Bu arada işin gargarası bir yana
@No Pasaran Milliyetçilik demiş ama bu meselenin Milliyetçilik ile alakası nedir ben gerçekten çözemedim. Tartışmayı Turancılık üzerinden yürütmeyi anlarım ama Turancılık denen şey esasında bir soyut değil, somut ve bilhassa ticari hususlara dayanan birlikteliği ifade ediyor içinde bulunduğumuz dönemde. Bunun da Milliyetçilik ile bir alakası yok. Yani ejder meyvesi ile Amasya elması arasındaki ilişki neyse bugün Turancılık denen şey ile Milliyetçilik arasındaki ilişki kabaca odur. Hayır, hepsi bir yana Orta Asya'daki mevzubahis ülkelerin hepsi diktatörlerce yönetiliyor. Bunların derdi ne Turancılık ne Milliyetçilik ne de Türklük. Diğer taraftan Turancılık, Türkçülük ve Milliyetçilik bu topraklarda yanına sürekli İslam eklenerek maksadından uzaklaşmış, kendi yarattıkları ütopyada dahi reel bir başarı elde edememiştir. O yüzden ben bu kavramları bugün önlerine "Ak" ekleyerek kullanıyorum. Bugün
@No Pasaran 'ın ifade ettiği şey Atatürk Milliyetçiliği değil, birtakım sözde milliyetçi tipler eliyle Aklaştırılmış Ak Milliyetçiliktir veya daha modern tabirle Neo Milliyetçiliktir. Bunun da derdi tasası Türklük değildir. İşte tam olarak bu sebeptendir ki bugün Azerbaycan'daki Turancılık ve Milliyetçilik ile bizdeki arasında siyah ve beyaz kadar fark vardır. Gerçi bunda bir sebep de bizim Turancılığı ithal etmiş olmamızdır. Neyse, bunlar ikircikli ve değerlendirmesi zor meseleler. Bugün kavramlar üzerinden konuşurken o kavramı hangi dönem üzerinden okuduğumuza dikkat etmek zorundayız. Aksi halde Altı Ok'un Milliyetçiliği ile Mhp'nin adındaki Milliyetçiliği aynı potada eritme gafletinde bulunup çıkışı olmayan sokaklara gireriz.
Konuya cevap yazasım yoktu, lakin onca yazdığın şeye cevap yazmamak sana karşı hoş bir tutum olmazdı. Nihayetinde şurada yazılanları anlamaya çalışarak cevap veren nadir kişilerdensin. O nedenle öncelikle seni selamlayarak giriş yapayım Glu.
Kavramlar ona yüklenen anlamlarla bir şeyler ifade eder. Elbette sizin kafanızdaki milliyetçi kavram ile herhangi bir kişinin kafasında tasnif ettiği kavram fark edebilir. Siz kendiniz için uygun olan tanımın ''Atatürk milliyetçiliği'' olduğunu söyleyebilirsiniz, içeriğini de ona göre doldurursunuz. Bu olağan. Lakin ben ele alırken kimin ne anladığını bilemeyeceğimden egemen olan, ülke siyasetinde yaygın ve baskın olan ve yaklaşık 80'den bu yana bu ülkeye ipotek koymuş ideolojiyi ele alabilirim. Bu ülkede 50 yıldan fazladır milliyetçilik bir devlet doktrini olarak topluma sindirilmiştir. Buna kimsenin itiraz edeceğini zannetmiyorum. Yıllar içerisinde islamla sentezlenen bu ideoloji, yakın zamanda damat tarafından ''kızılelma'' olarak ticari bir ürün haline kadar geldi. Turan, kızılelma, soydaşlar vs gibi kavramlar yakın tarihimizde siyasi literatürde sıkça kullanıldı ve kullanılıyor. Hatta az bulunmuş olmalı ki yeni bir sürü parti daha kuruldu. İktidar bir tarafa dursun, ortağı da kendisini milliyetçi olarak tanımlıyor, muhalefet olarak kendisini kodlayan ve şu an hapiste olan zat da öyle kodluyor. Yani iktidarından muhalefetine her kademede bu doktrin var. Ve bu doktrinlerin hepsinin bir yerinde yukarıda söz ettiğim unsurları barındırıyor. Bunun yansımasını da toplumda görüyoruz. Sosyal medyayı söylemeye gerek yok sanırım, bu ideolojinin özellikle kendisini seküler olarak tanımlayan Z kuşağı tarafından da yaygın olmaya başladığını kendim gözlemliyorum. Binali Yıldırım ''aksakal'' seçildi birkaç yıl önce, birkaç ay öncesinde transfer ettikleri Kürşad Zorlu Türk devletleri ile ilişkiler başkanı gibi bir kuruma atandı. Her birinde Türk devletleri arasında ne kadar büyük bir yerimiz olduğu vs propaganda edildi en resmi ağızlardan. Soydaşlık vurgusu yapıldı. Hal durum buyken ''ne oldu tırrekler hani turan, hani Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktu'' babında yazmam bence tutarsız değil. Çünkü dediğim gibi, nereden bakarsak bakalım bu ülkenin egemen siyasetinin/ideolojisinin en önemli unsurlarından biri olan milliyetçilik dönem dönem kendisini turan, kızılelma, soydaşlık, saf Türklük vs ile cisimlendiriyor. Kaldı ki konu sıradan bir konu, eleştirisi yapılan bir konu da değil. Türkiye için kırmızı çizgi/fay hattı diyebileceğimiz bir mesele. Türkiye bu yolda bedel ödedi, can verdi, bilmeyenler vardır belki ambargolarla, siyasi krizleri diyet olarak verdi, iktidarlarını devirdi, feda etti.. Geçmişi bırakalım bir yana, bir kaç yıl öncesine kadar deniz yetki anlaşmalarıyla geleceğe yönelik bazı manevralarda bulundu ve burada meşruluk sağlayan en önemli zeminlerden biri de KKTC'nin varlığıydı. Yani daha da uzatılabilir belki ama söylemek istediğim şey bu kadar önem arz eden bir konuda güzellemesi yapılan ülkeler tarafında ''işgalci'' kabul ediliyorsun. Açıkçası bana bile inanılmaz geliyor. Bu söylemimin birinci bağlamı.
İkincisi ise yukarıdaki söylediğime paralel olarak iktidarın bu paradigma ile toplumu konsolide ettiği, toplumsal muhalefeti sömürdüğü, etkisi altına aldığı ve bunun bir sonucu olarak yönetebilme ehliyeti kazandığı. Evet, iktidar yönetebiliyor. Bu doktrin de islamcılık kadar önemli işlev görüyor. Herhangi bir krizde ihtiyaç duyarsa eğer sağdan sola, soldan sağa ister muhalefet, ister yandaş kim varsa hizaya çekebiliyor. Toplumsal eşitsizliklerin üzerini bununla örtebiliyor. Arka taraftan kervan yürürken toplumda cambaz olarak bu filmi oynatabiliyor sıkça. Bu topluma giydirilmiş deli gömleği derken bunu kastediyorum.
Söyleyeceklerim bunlar. Foruma ara ara bakıp kopyala yapıştır haber paylaşmaktan, 3-5 trollük edip çıkmaktan öte çok zaman ayıramıyorum. O nedenle olur da cevapsız bırakırsam kusura bakma. Selamlar.