Günlük w.ein.

Konu sahibi son olarak 150 gün önce görüldü
kötülük karanlıktan gelmez, insandan gelir.
canımızdır;

1740775104513.jpeg

6 sezon, 19 bölüm, ortalama 60 dakika.
keyifli.

1740775173025.jpeg

ek: NOS.


ek2:
“Buraya, bir inanç
bir inat koydum.
Tut ki unuttun,
tekrar bak,
o inat neyse sen osun.”

ek3:
şey dedim.
bazı denk gelişler tesadüf değildir. bazı gemilerin taşması, batacak kadar aşağı çekilmesi bir son değildir.
dip asla kendi içinde sanıldığı kadar karanlık değildir.
ama tüm bunların dışında, yanılgıya düşmek en ağır histir.
bugün
ilk
yanılgı
doğdu.
 
falsomuzu yapalım.

27 katlı binanın tepesine çıkmışsın. göğe yakınsın, ölüme daha yakın.
önce kentleri tuttular sonra sokakları
bir ikilem geldi öylece
hangi puştun fikriydi belirsiz
yutalım dediler ve elde var altmışbinenkazaltı.

izlenenler: companion - the crow yorumluk bir olayımız yok.

dinlenen: emre aydın - ses ver

halimiz kafasına kamera takılıp, etrafa salınan kediden farksız.
belli bir konumuz yok ama çıkan her kavga bizim.

note: çiçeklere nasıl kıydınız?
 
salvo olsun.

muhtemelen bu beklenti hayal kırıklığına uğrayacak.
muhtemelen bu his zaman aşımına uğrayacak.
muhtemelen bir replik olup; senaryodan çıkarılacak.
-
izlenen: the wild robot. (sevdikleri için kendini feda eden metal yüreklim..)
dinlenen: maneskin - zitti e buoni
-
not: çiçeklerin hesabını vermelisiniz.
 
-tazyikli kristal getirdim.

ilk:
bu sessizliğe
gövdesi betona saplanmış en uzun direk eşlik ediyor.
bir fırtına kopsa
ve eğer teller birbirlerine değerse
belki bu sağır edici suskunluk sona erebilir.
iki:
bu balığı sana getirdim
yırt
ayıkla kılçıklarından
beni.
-
izlenenler:
flow'u izledik ve bitene kadar miyavlayıp durduk.
under the banner of heaven. (dizi)
bonus: im not a robot (short)
-
dinlenen:
elliott simith - alameda.
-
ek:
beni artık çağırma sevgilim
kırınla
ovanla
etinle
saçınla
beni artık çağırma
başından beri içimde birbirine bakan
birbirine değmemiş iki tay var
ben bir yere batayım
bir yer bana batsın arzusu
ben bir yere çarpayım
bir yer bana çarpsın hevesi

- kendinin ağacı / seyyidhan kömürcü
 
çatlamak üzere olmasına rağmen adımlarını atmaya devam eden atın kafasına silah dayadılar
bunun adı düzen
bunun adı yıkım
sana da merhaba.
-
izlenenler:
defiance (film)
adolescence (dört bölümlük dizi)
herkesin ağzında dolaşıyor diye izledim biraz. keyif aldım.

dinlenen:
sza - no more hiding
-
ek: çiçeklere molotof attılar, dumanımız harap.
 
penceresiz vagondan bildirim:

herkes gittikten sonra cenazeyi yüreğine oturttursun ilk gece
kim kime düşman
kim kimi doğurdu pek bakılmaz.
sen varsın
ceset var
birde pişmanlıklar.
-
izlenen: bayram seyran dinlemedik training day izledik. (sanırım boykot listesine eklendik. kapımızı çalmayı geçtim; eşiğimizde gölge görmedik. üzüldüm. (şeker, lokum, tatlı kombinasyonu yaparken bayağı mutluydu, inanmayın.))
-
dinlenen: cem adrian&şebnem ferah - ince buz üstünde yürüyorum.
-
ek:
Ve cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece:
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe"
 
-binbir ölüye ağıttır bu devamsız başlık-

*brandon lee'ye saygıdır;
images.jpeg

*

* “Gel ve bize yok olan şeyin mülkiyetini,
bir kalbin devinimini geri ver.”

Bekleyiş ve unutuş,
umursamazlık ve düşünce;
bekleyişte kendisini bekletmeyeni;
unutuşta kendisini unutturmayanı;
umursamazlıkta umursayanı;
düşüncede düşünülmeyeni
onaylıyorlardı.

