kamil0920
Bronz Üye
Halil İbrahim İnalcık zaten tarih boyunca hatta kıtaların bitişik(buzullar) hallerde ki zamanlarından süregelen canlı özellikle insan hareketlerinin tarihçesini filolojik kanıtlarda ispatlamıştır.Bu yer-yurt meselesi suni bir tartışma ve bu mesele Türkiye Cumhuriyeti var oldukça da sürecek. Yazılı eserler ve mimari yapı gösteriyor ki Türkler sadece modern dönemlerde değil, modern öncesi dönemlerde de sürekli hareket halinde ve bütün o süreç boyunca Asya'nın tamamını kapsayan bir yer-yurt edinme faaliyeti içinde. Türkler tarih boyunca Asya'nın en doğusundan bugünkü Macaristan sınırlarına kadar olan bölgenin tamamında yer-yurt edinmiş bir millettir. Bunu boylardan ve kollardan bağımsız olarak yazılı kaynaklara ve mimari eserlere dayandırarak söylemek pekala mümkün. Bugün modern Hindistan'da da Rus steplerinde de Doğu Avrupa'da da Anadolu'da da Kuzey Afrika'da da Mezopotamya'da da Türk izi görmek mümkündür. Bu, Türklerin bu coğrafyalarının asli unsuru olup olmamasından bağımsız bir durumdur. Hiçbir coğrafyada "asli" unsurluk kimseye meşruiyet vermez ki tarihin hiçbir noktasında da vermemiştir. Türklerin sözlü ve yazılı kaynağı gösteriyor ki Türkler ayak bastığı her toprağı yurt bellemiş bir millettir. O sebeple bugün Türkler Anadolu'daysa Anadolu Türk yurdudur. Diğer taraftan Türkler tarihin hiçbir noktasında ele geçirdiği topraklardaki asli unsurları yok etme yoluna gitmemiştir. Kuzey Afrika'dan Balkanlara, Kafkasya'dan Mezopotamya'ya kadar olan bütün coğrafyalarda bütün o asli unsurlar Türklerin himayesinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Anadolu'da da sadece Türkler değil, Rumlar, Ermeniler, Kürtler ve diğer görece nüfus olarak diğerlerinden daha az yer kaplayan çeşitli milletlerden ve dinlerden insanlar varlıklarını çok uzun yıllardır sürdürmüşlerdir. Bu asli unsurluk meselesi bir emperyalist anlatısıdır ki bunun temelleri 100 yıl evveline dayanmaktadır. 100 yıldır bu mesele ilmek ilmek işleniyor ancak şu her seferinde göz ardı ediliyor, Türkler bulundukları her coğrafya için kan döküp bedel ödemiş bir millettir. Anadolu içi bu Selçuklu'da da, Beylikler'de de Osmanlı'da da Türkiye Cumhuriyeti'nde de böyle olmuştur. Kimse Türklere masa başında devlet kurmamış, masa başında devlet kursunlar diye mabaddan uydurmak masallar inşa etmemiştir. Tom Barrack bu emperyalist düşüncenin önemsiz bir temsilcisi. Bu coğrafya son 200 yıllık süreçte epey bir Tom Barrack gördü ve hepsiyle kendi gücü ölçeğinde mücadele etti. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki bütün o kanlı muharebeler ve ardından gelen zaferler o Tom Barrack gibilerin ağababalarının topyekün saldırılarının neticesinde gerçekleşmiştir.
edit: typo
Önemli bir detay da bazı embesiller hâlâ millet ile ırk kavramını kavrayamamış olduğu halde o değerli mabadlarını hala batı argümanlarıyla sıcak tutma derdinde olduklarının farkına varamayışı. Tekrar edeyim:
MİLLET = Dini, dili, ettik kimliği, rengi ne olursa olsun aynı toprak parçası üzerinde asırlara varan zaman içerisinde beraber yaşamış ortak bir dil din ahlak ve kültür Birliği oluşturmuş insanlara millet denir..! Cahiller için ırk kavramı ise:
Irk= Kalıtımsal özyapıları bir olan insanların oluşturduğu doğal topluluk.
Dünya tarihindeki insanın hareketlerini anlamadan bilmeden yorum yapmak şu atasözümüze benzer.
" Etme Cahille muhabbet küstürürsün, silme cam kırığı ile mabadını kestirirsin..!"
