Futbol genel itibariyle egemenlerin(sermayenin) güdümünde şekillenen bir afyondur. Halkı uyuşturmak için kullanılır.
Eskiden Avrupa'da halkı dizginlemenin, kitleleri uyutmanın rolü kiliselerdeydi. Günümüzde ise futbolda. Söz gelimi Portekiz'de faşist diktatör olarak bilinen Salazar'a "halk yoksul, fakir ve adaletsizlikler yolsuzluklar diz boyu. Nasıl oluyorda idare edebiliyorsun" denildiğinde 'başarısını' futbola borçlu olduğunu söyler. Halkı onbinlerce kişilik beşiklerde uyutuyorum diye açıkça itiraf eder. Keza birbaşka diktatör olan Franco'nun da yüzbin kişilik Madrid stadını yapması bunun ürünüydü.
Efendim, hiçbir spor dalı şiddet içermez ama şiddete yönlendirilebilir. Burada kışkırtma ve kamplaştırma mevcuttur. İnsanların ilgisi buraya yönlendirilir ve bu propaganda edilir. Takımlar arası rekabet taraftarlar arası rekabete dönüş(türül)ür. Sınıfsal çelişkilerin üzeri örtülür ve futbol kişinin hayat amacı haline dönüşür. Bir varoluş sebebi olur ve din halini alır. Kitlelerin ilgisi buraya yönlendirilir. Enflasyon, işsizlik, yoksulluk, haksızlık, hukuksuzluk arka planda kalır ve üstü örtülür.
Dünyada birçok ülkede sistem bu şekilde yürür ve Türkiye'de bunun bir parçasıdır. Bugün memura yapılan %3 lük zam için birkaç yüz kişi kişi sokağa dökülürken Snijder'in transferi için havaalanına binlerce kişi akın ediyorsa burada durup düşünmek gerekir.
Konu daha da uzatılabilir ve birçok açıdan ele alınabilir. Şimdilik bu kadarını yeterli görüyorum.