Üstat Necip Fazıl

P
  • Kullanıcı Phoibos
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Nazım Hikmet'in Mustafa Kemal Paşa'ya mektubu:

"Nâzım Hikmet’in mektubu “Cumhur Reisi Atatürk’ün Yüksek Katına” diye başlıyor ve şöyle devam ediyor:
“Türk Ordusunu ‘isyana teşvik’ ettiğim iddiasıyla 15 yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk Donanmasını ‘isyana’ teşvik etmekle töhmetlendiriliyorum. Türk inkılabına ve senin adına and içerim ki suçsuzum. Askeri isyana teşvik etmedim... Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki bunu bir an olsun düşünebileyim. Askeri isyana teşvik etmedim. Senin eserine ve sana, aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yüklenen ve yükletilebilecek hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirim. Büyük işlerinin arasında seni bir Türk şairinin felaketi ile alakalandırmak istemezdim. Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu ‘inkılap askerini isyana teşvik’ damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır. Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin. Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum. Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki suçsuzum.”
18 Ağustos 1938 tarihini taşıyan mektubun sonunda Nâzım Hikmet’in imzası bulunuyor.

'NÂZIM'I BAĞIŞLAYIN'
Celile Hanım, Nâzım Hikmet’in Atatürk’e yazdığı mektubun Atatürk’e ulaşmadığını tahmin etmiş olacak ki bu kez kendisi el yazısıyla Atatürk’e bir mektup yazar. Aynı tarihlerde yazıldığı anlaşılan bu mektupta Celile Hanım’ın mektubunun özeti ise şöyle:
“Gazimiz… Size iki kez geldik. Teyzezademin ve Fuat Paşa’nın çok selamı var. Sizin çok merhametli olduğunuzu söylüyorlar. Affı hususinizi istiyoruz. Yarattığınız Türk lisanının kıymetli bir hizmetkârı olan Nâzım’ı bağışlayın! Hapislerde her gün ah alarak üzülmesine mani olun. Bu husustaki delaletinizi bizden esirgememenizi rica ederiz.

Enver Paşa Kızı Celile."

"
 
Muârız

Aynı. Her şey aynı.

Nazım Hikmet'in ciğersiz, para uşağı, satılmış bir kalem olduğu kabul edilirse, aynı sıfatlar Necip Fazıl için uygun bulunacak mı?

Nazım Hikmet'in mektubunun paylaşılma amacı, "sizde de satılmışlar var" demek mi, "bu insanlık halidir, hepimiz satılık kalem olabiliriz" demek mi?
 
Muârız

Aynı. Her şey aynı.

Nazım Hikmet'in ciğersiz, para uşağı, satılmış bir kalem olduğu kabul edilirse, aynı sıfatlar Necip Fazıl için uygun bulunacak mı?

Nazım Hikmet'in mektubunun paylaşılma amacı, "sizde de satılmışlar var" demek mi, "bu insanlık halidir, hepimiz satılık kalem olabiliriz" demek mi?

Yok maksad o değil. Birine bir şey itham edilip bir başkasının sözüyle de tenkit edilmek isteniyor. Bilinmiyor ki itham edilen şeyler o örnek gösterilen lafların sahibi için de pekala gösterilebilir.

Mesele sapla samanı birbirinden ayırabilmekte.
 
Muârız

Birinin sözüyle değil. Farklı kişilerle yapılan yazışmaların yanında, mahkeme tutanakları var. İthamı aşan ispat durumuyla karşı karşıyayız. İnkarda ısrar neden?
 
Yalayıcılık ve Nazım arasında bir bağ kurulacaksa eğer paylaştığınız mektuba dair şunları söyleyebilirim;

Birincisi iktidar yalayıcısı bir adam 60 yıllık ömrünün 13-15 senesini hapiste ve 20 yıla yakın bir zaman dilimini sürgünde geçirmez. Ömrünün yarısı hapislerle ve sürgünlerle geçen bir adamı Necip Fazıl gibi para için "ben hastayım çıldıracağım" diye el etek öpecek konumda olan birisiyle kıyaslamak abesle iştigal.

İkincisi Nazım Hikmet komünisttir ve bir komünist olarak Kemalist devrimi sahiplendi ve sahiplenir. Bu ideolojik bir duruştur. Kemalist Devrimi bir ilerleme olarak görmeyen komünist varsa eğer o kişi Marksist literatürden kopuktur.

Üçüncüsü Nazım Hikmet bir insanın karşılaşabileceği en ağır suçlamayla karşı karşıya kalmış(vatan hainliği) ve bunun olmadığını anlatmaya çalışmış ve buna rağmen o suçlamalar nedeniyle 12 yıl hapis yatmıştır. Eğer gerçekten kendisine göre suçlu olmuş olsaydı, suçsuzluğunu anlatmak için bir mektuba başvurmayacak kadar gözü kara olduğunu sonraki yaşamı bize gösterecektir. İyi bir yalayıcı 12 yıl hapis yatma aşamasına gelmeden koltuğunu sağlama alır. Necip Fazıl gibi.

Dördüncüsü hitap edilen kişilere dikkat edilmeli. Bir yanda laik Cumhuriyetin ve sosyal devletin kurucusu olan Mustafa Kemal, diğer yanda ise Adnan Menderes. Bu ikisini aynı kefeye koymak sağlıklı değildir. Kaldıki "vatan haini" olmadığını anlatmak için yazılan bir mektupla para dilenmek için yazılan bir mektubu kıyaslamak son derece komiktir.

Beşincisi Nazım Hikmet vatan haini ilan edilmiş ve vatandaşlıktan atılmış bir şairdir. Mektubunda sözünü ettiği gibi bir suçu olmadığı, vatana ihanet etmediği anlaşılmış olmalı ki ölümünden yaklaşık 50 yıl sonra vatandaşlığa tekrar alınmıştır.

Ve son olarak iktidar yalayıcısı biri kalkıp da Adnan Menderes'e şu şiiri yazmazdı sanırım;

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclis'e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower'in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Üniversiteli yedek subayı,
Kore'de harcadınız, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.
 
Muârız

Birinin sözüyle değil. Farklı kişilerle yapılan yazışmaların yanında, mahkeme tutanakları var. İthamı aşan ispat durumuyla karşı karşıyayız. İnkarda ısrar neden?

İnkar edilen ne ?

Mahkeme iktidarla Necip Fazıl arasındaki nakit alışverişini ortaya koyuyor. Yok sen şunun maşasısın sen şunu yaptın gibi bir ifade yok tutanaklarda.
 
Necip Fazıl hapis yatmadı zaten hiç :)

Necip Fazıl yalaka, Nazım Hikmet gözü kara yok ya :)

Önce mektubu oku bakalım gözü karalık mı yapıyor yoksa çıkmak için ricalarda mı bulunuyor ?

Savunduğun adamın böyle yazıları olduğunu bilmeden atlama bir daha konuşmalara :)
 
Necip fazılın en yakını olan kadir mısıroğlunun videosuna bakın necip fazıl hakkında hayal kırıklığına uğrarsınız
 
Necip fazılın en yakını olan kadir mısıroğlunun videosuna bakın necip fazıl hakkında hayal kırıklığına uğrarsınız

Necip Fazıl engin bir ufku olan, son derece zeki, kalemi kılıçtan keskin olan bir mütefekkirdir. Fakat bunun tam zıttı menfi denebilecek birçok zaafları mevcuttur. Asla başkalarının yaptığı gibi birilerini yüce insan, ilah gibi gösterme gayreti bir Müslümana yakışmaz.

Biz Necip Fazıl'ı eğrisi doğrusuyla kabul ediyoruz, yoksa Necip Fazıl mükemmel insan diyen yoktur.

Kadir Mısıroğlu, Necip Fazıl'ı saydığım ölçülere göre değerlendirmiş, bunun yanında Üstad olarak da kabul etmiştir. O yüzden bizim ölçümüz İslam'dır kişiyi sevdiğimizden hatalarını görmezden gelemeyiz.
 
İnkar edilen ne ?

Mahkeme iktidarla Necip Fazıl arasındaki nakit alışverişini ortaya koyuyor. Yok sen şunun maşasısın sen şunu yaptın gibi bir ifade yok tutanaklarda.


Mahkeme itham etmez, delillere binaen savunma ister. Yaptığı vatana ihanettir iddiasında bulunmuyorum. Lejyoner olduğu hususunda mutabık olduk sanırım.
 
Mahkeme itham etmez, delillere binaen savunma ister. Yaptığı vatana ihanettir iddiasında bulunmuyorum. Lejyoner olduğu hususunda mutabık olduk sanırım.

İtham edilir, savcı iddianamesi zaten bizzat bunu yapar.

Bir üstteki mesajım Üstad Necip Fazıl hakkındaki fikrimi izah etmektedir. Kimseyi haksız yere müdafaa etmek için hatalarında gözü karalık kahramanlık aramam.
 
İtham edilir, savcı iddianamesi zaten bizzat bunu yapar.

Bir üstteki mesajım Üstad Necip Fazıl hakkındaki fikrimi izah etmektedir. Kimseyi haksız yere müdafaa etmek için hatalarında gözü karalık kahramanlık aramam.


Soruşturmayı yürüten polislerin delillerine göre iddianame hazırlanır. Savcı oturduğu yerde itham üretmez kardeş.

Güzel. Bu konuda aynı düşünceye sahip olabilmemiz, aşikar gerçeklere sırtımızı dönmememiz sevindirici. Hatalarla sevebilmek marifet. Teşekkür ederim.
 
Soruşturmayı yürüten polislerin delillerine göre iddianame hazırlanır. Savcı oturduğu yerde itham üretmez kardeş.

Güzel. Bu konuda aynı düşünceye sahip olabilmemiz, aşikar gerçeklere sırtımızı dönmememiz sevindirici. Hatalarla sevebilmek marifet. Teşekkür ederim.

Zaten durduk yere diyen olmadı, itham etmez deyince belirttim onu :)

Ne yazık ki millet olarak sevmediğimiz kişide faydalı bir şey, sevdiğimiz kişide zararlı bir şey görmek istemiyoruz bundan kaynaklı birçok problem.
 
Zaten durduk yere diyen olmadı, itham etmez deyince belirttim onu :)

Ne yazık ki millet olarak sevmediğimiz kişide faydalı bir şey, sevdiğimiz kişide zararlı bir şey görmek istemiyoruz bundan kaynaklı birçok problem.


Bu ifade başım üstüne. Vardır elbet. Herkesten öğrenilecek bir şeyler vardır. En kötüden dahi, nasıl olunmaması gerektiğini öğrenirsin. Sevdiğim bir Zaza var idi, Safahat'ı okudukça benimle paylaşırdı, telakki ederdik.

Siz sevmediklerinizdeki faydayı, Nazım'daki faydayı görebildiğinizi düşünüyor musunuz? Sevdiğiniz kişilerdeki, Necip Fazıl'daki ayıbı fark ettiniz mi?
 
zaten durduk yere diyen olmadı, itham etmez deyince belirttim onu :)

ne yazık ki millet olarak sevmediğimiz kişide faydalı bir şey, sevdiğimiz kişide zararlı bir şey görmek istemiyoruz bundan kaynaklı birçok problem.
birisi bana hocalık rehberlik yapacaksa namaz kılmalı ibadetlerini yerine getirmeli müslüman gibi yaşamalı evet necip fazıl kalemi güçlü birisi ama rehber mürşid değil sadece yazar ve şair necip fazıl kalemi kıralık birisiydi kim para verirse ona yazardı menderes mehmed şevki erbakan nurcular süleymancılar kadir mısıroğlu hepsinden para almış onlar adına yazmış parayı çok severdi çok sevdiği için kumar oynardı herkesle kavgalıydı en yakınlarıyla bile anlaşamazdı karısı bile tahammül edememiş ayrılmış belki de çok zeki olduğu için kimseyle anlaşamıyordu
 
Bu ifade başım üstüne. Vardır elbet. Herkesten öğrenilecek bir şeyler vardır. En kötüden dahi, nasıl olunmaması gerektiğini öğrenirsin. Sevdiğim bir Zaza var idi, Safahat'ı okudukça benimle paylaşırdı, telakki ederdik.

Siz sevmediklerinizdeki faydayı, Nazım'daki faydayı görebildiğinizi düşünüyor musunuz? Sevdiğiniz kişilerdeki, Necip Fazıl'daki ayıbı fark ettiniz mi?

Cevabımı zaten verdiğimi düşünüyorum. Aynı mesajın tekrarını yazmak istemem.
 
birisi bana hocalık rehberlik yapacaksa namaz kılmalı ibadetlerini yerine getirmeli müslüman gibi yaşamalı evet necip fazıl kalemi güçlü birisi ama rehber mürşid değil sadece yazar ve şair necip fazıl kalemi kıralık birisiydi kim para verirse ona yazardı menderes mehmed şevki erbakan nurcular süleymancılar kadir mısıroğlu hepsinden para almış onlar adına yazmış parayı çok severdi çok sevdiği için kumar oynardı herkesle kavgalıydı en yakınlarıyla bile anlaşamazdı karısı bile tahammül edememiş ayrılmış belki de çok zeki olduğu için kimseyle anlaşamıyordu

Necip Fazıl Müslümandır. Kimseye siz de kumar oynayın dememiştir. Haliyle bu yaptığı günah kendisini bağlar. Kişinin kendisini bağlayan günahını konuşmak da gıybettir.
 
bu gerçekmi hala tam olarak bilememekteyim , bilen varsa sölesin
images
 
Bir zamanlar Cumhurbaşkanımız Necip Fazıl'dan esinlenenek Dersim'de katliam yapılmıştır gibisinden sözler etmiş akabinde ona cevap veren CHP milletvekil eski büyükelçi Onur Öymen CHP içersine yuvalanan Tunceli cuntası vasıtasıyla bir daha bu partiden milletekili seçilememişti.
Necip Fazıl'ın hayatı boyu hiç uğramadığı, sırf Cumhuriyeti ve onun ordusunu karalayabilmek için şu satırları kaleme dökmüştü:
''En aşağı 50.000 müslümanın kanını ve canını ihtiva etmesi bakımından, kalın hatlarıyle bir harita gibi çizdiğimiz ve şu anda yalnız ana prensip ve mânasıyle tesbit ettiğimiz bu facianın, tarihte bir benzeri gösterilemez.

Babalarını arayan ve yanına gitmek istediklerini söyleyen iki mâsum çocuğun Hozat Kaymakamı tarafından süngületilerek babalarının yanına gönderilmesi... Kendisinin öğretmen ve köy halkıyle alâkasız bir şahıs olduğunu iddia ederek alevler içinden fırlamak isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine atılması ve karşı -sında sigara içilmesi... Buğday sapları üstünde yakılan, daha evvel kurşunlanmış bütün bir köy halkı... Annesinin karnından sivri uçlu âletle çıkartıldıktan sonra yaşamakta devam eden ve hala topuğunda bu sivri uçlu âletin izini taşıyan çocuk... Bir dere içinde boğazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdın bulunması bir hayli zorluğa yol açan yirmi mâsum... Ve buna benzer daha neler, daha neler!..


Cesetleri değil, mânaları muhakeme ve idam eden tarih, bakalım bu 50.000, çocuk, genç, ihtiyar, kız, kadın, hasta, alil müslüman cesedine karşılık kaç ferdin mânası üzerinde ebedî idam karari verecektir?

Elâzığ Ortaokulunda okuyan iki çocuk... Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat'a geliyorlar ve facianın tam üstüne düşüyorlar. Hozat yakınlanndaki köylerine geldikleri zaman babaları Yusuf Cemil'in öldürtülmüş olduğunu öğreniyorlar ve ağlama ya başlıyorlar. Onlara şu karşılık veriliyor:
"- Sizi de onun yanına götüreceğiz!"

Çocuklar odadan sürükletilerek çıkartılıyor ve jandarma muhafazasında gittikleri yolda süngületiliyorlar. Böylece babalarının yanına gönderilmişlerdir.
Her evi ayrı ayrı tutuşturulduktan sonra dört bir etrafı ayrıca çalı çırpı içine alınıp alev alev yakılan bir köyden, deli gibi bir adam çıkıp, çalı yığınları gerisinde manzarayı seyredenlere doğru ilerliyor ve haykırıyor:
"Durun, ben köy ahalisinden değilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"

Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler içine atılması oluyor. Adam, evvelâ göğsünün kılları tutuşarak alev alev yanarken, çalı yığınları gerisinde âmir, zevk ve istihza ile sigarasını içmektedir. (Bu vak'a, bana, 1944 yılında, Eğridir'de askerliğimi yaparken, resmî şahıslar huzurunda, yanan adama karşı sigarasını zevkle içtiğini söyleyen Amirden bizzat dinleyenlerce anlatılmıştır.)


Hadi bırakalım bizzat şahit olmayı bari dinlediğin kişi bu olayı bizzat yapan olsa o da değil ondan duyanlar. Bu sözleri belge gibi alıp bizlere Dersimde Katliam yaşanmıştır diyen devletimizi yönetenler...

Necip Fazıl, Dersim İsyanlarının Şeyh Sait, Ağrı ve Koçgiri İsyanlarının devamı niteliğini taşıdığını bile gözlerimizden kaçırmak istiyor.
Bu yazdıklarını ordumuzu karalamak için kendisinin uydurduğunu anlamamak için ya çok saf olmak ya da Necip Fazıl gibilerin yetiştiği Nakşibendi tarikatı benzeri cemaatlerin şeyhlerine kulluk yapmamız gerekir.
Dinimizde en büyük suç yalan söylemektir. Yalan değil bir aileyi bir ülkeyi bile karıştırır. insanları birbirine düşman eder.
Ve olduk da!..

İşte Necip Fazıl denilen şair ve yazarımız. Bu adama dava adamı diyorlar. Evet! Bir davaya hizmet ediyor, ''Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yıkma davası''na!.....
 
Geri