Toryum Nükleer Reaktör

  • Kullanıcı İnanna
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Çevre ve Hayvan Hakları
Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Türkiye'de "Nükleer Enerji Santralleri" nin yeşil enerji mi değil mi, güvenlik açısından durumları hala tartışılmaya devam ederken, dünyada yaşanan enerji krizi sebebiyle yerli enerjinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Nükleer enerji santrallerinin kendimce iki olumsuz tarafı olduğunu, bu durumların düzeltilmesi halinde sayılarının artırılması gerektiğini savunuyorum.
Bu durumlar;

1. Nükleer Enerji sektöründe öncü olan Rusya ve Japonya, reaktör yapımları ve işletilmesi konusunda bilgi gizliliğine önem vererek paylaşım yapmamaktadır. Bu nedenle ülkelere reaktör kurulumu ve işletilme aşaması kendileri tarafından yapılmakta ve yapılan sözleşmelerde söz hakkının %51'lik kısmı bu ülkelere ait olmaktadır. Bu durum her ne kadar ülke topraklarımızda üretilen enerji olsa da "yerli enerji" olmadığının kanıtıdır, yapılan sözleşmelerin tekrar gözden geçirilmesi, ulusal güvenlik ve güncel piyasa koşullarının dikkate alınması gerekir.

2. Kullanılan radyoaktif madde (uranyum) sebebiyle oluşturduğu risk faktörü ve soğutma amacıyla kullanılan su miktarı. (Örn: Chernobyl faciası )

Bu maddeler göz önüne alınınca nükleer santrallerde kullanılan "uranyum-235" izotopu yerine, "toryum" un kullanılması gündeme gelmiştir. Toryumlu yakıt denemeleri 1960 yıllarının ortalarında başlamış olmasına rağmen güç reaktörlerinde kullanılmasına 1976 yılında başlanmıştır. Normal şartlarda toryum tek başına nükleer yakıt olarak kullanılamaz. Fertil bir izotop olan Th-232'nin bir öntron yutarak fisyon yapabilen bir izotop olan U-233'e dönüştürülmesi gerekir.

Toryum Avantajları;
* Toryum, radyoaktif özelliği nedeni ile önemli bir enerji kaynağıdır. Nükleer reaktörler arasında daha çevreci kimliğe sahip bir yakıttır. Uranyum ile kıyaslandığında doğaya daha az zarar verir. Yakıt döngüsünde uranyumdan daha az plütonyum ve trans uranyum elementleri üretir. Bu nedenle nükleer yakıt olarak uranyumun yerini alabilecek niteliktedir.
* Türkiye kendine ebediyen yetecek bir toryum rezervine sahip. Dünya toryum rezervi toplam bir milyon 780 bin tondur. BUNUN 790 BİN TONU TÜRKİYE'DEDİR. Bir kg toryumdan elde edilecek enerjinin 200 kg uranyumdan elde edilecek enerjiye eşit olduğu savunulmaktadır.
* Toryum nükleer tip reaktörlerin su yollarının yakınında inşa edilmesine gerek yok, çünkü erimiş tuzların kendileri reaktörlerini soğutmak için çok büyük miktarda suya ihtiyaç duyan geleneksel uranyum santrallerinin aksine bir soğutucu görevi görüyor. Kısaca su yataklarımızı da etkilemeyecek.
* Türkiye'nin yerli enerjiye geçişini hızlandıracak bir sistem olacak.

Bu konu hakkında çok değerli çalışmalar yapan Engin Arık ve ekibini unutmamak gerekir. 2007 yılında yaşadıkları uçak kazasıyla hayatını kaybeden, değerli Bilim İnsanı Engin Arık ve ekibini rahmetle hatırlayarak şu video ile bitirelim konuyu.

 
Ekleme;

Son zamanlarda, Çin sürece öncülük ediyor. 2011 yılında hükümeti, Gansu eyaletindeki Wuwei çöl şehrinde bir toryum erimiş tuz reaktörü planlarını onaylamış ve bilim adamlarına onu çalıştıracak teknolojiyi geliştirme görevini vermişti. South China Morning Post tarafından bildirildiği üzere, iki megavatlık prototip reaktörün inşaatı tamamlanmak üzere 2030 yılında aktfi bir şekilde faaliyete başlanacağı söyleniyor.

Büyük bir merakla takip ediyoruz.
 
+
Nükleer Enerji Santrallerinin en büyük konularından biri de üretim sonucu ortaya çıkan atıkları.
Radyoaktif özellikte olan bu atıklar TAEK tarafından yayınlanan yönetmelik gereğince, uygun şartlar sağlanarak gömülmesi gerekmekte ancak yapılan sözleşmelerde hangi ülkeden temin edildi ise radyoaktif maddenin atığınında oraya gönderilmesi gerekmektedir. Bu durumda Türkiye gibi ülkeler için büyük bir maliyet yarattığından bu tehlikeli atıklar konusuda büyük bir sorun oluşturacaktır.
 
Akkuyu gibi riskini bizim aldığımız, teknolojisini hiçbir şekilde bilmediğimiz ve enerjide Rusya’ya bağımlılığımızı %50 den de fazla artıracak olan bu ithal projeden sonra “toryum” reaktörlerinin ciddi şekilde araştırılması bununla alakalı araştırma enstitülerin kurulması çok önemli.
 
