- Katılım
- Nisan 16, 2019
- Mesajlar
- 55,741
- Tepkime puanı
- 34,657
- Puanları
- 353
Başın sağ olsun.Ölümün gerçek ve yaşamın vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabullenmek gerekiyor ve belki de bu durumun provasını bile insan içinden ara ara yapmalı. Beklenmedik bir anda, yakın zamanda babamı kaybettim ben de. Sürecin/yasın insanın kendisinden öte, çevresinde yaşananlar daha sinir bozucu.
Hatıra saklama konusuna kısmen katılmıyorum, bir kaç küçük eşya mutlaka olmalı ama günlük hayatta sürekli görebileceğiniz bir noktada değil. Kısa süre de olsa anıları canlandırmak için yeterli diye düşünüyorum.
Sevdiğini kaybetmenin, boşluk duygusunun tarifi yok ancak milyar yıllık evrende 70-80 yıllık bir hayat 24 saat içinde ki 1 saniyeye bile denk gelmiyor. O yüzden sevdiklerinizi ertelemeyin, kayıplara -en azından mental olarak- hazırlıklı olun. Akıl sağlığı tüm maddi kayıplardan daha önemli.
Ölüm gerçeğini kabullenmek ani kayıplarda insanı biraz daha güçlü tutsa da yine de yaşanan kaybı içselleştirme aşaması çok zaman alabiliyor.
Hatıra olarak saklanması sorun teşkil etmez ancak senin de ifade ettiğin gibi her an göz önünde bulunması, yas sürecini ve yaşanan acıyı daha da arttırabiliyor.
Bazı insanların hiçbir eşyaya bağlanmama sebebi de ölümün gerçekliği ve yaşamın geçiciliği üzerine sahip oldukları bilinçlenme ile alakalıdır. Bazıları ise sanki çok vakti varmış gibi sürekli yeni planlar peşinde ve sürekli bir şeyleri erteleyerek ömür tüketiyorlar. Sevdiklerine zaman ayıran insan sayısı günümüzde çok az ve değeri de kaybedildikten sonra anlaşılıyor.