Wine bowl of your father

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
1380587_414605838676613_1870412630_n.jpg
 
Bi gün yine böyle yolda yürüyoruz, fakiriz ya ondan hep yürüyoruz biz. Komşunun kızı Betül'e denk geldik. Şöyle bir süzüştük ilk önce. Yaklaştıkça kalp atışlarımız hızlandı, endorfin salgıladıkça salgıladık. Mrb dedi, mrb dedim. Nasılsın dedi, bi an cevap veremedim. Nasıldım ki ben? Normal bıyıklı sakallı erkeğim işte diyesim geldi. Yavaşça elini yüzüme doğru götürdü ufak bir gülümseme ile. Aman yarabbim kalbim duracaktı. Hep balkondan kestiğim, cuğaramı içerken göz göze geldiğim o güzel kız bana elini uzatıyordu. Tam Betül diyecekken şşşş dedi kiraz dudaklarıyla. Şşşşşşş, şşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş aloooo uyan yine geç kaldın. Betül dedim Betül ne diyosun. Ardından o el bir şamar gibi suratıma doğru geldi. Ne Betül'ü lan yine ne fantaziler kuruyosun rüyanda kalk. Sonra çay demledim kahvaltımı yaptım. Çayımı yudumlarken aklımda deli sorular. Betül kimdi lan.
 
selamunaleyküm, birader kullanım kılavuzun var mı senin yaa xd
 
Bu gün yorgun argın otobüsten indim eve doğru adımlıyorum. Gece her ne kadar karanlık olsada tüm seksepalitemle etrafı aydınlatıyorum. Neyse biraz yürüdüm tam köşeyi dönecekken arkadan bir ses "şey pardon"!!! Anam bağamı didi, niye didi, bilmeden benimi süzdüde içine dert oldu diye düşüncelere daldım. Yine seslendi "pardon beni şu ilerideki apartmanın kapısına kadar götürür müsünüz?" Sen iste seni aya bile götürürüm diyecektim ki tabiki dedim. Sonra düşünüyorum "kız bana yazıyo vay çakalll tabi gördü yahuşuklu erkeği" derken "şu büyük köpekten çok korkuyorum" demezmi. Ananı avradını hem büyük hemde köpek. Tabi erkekliğe mok sürdürümüyüm "hahahah yok canım mahallenin köpeği onlar, hanimiş benim sarıbaşım pştt kştt gel gel" mal işte nereye gel gel diyon köpeğe. Köğek geldikçe kızla aramdaki mesafe açılıyordu. Arkasına sürekli dönüp bakması gözünün bende kaldığının işaretiydi. Sarı baş ney lan, sarıbaş diye köpek adımı olur. Apartmanın kapısından girerken "teşekkür ederim" dediği anda sarıbaş iti bir havladı ki anında etraf kankalarıyla doldu. Tabi kızın gözü halen bende "oğlum hop hadi bakim sarı baş" diyorum ama içimden hatimin son iki ayetine kadar geldim. Buranın itlerine en kısa zamanda çözüm bulacağım. Bidahaki seçimlerde muhtar adayıyım.
 
Ne is olm, sen kursa falan mi gidiyosun, özel ders mi aliyosun :D
Öteki tarafta böyle degildin :D
Yeni seyler karaladiginda Allahaskina etiket at da okuyayim ;)
 
Kendi kendime not;
yağmur yağıyorsa dışarı çıkma,
madem çıktın deniz kenarına gitme,
madem deniz kenarına gittin fotoğraf çekme,
hadi fotoğraf çektin arkanı denize dönme,
arkanı denize döndüğünde karşındaki kişi gözlerini pörtletip Cihat derse montu kafana çekmek yerine kaç Forrest kaç!

Gundi Support.

 
Büyük bir firmanın iş görüşmesindeyim. Hobi olarak iş görüşmelerine gidiyorum. Gayet güzel bir hatun karşıladı, camdan ofise doğru beraber ilerledik. Klasik iş görüşmesi konuşmaları.

