Hedy Lamarr
Üye
-
- Katılım
- Eylül 8, 2015
-
- Mesajlar
- 224
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 268
-
- Yaş
- 28
Türkiye'de kadın nasıl bir yerde? Ne durumda? Bunu da incelemek gerekir diye düşünüyorum. Önyargılı arkadaşları bir kenara alalım çünkü bu yazı onlara hitap etmiyor.
İstatistiklerle başlayalım. Elimizde gerçekçi veriler olmadan yaptığımız her eleştiri boşunadır.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2014 yılında ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na imza atmış. Bunu önlemek için bir şey yapmıyorlar ama araştırmasını yapıyorlar sağ olsunlar. Habere ayrıntılı ulaşmak için Tıkla
Evli kadınların yüzde 36’sı eşi ya da birlikte olduğu erkeğin fiziksel şiddetine maruz kalıyor.
- Fiziksel şiddet, her 10 kadının 1’inde gebelikte de devam ediyor.
- Kadınların yüzde 38’i yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddetten birine maruz kalıyor.
- Evli kadınların yüzde 12’si cinsel şiddet yaşıyor.
- Kadınların yüzde 26’sı 18 yaşını tamamlamadan evlendiriliyor.
- Kadınların yüzde 44’ü şiddetten kimseye söz etmiyor.
- Her 10 kadından 3’ü şiddete fiziksel olarak karşılık veriyor ve evini kısa süreliğine terk ediyor.
- Kurumsal başvuruda bulunanların oranı ise sadece yüzde 11.
- Kadınların yüzde 80’den fazlası, evlilik yaşı, nikah türü ve mal paylaşımına ilişkin kanun maddelerini biliyor, buna karşılık yüzde 60’ı kadının çalışmak için eşinden izin almasının gerekmediğinden habersiz.
- Erken yaşta evlenen kadınların yarısı fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalırken, 18’inden sonra evlenenlerde bu oran 3’te 1’e iniyor.
- Kadınların yüzde 9’u çocukluk döneminde (15 yaşından önce) cinsel istismara maruz kalıyor. Bunun yüzde 29’u baba, üvey baba, erkek kardeş, ağabey, dede, amca ve dayı dışında kalan erkek akrabalardan, yüzde 38’i yabancılardan, yüzde 15’i komşulardan oluşuyor.
- Her 10 kadından 3’ü ise hayatında en az 1 kez telefonla arama, kısa mesaj, mektup ya da e-posta yoluyla taciz ediliyor.
- Türkiye genelinde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalmış kadınların büyük bir çoğunluğu (yüzde 89) kurum ya da kuruluşlara başvurmamış. Çok düşük orandaki başvurular arasında, en fazla polise başvurulduğu görülüyor.
Efendim;
Türkiye'nin hemen her yerinde ilkokula göderilecek kadar şanslı küçük kızların ister okuryazar, ister üniversite mezunu olsun, eninde sonunda "hayırlı" bir kısmetle ve "hayırlısıyla" evlenip kendini sadece ailesine ve kocasına adaması beklenmektedir.Memleketin yedi bölgesindeki bütün kızlar; ister kendini muhafazakar, ister modern kabul eden, ister insanın dişisine "bayan" ister "kadın" diyen, ister gıyabında örtünmesine veya açık gezmesine karar verilen ailelerde büyüsünler, sonuçta kızların hepsinin vardığı yer aynıydı: kadının diploması sadece ve sadece bir çeyiz olarak kabul görmekteydi. Bir kadının kendine ait mesleği, parası ve hayatı olabileceği, hayatını sevdiği bir mesleğe, felsefeye, matematiğe, ya da şiire adayabileceği düşüncesi, Türkiye'de Kaf Dağı'nın gerçekte var olmasından çok daha ütopikti.
Dünya tarihinde 5000 bin yıllık düzen, kadının güzel ve hizmetkar, erkeğin zeki ve güçlü olması üzerine kurulmuştur. Bu düzeni bozan her kadın düzen için tehlikelidir. Tek bir fikir bile,bu düzenin insan icadı olduğu gerçeğini yayabilecek güçtedir. Kanımca, insanlık tarihinde en fazla hem güzel hem de zeki kadınlara eziyet edilmesinin altında yatan şiddet dürtüsü bundandır.
