Günlük w.ein.

Konu sahibi son olarak 150 gün önce görüldü
"izlediğim film veya diziler sorulduğunda konusu aklıma gelmediği için 'bunu izledim güzeldi' demekle yetiniyorum." twiti aklıma gelmişken şunları paylaşayım.


Screenshot_2024-08-24-23-00-26-826_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg
Screenshot_2024-08-24-23-00-08-844_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg
 
Screenshot_2024-09-07-21-30-56-739_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg

aksiyon, kan, dövüş evet her şey var ancak bir şey eksik. o eksik olanı wick'de izlemiştik. skarsgard'in orada oynadığı karakter çok beğenilmiş olacak ki böyle bir şey yapmışlar. biz yine de iyi/kötü arası diyelim ki beğendiğimiz oyuncu dibe vurmasın. 2024 yapılarının çoğu çok kötü bu arada. hem dizi hem de film olarak. yapımcılar bütün yeteneklerini kaybetmiş gibi. bakalım..
 
biraz önce okuduğum "sen benim lavaş arası sakladığımsın" ...dan sonra belki bir nebze rahatlamama sebep olduğu için paylaşıyorum. evet, bu bir nottur ve her okuduğumuz da güleceğiz.

-
hepimiz kabullenmenin
sırasına giren itirazlarız
başta
yaşamak
üzere
sonu olan şeylere düşmanlığımız var
unutman yaralıyor hatırımda kalanı
mazine kastediyor yarını planlaman
büyük bir azimle belleğinden sildiğin
her üç anıdan biri kadavra çıkar
alnımdan başlayarak yoruyorsun ya beni
giderek altında kalıyorsun yemininin
rüyadan gayrı çaremiz de kalmamış
iki kere iki dört ise bu bendeki beş kimin

iki lafın belini arzuhalle dert edip
gözlerini indirsek çağdaş koşan atlardan
hamamlar zihinleri eşitlikten paklasa
keselense bir dünya faşist olan sırtlardan
şöyle seni yalvarıp nefsinden gayrı bana
bana bir şarkıya başlar gibi dur
rüyayı parçalayan alarmı sustur
koy elini avunan yıllarının üstüne
kazandım dediğine bir yitim uydur
bütün gelecekler yaşandı ve bitti
doğar doğmaz başlayan ölümünü al
dağılan geçmişine şimdiyle tuttur

sonu olmayan bir binek istiyorsun
ya da hiç başlamasın eğer ki bitecekse film
işte ömür binmiş ölüme
birlikte iki resim daha çektirdik diyelim
bileti yananların dünyasında ava hazırlanan iki at daha
kendini ateşe vermiş bir fitil
kirden etmeye niyetli derimizi
ensemizde tek bir tüy kalmayana dek
ölmeyi bilmeyen meşgaleler çevreler cevrimizi
şu güzel renklerin arasından bir renksin
varsa ipotek altına alınmayan bir yanım
vallahi o da sensin
bana ait değilsin bana dairsin
ağır bir sicil gibi duruyorsun ayıplarımda

şimdi masif bir kanama olarak
bizi anons ediyorlar bütün radyolarda
büyük bir kanama sevinci içerisinde
iknaya yanaşmıyor arterlerimiz
işte o faydasız terlemenin sonunda
yine bir kabullenmenin eşiğindeyiz
bizi anons ediyorlar ölmekteymişiz
ne ara ayrılığın adamı olduk
ne ara direndik kavuşmaya biz
ah şu cemiyet hayatı da olmasa
sahiden yaşıyoruz zannedeceğiz

ve elbet sırası geldiğinde ki gelir
artık bizim olmayan camilerden bir sala
artık bizim olmayan bir cemaat toplanır
artık bizim olmayan bir imamdan kıraat
artık bizim olmayan bir cenaze yoklanır
üç kez iyi bilirdik üç kere helal olsun
sonra biner dünyanın tek vesaiti tabut
birer yoldaş gibi omuzlaşan dostlara
huzur mu demiştik buyuralım buyuralım
dünyanın en rahat yatağı bir toprağa
elbet sırası geldiğinde ki gelir
tok kalkmaktan geçenler meydan okur açlığa

