Günlük w.ein.

Konu sahibi son olarak 151 gün önce görüldü
geldik.
yani biliyorsun, çağın yeni trendi: kaygılar.
ve yine biliyorsun, tüm bunlar yine aynı sokak ve arabadan iletiliyor.
atacağın adımı, gireceğin binanın başına çöküp çökmeyeceğini, bu gece -tıpkı diğer gecelerde olduğu gibi- kimin ağlayıp veya aldatılıp veya intihara bir adım uzakta olduğunu düşünmekle ve tereddüt etmekle geçiyor.
kaç yaşına gelirse gelsin, bir amaca veya zevklerine bağlı olan, bunun dışarıdan berbat gibi görünmesine rağmen peşinden koşmaya devam eden insanlara hayret ve gıpta ile bakmaya başladım.
sanırım zaman, utanma duygusunu yatak altına saklayan bir fahişeye çevirdi bizi artık.
eskiden olsa kıyamet kopardı dediğin hiçbir şey için yaprak bile kıpırdamıyor
artık.
birini öldürme düşüncesi çok yaygın ve kolaycı oldu.
kafasına hiç silah dayamamış biri için hâlâ çok korkunç
ama bunca ölüm ortalıkta dolaşırken ve hiç kimse önüne geçmek adına bir şey yapmazken,
kötü insanların veya benim kötü diye saydıklarım için
ölüm dediğin şey bu kadar zor olmamalı.
aslında tam buraya Plath'ın meşhur sözünü eklemem gerekiyordu
lakin balkondaki bir kişi ciğerlerini tellere asarak ağlıyor.
anlayacağın/ız sessizlik bitti
ve ben şarkıyı başa almaya karar verdim.

*daha sonra film ekle!

 
balkondangiriş:

heybemde çok fazla şey var lakin zaman algısı kalmadı.
dünden veya önceki günlerden kalanlar hakkında pek fikrim yok açıkçası. bazen şey olur
dişin ağrır, ilgilenmezsin
çürür, görmezden gelirsin
sızlar, alışırsın
yediklerin arasında kaçar, hiç olmadın kadar kayıtsız kalırsın.
zaman bu
zaman yitirilen
eskiyen
eksilen.

*

birkaç film eklemek istiyorum, ama şu konuları unutma işi çok can sıkıcı. yine de güzel şeyler paylaşacağım.

şunu dinliyoruz;




şunu yeni bulduk, ekliyoruz.

*

BEN, JOHN WAYNE VE ŞEHVETİN MEYVELERİ

Bazen uyanıp da seni güven içinde öyle kıvrılmış, yanımda yatarken görünce,
nefes almayı unutuyorum.
Duygulanma dürtüsü
karşı konulur gibi değil.
Yataktan yavaşça inip
John Wayne'in o “bak sen şu işe”
suratıyla çay yapmaya gidiyorum.
Bir yandan da aklı daha bir şeye ermeyen bir çocuğun tesbih duasını okurkenki dikkatiyle bana bağışlanan bu nimete şükrediyorum.

Elimde ağır kahvaltı tepsisiyle döndüğümde,
sen kımıldamayıp bir gözünü açarak,
"Bu sabah hava nasıl sevgilim?", aklım başıma geliyor. Senin yanına uzanıp
dışarda dalgalar, pencerenin önündeki palmiyeye doğru yükselirken: İki sigara yakıp birini gülümseyerek bulanık, şeytanca bir bakışla ağzıma tutuşturduğun andan
daha güzel bir şey olamaz şu yepyeni dünyada. “John Wayne'i kim takar” deyip
telefonla hasta olduğumu söylüyorum.


THEO DORGAN
Çeviren: Çevat Çapan
 
giriş: vardığın yer artık ev değil
zili çalma.

bir takım izlenenler:
tek tek yorum yapmayacağım lâkin f1 beni schumi zamanlarına götürdü. çok beğendim.

20251010_192507.jpg20251010_193120.jpg20250906_013000.jpg20250906_012926.jpg

dinlenen:

en alta not:

"Anlattın her şeyi
vücudun ve konuşmalarınla,
yabancılığından soyutladın beni;
kökleri, martıları ve taşları olan
bir insan yaptın beni.
Üzülme, seni bırakmayacağım,
yabancılar yolculuğa çıkar yalnızca.
Bense her şeye sahibim
ve gidecek yerim yok."

Leonard Cohen
 
her gün başka bir güzelliği çalıyorlar
her gün bir başka hevesi
bak
artık paylaşacak çok az şeyimiz kaldı.
belki de hiçbir şeyimiz.

* bugonia ve baglands'ı izledikten sonra diğerleriyle geleceğim tekrar. o zamana kadar şu aşağıdaki çirkinler kalsın burada.


20251119_232225.jpg
 
devam.




“Yetti. Ansızın yetti. Ansızın çok uzak. Hiçbir hareket yok ve ansızın çok uzak. Her şey çok daha az. Üç iğne. Bir iğne deliği. Alacakaranlığın karanlığında. Mesafelerin enginliğinde. Sonsuz boşluğun sınırlarında.”
 
ruhumu kaybettim yada eski şevkim mi kalmadı. hislerim mi köreldi yoksa artık insanlar 'muhteşem' kelimesini sıradan bir hale getirdi bilmiyorum ama..
yazılanlar kadar etkilenmedim.
orta halli bir keyif aldım o kadar.


958100-frankenstein-2025-0-1000-0-1500-crop.jpg

altına bunu
evet
bunu
bırakıyorum

 
Son düzenleme:
Geri