Üstü Sende Kalsın

Konu sahibi son olarak 4195 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
“Dağdaki küçük bir derenin nehire doğru koşan suları gibi bütün hislerim ona koşuyorlar. Ben kendimi bu selin önüne geçecek kadar kuvvetli hissetmiyorum.”
 
“Oysa ne çok cümlem vardı benim. Her şeye inat, yüreğimi ısıtan ne çok hayalim.”
 
ey sesiyle yaramı bastıran yılgınlık seni bu şiirle öldürebilirim
 
De ki; Gel! Dikenlere serdiğin yüreğini topla da gel... Ayaküstü de olsa kıyıma uğra, az biraz soluklan az biraz da soluduğundan bırakıver koynuma korkma… De ki; Son cemre de düştü ilkbaharım artık Hadi tut ellerimi ellerim su ellerim toprak ellerimden topla gelincikleri dudaklarıma tebessümün dokunurken... Ve dal yüreğime gözü kapalı nefessiz kalmazsın korkma… De ki; Güneşi bir omuzuma ayı diğer omuzuma yükledim de geldim Üşüyen ellerinin uğruna karanlığına geldim ısımla geldim Hadi uzat ellerini ısıtmaya geldim korkma… De ki; Alıp alıp başını gitme kimsesizliğine Yüreğine baharı giydirmeye geldim ve kimsesizliğini giyinmeye Seni sevmeye geldim korkma…
 
Birgün sessizliğim oluyor, boğuyorsun kelimelerin içimde… Birgün çığlığım oluyor, döküyorsun içimdeki kırıntıları düşüncesizce… Bazen yalnızlığımsın, içinde kaybolduğum… Bazen kaçmak istediğim duygularım… Korkuyorum senden… Belki de alıştığım sensizlikten… Bir geliyorsun, bir gidiyorsun… Gözlerimde göremediğimsin… Yüreğimde bulamadığımsın… Sen, bende bilinmeyensin ! Ve sen, Anlattıklarımdan çok anlatamadıklarımsın… Bağladım elimi kolumu, çaresizliğim yüreğimin düğümü…. Gözkapaklarıma uyku oturdu. Gecenin kaçıncı çeyreği bilinmiyor. Ben ise hala suskun... Bu kadar erkenmiydi gidişin? Gözlerinin derinliğine dalıp boğulmak isterdim, o en kör olduğum anlarda bir daha çıkmadan. Nefesinle yaşamayı isterdim tükendiğim zamanlarda, Başımı yaslayıp omzunda ağlamak yeterdi bana… Senin yanındayken dünya dursun, güneş doğmadan batsın, hiç önemli değildi. Susardım, hiç konuşmazdım, sadece susardım. Seni ve sendeki tazeliği izlerdim, Kıpırdanışlarındaki kimsenin duymadığı o benzersiz müziği dinlerdim. Sen, Unutulan Sen, Tükenen Umutlarımsın… Mutluluğu taşıyamayansın !
 
Kırgınım, saçılmış bir nar gibi, kırgınım. Kesemde güneşli günler var benim halbuki. Saçlarımda yaşanmamış baharlar gizlediğimi de hiç kimselere söylemedim üstelik. Yalan değil, evet, ben de hayalini kurdum konuşan bir kedinin. Dallarından elma suyu akan bir ağaç dilemedim mi? Diledim, diledim. Oturur saatlerce o üzgün bahçesini babaannemin, çağlası bol kayısı ağacının üzerinde izlerdim. Çocuktum ve ufaktım gücü yettiğince taşırdı beni o küçük ağaç. Ben de gücüm yettiğince taşıdım çocukluğumu, gücümün yettiğinden daha fazlasına dayanmaya çalıştım üstelik. Sağ omzumdaki o iz hiç silinmesin istedim. Çocukluğumdan bir şey taşıyayım istedim vücudumda. Çünkü ben, en az unutulmuş bir rüya kadar yokum kendimde. Onlara kızarken, ben terketmişim kendimi, farketmeden. Söylenmemiş, sahipsiz bir şarkıyım, şarkıda olduğu gibi. Yarıda bırakılmış bir şiirim, güzelliğim yarım yamalak ve ertelenmiş. Soğumuş bir çayım, öyle soğutmuşum kendimden, kendim de dahil herkesi. Ve yaşadığım her gün, eskiden yaşanmış acı verici bir günün ertesi günü gibi. Kırgınım. Ve biliyorum, kırgınlığım olsa olsa bir sigaranın kırılmışlığı. Dağınığım. Toparlanamıyorum, toparlayamıyorum kendimi gitmek için bile. Kesemde güneşli günler vardı benim halbuki.. Üstelik, hiç kimseye söylememiştim, saçlarımda hiç yaşanmamış bir baharın çiçeklerini taşıdığımı. Kırgınım. Ama biliyorum ve sen de biliyorsun ki, kal dersen, kalırım. Giderim, git dersen.. Kırgınım, saçılmış bir nar gibi.. Ama baksana, yine de herşey, "sen nasıl istersen.."
 
Bütün kelimelerim, tüm söyleneceklerim ve söylenmemişlerim suskunluğa bürünüyor karşında. İstesem de konuşamıyorum seninle. Susmaktan başka da bir şey de gelmiyor elimden. Susup gülümsemekten başka.. İçimde çığlığa dönüşmüşken söylenememişlerim, susturmak öylesine zor ki.. Bu sessizliğimde de anlarmısın beni yine? Bugün yine geldim sana.. Yine konuşamadım. Oysa boğazımda düğümlenen ertelenmiş bütün sözcüklerim "keşke" lere sebep olacaklar, biliyorum. Günlerdir böyle oluyor zaten.. Tam dökülmek üzere iken kelimeler dilimden, susuyorum. Ardıma bakmadan hızlı adımlarla uzaklaşıp gidiyorum.. Ya da uzaklaştığımı zannediyorum. Ne vakit seninle ilgili bir şeyler düşse aklıma, kovalıyorum beynimin içinden. Hiç bir sesi dinlemiyorum. Ya da ürkekçe bir yerlere saklanıp, gizleniyorum. Gelip beni gizlendiğim yerlerden bulacağını bile bile... ''Hiç bir şey eskisi gibi değil. Her yeni gün birşeyler daha eksiliyor. Sen de gideceksin, sen de eksileceksin...'' Sen gideceksin, ben yine susacağım. İçimdeki ses çığlık atarken ben yine bastıracağım. Son sözcüklerimi sen yine duymayacaksın. Sonra pişman olacağım "keşke" diyeceğim, "keşke söyleseydim"... "Belki anlayabilirdi beni, belki tanımlayamadıklarımı tanımlayabilirdi".. Hiç sevmedim suskunlukları... Ama susmak zamanıdır şimdi. Bazı şeyler var ki, dillenmiyor, söylenmiyor.. Söylenemiyor. Sana gülümserken bile bir bulut çöküyor yüzüme adeta... Farkediyorum ki, susmak en büyük yalnızlık...
 
1926752_683696921669266_313586657_n.jpg
 
../Çocukluğum kumsalda kaybedilmiş inci arasam bulabilir miyim? Gençliğim sis içindeki doruk tırmansam ulaşabilir miyim?/..
 
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak . Ne çıkar ateşböceği sansalar beni ?
 
Gizliliğe gömülmüş bir nesne olarak kaldım senin dudaklarında, ne olur çıkarsana suskunluğundan beni.
 
Seni sevmeyen,seni beğenmeyen,
seni çekemeyen insanlar olduğunda
daha çok sev kendini..
Çünkü sen olmak istiyorlar.
Çünkü hiçbir zaman sen olamayacaklar..
:srl:​
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri