Ilık bir ilk bahar akşamıydı. Yaptığı hatadan ötürü kızdığımda çıkıp gitmişdi hiç bir açıklaması olmadan. Kitabımı aldım filtre kahvemi koydum ve balkonda olanları düşünmek için sallanan sandalyeme oturdum. Üzülüyordum aslında ama yinede yaptığı şeyden ötürü ona kızgındım. Yavaş yavaş satır aralarında Agatha ile katili bulmak için dolaşırken zihnime hücum eden düşünceler yorgun düşürdü beni. Kahvemden bir yudum daha aldım, uzaktan gelen meltem rüzgârı adeta tenimi okşarcasınaydı. Gözlerim hafiften kapandı. Uyku bana teslim ol diyordu ve ben direniyordum.
O ara kapının tıkırtısını duydum. Biliyordum o gelmişti. Olduğum yerde onu görmeden bile ne yaptığını ve ne yapacağını tahmin edecek kadar iyi tanıyordum. Uzaktan süzüyordu beni. Yaptığından pişman olduğu belliydi ama gururu yanıma gelmesine mani oluyordu. Bir süre daha böyle devam etti. Nefes alış verişi rüzgârla beraber kulağımda bir melodi gibiydi. Sanırım cesaretini topladı yavaşça yanıma sokuldu. Tenimde nefesini hissetmeye başladım. Sanki bana dokunmadan sever gibi. Kalp atışlarım hızlandı. Bir an kalkıp sarılmak istesemde yaptığı yanlışı anladığından emin olmalıydım.
Burnuyla parmaklarıma dokunmaya başladı. Biliyorum çünkü hep burnuyla tenime dokunurdu. Nefes alış verişi hızlanmıştı. Bense kendimi ele vermemek için aralıklarla nefesimi tutuyordum. Dilini vücudumda gezdirmeye başladı. Yavaş yavaş parmaklarımdan yukarı boynuma doğru geliyordu. Halen emin değildim ne tepki vereceğime. Daha sonra bacaklarıma dokunmaya başladı. Sanki oda uyuduğumu düşünmek istermiş gibi yavaşça uyandırmaya çalışıyordu. Terliğimi çıkardı daha sonra diğerini. "Çoraplarıma dokunma diyorudm" içimden. Biliyorsun gıdıklanıyorum. Ama her zaman yaptığını yaptı ve çoraplarımıda çıkardı. Artık dayanamıyacaktım. Diliyle parmaklarıma dokunmaya başladı. O anda artık gücümün son raddesine geldiğimden ötürü fırladım yerimden ve "ulan itoluit bir daha su kabını dökersen, üstüne üstlük bide çiçek topraklarını eşelersen seni kapı dışarı koyarım" dedim ve sarıldım Jesie'ye. Tatlı köpektir ama birazda dağınık.
Hayvanlara sahip çıkalım. Onlar olmadan bu dünya yaşanılacak yer olmaktan çıkar.