-maurice blanchot
 
-vols'


-
20250411_011909.jpg20250411_011149.jpg20250411_011142.jpg20250411_011040.jpg20250411_004436.jpg20250411_004352.jpg20250411_004203.jpg20250411_012327.jpg
20250411_011851.jpg
-
"Çiçekleri düşünmüyor kimse
balıkları düşünmüyor kimse
kimse
kalbi güneşin altında iltihaplanan
hafızası yeşil hatıralardan usul usul boşalan bahçenin
ölmekte olduğuna
inanmak istemiyor
ve bahçenin duygusu sanki soyut bir şeydir
çürümüştür kendi yalnızlığında”

-furuğ ferruhzad
 
-kristalyutanbalin/a.

kaç şiddetinde bu kaygılar
bilinçsizce sallanıyor ayağımın altındaki yüzsüz toprak.
taş, üzerime yağsa
demir, boğazımı kesse
kaç zamandır bu anı bekliyorum derdim
lakin tanrım
lakin tüm bunlar yaşanır
ve kalırsam bu felaketten geriye
bir çift şaşkın göz,
bir korkak yürek ile geriye
işte derim o zaman;
insan, ölmesi gerektiği yerde ölmez ise
geriye sadece yürüyen bir ceset kalır.
bunu yapma.

şöyle bir dinlenen:

şöyle bir izlenen: inside man.

şöyle bir alıntı: "herkesin herkesten biraz almak istediği bu çağda
sen birinin
her şeyi olmak istiyorsun
birinin
ama her şeyi"

en alta:

"Ne kalacaksa yaşadığım bunca çıldırmaktan geriye,
Vaktinde gelmeyen her şey kadar haindir.”
 
i

uzak fırtına
korkuyorum
senden
sensizlikten
korkuyorum
denge gibi gözüken dengesizlikten
uzak fırtına
anlamıyorum nasıl
bu denli uzak bu denli yakın
ve lazerlerin uçuşu
leyleklerin uçuşu gibi bir imge hep
fırtına habercisi seninle gelen

gözyaşı dökülmeyen bir umutsuzluk bu
yaşam sularının buza kestiği
beyaz ince bir şey diyorum
beyaz ince bir şey o
cam cam cam
bendeki selintiler ve yarıklar karşılığı

ii

sen gelince
bir şeyler düşüyor kırılıyor hep
kapılardan
buz parçaçıkları dolu bir akım
duvarlarda çığlıklardan sarkıt
önodalarda doppler etkisi

iii

bir erkeğin sevişi
usul usul yaklaşan
sigara dumanı gibi
kendine doğru

iv

ve cam zorlar içindekini
kendi biçimini almaya
uzak fırtına kenarları keskin çelik bir ayna
getiriyorum sana
megalomaninin de bir bedeli vardır çünkü

v

uzak fırtına
bir gün seni yazacağım
ağır aynalar olacak
yalnız seni yansıtan
elektrikli bir güzellik olacak
ve parafin kulaklarını acıtan

unutmuyorum bunları işte
bir gün seni yazacağım
şimşeğe uyarlanan bedenimin
umarsız bir saati olacak
ve mükemmel tozu yazacağım
kıvılcım tozunu ve buz adasındaki volkan

artık beklemeyelim
şimdi iki gemi siluetinin sessizce çarpışma saati

vi

zırhımı kuşanıp yatıyorum
sabah yine bir zıpkın yüreğimde…

vii

uzak fırtına
sana son kez söylüyorum
böyle gecelerin bir sabahı olacak
öyle bir sabah ki
ben bir leyten şişesi bulmayacağım yatağımda
ve vurgun olmayacak artık yüreğimdeki
ve yatağını değiştiren bir nehir gibi sanki

geri gelmemek üzere giden bir şeyin
kanat sesleri kalacak yalnız kulaklarında

viii

kaçıyordum senin soğuk yalazından
onca yürek çarpıntısı kırgınlık
gömülürken buzlu sularına belleğin
donan bir ateş gemisiydi kaskatı

üretilmiş her şey bir fosildir şimdi
düşünüyorum da bazen
ne kaldı diye geriye senden
yıpranmış sinir uçları
genişlemiş damarlar
ve belki prensesin tahta bacağı

ölen bir kuğuydu bir imgeydi bellekte

içimde bir şehir daha bütün yıldızlarıyla söndü

ix

dumandan bir albatros o
su renginde bir hüzün deltası
olmayabilirdi de
oluşmayabilirdi… aramızda… zehirli katmanlar…
bu beyaz kül…nefret…

x

cenova şövalyesi andrea doria
çöküntüler mimarı bir kadın-erkek çelişkisi
daha gömüldü bak kum saatine

ve sabit bir sarsıntı olmaktan kurtuldu zaman
takıntılar zelzelesinin getirdiği
korkunç bir enerji birikimi var şimdi
atomun parçalanışı gibi bir şey bu

