi yokluğunun acılarını ?.
Zaman sanki hasretinde durmuş..
Herşey hasrete prangalı…
Şakaklarımdan akıyor hasretinin alazları.
Ayak uçlarıma düşen kangren geceyi kaldırıp yokluğunu yumrukluyorum
sıvasız duvarlarda.
Pervasızca yüzüme vuran yalnızlığın rüzgarları siliyor hasretinin
kanla karışık terini…
Olmuyor…Sensiz olmuyor işte.
Hasretinde sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim ..
Yutkunuyorum acının kanlı gözyaşlarını…
Yapamıyorum, ne yapsam uyutamıyorum sensizliğin suskun kelimelerini…
Ne zaman saçlarımı okşasa rüzgar, ılık nefesin biliyorum.
Ne zaman gecenin koynunu serinleten ılık bir meltem esse yüreğime doğru,
senin kokun diye ciğerlerimde soluyorum meltemleri.
Bir gelsen, karanlığı ezen yıldızları sayacağım birer birer..
Ne zaman seni düşünsem yıldızlar düşüyor saçlarına
Bir gelsen, yollarıma bir kez uğrasan gülümseyecek
umutsuzluğa boyanmış geleceğim .
Yokluk zindanı aşıp bir gelsen vuslatı giydireceğim ayazlara.
Ah bir uğrasan şehrime, seninle kır bahçesinde sıcak çaylarımızı yudumlarken
sevincimden simitlerimizin kırıntılarıyla yavru kuşları doyuracağım..
Ellerim ellerine değdiğinde avuç içlerimin terini bırakacağım
ılık meltemlerin koynuna …
Bir gelsen bir dokunsan yüreğime, hadi yoksa çıldıracağım.
Yüreğimi sana kanatlandırıp seni düşlüyorum kırık dökük hayallerimde..
Uzakları aşındıran kelimelerimi satırlara serip seni soluyorum mürekkebimle.
Yine yokluğun düşüyor hecelerime,
yine yokluğun bir hançer gibi deliyor hücrelerimi..
Ne yapsam, ne etsem fayda etmiyor.
Sensizlikte kanayan dudaklarımı nehirlerde yıkasam da
silinir mi yokluğunun acılarını ?.
Zaman sanki hasretinde durmuş..
Herşey hasrete prangalı…
Şakaklarımdan akıyor hasretinin alazları.
Ayak uçlarıma düşen kangren geceyi kaldırıp yokluğunu yumrukluyorum
sıvasız duvarlarda.
Pervasızca yüzüme vuran yalnızlığın rüzgarları siliyor hasretinin
kanla karışık terini…
Olmuyor…Sensiz olmuyor işte.
Hasretinde sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim ..
Yutkunuyorum acının kanlı gözyaşlarını…
Yapamıyorum, ne yapsam uyutamıyorum sensizliğin suskun kelimelerini…
Ne zaman saçlarımı okşasa rüzgar, ılık nefesin biliyorum.
Ne zaman gecenin koynunu serinleten ılık bir meltem esse yüreğime doğru,
senin kokun diye ciğerlerimde soluyorum meltemleri.
Bir gelsen, karanlığı ezen yıldızları sayacağım birer birer..
Ne zaman seni düşünsem yıldızlar düşüyor saçlarına
Bir gelsen, yollarıma bir kez uğrasan gülümseyecek
umutsuzluğa boyanmış geleceğim .
Yokluk zindanı aşıp bir gelsen vuslatı giydireceğim ayazlara.
Ah bir uğrasan şehrime, seninle kır bahçesinde sıcak çaylarımızı yudumlarken
sevincimden simitlerimizin kırıntılarıyla yavru kuşları doyuracağım..
Ellerim ellerine değdiğinde avuç içlerimin terini bırakacağım
ılık meltemlerin koynuna …
Bir gelsen bir dokunsan yüreğime, hadi yoksa çıldıracağım.
