İnanna
Altın Üye
-
- Katılım
- Mayıs 11, 2019
-
- Mesajlar
- 13,765
-
- Tepkime puanı
- 10,797
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Ankara
Türkiye'de "Nükleer Enerji Santralleri" nin yeşil enerji mi değil mi, güvenlik açısından durumları hala tartışılmaya devam ederken, dünyada yaşanan enerji krizi sebebiyle yerli enerjinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Nükleer enerji santrallerinin kendimce iki olumsuz tarafı olduğunu, bu durumların düzeltilmesi halinde sayılarının artırılması gerektiğini savunuyorum.
Bu durumlar;
1. Nükleer Enerji sektöründe öncü olan Rusya ve Japonya, reaktör yapımları ve işletilmesi konusunda bilgi gizliliğine önem vererek paylaşım yapmamaktadır. Bu nedenle ülkelere reaktör kurulumu ve işletilme aşaması kendileri tarafından yapılmakta ve yapılan sözleşmelerde söz hakkının %51'lik kısmı bu ülkelere ait olmaktadır. Bu durum her ne kadar ülke topraklarımızda üretilen enerji olsa da "yerli enerji" olmadığının kanıtıdır, yapılan sözleşmelerin tekrar gözden geçirilmesi, ulusal güvenlik ve güncel piyasa koşullarının dikkate alınması gerekir.
2. Kullanılan radyoaktif madde (uranyum) sebebiyle oluşturduğu risk faktörü ve soğutma amacıyla kullanılan su miktarı. (Örn: Chernobyl faciası )
Bu maddeler göz önüne alınınca nükleer santrallerde kullanılan "uranyum-235" izotopu yerine, "toryum" un kullanılması gündeme gelmiştir. Toryumlu yakıt denemeleri 1960 yıllarının ortalarında başlamış olmasına rağmen güç reaktörlerinde kullanılmasına 1976 yılında başlanmıştır. Normal şartlarda toryum tek başına nükleer yakıt olarak kullanılamaz. Fertil bir izotop olan Th-232'nin bir öntron yutarak fisyon yapabilen bir izotop olan U-233'e dönüştürülmesi gerekir.
Toryum Avantajları;
* Toryum, radyoaktif özelliği nedeni ile önemli bir enerji kaynağıdır. Nükleer reaktörler arasında daha çevreci kimliğe sahip bir yakıttır. Uranyum ile kıyaslandığında doğaya daha az zarar verir. Yakıt döngüsünde uranyumdan daha az plütonyum ve trans uranyum elementleri üretir. Bu nedenle nükleer yakıt olarak uranyumun yerini alabilecek niteliktedir.
* Türkiye kendine ebediyen yetecek bir toryum rezervine sahip. Dünya toryum rezervi toplam bir milyon 780 bin tondur. BUNUN 790 BİN TONU TÜRKİYE'DEDİR. Bir kg toryumdan elde edilecek enerjinin 200 kg uranyumdan elde edilecek enerjiye eşit olduğu savunulmaktadır.
* Toryum nükleer tip reaktörlerin su yollarının yakınında inşa edilmesine gerek yok, çünkü erimiş tuzların kendileri reaktörlerini soğutmak için çok büyük miktarda suya ihtiyaç duyan geleneksel uranyum santrallerinin aksine bir soğutucu görevi görüyor. Kısaca su yataklarımızı da etkilemeyecek.
* Türkiye'nin yerli enerjiye geçişini hızlandıracak bir sistem olacak.
Bu konu hakkında çok değerli çalışmalar yapan Engin Arık ve ekibini unutmamak gerekir. 2007 yılında yaşadıkları uçak kazasıyla hayatını kaybeden, değerli Bilim İnsanı Engin Arık ve ekibini rahmetle hatırlayarak şu video ile bitirelim konuyu.
Bu durumlar;
1. Nükleer Enerji sektöründe öncü olan Rusya ve Japonya, reaktör yapımları ve işletilmesi konusunda bilgi gizliliğine önem vererek paylaşım yapmamaktadır. Bu nedenle ülkelere reaktör kurulumu ve işletilme aşaması kendileri tarafından yapılmakta ve yapılan sözleşmelerde söz hakkının %51'lik kısmı bu ülkelere ait olmaktadır. Bu durum her ne kadar ülke topraklarımızda üretilen enerji olsa da "yerli enerji" olmadığının kanıtıdır, yapılan sözleşmelerin tekrar gözden geçirilmesi, ulusal güvenlik ve güncel piyasa koşullarının dikkate alınması gerekir.
2. Kullanılan radyoaktif madde (uranyum) sebebiyle oluşturduğu risk faktörü ve soğutma amacıyla kullanılan su miktarı. (Örn: Chernobyl faciası )
Bu maddeler göz önüne alınınca nükleer santrallerde kullanılan "uranyum-235" izotopu yerine, "toryum" un kullanılması gündeme gelmiştir. Toryumlu yakıt denemeleri 1960 yıllarının ortalarında başlamış olmasına rağmen güç reaktörlerinde kullanılmasına 1976 yılında başlanmıştır. Normal şartlarda toryum tek başına nükleer yakıt olarak kullanılamaz. Fertil bir izotop olan Th-232'nin bir öntron yutarak fisyon yapabilen bir izotop olan U-233'e dönüştürülmesi gerekir.
Toryum Avantajları;
* Toryum, radyoaktif özelliği nedeni ile önemli bir enerji kaynağıdır. Nükleer reaktörler arasında daha çevreci kimliğe sahip bir yakıttır. Uranyum ile kıyaslandığında doğaya daha az zarar verir. Yakıt döngüsünde uranyumdan daha az plütonyum ve trans uranyum elementleri üretir. Bu nedenle nükleer yakıt olarak uranyumun yerini alabilecek niteliktedir.
* Türkiye kendine ebediyen yetecek bir toryum rezervine sahip. Dünya toryum rezervi toplam bir milyon 780 bin tondur. BUNUN 790 BİN TONU TÜRKİYE'DEDİR. Bir kg toryumdan elde edilecek enerjinin 200 kg uranyumdan elde edilecek enerjiye eşit olduğu savunulmaktadır.
* Toryum nükleer tip reaktörlerin su yollarının yakınında inşa edilmesine gerek yok, çünkü erimiş tuzların kendileri reaktörlerini soğutmak için çok büyük miktarda suya ihtiyaç duyan geleneksel uranyum santrallerinin aksine bir soğutucu görevi görüyor. Kısaca su yataklarımızı da etkilemeyecek.
* Türkiye'nin yerli enerjiye geçişini hızlandıracak bir sistem olacak.
Bu konu hakkında çok değerli çalışmalar yapan Engin Arık ve ekibini unutmamak gerekir. 2007 yılında yaşadıkları uçak kazasıyla hayatını kaybeden, değerli Bilim İnsanı Engin Arık ve ekibini rahmetle hatırlayarak şu video ile bitirelim konuyu.