Uyumsuzlar

🕒 Konu sahibi 4 saat önce aktifti
Facebookta bir paylaşım dönüyor.(evet bende halen takılıyorum neyapayım)

Bir arkadaşını seçiyorsun ve o bir hafta boyunca her gün bir kitap paylaşıyor.
Sonra o kişi başka bir arkadaşını seçiyor ve böyle devam ediyor.
İyi güzel.

Ama babacım hemen hemen hepsi aynı kitapları paylaşıyor yahu.
Birkaç tane Rus klasiği, Türkiye'nin popüler yazarı ve birkaç tane de popüler yabancı yazar.
Geneli de roman bunların.

Şiir yok
Tarih yok
Felsefe yok
Erotik seksli meksli şeyler yok

Ne olm bu habire roman da roman.
 
"bütün iyiler biraz küskündür"

Kitap adı,
Etkilendim isminden gün içerisinde uğradığım üçüncü sahafçıdan aldım, diğerleri kapalıydı.

Gidip okuyacağım, beğenirsem öneririm.
Okumuş olanlar varsa, bir selam versin...

GcTVKF.jpg
 
hayatımızın merkezine aldığımız nesneyi(ki bu nesne; sevgili de olabilir, tanrı da, bir hayvan da bir eşya da olabilir) kaybedince, hayatımızdaki dengelerin alt üst olması kaçınılmaz olur. gerektikçe parçalayıp yok edebilmek/bertaraf edebilmek için kendimizi hayatımızın merkezine alıp, nesneleri de etrafımıza bir çember çizip ve o çemberin etrafına yerleştirmek dengede kalmak adına umut verici olabiliyor.
 
Siyaset, ikizinizi bulma sanatı değil.

Vallahi billahi değil.

Siyaset, geçici veya kalıcı olarak birlikte yürüyebileceklerinizi bulma sanatı. Ben bunu öğrendiğimde (=dank etmek) siyasetten soğumuştum. Çünkü kendimi çok politik sansam da aslında hiç de politika filan kaldıramayacak kadar idealist, yufka yürekli ve salaktım. Küçük bir örgütüm, tatliş yoldaşlarım vardı. Devrimi biz yapacak, ülkeyi yeniden biz kuracaktık. Oysa gördüm ki, siyaset denen şey, daha geçen hafta elleriyle kendi yoldaşını boğmuş bir p*zevenk çocuğuyla tokalaşmak, karşılıklı devrimci dayanışma gülücükleri saçmakmış, s*kerler...
 
Anlati odur ki: Favela faşist cunta tarafindan cezaevine çevrilen forumdan uzaklastirilmiş, Run ise küstürülmüştür.
Kusuruma siz bakin. Çünkü en güzel siz bakarsiniz. Çünkü ötekinin fikirlerini bicimlendirmekten, bakis aciligina sablon-sablon kosmanin hadsizliginden imtina etmis bir siz varsiniz su temasada.
Kusuruma bakin; bir "kopek olduren" senligi etrafinda topladim kendimi. Bir '80 li senelerin Bogaz'a nazir bohem hayati, deniz goren yalnizliklari ve bilge serserileri festivalince yasadim bu konu basligi altinda toplanmisliklari. Forumum sahil boyunca müdavim yaratan ilk mekani gibi geldi bana. Bir yere ait olma ihtiyaci gibi. Burada kah muhabbete, kah kendimize daldik, ama işin tadı fazlasiyla kaçti beyler bayanlar.
Putların dahi İbrahim'lik iddiasında bulunduğu bir forumda, bizden beklenen İsmail olmak.
Hadi eyvallah
 
yakana iliştirilmiş bir yalnızlık düşün. ve de ki; şarapneldir bu. göğün ayak bileklerini keser, çökertir. giyotindir de, hummaya ramak kala dolanmıştır göğsüme, korkutur. vebadır de, uzun metraj bir çarpışmaya gebe, patla(t)yacak olan bir öfkedir bu, inletir.
ölümdür de, başsız gövdemi gösterir, yirmibir gram eksiltir.
 
“Ama nasıl hissediyorum biliyor musun?
Şimdi böyle insanın hayatta güvendiği bazı şeyler vardır ya hani başı sıkışınca falan... Ne bileyim. Mesela 155. Bir şey olursa polis gelir. Nedir, işte itfaiye. Yangın çıkınca ararsın. Bilirsin ki gelecek. Asansörde kaldın diyafon var. Basarsın birisiyle konuşursun. Ne bileyim. O seni rahatlatır. Panik butonları vardır. Bir yerde kaldığın zaman basarsın polis gelir yada birisi seninle konuşur. Ne bileyim. Rahatlatır en azından seni.
Şimdi Nevra, bunların hiç birinin çalışmadığını düşünsene. Birşey geliyor başına 155'i arıyorsun bakan yok. Yangın çıkmış itfaiyeyi arıyorsun gelen yok. Asansörde diyafona bakıyorsun birisi seni duysun diye. Panik butonu mesela orada duruyor öyle. Basıyorsun "kimse yok mu kimse yok mu? duyuyor musunuz beni?" diye bağırıyorsun ama hiç çıt yok.
Ya diyorsun ki arkadaş buna bir şey mi oldu ya. Böyle bakıyosun. Açıyosun duvardan bir ayırıyorsun onu. Aa, ananı avradını! Bağlantısı yok Nevra. Kablo yok. O duvarda öyle duran bir şeymiş. Senin hayatın ona güvenmekle, inanmakla geçmiş. Halbuki seni kazıklamak için koymuşlar onu oraya. Sen ona güven diye. Sen ona güven, başını kaldırmadan, soru sormadan, işine gücüne bak diye koymuşlar. Sen de ona öyle salak gibi güvenmişsin. Aslında güveneceğin hiç bir şey yokmuş. İşte kendimi şimdi öyle hissediyorum. Bir şeylere öyle haybeye inanmışım.
O da çok boktan bir durum.
O yüzden şimdi ne yapacağımı hiç bilmiyorum.”

Şahsiyet
 
itibardan tasarruf olmaz deyip koca saray yaptırıyorsun
doğal afet olunca da milletten 10 lira dileniyorsun
böyle itibarı silkerim
 
Haber başlığını atan kişinin; kel olması ve seksli meksli bir hayatinin olmadığının itirafı gibi... üzgün

Gb7NNk.jpg
 
Acı getiren her olay Türkiye’de medya aracılığıyla bir pornografiye dönüştürülüyor; ağlayanlar, sevinenler, yardım edenler, yardım edilenler. Hani sansasyonel bir olay gerçekleşsin de tüm duygularımızı dökelim, ama olay sadece bizim ekranlardan izleyebileceğimiz bir olay olsun. Pornografinin yönetmen koltuğunda da Tanrı olduğuna inanılıyor.
 
Geri