şu kalbime dert diye yuva yapan kim
acı olmayan gerçek ne içindir ne için
biz böyle miydik sen hiç böyle miydin
yönümüzü rüzgar ile değiştiren kim
insan söylediği şarkılara borçlanıyor ya
biz de yaşamak kadar içindeyiz özlemin
demli çay yok burada dünyaya sallamayız
ölüme karşı hepimiz birer çuvallamayız"

Alper Gencer - salıncaktan düş.
 
pazar. evet hâlâ pazar. farların ışığı kısık, köşede üşüyen iki sigara delisi. arka plan gündüzden kalma kandemir'in aynı şarkı. bir ruhsuzdan kalma panik atak, yağmurun kavgası ve sahilin dalgası. biraz florya biraz anlamsiz paris. birazdan motor "kalkın! gidelim." diyecek. gideceğiz, varacağız ama ol(a)mayacağız.
*aşağıdakini paylaştık yukarıdaki yazmak için.



"ve bilirsin ki herkes gitmeleriyle meşhurdur, bak işte yeniden baş başayız. ben yeniden yazıyorum, yorgunluklarımı yazıyorum, yarınsızlığı yazıyorum, kaybolan çılgın neşemizi, geç gelen farkındalığın acısını, pişmanlıklarımı yazıyorum, elimden başka da bir iş gelmez bunu en iyi sen biliyorsun. orada kimse olmasa bile, orada olmasan bile kelimelerimle sana el uzatıyorum. ve biliyorum, bazen bir şeyleri mahvetmenin en kestirme yolu tüm gücünle o şeye sarılmaktır. ismine sarılıyorum."
 
"sevgili Kan,
günler aylar, mevsimler ve yıllar sayılıdır
sonsuz sayılamayanın yanında saydığımız birkaç
ömür muvakkattır.
ömür yitirilir,
çakmadan iki kol, iki bacak
iki minyatür ömür taşınabilir
bir boyuttan öteki boyuta.
bir boyuttan öteki boyuta taşınır zaman.
ben sana çoktan kavuştum.
ben sana çoktan."
 
  • Beğen
Tepkiler: ne
yeryüzünün
hiçbir yerinde
yerleşecek
yer bulamadım
kendime.
Gittiğim
her yeni
iklimde
oraya
alıştığımı hissedince
bıkmaya
başlıyorum
Ve oradan
bir yabancı gibi uzaklaşıyorum.
Fazla yaşanmış
bir çağda
dünyaya gelmişim
Bir an
tadını çıkarabilmek için
yaşanmamış bir hayatın
Masum bir ülke arıyorum

Gezgin - Giuseppe Ungaretti
 
1) twilight of the gods - animasyon (2024)
loki.

Screenshot_2024-10-15-19-11-19-516_com.android.chrome~3.jpg

ek (serinin ilk filmi dışında biraz hayal kırıklığı)
Screenshot_2024-10-15-21-48-26-165_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg
 
  • Beğen
Tepkiler: ne
"Nereye gidersem gideyim aynı ait olmama, boşunalık duygusu.. Benim için hiçbir önemi
olmayan şeylere ilgi duyuyormuş gibi yapıyorum.
Beni cezbeden başka bir yer ve ben bu yerin nerede olduğunu bilmiyorum."

All Of Us Strangers
 
giriş: çok şey yazasım geliyor ülkeden, ölümden yana çokça. fakat şöyle düşünüyorum
bu ağız benim ama söyleyeceğim her şey bir başka ağızdan alıntı olmaktan öteye gitmeyecek. benim ağzım, onun ağzı. onun kelimeleri, benim kelimelerim. benim çaresizliğim, onun çaresizliği. birbirimizin kopyası haline geldik ve evet şikayetçi gibi görünüyoruz ama aslında tüm kötülüğe birlikte çanak tutuyoruz.
bir kahkahamız eksik o da ayıp olmasın diye.

şunu ekleyelim;

"yalnızken
kaç adım ha
bu ülke,
kaç adım, sorarım
ümit etmek,
ve kaç adım
başarmak
Söyle!
kaç adım
vurulup vurulup devrilmek"

- iskender.
 
bir takım izlenenler:

in the mood for love (film)
Screenshot_2024-11-26-16-23-29-647_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg

caddo lake (film)
dark çağrıştırıyor.
Screenshot_2024-11-26-16-23-50-242_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg

the penguin (dizi)
izlemeyen linç edilmeli.Screenshot_2024-11-26-16-24-19-442_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg

ek)



ek2)

“Beni artık sevmediğini düşünmek kendime koyduğum kuralları çiğnemekten daha kötü. Biliyorum ki ikimiz tıpkı bir başka çift gibi birlikte olabiliriz ama ne kadar sürer ki? Sıradan iki insanın aşklarının sonsuza dek sürdüğüne hiç şahit oldun mu? Masum aşk kitaplarında bile yer almıyor. Birini sevmek kısıtlı bir süreç ve bunun bizim için de bir istisnası olmayacak çünkü diğerlerinden bir farkımız yok. Beni hayatının sonuna kadar sevmiş tek insan Otto. Kendimi sana sunduğumda sen değişeceksin... bir gün başka bir kadından hoşlandığında beni bırakıp gideceksin ve ben bununla başa çıkamayacağım... Her zaman bir başkasına aşık olduğunu ve onun da seni sevdiğini düşünüp duracağım. Sonra belki, diğerlerinin yaptığı gibi, bu acımı dindirmek isteyeceğim.”

La Belle Personne (2008), Christophe Honoré
 
5 dakika düşündüm.
sonra neden dedim
neden yaptın bunu
kendine..

Screenshot_2024-12-25-19-09-09-824_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg
 
aklında kalan 2 kesitle analiz yapmaya geliyor
evet analiz:

the fault in our stars izledikten sonra bu tarz filmlere soğuk bakar olmuştum. sebebi ise aşırı derece empatiye açık olmam. bir halt yedim diye başlasam fena olmaz herhalde. evet bir halt yedim -iyikidiyor- paunds'u izledim. çok keyif aldım, çok sevdim, iyi ki izledim ama bu denli etkilemesini de beklemiyordum.

Screenshot_2025-01-05-01-58-30-934_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg

anora'ı izlerken keyif aldım. bence ani performansı sayesinde ödül alacak madison (almalı) ama bu ergen karakterleri böylesine duygunun tavan yaptığı filmlerde hoş bulmuyorum. belki yanlış belki doğru. sevmiyorum.

Screenshot_2025-01-05-01-58-51-453_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg

jackal son zamanlarda izlediğiniz en iyi tetikçi dizi olabilir. neredeyse kusursuz, sıkmayan, bir sonraki bölümü merak ettiren. akıp gitti desem yeridir ama bu diziye o siyahi polis memuru hiç olmadı. kadın o kadar kötü oynuyor ki -aslında oynamıyor oynadığını sanıyor- bir ara ben mi abartıyorum diye yorumlara baktım neredeyse %98 herkes aynı fikirde.
özetle izlenir ama kahrolma garantili..

Screenshot_2025-01-05-01-59-10-250_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg

son zamanların ağzımdan düşmeyen o şarkı (-c İngilizcesi ile söylüyor, vay hâline)



şunu es geçmeyelim (yıl olmuş 2025 hâlâ şiir paylaşıyor
eyvah, enkaz, aman!)

-

imkân: bir palamut yüzerek genişletebilir denizi
imkân: yağ gibi kaysın isterim fermuarım
ben beline bastırınca eşit cinsimiz / cinlerimiz eşit

senden ağzıma düşen tek tüy her zaman bir girdap başlatır

yüksel şişsin etin / biraz borcun olsun öderiz
yüksel denizdeymiş gibi uçsun gövden hem zürriyetin
bir miyiz bakalım, ahmed miyiz değil miyiz bu yatakta
unut soyunu sopunu / dağım var benim
gördün mü dağımı

karşıdan karşıya geçen bir çocuk çıkmayacak bizden

bizi kim ciddiye alır / ses çıkarmak için ne giymek gerekir
sağlam bir depremde bir göçük saklayabilir bizi
ama molozlar kalkınca bu halde bulunacağız
sedyemizi bile ittirmezler

hızla sürülen sedyeler neyin altını çizer

biraz daha yaşasaydım / bıyık bırakacak kadar
dengemi sağlayacak bir bıyık / sağdan sola, soldan sağa
düze çıkacak / bir işe girecek / işten kovulacak kadar bıyık
ülkem şeytanım benim / ne kolaymış mahvolmak

incil var tevrat var hepsini okuduk bak
protestan var müslüman var yattık hepsiyle yuhh
metropoller çekti kanımı uzun uzun şehirler
ülkem şeytanım benim / burada çok bekledim
nasıl fazla gelirse bir eve eski bir bardak
nasıl uzun sürerse bir bardaktan bile vazgeçmek

sen kutlanacak bir şeydin günde iki kere
sırtından aşağı kaynaklar dökülsün

kapsüllü bir böceğin ustalığı yeniden yaratır yuvasını
balık, kılçığıyla beraber bir toplam
sen kemiklerin kırılsa da varsın / hiç olmasa da kemiklerin
başıma geldi / bir saksı vazgeçti içindekinden
her şey birbirini emer ve vazgeçer böyle
bunlar şimdi sana ne anlatıyor

koltukaltında pudra tadı ne iyi yüksel
küpem çeneni kesmiş, çıkar kendine tak yüksel
biz kurtarılacak bir şey olarak varız dünyada
biz üstünden geçilecek bir şey kolayca
neye benzedik böyle çarpışırken
daha ne benzer bize güzel bir düşmandan başka

düşmanlara benze / düşmanım ol / düşman gibi yüksel

ya fazla türk ya hazır devletsiz kalmaya
ya şimdi bağır ya kırmızı şerit sokağın başına
devletlüm, bileklerimi tut, gözlerini kapat
boşalan bir adam, en yakın şeydir teslim olmaya*

oğulcan kütük / kurtarılacak bir şey
 
üzerine çok şey söyleyenebilir.
üzerine hiçbir şey söylemeden de izlenebilir.
*bu sadece film değil; aynı zamanda bir aynadır.

Screenshot_2025-01-11-03-12-30-931_com.letterboxd.letterboxd-edit.jpg
 
  • sarılma
Tepkiler: ne
Aksın, içimde bir nehir gibi
Dolanan keder
Unuttuğum, unutmaya çalıştığım ne varsa
Bende durmasın
İçimde öyle çok ki, her gidenden
biriktirdiğim melekler

zaman insafsızlık etmese
kederin oyduğu tarafımı sana getirsem
kalem beni tutmasa, anlatsam sana
siyah, simsiyah bir engerektir zaman
ve kış neler eder insana
nasıl yarım bırakır, ayırır parçalara
sense kışı yaşamadın daha

reddetim bütün kesinlikleri
kalbim bu hayale bir daha inansın diye
siyah… değişmiyor,
siyah hala nehir içimde
ve kalbim anlamıyor
adalet yok, niye?

Yıktığım, atladığım, söndürdüğüm
Bir yangın yerindeyim
İçimde sadece, dediğim gibi
Her gidenden biriktirdiğim melekler
Kalbimin üstünde bir daha hançer

Enstrümantal / Birhan Keskin.
 
İnsan sadece bir kez 20 yaşına girer.

Aynı masada oturmuştuk da sen o genç edebiyatçıyla ilgilenmiştin Münevver.O çay boğazından ne güzel iniyordu öyle. Hiçbir kadın sigara içerken güzel olmaz ama sen bir başka oluyordun. Hiç ilgilenmiyordun benimle. Özenle taranmış ve pahalı bir şapka kondurulmuş o saçlara – o edebiyatçıya- ne çok şey söyledin.

Tamam kayda değer değildim. Uzun cümleler de kuramıyordum. Ruhuma sözlük işlemişlerdi de açılıp okunmuyordum. Üstelik zihnime vurulan cila her şeyi apaçık gösteriyordu.

Sustum öylece. Boylu boyunca sustum.

Susuşum kaldırımları utandırıyordu. Açılıyordu koltukta bir kişilik yer içimi sığdıramıyordum. İstikbal ile İstikrar arasına sıkışıp kalmıştım.

Ruhuna özgüven çalmışlardı. Müsaade et içindeki şevki kırayım Münevver. Müsaade et bu şamdanlar çok gereksiz.

Sesin kasım gibi.

Sana, siz demek ne kadar yoruyor. Üç harf omzuma yük.Benimle dalga geçin. Sürüler geçsin. Geceler geçsin, benimle dalga geçin Münevver. Yoksa o yumruyu ömrüm boyu unutamayacağım. Ben altı üstü bu şehir ışıklarında büyüttüm bu yüreği. Bana sarılmak isteyişini bir türlü kavrayamıyorum. Bir türlü konuşurken sesinhep duymak istediğim gibi. Ve filan.

Sesin müşfik gibi.

Sen böyle türküler söylemedikçe yada söyledikçe çok büyüyorum. O masada şiir yazmadığına kırıldım en çok. Kırgınlık moda olmasa kırılmazdım inan. Ben anlamam bana hiç gülmedin Münevver. Bana bir an olsun gülmedin. Parmakların ustaca tutuyordu sigarayı, dumanı nazlı nazlı üzerime siniyordu sadece. Münevver ben o içindeki şevki çok kırmak istedim.

Münevver,

Sesin ölüye zaafı olan toprak gibi.

Bir üzümle ne kadar sevebilirim seni.

Havva’nın Adem’e elma uzatışı gibi yasak bir meyve uzattın bana. Gülüşündeki keskinlik beyin hücrelerimi zımparalıyordu. Altı üstü bir üzümdü seni sevişim. Altı üstü bir üzüm. Belki güzel de balkon yıkardın. Bazen istediğin kadar dinsizleşirdin. Bilmiyorum. Münevver çok kaybettim, kaybettim süsü verip bulmak istiyorum seni. Münevver ben hiç kaybetmedim sesini.
Sesin bütün safarilerin yırtıcılarını toplamış gibi.

Metrobüsten Boğaz Köprüsünde inseydik çok şey anlatacaktım sana. Bu gezegenin beni neden kabul etmediğini, okuma-yazmayı geç yaşımda öğrendiğimi, gençliğimi.

Uykusuz bir ceylansınsen Münevver. Vurulacaksın. Dünyevi konuşmalarını bitiş çizgisine yaklaştırıyorsun.

Böylece bütün takdirler peşin sıra geliyor. Bütün sermayem senden ibaret, hiçbir eksiğim yok.

Sesin tiner gibi, bayılacağım.

Yaşın 20.

Dante gibi çeyreğindesin ömrün. Çok sevilme yaşındasın. Bunu diri tutmaya çalışıyorum. Bir inşaat mühendisi özel bir mabet verebilir ancak sana. Oysa bir şair…

Bu gece bütün dilenciler zengin bütün teologlar akıllı Münevver. Kimse beni dinlemedi üstelik bir kişi hariç.

Sorsaydın beni nasıl sevdin diye? “Çok güzel üzüm seçiyordun.” diyecektim.

Müsaade Et İçindeki Şevki Kırayım Münevver / Feyza Özcan.
 
Geri