Üzerimde hiç giymeyeceğim tarzda bi takım elbise, ayaklarda rugan yaldır yaldır parlıyorum. Tek başıma markete gider gibi düğün salonuna giriyorum. Sözde damadım. İçeride bir gelin var evlenmişim .mkym. Hanım da orada. Annem, babam, abimler yanı sıra bütün düğünlerde görmek zorunda olduğum zoraki sevda akrabalarım. Resmen ikinci evliliğimi yapıyorum. Rümeysa'ya bakıyorum yüzü gülüyor. Herkesin yüzü gülüyor. Ama müzik yok nedense. Birinin yanına oturuyorum. Adama aha damadın geldi diyorlar. Adam yıllar önce eski atölyemizin bulunduğu yerdeki bakkal. Kafa sallıyor aynen diyor millete. Aynen ne baba gözünü seveyim. İçimden bazen diyorum ki oğlum Osman demek ki iyi adamsın. Bi bok yemişsin yine de herkes burada. Sonra o psikolojiden çıkıp diyorum ki ulan ne bok yedim yine ya napıcam ben şimdi? Teyzemle göz göze geliyoruz, elime çeyrek tutuşturuyor. Sonra ayağa kalkıp bir yere gidiyorum. İş dünyasından fırlamalığıyla tanıdığım bir abi var. Onun masasına gidiyorum. Kağıda bir şeyler yazmış. Rakamlar var kağıtta bir sürü. Osman diyor, bu bokun altından kalkamazsın. Bence diyor hemen kaç buradan...
Uyandım kan ter içinde.
Hanım derin bir uykuda, Selimle olan gece mücadelesinde bitkin düşmüş.
Çok kötü bir rüya gördüm dedim.
Gözü kapalı hayırlara gitsin inşallah anlat bakalım diyo.
Oldu canım.
Ondan sonra o kız kim? demek ki öyle bir niyetin var? valla uğraşamam anlatmadım :çy: