Türkiye'de Kadın

Konu sahibi son olarak 3830 gün önce görüldü
Türkiye'de kadın nasıl bir yerde? Ne durumda? Bunu da incelemek gerekir diye düşünüyorum. Önyargılı arkadaşları bir kenara alalım çünkü bu yazı onlara hitap etmiyor.

İstatistiklerle başlayalım. Elimizde gerçekçi veriler olmadan yaptığımız her eleştiri boşunadır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2014 yılında ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na imza atmış. Bunu önlemek için bir şey yapmıyorlar ama araştırmasını yapıyorlar sağ olsunlar. Habere ayrıntılı ulaşmak için Tıkla

Evli kadınların yüzde 36’sı eşi ya da birlikte olduğu erkeğin fiziksel şiddetine maruz kalıyor.
- Fiziksel şiddet, her 10 kadının 1’inde gebelikte de devam ediyor.
- Kadınların yüzde 38’i yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddetten birine maruz kalıyor.
- Evli kadınların yüzde 12’si cinsel şiddet yaşıyor.
- Kadınların yüzde 26’sı 18 yaşını tamamlamadan evlendiriliyor.
- Kadınların yüzde 44’ü şiddetten kimseye söz etmiyor.
- Her 10 kadından 3’ü şiddete fiziksel olarak karşılık veriyor ve evini kısa süreliğine terk ediyor.
- Kurumsal başvuruda bulunanların oranı ise sadece yüzde 11.
- Kadınların yüzde 80’den fazlası, evlilik yaşı, nikah türü ve mal paylaşımına ilişkin kanun maddelerini biliyor, buna karşılık yüzde 60’ı kadının çalışmak için eşinden izin almasının gerekmediğinden habersiz.
- Erken yaşta evlenen kadınların yarısı fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalırken, 18’inden sonra evlenenlerde bu oran 3’te 1’e iniyor.
- Kadınların yüzde 9’u çocukluk döneminde (15 yaşından önce) cinsel istismara maruz kalıyor. Bunun yüzde 29’u baba, üvey baba, erkek kardeş, ağabey, dede, amca ve dayı dışında kalan erkek akrabalardan, yüzde 38’i yabancılardan, yüzde 15’i komşulardan oluşuyor.
- Her 10 kadından 3’ü ise hayatında en az 1 kez telefonla arama, kısa mesaj, mektup ya da e-posta yoluyla taciz ediliyor.
- Türkiye genelinde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalmış kadınların büyük bir çoğunluğu (yüzde 89) kurum ya da kuruluşlara başvurmamış. Çok düşük orandaki başvurular arasında, en fazla polise başvurulduğu görülüyor.

Efendim;
Türkiye'nin hemen her yerinde ilkokula göderilecek kadar şanslı küçük kızların ister okuryazar, ister üniversite mezunu olsun, eninde sonunda "hayırlı" bir kısmetle ve "hayırlısıyla" evlenip kendini sadece ailesine ve kocasına adaması beklenmektedir.Memleketin yedi bölgesindeki bütün kızlar; ister kendini muhafazakar, ister modern kabul eden, ister insanın dişisine "bayan" ister "kadın" diyen, ister gıyabında örtünmesine veya açık gezmesine karar verilen ailelerde büyüsünler, sonuçta kızların hepsinin vardığı yer aynıydı: kadının diploması sadece ve sadece bir çeyiz olarak kabul görmekteydi. Bir kadının kendine ait mesleği, parası ve hayatı olabileceği, hayatını sevdiği bir mesleğe, felsefeye, matematiğe, ya da şiire adayabileceği düşüncesi, Türkiye'de Kaf Dağı'nın gerçekte var olmasından çok daha ütopikti.

Dünya tarihinde 5000 bin yıllık düzen, kadının güzel ve hizmetkar, erkeğin zeki ve güçlü olması üzerine kurulmuştur. Bu düzeni bozan her kadın düzen için tehlikelidir. Tek bir fikir bile,bu düzenin insan icadı olduğu gerçeğini yayabilecek güçtedir. Kanımca, insanlık tarihinde en fazla hem güzel hem de zeki kadınlara eziyet edilmesinin altında yatan şiddet dürtüsü bundandır.

Cinayet, cinsel içerikli cinayet, erkek tasarımıdır. Erkek cinsel organı üzerine inşa edilmiş bir kültürün üzerindeyiz hepimiz. Erkek şiddetinin kültürel bir arka planı var. Bu şiddetin simgesi erkek cinsel organına tek tanrılı dinler öncesinde yüklenen "asilliğin" izlerini bugün de görüyoruz. Hukuk öğrencileri de bilir, günümüzde okutulan roma hukukunda vardır bu. Testisler bir erkeğin mertliğinin ifadesiydi. Roma mahkemelerinde tanıklar sağ ellerini testisleri üzerine koyarak yemin ederlerdi. Cem yılmaz'ın bir gösterisinde ellerini testislerine koyarak yaptığı "elini vicdanına koy da konuş." esprisi gerçekte insanlık tarihinin en garip eylemlerindendi yani. Şu garip erkeğin yemin etmek için sağ elini kalbinin üzerinde götürmeyi akıl etmesi yıllarını aldı. Testisinden kolay vezgeçemedi çünkü.

Tanıklık için üzerine yemin edilecek testisin çift olması koşulu vardı. Eğer tekse, kabul edilmezdi tanıklık. bugün bile kullanılan, "tek testisli olduğu için tanıklığı geçersizdir." anlamına gelen "testis unus, testis nuils" cümlesi günümüz hukukunda "tek tanık yeterli değildir." anlamına bürünmüştür. Hukuk terimlerindeki erkekçiliğin küçük bir örneğidir bu. Evlilikle, cinsel ilişkiyle hesabı kitabı olmayan papaları seçerken bile adayların testislerini kontrol ederlerdi. Diğer türlüsü şeytanın işaretiydi çünkü. Meraklısı Desmond Morris'in "the naked man" adlı kitabından okuyabilir ayrıntısını.

Bu kültürel zemin üzerindeyiz işte. Tüm tebliğlerini, bildirilerini, ayetlerini, emirlerini erkekliğe indiren dinlerin, kadınlar aleyhine hükümleri bu erkekçi yaklaşımlara "kutsiyet" kazandırdı.

Testis üzerine yemin etme budalalığı günümüzde herhalde artık yok. Ama hala erkek mertliğini, yiğitliğini sergileme garabeti "göster amcana pipini." ile devam ediyor. O pipi ki, kadın kahkahasından, kadının hamile olmasından, kadının saçından, kadının dudağından etkileniveriyor.

Kadın kahkahası duyduğunda, hamile kadınla karşılaştığında, kadın saçı gördüğünde, kadın gözüne rastladığında, kadın dudağını arzuladığında o pipi, özgecan'ın bileklerini kesen silah oluyor birden. pipinin argodaki en yaygın ifadelerinden birinin eski dilde silah anlamına gelmesi tesadüf değildir bu yüzden.

Cinayet aletiyle doğan tek canlı insan erkeğidir. Cinayet en hasından "erkek" işidir. değildir diyen yemin etsin. Elini kalbine, vicdanına koyarak etsin ama.

Başka yerine değil.

Şunlara da bakın derim dostlar;
- “Kadına şiddet abartılıyor."
Tayyip Erdoğan / Son 7 yılda %1400 artan kadın cinayetleri hakkında.
- “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum."
Tayyip Erdoğan / Kadın dernekleri ile yaptığı toplantıda.
- “Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum."
Ayhan Sefer Üstün / Akp Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı
- “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün."
İ.Melih Gökçek / Akp Ankara Belediye Başkanı
- “Kızlarına sahip çıksalarmış."
Celalettin Cerrah / Münevver Karabulut cinayeti hakkında.
- “Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik."
Fatma Şahin / Akp Bakanı

Ha unutmadan şu da var: "Eğer müslüman bir kadın börek yapmasını bilmiyorsa o aile dağılmaya mahkumdur." - Ayşen Gürcan (aile ve sosyal politikalar bakanı)
Evet işte ihtiyacımız olan açıklama. Börek is coming.

Son olarak Türkiye'de kadına şiddet ve kadına tecavüz için benim çözümlerimi söyleyeceğim.

1. Kısa vadede adaletin en doğru şekilde uygulanması gerekiyor. Özgecan'ın katillerinin cezasını çekmesini hepimiz diğer suçlulardan beklemedik mi? Bir halk düşünün ki suçluların cezasını yine suçluların vermesini bekliyor. Bunu düşünüp içini rahatlatıyor. O kadar güveni kalmamış ülkesindeki "olmayan" adalete. Söylenecek başka söz var mı?
2. Uzun vadede; tabiki eğitim. Gerici eğitime artık dur denilmesi gerekiyor. Hala karma eğitimi kaldırma muhabbetleri dönüyor. Bir erkek düşünün ki cinsiyet kavramından bihaber yetiştiriliyor. Bu ne demek? Sokağa potansiyel tecavüzcü salıyorsun demek. Buna artık bir dur denilmesi gerekiyor.

Alıntı değildir. Okuyanlara şimdiden teşekkürler.
 
Çözüm önerileri demişsiniz Maça Kızı elbette eğitim önemli.
Fakat eğitimli kişilerin de eşine tecavüz ettiği darp ettiği bir ettiği bir ülke de yaşıyoruz. Gelenek Görenekler de bi sıkıntı olduğunu düşünüyorum ciddi anlamda.
Toplumsal değerler hakkında ki çelişkileri de göz önünde bulunduralım tabii.

Ayrıca evet okumayan
Sormayan
Sorgulamayan

Tembel bir toplumuz. Bazı şeylerin tabu olması da bunlara etken .
Bilirsiniz psikolojik davranışlar kişiden kişiye değişiyor etkilenmeoranı. Bunun dışa vurumu da daha farklı olabiliyor kimi fiziksel şiddet kimi psikolojik şiddet uyguluyor birbirine.

Yani biz şimdi vajina kelimesinden uyanan kisilere neyi anlatabiliriz?
 
Veya ;
Kadın dergilerin de erkeği etkilemesi püf noktaları diye kadınlara sunulan şeylerin kadını metalastirdigini biz kadınlara nasıl izah edeceğiz ?

Bu nokta da kadının düşmanı yine kadın olabiliyor.
 
Ya da;

Her kıza ağzını aktarak bakan oğluna aferin diyen bir annenin kendi kızına şu saatten sonra sokağa çıkamazsin,aman onu giyme ,aman şunları konuşma laf olur iki yuzlulugune mi değinelim?
 
Kadının kendi hak ve özgürlüğünü erkeğe hediye paketi gibi sunduğu, evli olamayip belli bir yasa geldiğinde evde kalmış muamelesi gördüğü , çalışarak kariyer sahibi olmasına rağmen bu kesin patrona vermiştir kafasını yok etmek eğitim ile de mümkün değil.
Kişinin kendini bilmesi ahlaki normlarının olmasi gerek evvela.

Ben mektepli olup kadına mal muamelesi yapan da gördüm alayli olup mahçup bir şekilde karşısında ki kadına bacim diyen birini de gördüm.
 
Maria Puder
Katılıyorum. Zaten bir erkeği de yine bir kadın yetiştiriyor. En çok kadınların bu konuda bilinçlendirilmesi gerekiyor.
Böyle baskıcı,gerici, yozlaşmış bir ortamda bunu nasıl yapacağız peki? İşte sorun burada başlıyor.
 
Maça Kızı kadın lar sanırım hiç bi dönem bu kadar geri kalmadı diye düşünüyorum.
Kadının kendini yetiştirmesi kendi ailesinden başlar.
Hepimiz annelerimiz den etkileniyoruz ister istemez. Kişinin kendi bağımsız düşüncelerini bile kolayca aktaramadigi ve çoğunluk ne derse doğrudur mentalitesi yok etmenin imkanı yok.
Bi kadın bireysel olarak bence kendi varlığını topluma kabul ettirmeli.

Her şeyden evvel kadın kimliği ile ön plana çıkmak bile anlamsız. Birey olduğunu benimsemiş insan gibi davranması en makulu.

Sen kadınsın bu saatte sokakta ne işin var sözlerine kulağını tikamali .
Sırtını bir erkeğe dayayıp çocuk yapınca hayattan kopmamali.
 
Bu bilinci eğitim ile de asilayamiyoruz nice eğitimli kadınlar var şiddet gördüğü halde yine bunu rencide olmamak adına toplumdan gizleyen.

Diyorum ya tamamen kişinin kendisi ile ilgili olduğunu düşünüyorum . Sonra da toplum gibi tehlikeli bi ortamda o sürü psikolojisi ve baskıların kişiyi çok etkilediğine inanıyorum. Başta kendine bazı şeyleri kabul ettirmeli insan.
 
Kadınların erkekler karşısında maruz kaldığı negatif ayrımcılık olgusu, denilenler gibi kültürel, hukuksal, demografik,biyolojik, fizyolojik, ekonomik, din ve toplumsal normalarla şekillenmiş ve küçük farklılıklarla geleceğe aktarılmıştır.Çocukluktan başlayan bu baskılı hayat zaten kız çocuğunun dar bir alana hapsedilmesiyle baş göstermiş (kız çocuğun bebeğiyle bir köşede oynaması, erkek çocuğuna alınan oyuncak arabayla alanın yani tüm özgürlüğün erkek çocuğa tahsisi gibi)devam etmiştir.Her konuda dikkatli olması gereken hep kadınlar erkekler ise kandırılmış ayartılmış masum yaratıklardır.İslamın kadın erkek eşittir söylemleri kendilerinin özgürlük alanları ve nefislerine göre şekillenerek tüm günahkarlıkları şeytan ile eş değerde tutulan kadınlara mal edilmiştir.Bu baskı ve esaretten kurtulmak isteyen kadınların zincirlerinden kurtulmak istemesinin cezası ise katline vacip kılınmış.Kadınların erkek çocuklarını yetiştirirken kendi katillerini yetiştirmemek için daha özenli ve daha dikkatli olması şart.
 
bazen bir çok konuda dine gerici der konuyla alakalı diye söylüyorum birisi sormuştu billir kişiye islamda kadının yeri tarzında bir soruydu Peygamberimizden örnek verirdi Peygamberimizin kızı odaya girdiğinde Hz.Muhammedin kendini toparlayıp ayağa kalkıp karşıladığını ve böyle bir saygı çerçevesin olduğunu dile getirilmişti

Dinimizde kadın emanettir erkeklere ve kesinlikle uyarılır emanete hıyanet etmemeleri koruyup kollamaları için ama günümüzde sevgili @Maria Puder in dediği gibi eğitimlede bazı şeyleri aşılayamıyoruz

Kadın ne kadar eğitim alırsa bilinçli olsada başına gelebiliyor ve bu konuda diyebilirim ki bir aile özellikle erkek çocukları eğitiyor olmalıdır küçük yaştan kadına hoşgörüyü dile getirilmeli ki örnen vermem gerekirse bir baba erkek çocuğa masadaki tabağı kaldırıyor diye kızar bazen erkek adam böyle şey yapar mı falan gibi çokça vardır bu toplumumuzda

herşeyin başı aile diyorum

ve caydırıcı cezalarda yok açıkçası ve burda Devletin suçudur elbette


Maria Puder yine erkekler konuşacak demiş

ama şu var ki kadına şiddeti yapan bizim hemcinslerimiz ve bundan şasım adına çok rahatsız olduğum için yazmak istedim ve insanlıktan utandıran bir durum
 
Erkekler konuşacak tartışacak demekten kastım kadınlarımızın kendi yaşam haklarına hakim olmamaları kimi şartlar yüzünden istem dışı kimi isteyerek.

Yani kadınların esasen yetersiz olduğu ve bunun sebebinin yine kadın olduğunu söylemek istemiştim.

Yoksa forumda ki erkeklerin açıkçası düşüncelerini merak ediyorum ama söyle bir şey söylemek istiyorum ; kadınlar günü diye bir şey var mesela bunun bile amacını henüz kestirememis "annem dışında ki kadınının gününü kutlayamam" kafasında ki erkek zihniyetinin tezahurü olan bazı şeyler var bunu kabul etmemiz gerekiyor.

Kadınların giyim kuşağı hakkında bir erkek yorum yapınca neden çoğu kadın itiraz edemiyor?

Ya da niçin evlendikten sonra çalışacak misin gibi abes bir soru kadına sorulabiliyor ?
Veya;
Neden ben gece dışarı çıktığımda, kadın olarak birey olarak tatile gittiğim de neden garip karşılanir?
Bunlari da düşünün istiyorum.

Ve tüm olusturugunuz kendinizce savunma gerekçelerinin tamamen erkek hegemonyasi yüzünden olduğunu da fark edin lütfen .

Yani siz Eşinizi alıp eve kapatiyorsunuz ya eşinize guvenmiyorsunuz ya da etrafınizda ki insanlara yani erkeklere değil mi?

Bu nokta da diğer erkekleri durduramadiginiz için en zayıf halka olan kadına laf söylemek, hatta bi adım ötesi fiziksel şiddet ile karışık veriyorsunuz. (genel olarak söylüyorum bunu tabii)

Buna boyun eğen kadın muhtelemen çaresiz ve toplum baskısı yüzünden bazı şeyleri dile getirmiyor veya eşinin kendisinden üstün olduğunu düşünüyor çünkü bunu ona toplum düşündürüyor.

Neden bir erkek benden bir adım önde oluyor?
Bunu kabul etmek demek kendi kişiliğine ve bireyselligine hakaret etmek degil mi sevgili kadınlar?
Fiziksel olarak farklı olmamız neden ataerkil zihniyeti kadına karşı güçlü yapabiliyor ?

Kadınlar kendilerine bunları sorsunlar lütfen.

Sırf evlenme merakı ile yanıp tutuşan kızlarımız bilhassa.
 
Kadınlar bir çok yerde şiddete maruz kalip can veriyor bunu engelliyemiyorz en kotusude bu
 
Bu konularda hep aynı şeyi söylüyoruz eğitim şart ama şunu unutmamalıyız , her şeyden önce kadına kadınlığından utanmaması gerektiği aşılanmalı , nasıl ki erkek penisiyle barışık onunla mutlu hatta onsuz bir hiç ise kadınlarda memeleri ile vajınas ile , onu kadın yapan her ne ise onunla barışmalı . Kadının gördüğü şiddetin tek sebebi değerini bilmemesidir.
Toplumu yok saymak ahmaklıktır imkansızdır ama değiştirmek değil
Sadece zaman alır ..
 
üstteki yorum için geldim,gördüm,gidiyorum . sdfsfsfsl
 
Sanirim bir suru acidan ele alinmasi gereken bir durum bu.

Ilk olarak devletin bence kadina karsi siddet ve cinayet eylemlerini nefret sucu olarak gormesi gerekli. Bu suclar, karsidaki kisinin cinsiyeti bazli yapildigi izin (genel olarak), daha yuksek cezalara carpitilmali.

Kadin erkek esitliligi, hukuk kurallarina da yansimali,yansiyorsa yaptirimlari artirilmali, ozellikle ise alimlarda buna cok dikkat edilmeli.

Ki, su an kadin ve erkek arasinda hala daha egitim acisindan cok buyuk ucurumlar oldugu icin, bu durum kapanana kadar ben pozitif ayrimcilik yapilmasinin da gerektigini dusunuyorum. Ise alimlarda ozellikle belirli bir yuzde minimum olarak belirlenip, bu kota kadinlara ayrilmali. Kadinlar, kendi ekonomik ozgurlugunu ele almadigi muddetce, bu baskiya boyun egmek zorunda kalacak her daim.

Ozellikle kirsal kesimlerdeki kadinlara haklarini anlatacak secenekler sunulmali. Kadinlara, annelere siddetin kabul edilmez oldugu, erkeklerle kadinlarin esit miras haklarina sahip olduklarini, kiz cocuklarin okumalarinin ne kadar onemli oldugu anlatilmali. Bunlar saka gibi gelebilir, ama hala daha cogu kesimde erkekler kardeslerinin miras haklarini ellerinden aliyor, kadinlar erkek tarafindan siddet gorulmenin kendi suclari olduguna inaniyor. Evleri, koyleri bir bir dolasmalilar bunlari anlatmak icin.

Sikayet mercileri olusturulmali ve kadinlar birbirine bu konularda destek olmali. Bu sikayet mercileri, ayni zamanda kadinlarin is bulmalarinda veya dava acmalarinda yardimci olmali.

Bunlardan sonraki durumlar ise, daha cok kisisel ve ailesel bazda bizlere dusen gorevler bence. Cogu zaten deginilmis sanirim.
 
Geri