-Hoş geldiniz, bana biraz kendinizden bahseder misiniz?
-Bla bla bla.
-Yaptığınız işlerden bahseder misiniz?
-Bla bla bla.
-2 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
Bu soruyu sormyacaktın işte ablacım. Güzelsin, birazda akıllı birine benziyorsun ama klasik gitme şu soru cevap olaylarında. Bana nasıl faydalı olacaksın diye sor, seni işe alsak ne gibi bir avantajımız olacak diye sor ama bunu sorma.
-2 yıl sonra kendimi Karadeniz'de bir balıkçı teknesinde zengin bir adam olarak görüyorum.
-???????
-Evet 2 yıl sonra kendimi burada görüyorum.
-Peki nasıl zengin olmayı düşünüyorsunuz?
-Kısa yoldan, hile hurda ile.
Kısa laf sokmalardan sonra, güvenliğin kapıya kadar eşlik etmesi ile sonuçlanıyor.
Güvenlik hafiften kolumu tutunca;
-Kolumu bırakır mısın?
-!!!!!
-Eğer kolumu bırakmazsan ayağımı takar yere düşer kafamı çarparım. Daha sonra gider darp raporu alır seni dava ederim.Gerekçe olarakta içerdeki bayanın bana kıl olmasını gösteririm.
Yavaşça kolumu bıraktıktan sonra tavan yapan egom ile kapıdan çıkar giderim.

Sonuç olarak 0'a 0 elde var 0 :D
 
-Erkek temizlik yapar mı lan ?
-Erkek adam kadın işine bulaşmaz.
-Erkek adam bulaşık yıkamaz.
-Bla bla bla bla . . .

Erkekler arasında gizli antlaşma gibidir kadınların işlerine karışmamak. Ama gel görki bir anlık korku erkeğe herşeyi yaptırabilme gücüne sahiptir. Misal 1 haftalık bekâr hayatı, hunharca kirletilen ev, bir parmak toz, lavaboda dağ şekline gelmiş bulaşıklar. Telefondan bir cümle "yarın geliyorum" ile başlayan ve tutuşan erkek. Al sana erkeğin yapmıyacağı herşeyi yapmaya iten korku. Sonuç; cillop gibi olan ev.
 
1. Yarı;

Bu gün keyf yapalım dedik, sonra arkadaş "lan keyf eşekte olur" diyince vaz geçtik. O zaman bi çay içelim bari diyerek sahile indik. Bostancı sahilde Beltur var, çok güzel ve ucuz. Haliyle hafta sonu sanki bir huzur evinin bahçesindeymişsiniz hissi veriyor. Bütün yaşlı amcalar teyzeler oraya doluşuyorlar. Dışarıdaki veranda da yaşlı bir teyzeyle beraber yer kapma yarışına girdik. Çaktırmadan ikimizde sotelendik. Tıpkı bir kaplanın avını sinsice beklediği gibi bekledik ikimizde. Tabi sonra ben bi cuğara yaktım ifşa oldum. Tam o sırada teyzem dişi bir kaplan edası ile boşalan ilk masaya atladı, tabi benim elim armut mu topluyor? Tabikide hayır ben de atladım. İkimizde birbirimizden habersizmişiz gibi etrafımıza bakıyoruz. O yaşlı kankalarını arıyor sayı üstünlüğünü kullanarak beni saf dışı bırakmak için, ben de bizim arkadaşlara bakıyorum teyzeyi dövdürmek için. Teyze baktıki ben gitmiyeceğim "nahlet olsun sana" dercesine takma dişlerini çıkarıp elindeki karton bardağa koyunca ben havlu atıp kaçtım. Giderken bu verandaya iki kaplan fazla bakışı attım.