Cinayet, cinsel içerikli cinayet, erkek tasarımıdır. Erkek cinsel organı üzerine inşa edilmiş bir kültürün üzerindeyiz hepimiz. Erkek şiddetinin kültürel bir arka planı var. Bu şiddetin simgesi erkek cinsel organına tek tanrılı dinler öncesinde yüklenen "asilliğin" izlerini bugün de görüyoruz. Hukuk öğrencileri de bilir, günümüzde okutulan roma hukukunda vardır bu. Testisler bir erkeğin mertliğinin ifadesiydi. Roma mahkemelerinde tanıklar sağ ellerini testisleri üzerine koyarak yemin ederlerdi. Cem yılmaz'ın bir gösterisinde ellerini testislerine koyarak yaptığı "elini vicdanına koy da konuş." esprisi gerçekte insanlık tarihinin en garip eylemlerindendi yani. Şu garip erkeğin yemin etmek için sağ elini kalbinin üzerinde götürmeyi akıl etmesi yıllarını aldı. Testisinden kolay vezgeçemedi çünkü.
Tanıklık için üzerine yemin edilecek testisin çift olması koşulu vardı. Eğer tekse, kabul edilmezdi tanıklık. bugün bile kullanılan, "tek testisli olduğu için tanıklığı geçersizdir." anlamına gelen "testis unus, testis nuils" cümlesi günümüz hukukunda "tek tanık yeterli değildir." anlamına bürünmüştür. Hukuk terimlerindeki erkekçiliğin küçük bir örneğidir bu. Evlilikle, cinsel ilişkiyle hesabı kitabı olmayan papaları seçerken bile adayların testislerini kontrol ederlerdi. Diğer türlüsü şeytanın işaretiydi çünkü. Meraklısı Desmond Morris'in "the naked man" adlı kitabından okuyabilir ayrıntısını.
Bu kültürel zemin üzerindeyiz işte. Tüm tebliğlerini, bildirilerini, ayetlerini, emirlerini erkekliğe indiren dinlerin, kadınlar aleyhine hükümleri bu erkekçi yaklaşımlara "kutsiyet" kazandırdı.
Testis üzerine yemin etme budalalığı günümüzde herhalde artık yok. Ama hala erkek mertliğini, yiğitliğini sergileme garabeti "göster amcana pipini." ile devam ediyor. O pipi ki, kadın kahkahasından, kadının hamile olmasından, kadının saçından, kadının dudağından etkileniveriyor.
Kadın kahkahası duyduğunda, hamile kadınla karşılaştığında, kadın saçı gördüğünde, kadın gözüne rastladığında, kadın dudağını arzuladığında o pipi, özgecan'ın bileklerini kesen silah oluyor birden. pipinin argodaki en yaygın ifadelerinden birinin eski dilde silah anlamına gelmesi tesadüf değildir bu yüzden.
Cinayet aletiyle doğan tek canlı insan erkeğidir. Cinayet en hasından "erkek" işidir. değildir diyen yemin etsin. Elini kalbine, vicdanına koyarak etsin ama.
Başka yerine değil.
Şunlara da bakın derim dostlar;
- “Kadına şiddet abartılıyor."
Tayyip Erdoğan / Son 7 yılda %1400 artan kadın cinayetleri hakkında.
- “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum."
Tayyip Erdoğan / Kadın dernekleri ile yaptığı toplantıda.
- “Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum."
Ayhan Sefer Üstün / Akp Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı
- “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün."
İ.Melih Gökçek / Akp Ankara Belediye Başkanı
- “Kızlarına sahip çıksalarmış."
Celalettin Cerrah / Münevver Karabulut cinayeti hakkında.
- “Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik."
Fatma Şahin / Akp Bakanı
Ha unutmadan şu da var: "Eğer müslüman bir kadın börek yapmasını bilmiyorsa o aile dağılmaya mahkumdur." - Ayşen Gürcan (aile ve sosyal politikalar bakanı)
Evet işte ihtiyacımız olan açıklama. Börek is coming.
Son olarak Türkiye'de kadına şiddet ve kadına tecavüz için benim çözümlerimi söyleyeceğim.
1. Kısa vadede adaletin en doğru şekilde uygulanması gerekiyor. Özgecan'ın katillerinin cezasını çekmesini hepimiz diğer suçlulardan beklemedik mi? Bir halk düşünün ki suçluların cezasını yine suçluların vermesini bekliyor. Bunu düşünüp içini rahatlatıyor. O kadar güveni kalmamış ülkesindeki "olmayan" adalete. Söylenecek başka söz var mı?
2. Uzun vadede; tabiki eğitim. Gerici eğitime artık dur denilmesi gerekiyor. Hala karma eğitimi kaldırma muhabbetleri dönüyor. Bir erkek düşünün ki cinsiyet kavramından bihaber yetiştiriliyor. Bu ne demek? Sokağa potansiyel tecavüzcü salıyorsun demek. Buna artık bir dur denilmesi gerekiyor.
