Sevgili Dostlar,
Albert Camus der ki, " Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim."
Ona göre asker nasıl Fransa'nın sınırlarında düşman istilasına karşı bekliyorsa, Fransızcanın da korunmaya ihtiyacı vardır. Dil, onun manevi bağımsızlığını temsil eder.
Fazıl Hüsnü Dağlarca ise, "Türkçem benim ses bayrağım." diyerek benzer duyguları dile getirmiştir. Türkçenin yozlaşmaması, şanlı bayrağımızın göklerde dalgalanması kadar önemlidir onun için.
Onlara böyle hissettiren sadece edebiyat üstadları olmaları değil, dillerine ve vatanlarına olan bağlılıklarıydı. Bizler de din, dil, vatan bağımsızlığına gönül verip, onları kutsal bir emanet olarak korumak ve ona göre davranmak zorundayız.
Dikkat etmemiz gereken ilk noktolardan biri yazım ve imla.
Dilimizi doğru yazabilmek için öncelikle yazım ve imla kurallarını iyice hatmetmemiz ve hazmetmemiz gerekiyor. Özen gösterirsek dil kirliğinin önüne geçebileceğimize inanıyorum, inanmak istiyorum.
Bazı notlar:
*Yanlız - Yalnış
Bu iki kelimedeki harfler çok karıştırılır. Onları ayırabilmek için bir püfnokta:
Yanılmak=Yanlış Yalın olmak= Yalnız
*Bağlaç olan de her zaman ayrı yazılmalıdır.
*"Şey" kelimesi bir zamirdir ve her zaman ayrı yazılmalıdır.
*Lütfen "R" harfini unutmayalım. "Olmuyo" değil, "Olmuyor"
*Yanlış kısaltmalardan kaçınalım: mrb, slm, kib...
*Çekim eki alan özel isimlerden bu ekler kesme işareti ile ayrılır. Ancak yapım eki almış özel isimlere gelen çekim ekleri hariç:
Türk-çe- de (Türkçede) Ankara-lı-lar (Ankaralılar) vb.
*Cümlelere büyük harfle başlamak zor değildir. Nokta koymak da öyle...
*Türkçe karşılığı olan yabancı kelimeleri tercih etmemeye gayret gösterelim. Türkçemizin yozlaşmasına ve kirlenmesine izin vermeyelim.
Pardon, mersi, full, OK bye bye, vb...
*Harfleri uygun şekilde kullanalım. "L" harfi kural tanımaz değildir. Sürekli büyük kullanılmaz. "K" yerine "q", "V" yerine "w" kullanmayalım...
*Unutmayalım; dil kültür taşıyıcısıdır ve atalarımızdan bize kalan mirastır, emanettir. Ona sahip çıkmak boynumuzun borcudur.
Albert Camus der ki, " Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim."
Ona göre asker nasıl Fransa'nın sınırlarında düşman istilasına karşı bekliyorsa, Fransızcanın da korunmaya ihtiyacı vardır. Dil, onun manevi bağımsızlığını temsil eder.
Fazıl Hüsnü Dağlarca ise, "Türkçem benim ses bayrağım." diyerek benzer duyguları dile getirmiştir. Türkçenin yozlaşmaması, şanlı bayrağımızın göklerde dalgalanması kadar önemlidir onun için.
Onlara böyle hissettiren sadece edebiyat üstadları olmaları değil, dillerine ve vatanlarına olan bağlılıklarıydı. Bizler de din, dil, vatan bağımsızlığına gönül verip, onları kutsal bir emanet olarak korumak ve ona göre davranmak zorundayız.
Dikkat etmemiz gereken ilk noktolardan biri yazım ve imla.
Dilimizi doğru yazabilmek için öncelikle yazım ve imla kurallarını iyice hatmetmemiz ve hazmetmemiz gerekiyor. Özen gösterirsek dil kirliğinin önüne geçebileceğimize inanıyorum, inanmak istiyorum.
Bazı notlar:
*Yanlız - Yalnış
Bu iki kelimedeki harfler çok karıştırılır. Onları ayırabilmek için bir püfnokta:
Yanılmak=Yanlış Yalın olmak= Yalnız
*Bağlaç olan de her zaman ayrı yazılmalıdır.
*"Şey" kelimesi bir zamirdir ve her zaman ayrı yazılmalıdır.
*Lütfen "R" harfini unutmayalım. "Olmuyo" değil, "Olmuyor"
*Yanlış kısaltmalardan kaçınalım: mrb, slm, kib...
*Çekim eki alan özel isimlerden bu ekler kesme işareti ile ayrılır. Ancak yapım eki almış özel isimlere gelen çekim ekleri hariç:
Türk-çe- de (Türkçede) Ankara-lı-lar (Ankaralılar) vb.
*Cümlelere büyük harfle başlamak zor değildir. Nokta koymak da öyle...
*Türkçe karşılığı olan yabancı kelimeleri tercih etmemeye gayret gösterelim. Türkçemizin yozlaşmasına ve kirlenmesine izin vermeyelim.
Pardon, mersi, full, OK bye bye, vb...
*Harfleri uygun şekilde kullanalım. "L" harfi kural tanımaz değildir. Sürekli büyük kullanılmaz. "K" yerine "q", "V" yerine "w" kullanmayalım...
*Unutmayalım; dil kültür taşıyıcısıdır ve atalarımızdan bize kalan mirastır, emanettir. Ona sahip çıkmak boynumuzun borcudur.
-Hatra-