2. Yarı;

Velhasıl kelam allem ettim kallem ettim, yaşlı amcaları teyzeleri iteleye iteleye bir masa bulabildim. Sıra gelmişti o emekli kuyruğu kıvamındaki sıraya girip, bilimum ihtiyaçlarımızı karşılayacak siparişi vermeye. Ben tembelim benim arkadaşlarım benden de tembel. E tabi birde 2 haftanın hesap ödememe acısı içlerinde dururken kalkıpta sipariş vermeye tenezzül eden olmadı. Girdim sıraya herşey gayet güzel gidiyor. Siparişi vermemle almam arasında ortalama 20 dk oynadı. Elimde 3 tepsiyle masaya geldim tam bıraktım arkadan bir teyze "yavrum şunuda al" diyerek elime boş tepsi uzattı. Neyse yaşlıdır alayım dedim, aldım ve içeriye götürürken bir yaşlı teyze hiç yüzüme bakma tenezzülü bile göstermeden elindeki boşlarıda tepsinin üstüne koydu. Onada eyvallah dedim bıraktım boşları. Tam yerime geçeceğim ordan bir amca "yavrum bana 3 top dondurma". İçimden "amca iki tane var bende de 3. ye adam lazım" demek geçti içimden ama "amca ben burda çalışmıyorum" derken ordan bir ablamız, güzel mi güzel, alımlı mı alımlı "neden burası böyle yoğun, millet boş boş oturuyor. Para kazandıranla kazandırmayanı ayrı tutunda yer boşalsın" dedi. Lan sorun bende mi yoksa alayı mı sorunlu derken çok ufak bir ayrıntı dikkatimi çekti. Meğersem oranın elemanlarının giydiği kolsuzla benimki benzermiş. Adamlar beni görevli sanıyolarmış. Arkadaş marka delisi değilim ama goooocaman LOFT yazıyo lan üstümde. Ablaya "tabi ablacım siz şurda bekleyin ben hemen masa ayarlatıyorum" derken arkadaşın içtiğini puskurmasıyla birlikte kahkahalar attık. Tabi kadın bize bir hıh çekip dönüp gitti.

Kendime Not: Pazar günü Beltur'a gitme. Parana kıy, şu fakir edebiyatını üzerinden at. Öptüm kib bye.
 
1. Yarı;

Bu gün keyf yapalım dedik, sonra arkadaş "lan keyf eşekte olur" diyince vaz geçtik. O zaman bi çay içelim bari diyerek sahile indik. Bostancı sahilde Beltur var, çok güzel ve ucuz. Haliyle hafta sonu sanki bir huzur evinin bahçesindeymişsiniz hissi veriyor. Bütün yaşlı amcalar teyzeler olraya doluşuyorlar. Dışarıdaki veranda da yaşlı bir teyzeyle beraber yer kapma yarışına girdik. Çaktırmadan ikimizde sotelendik. Tıpkı bir kaplanın avını sinsice beklediği gibi bekledik ikimizde. Tabi sonra ben bi cuğara yaktım ifşa oldum. Tam o sırada teyzem dişi bir kaplan edası ile boşalan ilk masaya atladı, tabi benim elim armut mu topluyor? Tabikide hayır ben de atladım. İkimizde birbirimizden habersizmişiz gibi etrafımıza bakıyoruz. O yaşlı kankalarını arıyor sayı üstünlüğünü kullanarak beni saf dışı bırakmak için, ben de bizim arkadaşlara bakıyorum teyzeyi dövdürmek için. Teyze baktıki ben gitmiyeceğim "nahlet olsun sana" dercesine takma dişlerini çıkarıp elindeki karton bardağa koyunca ben havlu atıp kaçtım. Giderken bu verandaya iki kaplan fazla bakışı attım.

2. Yarı;

Velhasıl kelam allem ettim kallem ettim, yaşlı amcaları teyzeleri iteleye iteleye bir masa bulabildim. Sıra gelmişti o emekli kuyruğu kıvamındaki sıraya girip, bilimum ihtiyaçlarımızı karşılayacak siparişi verelim. Ben tembelim benim arkadaşlarım benden de tembel. E tabi birde 2 haftanın hesap ödememe acısı içlerinde dururken kalkıpta sipariş vermeye tenezzül eden olmadı. Girdim sıraya herşey gayet güzel gidiyor. Siparişi vermemle almam arasında ortalama 20 dk oynadı. Elimde 3 tepsiyle masaya geldim tam bıraktım arkadan bir teyze "yavrum şunuda al" diyerek elime boş tepsi uzattı. Neyse yaşlıdır alayım dedim, aldım ve içeriye götürürken bir yaşlı teyze hiç yüzüme bakma tenezzülü bile göstermeden elindeki boşlarıda tepsinin üstüne koydu. Onada eyvallah dedim bıraktım boşları. Tam yerime geçeceğim ordan bir amca "yavrum bana 3 top dondurma". İçimden "amca iki tane var bende de 3. ye adam lazım" demek geçti içimden ama "amca ben burda çalışmıyorum" derken ordan bir ablamız, güzel mi güzel, alımlı mı alımlı "neden burası böyle yoğun, millet boş boş oturuyor. Para kazandıranla kazandırmayanı ayrı tutunda yer boşalsın" dedi. Lan sorun bende mi yoksa alayı mı sorunlu derken çok ufak bir ayrıntı dikkatimi çekti. Meğersem oranın elemanlarının giydiği kolsuzla benimki benzermiş. Adamlar beni görevli sanıyolarmış. Arkadaş marka delisi değilim ama goooocaman LOFT yazıyo lan üstümde. Ablaya "tabi ablacım siz şurda bekleyin ben hemen masa ayarlatıyorum" derken arkadaşın içtiğini puskurmasıyla birlikte kahkahalar attık. Tabi kadın bize bir hıh çekip dönüp gitti.

Kendime Not: Pazar günü Beltur'a gitme. Parana kıy, şu fakir edebiyatını üzerinden at. Öptüm kib bye.

Ahahha. gooocccaman LOFT yazıyo :p
 
Anne: "Ne yapayım sana? Ali Nazik mi, Hünkâr Beğendi mi?"
Çocuk: "Hünkâr Beğendi"
Anne: "O zaman gel yardım et"
Çocuk: "Hünkâr bunu beğenmedi"
Anne: "Ney?"
Çocuk: "Hünkâr bunu beğenmedi hahahahah"
Anne: "Aduket"
Çocuk: "..................."
 
Yine bir gün şiir yazıyorum, okuyamıyoruz dediler. "Lan okuyun hele bi" dedim,

Okuyun hele bir,
içinden kırılmış kurşun kalem gibiyim...
Suçum yok tükenmez kalem değilsem,
kader utansın.
Siz yinede okuyun helen bir,
yazamadıklarımı ama içinizden...
 
Gerçek Kesit

Y.D: Dün minübüste başıma ne geldi?
C.A: Ne geldi?
Y.D: Abi normal gidiyoduk. Durağın birine bi yanaştı bir anda içerisi tıklım tıklım oldu.
C.A: Taksiyle gitseydin o zaman.
Y.D: Ya dur olay o değil. Neyse abi önümdeki kıza iyice yanaştım sıkışıklıktan. Dönemiyorumda arkaya.
C.A: Ne yapıcan mükadderat. Kız rahatsız olsa yaygara yapardı zaten.
Y.D: Abi kız ilahiyatta okuymuş bide.
C.A: Onu nerden anladın lan. O kadar yakınlaştınız mı?
Y.D: Elinde ilahi kitabı vardı.
C.A: ............ The day of doom.
 
Soma'da ölen işçilerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Elimden dua etmekten, üzülmekten ve profil fotoğrafımı değiştirmekten başka bir şey gelmeyen acizliğimden utanıyorum.

Daha amel defterlerini bile almadan bu ölen insanlar üzerinden siyaset yapan, yalan haberlerle nifak tohumları saçmaya çalışan A, B, C partisi ve partizanı karaktersiz, haysiyetsiz, şeref yoksunu insanları da Allah'a sevk ediyorum. İçimdeki öfkeyi dışarı vurarak küfür etmek istiyorum ama bu insan müsveddelerine edeceğim en büyük küfür bile devede kulak kalır.
 
Geri