Alıntı değildir. Okuyanlara şimdiden teşekkürler.
İstatistiklerle başlayalım. Elimizde gerçekçi veriler olmadan yaptığımız her eleştiri boşunadır.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2014 yılında ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na imza atmış. Bunu önlemek için bir şey yapmıyorlar ama araştırmasını yapıyorlar sağ olsunlar. Habere ayrıntılı ulaşmak için Tıkla
Evli kadınların yüzde 36’sı eşi ya da birlikte olduğu erkeğin fiziksel şiddetine maruz kalıyor.
- Fiziksel şiddet, her 10 kadının 1’inde gebelikte de devam ediyor.
- Kadınların yüzde 38’i yaşamlarının herhangi bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddetten birine maruz kalıyor.
- Evli kadınların yüzde 12’si cinsel şiddet yaşıyor.
- Kadınların yüzde 26’sı 18 yaşını tamamlamadan evlendiriliyor.
- Kadınların yüzde 44’ü şiddetten kimseye söz etmiyor.
- Her 10 kadından 3’ü şiddete fiziksel olarak karşılık veriyor ve evini kısa süreliğine terk ediyor.
- Kurumsal başvuruda bulunanların oranı ise sadece yüzde 11.
- Kadınların yüzde 80’den fazlası, evlilik yaşı, nikah türü ve mal paylaşımına ilişkin kanun maddelerini biliyor, buna karşılık yüzde 60’ı kadının çalışmak için eşinden izin almasının gerekmediğinden habersiz.
- Erken yaşta evlenen kadınların yarısı fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalırken, 18’inden sonra evlenenlerde bu oran 3’te 1’e iniyor.
- Kadınların yüzde 9’u çocukluk döneminde (15 yaşından önce) cinsel istismara maruz kalıyor. Bunun yüzde 29’u baba, üvey baba, erkek kardeş, ağabey, dede, amca ve dayı dışında kalan erkek akrabalardan, yüzde 38’i yabancılardan, yüzde 15’i komşulardan oluşuyor.
- Her 10 kadından 3’ü ise hayatında en az 1 kez telefonla arama, kısa mesaj, mektup ya da e-posta yoluyla taciz ediliyor.
- Türkiye genelinde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalmış kadınların büyük bir çoğunluğu (yüzde 89) kurum ya da kuruluşlara başvurmamış. Çok düşük orandaki başvurular arasında, en fazla polise başvurulduğu görülüyor.
Efendim;
Türkiye'nin hemen her yerinde ilkokula göderilecek kadar şanslı küçük kızların ister okuryazar, ister üniversite mezunu olsun, eninde sonunda "hayırlı" bir kısmetle ve "hayırlısıyla" evlenip kendini sadece ailesine ve kocasına adaması beklenmektedir.Memleketin yedi bölgesindeki bütün kızlar; ister kendini muhafazakar, ister modern kabul eden, ister insanın dişisine "bayan" ister "kadın" diyen, ister gıyabında örtünmesine veya açık gezmesine karar verilen ailelerde büyüsünler, sonuçta kızların hepsinin vardığı yer aynıydı: kadının diploması sadece ve sadece bir çeyiz olarak kabul görmekteydi. Bir kadının kendine ait mesleği, parası ve hayatı olabileceği, hayatını sevdiği bir mesleğe, felsefeye, matematiğe, ya da şiire adayabileceği düşüncesi, Türkiye'de Kaf Dağı'nın gerçekte var olmasından çok daha ütopikti.
Dünya tarihinde 5000 bin yıllık düzen, kadının güzel ve hizmetkar, erkeğin zeki ve güçlü olması üzerine kurulmuştur. Bu düzeni bozan her kadın düzen için tehlikelidir. Tek bir fikir bile,bu düzenin insan icadı olduğu gerçeğini yayabilecek güçtedir. Kanımca, insanlık tarihinde en fazla hem güzel hem de zeki kadınlara eziyet edilmesinin altında yatan şiddet dürtüsü bundandır.
Cinayet, cinsel içerikli cinayet, erkek tasarımıdır. Erkek cinsel organı üzerine inşa edilmiş bir kültürün üzerindeyiz hepimiz. Erkek şiddetinin kültürel bir arka planı var. Bu şiddetin simgesi erkek cinsel organına tek tanrılı dinler öncesinde yüklenen "asilliğin" izlerini bugün de görüyoruz. Hukuk öğrencileri de bilir, günümüzde okutulan roma hukukunda vardır bu. Testisler bir erkeğin mertliğinin ifadesiydi. Roma mahkemelerinde tanıklar sağ ellerini testisleri üzerine koyarak yemin ederlerdi. Cem yılmaz'ın bir gösterisinde ellerini testislerine koyarak yaptığı "elini vicdanına koy da konuş." esprisi gerçekte insanlık tarihinin en garip eylemlerindendi yani. Şu garip erkeğin yemin etmek için sağ elini kalbinin üzerinde götürmeyi akıl etmesi yıllarını aldı. Testisinden kolay vezgeçemedi çünkü.
Tanıklık için üzerine yemin edilecek testisin çift olması koşulu vardı. Eğer tekse, kabul edilmezdi tanıklık. bugün bile kullanılan, "tek testisli olduğu için tanıklığı geçersizdir." anlamına gelen "testis unus, testis nuils" cümlesi günümüz hukukunda "tek tanık yeterli değildir." anlamına bürünmüştür. Hukuk terimlerindeki erkekçiliğin küçük bir örneğidir bu. Evlilikle, cinsel ilişkiyle hesabı kitabı olmayan papaları seçerken bile adayların testislerini kontrol ederlerdi. Diğer türlüsü şeytanın işaretiydi çünkü. Meraklısı Desmond Morris'in "the naked man" adlı kitabından okuyabilir ayrıntısını.
Bu kültürel zemin üzerindeyiz işte. Tüm tebliğlerini, bildirilerini, ayetlerini, emirlerini erkekliğe indiren dinlerin, kadınlar aleyhine hükümleri bu erkekçi yaklaşımlara "kutsiyet" kazandırdı.
Testis üzerine yemin etme budalalığı günümüzde herhalde artık yok. Ama hala erkek mertliğini, yiğitliğini sergileme garabeti "göster amcana pipini." ile devam ediyor. O pipi ki, kadın kahkahasından, kadının hamile olmasından, kadının saçından, kadının dudağından etkileniveriyor.
Kadın kahkahası duyduğunda, hamile kadınla karşılaştığında, kadın saçı gördüğünde, kadın gözüne rastladığında, kadın dudağını arzuladığında o pipi, özgecan'ın bileklerini kesen silah oluyor birden. pipinin argodaki en yaygın ifadelerinden birinin eski dilde silah anlamına gelmesi tesadüf değildir bu yüzden.
Cinayet aletiyle doğan tek canlı insan erkeğidir. Cinayet en hasından "erkek" işidir. değildir diyen yemin etsin. Elini kalbine, vicdanına koyarak etsin ama.
Başka yerine değil.
Şunlara da bakın derim dostlar;
- “Kadına şiddet abartılıyor."
Tayyip Erdoğan / Son 7 yılda %1400 artan kadın cinayetleri hakkında.
- “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum."
Tayyip Erdoğan / Kadın dernekleri ile yaptığı toplantıda.
- “Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum."
Ayhan Sefer Üstün / Akp Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı
- “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün."
İ.Melih Gökçek / Akp Ankara Belediye Başkanı
- “Kızlarına sahip çıksalarmış."
Celalettin Cerrah / Münevver Karabulut cinayeti hakkında.
- “Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik."
Fatma Şahin / Akp Bakanı
Ha unutmadan şu da var: "Eğer müslüman bir kadın börek yapmasını bilmiyorsa o aile dağılmaya mahkumdur." - Ayşen Gürcan (aile ve sosyal politikalar bakanı)
Evet işte ihtiyacımız olan açıklama. Börek is coming.
Son olarak Türkiye'de kadına şiddet ve kadına tecavüz için benim çözümlerimi söyleyeceğim.
1. Kısa vadede adaletin en doğru şekilde uygulanması gerekiyor. Özgecan'ın katillerinin cezasını çekmesini hepimiz diğer suçlulardan beklemedik mi? Bir halk düşünün ki suçluların cezasını yine suçluların vermesini bekliyor. Bunu düşünüp içini rahatlatıyor. O kadar güveni kalmamış ülkesindeki "olmayan" adalete. Söylenecek başka söz var mı?
2. Uzun vadede; tabiki eğitim. Gerici eğitime artık dur denilmesi gerekiyor. Hala karma eğitimi kaldırma muhabbetleri dönüyor. Bir erkek düşünün ki cinsiyet kavramından bihaber yetiştiriliyor. Bu ne demek? Sokağa potansiyel tecavüzcü salıyorsun demek. Buna artık bir dur denilmesi gerekiyor.
Alıntı değildir. Okuyanlara şimdiden teşekkürler.