çekilen boşalan sular duyuların dalgası
hâlâ bir takım sallantılar kaydetse de zaman
acının uzak sınırlarında geçen bir çarpışmayı
tarihi kaydırabilir insan

xi

çürüme çözülmeyen çelişki
soğuk delici şeyler
sıfır noktaları acının haritalarında
içten bir ölüş bu bir ölüm dansı
metalik kadans kara dans
bilinmezliğini boynumda siyah bir bant gibi taşıyordum

xii

savaşların içinde bir savaş
bir kadın ve bir erkeğin savaşı
“uzağa daha uzağa” diyor nefret
“yakına daha yakına” diyor sevgi

preveze deniz savaşım benim
hâlâ üstünde gama ışınlarının titreştiği bu anılar senin olsun

uzak fırtına / lale müldür
 
-yapaydikenler.

her sabah dönülen bir köşe
her akşam dönülen bir eşik
her gece düşülen bir yatak
bir şeyler alevden olma
bir şeyler mecburiyetten doğma
yanlarım ağrıyor diyemediği için "içim ağrıyor" der annem(!)
kaldırımda oturmuyor artık
bu yüzden sokağın ışığını kapatıyorlar
başımı 4. kata doğru kaldırıyorum
gökyüzü kederim var diyemiyor ama;
yağmur yağdıyor
sebebini biliyorsun a cânım.

-vardık, eve.
 
-moonJ.

zaten kör olan biri için aydınlık veya zifiri karanlıkta misafir ağırlamak ne fark eder ki?
ister karşımda otur ister yanımda. istersen kırmızı sandalye senin dilersen iran halısı. nasılsa gireceğin sıkılgan utangaç halini görmeyeceğim.

-

bir röportajında veya bir yerde konuşma şekliyle alakalı bir şeylere denk gelmiştim. bu hafta dizilerini izledikten sonra karar verdim kesinlikle tom hardy ile konuşma şeklimiz aynı. ve ikimizin de anlaşılır bir yanı yok.
merhaba anlamsız tesadüf.
hardy'i övme işini aşağı bırakıyorum.

mobland
20250517_182456.png
taboo
images (2).jpeg
şöyle bir güzellik:


şöyle bir eklenti:

Çivi fısıldıyor bana: Kalbini del, çıkacak azıcık kan seni ürkütmemeli. Bıçak laf dokunduruyor: Ağzım şaşmazdır. Bir saniyede vereceğin kararla sefaleti de utancı da alt edersin. Pencere, sessizliğin içinde gıcırdayarak tek başına açılıyor: Yoksullarla sitenin tepelerini paylaşıyorsun; atılsana, açılmamın değerini bil: Göz açıp kapayıncaya kadar, kaldırım taşının üzerinde, hayatın anlamıyla ve anlamsızlığıyla beraber pestilin çıkacak. Bir ip de ideal boynu bulmuş gibi, yalvarıcı bir gücün tonuna bürünerek dolanıyor: Seni daima bekledim; senin korkularına, yılgınlıklarına ve hırçınlıklarına şahit oldum; buruşmuş örtülerini, kudurmuşluğunla ısırdığın yastığı gördüm; tanrıları taltif ettiğin sövgüleri işittim. Merhametli olduğumdan senin için üzülüyorum ve sana hizmetlerimi sunuyorum. Zira şüphelerine bir cevap ve ümitsizliklerinden bir kaçış bulmaya burun büken herkes gibi, sen de kendini asmak için doğmuşsun.

- çürümenin kitabı / cioran.
 
seninle tanışmayı diliyorum
daha doğrusu tanışmamış olmayı
yani bir şeyler diliyorum ama bu felaket tellalığı anlamına gelmemeli.
insan artık bir şey dilemeye korkuyor zaten.
pardon, buralar biraz fazla sakat, insan bir şeyler dilemeye üşeniyor bazen
çoğu zaman.
gökyüzüne binlerce balon gönderdik, hepimiz birer fahişeden farksız olan hayatlardan kaçmak için yaptık bunu
sen iyilik de
ben insanlık
yarın her şey normale dönecek ve biz hiçbir şeyin değişmediği gerçeğiyle yüzleşeceğiz.
seni tanımıyorum
ama balonları gördüğünü biliyorum.
elimden gelse birden fazla balon gönderirdim
çünkü insan kendini anlatmakta güçlük çektiği yerde birden fazla şeye gerek duyar
bunun adı anlaşılma
bunun adı çaba
bunun adı hiçlik, enkaz.
-
bir şey izlemedik, bir şey yorumlamadık buraya emre aydın'ı bırakıyorum sadece. eğer sesim güzel olsaydı emre aydın olmak isterdim herhalde. şarkı ses ver derken, ben içten söylerken anladım bunu.
-derinbirsessizlik-
 
yazacakbirşeybulamadımgirişi:

"paramparça ediyorsun
anonim solgunluğunda
bir zamanlar benim olan her şeyi
ne hakkın vardı buna"

avaz avaz, defalarca:
jessica biel için izledim, pişman değilim. (kıyamadığından)
images (4)~2.jpeg
 
uluslararasıfilmbirliği.

abluka - 2015/yerli

images (5).jpeg

cronos - 1992/italy
20250605_143835.jpg

headhunters - 2011/norwegian
20250605_142627.jpg

call me chihiro - 2023/japanese
20250605_143236.jpg

afire - 2023/german
images (4).jpeg

la ceremonie - 1995/french
12992~2.jpg

the abondoned - 2022/chinese
20250605_142927.jpg

the promised land - 2023/danish
20250605_144130.jpg

the invisible guest - 2016/spanish
images (8).jpeg
 
porS:

e tabii
fasulyelerin kalbi yok
diye
ikiye ayırmayı da
umursamıyorsunuz
siz.

-

izlenenler: bir şeylerin kurbanı oldum izlerken. popülariteye göre yani evet sadece popülarite. -kaç-

Final_Destination_Bloodlines_(2025)_poster~2.jpg
images (11).jpeglimages (14).jpeg
images (13).jpeg

özlemişiz:

ek:

"o zaman, şimdi, belki yine.
gözlerimin etrafında saçların titriyor!
aşk uğruna yattığımız gibi
yatmayacak mıyız?
uyuyacak mıyız, uyanacak mıyız,
ama asla zinciri kırmayacak mıyız?”

- dante gabriel rossetti
 


“Ufacık odamda, işte oturuyorum, hakkında kimsenin bir şey bilmediği ben, bir hiçim. Yine de bu hiç, düşünmeye başlıyor...” Rilke, tek romanında, Brigge’nin ağzından sorularını sıralıyor:

“Düşünüyor, mümkün müdür, henüz hiçbir gerçek ve önemli, görülmemiş, bilinmemiş, söylenmemiş olsun? Mümkün müdür, icatlara, ilerlemelere rağmen, kültüre, dine, felsefeye rağmen hayatın yüzeyinde kalınsın?

Mümkün müdür, bütün dünya tarihi yanlış anlaşılmış olsun? Mümkün müdür, ölen yabancıdan söz edecek yerde, çevresine üşüşen kalabalığı anlatır gibi, hep yığınların lafı edildiği için, geçmiş yanlış olsun?

Mümkün müdür, insanlar, doğmadan önce geçen şeyleri yeniden yaşamak zorunda olduklarını sansınlar? Mümkün müdür, her birine, kendinden önceki insanlardan geldiğini hatırlatmak gereksin ve herkes bunu bilsin de başka türlü söyleyenlerin dediklerine inanmasın?

Mümkün müdür, Tanrı diyen ve Tanrı’nın ortak bir şey olduğunu sanan insanlar bulunsun? Evet, evet: İnsanın bir Tanrı’sı olsun da kullanmasın, mümkün müdür?

Evet, mümkündür! Bütün bunlar mümkün olduğu, hiç değilse en küçük bir olasılık taşıdığı takdirde, ne pahasına olursa olsun, bir şey yapmalı. Yani insanı tedirgin eden bu şeyleri ilk defa düşünen birisi, ihmal edilmiş işleri aradan çıkarmaya başlamalıdır.”
 
giriş:

varlığına şahit olmadığın bir şeyi tutmaya çalışıyorsun
bir yerden sonra adı istemsizce boşluk oluyor
her şey hazır
her şey aniden değişime uğramak üzere
ama bir şeyler kalmaktan aciz
bir şeyler ama'dan sonra anlam kazanmaktan yoksun
biliyorsun
biliyoruz.

-

keanu reeves & sandra bullock

20250706_183513.jpg20250706_183609.jpg

kısa;

"ayrılıktan değil, taşıdığı saflıktan konuşursun;
ayrılık sana dönmektir, yeniden bana
ruhumuz öpüşür ya, başkasındayken ağzımız
gövde gözaltındadır, oysa ruhumuz sereserpe
seni senden beni benden bağışlar birbirimize"

ve;

 
sokağa dönüyorsun sonunda
önünde duran taş yığını
senin için ev
gecenin 3'ü
sabah olduğunda güneş doğacak
senin için aydınlık
ama asla sabah değil
her şeye cümle kurulmuyor ama
anlatacağım bir gün.

-

 
sen;

"Zamansızlıktan mıdır nedir; gece, bugünün gittiğini söylüyor. Korkular azalmış, nüfus değişmiş. Üstelik bir sigara daha için uzanırken, içinde “z” harfi geçen ayları uzatmak istemediğimi farkettim. Keskindi, ağır tahrik barındırıyordu.;

siz;
ben bir asya dizi kurbanıyım. (bu bir eleştiri değildir!)

20250716_115949.jpg
20250716_115649.jpg

ve tabii ki sen;

 
Geri