Şimdiye kadar kaç Toryum Santrali faaliyete geçmiş? Verimlilikleri nasıl değerlendiriliyor?
 
ABD, Almanya gibi ülkelerde de çalışmalar var. Toryum yatakları bakımından zengin olan ülkemiz için çok önemli bir enerji stratejisi.
Çalışmalar başarılı olursa ve bize de satarlarsa, mutlaka düşünülür. Ama batılı dostlarımız bize sattıklarını ödeme yapılmış olmasına rağmen teslim etmiyorlar. AVACS, Patriot, F35, en bilinen örnekler.
 
Çalışmalar başarılı olursa ve bize de satarlarsa, mutlaka düşünülür. Ama batılı dostlarımız bize sattıklarını ödeme yapılmış olmasına rağmen teslim etmiyorlar. AVACS, Patriot, F35, en bilinen örnekler.
Şöyle de bir örnek var mesela :) Rosatom firması dünyanın birçok ülkesinde (Çin, Belarus, Mısır gibi) nükleer santraller kuruyor ama ilk defa Türkiye’de yap-sahip ol-işlet modelini uyguluyor ve ülkemizde buna izin veriyor. :)
 
Çalışmalar başarılı olursa ve bize de satarlarsa, mutlaka düşünülür. Ama batılı dostlarımız bize sattıklarını ödeme yapılmış olmasına rağmen teslim etmiyorlar. AVACS, Patriot, F35, en bilinen örnekler.
Sağlam bir hükümet, her şekilde öttüre öttüre alır. Ama göbekten bağlı ve bir sürü açığın varsa kös kös oturursun. Büyük devlet olmanın ilk kuralı da zaten budur. Ayrıca alternatif silahları deneyecek kadar da cesur olman gerekir.
Şöyle de bir örnek var mesela :) Rosatom firması dünyanın birçok ülkesinde (Çin, Belarus, Mısır gibi) nükleer santraller kuruyor ama ilk defa Türkiye’de yap-sahip ol-işlet modelini uyguluyor ve ülkemizde buna izin veriyor. :)
Türkiye'nin en büyük problemi zaten know-how ithal edememesi. Bunu başardığımız gün çok şey değişecektir. 20 yıl önce Çin ile dalga geçiyorlardı, aile boyu üretim hattı ülkesi diye. Şimdi adamlar tek başına üretim zincirinin tepesine oturdular. (Kendi halkını köleleştirdi ayrı dava). Ülkemizdeki iş adamları da, kalkıp AR-GE ve know-how üzerine çalışmak yerine çakallık peşinde olduklarından hiç ama hiç gelişemiyoruz.
 
Yakın gelecekte bir hayal. Şu anki zihniyetle mümkünatı yok. O aşamaya gelebilmek için aşılması gereken bir sürü adım var ve biz bunların en temel olanlarını bile yapamıyoruz. Hayal kurmayın demem asla, insan her şeyden önce hayal eder. Lakin kurduğunuz hayalin gerçeklik ile bağını da tutarlı bir şekilde kurmak gerekir.

Konuyla ilişkili olarak yıllar önce Akkuyu’ya dair bir makale yazmıştım. Dileyen ona da bakabilir;

Akkuyu Nükleer Santrali Üzerine
 
Sağlam bir hükümet, her şekilde öttüre öttüre alır. Ama göbekten bağlı ve bir sürü açığın varsa kös kös oturursun. Büyük devlet olmanın ilk kuralı da zaten budur. Ayrıca alternatif silahları deneyecek kadar da cesur olman gerekir.

Türkiye'nin en büyük problemi zaten know-how ithal edememesi. Bunu başardığımız gün çok şey değişecektir. 20 yıl önce Çin ile dalga geçiyorlardı, aile boyu üretim hattı ülkesi diye. Şimdi adamlar tek başına üretim zincirinin tepesine oturdular. (Kendi halkını köleleştirdi ayrı dava). Ülkemizdeki iş adamları da, kalkıp AR-GE ve know-how üzerine çalışmak yerine çakallık peşinde olduklarından hiç ama hiç gelişemiyoruz.
Sağlam bir hükümet kendi yaptırır, bizim yaptığımız gibi. Güdümlü adaylar da "biz onları hangara kaldıracağız geldiğimizde" der. Ve gelemeyecekler. Haftaya güle güle diyeceğiz o zaata.
 
Yakın gelecekte bir hayal. Şu anki zihniyetle mümkünatı yok. O aşamaya gelebilmek için aşılması gereken bir sürü adım var ve biz bunların en temel olanlarını bile yapamıyoruz. Hayal kurmayın demem asla, insan her şeyden önce hayal eder. Lakin kurduğunuz hayalin gerçeklik ile bağını da tutarlı bir şekilde kurmak gerekir.

Konuyla ilişkili olarak yıllar önce Akkuyu’ya dair bir makale yazmıştım. Dileyen ona da bakabilir;

Akkuyu Nükleer Santrali Üzerine
Makalenizi inceleyeceğim.
 
Geri