Truth is a pathless land

Konu sahibi son olarak 11 gün önce görüldü
Ertelemek yaşamın mayasını kaçırır.
Sonraya ertelenen ne varsa ruhunu, kokusunu, tazeliğini, öz suyunu yitirir.
Söylenmeyen sözlerde zaman aşımına uğrar diyelim mi biz ona? .p
 
Bir şeye özlem duydum mu, ne yaparım bilir misin?
Bir daha hatırlamayacak kadar bıkıp da kurtulmak için yerim, yerim..
Ya da tiksintiyle hatırlamak için.
Bak bir zamanlar çocukken, kirazlara karşı anlatılmaz bir tutkum vardı.
Param olmadığı için azar azar alıyor, yiyor, yine istiyordum.
Günün baktım ki kirazlar bana istediklerini yaptırıyorlar ne plan kurdum.
Bir bahçeye gidip bir sepet dolusu kiraz satın aldım.
Bir çukurun içine oturup başladım yemeye.
Yedim, yedim, şiştim, midem bulandı, kustum.
Kustum.
O zamandan beri de kirazlardan kurtuldum.
Bir daha gözüme görünmelerini bile istemedim.
Özgür oldum.
Artık kirazlara bakıp şöyle diyordum size ihtiyacım yok!
Şarap için aynı şeyi yaptım, sigara için de.
Hala içiyorum ama, istediğim anda harp diye bıçakla keser gibi kesiyorum.
Tutku bana egemen olamamıştır.
 
Tatlışıma; düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme.
Çık gel adam.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
 
Birinin yalan söylemesine değil de yalan söylerken yakalanacak kadar salak bir insanın beni kandırmaya çalışmasına kızıyorum.
 
İnsanlar bir şeyi bilmemeye dayanamazlar.
Özellikle de erkekler.
Her dağa tırmanmak her yerin haritasını çıkarmak isterler.
Her şeyi etiketlemek.
Her ağaca işerler sonra bir daha aramazlar.
 
Seni tabir edebileceğim bir kelime, cümle yok.
Ben tabir etsem sen istesen de olmaz.
Olamazsın.
Gerzekler bir şey olamaz.
Olamayacaksın.
Belki biraz çabalaya bilirsin.
Hepsi bu.
 
Hatırlıyor musun, güneşli günlerde sana akın akın koşanlar güz gelince bir bir terk etmeye başlıyorlardı seni.
Kış iyice bastırınca da hiç kimseyi bulamıyordun yanında.
Gururun seni yalnız bırakıyordu ve o kuru gururun yüzünden ağlayamıyordun bile.
Bahardaki övgüler seni ne kadar yükseltmişse, sonbahardaki düşüşün de o denli yüksekten oluyordu.
Havanın değişmesi yerle bir ediveriyordu seni.
Üzgünüm dostum ama, sana tutkuyla bağlananlar bir gün seni terk edecekler.
Çünkü onlar sana değil, kendi tutkularına tapıyorlar yalnızca.
Ve bir gün gelecek, o tutkuları başka bir tanrıça bulacak.
Senden daha güzel, daha güçlü, daha yüce bir tanrıça!
İşte o zaman sen unutulacaksın.
Kendini onların övgüleriyle var ettiğin için de, unutulduğun zaman yok olup gideceksin.
 
O benim gözlerime
niye öyle
neden öyle
hangi öyle
nasıl öyle bakmıştı ki,
ben sağ elimle kalbimi yoklamıştım.
 
Kusur, benim imzamdır.
Bir ismim olduğu sürece bir kusurum da olacak.
Ve olmalı.
 
En büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun.
Dünyadan haberi olmayan tüm geri zekalılar gibi.
 
Yerli rehber daha fazla ilerlemek istemiyor.
Sıkılırsam belki uğrarım yine. .p
 
tumblr_lrbkapOZhK1r20cx0o1_500.jpg
 
Aşkın konusu güzelliktir ve insan evrenin en güzel nesnesi olduğu için dışarıda aradığı bu güzelliğin örneğini kendi içinde bulması gerekir.
Bu itibarla insan ancak kendisine benzeyeni ve olabildiği kadar kendisine yakışanı sever.
Aşktan söz ede ede insan aşık olur.
Bahsetme demiyorum, sen yine bahset fakat bana karşı değil.
 
Baktığın, sadece gördüğün ya da gördüğünü sandığın kadarıdır. Hepsi bu...
 
10351738_1473192562926626_7229842486994921894_n.jpg


Nereye gittiğinizi bilmiyorum, neden bu kadar güzel güldüğünüzü de. Bana kalsa, bir filmin son karesi yaparım sizi.

Alıntı

1964, Portekiz
 
Biraz gizemli, biraz şiirli bir şey göster insanlara; unuttukları, gömdükleri duyguları, duyarlıkları, içlilikleri biraz kışkırt; ne zamandır geride bıraktıklarına inandıkları birtakım çocukluk korkularını, kaygılarını, çekingenliklerini karıştırıp bulandır; ondan sonra da istediğini yaptır onlara.
 
Geri